Savcıyla yaptığım konuşma sonrası aklım ve kalbim bir savaşın içine düşmüştü. Zihnimin derinlerinden gelen zayıf bir ses her şeyi aynı on yaşında gömdüğüm gibi gömüp kaçıp gitmek istiyordu. Hiç tanımadığım insanlarla dolu bir şehirde, aklı dengesi bozuk etiketi yemeden, başkalarının işaret parmağıyla gösterip acıdığı o kız olmadan yaşamayı tercih edebileceğimi söylüyordu. Kalbim ise bambaşka duygularla doluydu. Halil İbrahim vardı o hislerin derinlerinde. Beni bulmaya çalışan, benden vazgeçmeyen, kendi hayatını hiç düşünmeden bizim için feda edebilecek abim vardı. Alp vardı apayrı bir yerde. Beni ilk gördüğü günden beri koruyup kollayan, hislerimizi birbirimize açıkladığımız gün evleneceğimizi söyleyen ve yanında uyuduğum ilk adam. Gülendam abla vardı, çocuğu benim annemin ailesi yüzünden

