EFSUN Saçlarıma sardığım ıslak havluyu usulca çekip sandalyenin üzerine bıraktım. Hafif bir buhar hâlâ tenimde gezinirken, bavuldan çıkardığım siyah iç çamaşırlarını üzerime geçirdim. Soğuk kumaşın tenime değmesiyle ürperdim. Parmaklarımı saçlarımın arasına daldırıp hafifçe karıştırdım, dağınıklığın verdiği özgürlük hoşuma gitmişti. Başımı yavaşça çevirdiğimde, gözlerim Miran’ın çıplak bedenine takıldı. Yüzüstü uzanmıştı. Geceden arta kalan yorgunlukla derin bir uykuya dalmıştı. Göğsü ağır ağır inip kalkıyor, dudaklarının arasından çıkan nefes sesi neredeyse bir melodi gibi odada yankılanıyordu. Uyku yüzünü biraz şişirmişti; yanakları çocuksu bir masumiyetle doluydu. O haliyle bile içimi titreten bir güzelliği vardı. Dudaklarım istemsizce yukarı kıvrıldı. Gece boyunca yaşadıklarım

