Eve geldiğimizde arabadan inerken kimse birbirine bakmadı. Sadece Akif, Halil İbrahim’e yardımcı oldu. Başım önde, bahçe kapısını onlar için açık tuttuğumda bile yüzüme bakmadıklarından içimde inanılmaz bir korku açığa çıktı. Şu an herkesin aklının fazla dolu olduğunu ve benim psikolojik durumum için endişelenemeyeceklerini bilsem de tedirginliğimi engellemenin herhangi bir yolunu bulamıyordum. Kapıyı bize açan Tuğrul, iki elini havaya kaldırdı. ‘‘Allah’ım çok şükür!’’ dediğinde birbirlerine baktılar anlamsızca. ‘‘Geç dayıoğlu geç, iyi misin sen?’’ dedi. Halil İbrahim, yarasını tutmaya devam ediyordu. ‘‘İyiyim,’’ dedikten sonra ayakkabılarını çıkarıp yürüdü. Sorgusuzca peşlerine takıldım. Salondan içeri girdiğimizde Canan Hanım, tekli koltuktaydı. İpek ayakta, salonun içinde volta atıyor

