Kelepçeden kurtulmanın verdiği mutlulukla, sorgu odasına ne amaçla gitmem gerektiğini düşünmek arasında kaldım. Bu adam tam bir akıl tutulması… “Bacağım bu haldeyken sorgu odasına gitmemi mi bekliyor gerçekten?” “Alçin tekerlekli sandalyede götürelim istersen?” Doruğa gerek olmadığını söyleyerek yavaşça ayağa kalktım. Zaten doktorda, bir kaç güne toparlanacağımı söylemişti. Doruk koluma girerek, sözde sorgu odasına kadar eşlik etti. Bu hâlde ne yapmış olabilirim ki? İçeri girdiğimde, bir masa ve iki sandalyeden ibaret sade, gri bir oda karşıladı beni. Soğuk havası içime karaltı gibi çöktü. Ağır adımlarla sandalyeye oturdum, sonra da o meşhur “beyefendiyi” beklemeye başladım. Birkaç dakika sonra kapı açıldı. Önce sert havası, sonra kendisi girdi içeri. İfadesini bozmadan, elleri ceb

