Sis, Elena’nın etrafında dalgalanıyor, her nefesinde biraz daha içini yakıyordu. Hava ağırdı; rüzgâr bile sessizdi burada. Karşısında duran gölge, onun her hareketini taklit edercesine adım atıyor, gözlerindeki parıltıyla Elena’nın derinliklerine iniyordu. Yüz yüze geldiklerinde artık emin olmuştu: bu o değildi… ama bir şekilde ondan parçaydı. “Elena…” Sesi yankılandığında sanki binlerce yankı aynı anda konuştu. “Sen neden geri dönmeye çalışıyorsun?” Elena yutkundu. “Orada biri var. O hâlâ beni duyabiliyor.” “Kael,” dedi gölge, başını yana eğerek. “O, seni seviyor. Ama sevgi her zaman kurtarmaz, bazen batırır. Kael seni kurtarmaya çalıştıkça bu bağ güçleniyor. Ve bu bağ… dengeyi bozacak.” Elena bir adım yaklaştı. “O bana söz verdi. Beni bulacağını söyledi.” Gölge alayla gülümsedi.

