ON ÜÇ YIL ÖNCE “Anne,” dedim oturduğum masadan kalkarken. Yine elektrikler gitmişti, ödevim yarım kalacaktı. “Anne,” diye seslendim korkum gitgide büyürken. Karanlığı sevmiyordum. “Geliyorum bir tanem.” Mumun zayıf ışıltısı koridora vurunca hevesle çırptım ellerimi. Salona girdi annem. Küçük adımlarla geldi, yere yanıma oturdu. Çay tabağına diktiği mumu yer sofrasının üstüne koydu. “Anne bak,” dedim. “Çarpma tablosunda altıları ezberledim.” Dudakları iki yana kıvrıldı. “Aferin benim akıllı kızıma,” derken başımın tepesine öpücük kondurdu. “Babam gelince ona sayayım mı?” dediğimde gülümsemesi yavaş yavaş soldu. “Sayarsın tabii,” derken gözlerini kaçırdı. “Belki o gelene kadar yedileri bile ezberlerim.” “Ezberlersin akıllı kızım.” “Anne,” dedim onun gözlerine bakarak. “O zaman

