Hıçkırıklara dönen sinir krizimi sakinleştirebilmek için derin nefesler aldım. Elimle yüzümü temizledim hızla. “Ne… Ne teyzesi?” derken Eyüp abiye baktım. Hayatımdan bihaberdim ve artık tahammülüm kalmamıştı. Eyüp abi dirseklerini masaya dayadı, ellerini yüzüne kapattı. “Şerefsizler,” dedi öfkeyle. “Şimdi gidip hepsimi gebertmek var ya. Neyse.” “Eyüp abi!” diye patladım. “Bildiğin her şeyi anlat artık. Yeter, ben kafayı yemek üzereyim bak! Annem kimsesiz değil mi benim?” Eyüp abi başını kaldırdı. Bana değil, Halil İbrahim’e döndü yavaşça. “Leyla’ya bakabilecek birisi var mı? Gülendam’da gelsin. Bu onu da ilgilendiren baya uzun bir konu.” Benim hayatım ve buradaki insanların hayatı iç içe geçmişti iyice. Boka sarıyordu her şey. Şakaklarıma bastırdım iki elimle, tüm gücümü uygularken.

