Uykumdan şaşırtıcı şekilde hiç kabus görmeden uyandım. Kabul etmek istemesem de bilinçaltım güvende hissediyordu, onun yanında. Yıllarca beni koruyacağına inandığım bir adamdı neticede. Ben her şeyi silsem bilinçaltı laneti silmiyordu işte. Ona bakarken içimde kabaran duygu sadece öfke değildi artık. Halil İbrahim oturur pozisyonda, tek eli benim başımın yanında, kafasını duvara yaslamış şekilde uyuyordu. Üstünde örtü yoktu, dün geceki kıyafetleri kırışmıştı. Kendime gelmeye çalışırken omzuna uzandım. Hafif dokunuşumla bile sıçradı olduğu yerde. “Hüma!” deyip adımı söylediğinde utandım istemsizce. “Günaydın,” dedim bakışlarımı kaçırırken. “Tutulmuşsundur burada, odana geç istersen.” “Günaydın,” diye cevap verirken elleriyle gözlerini ovuşturdu. “Uyumamıştım aslında, içim geçmiş.” “Bü

