Gökyüzü karanlığını tamamen geri kazanmıştı; yıldızlar Elena’nın kalp atışına eşlik eden o ritmik yanıp sönmeyi çoktan bırakmıştı. Orman, onun kayboluşundan sonra sessizliğe gömülmüş gibi görünüyordu, fakat Kael bu sessizliğin altında bir şeylerin kıpırdadığını hissediyordu. Arden, sönmüş kamp ateşinin başında oturmuş haritayı inceliyordu. Ama haritanın üzerinde işaretli yollar artık bir anlam taşımıyordu; Elena olmadan bu toprak bambaşka bir görünüme bürünmüştü. Kael, elindeki kolyeyi—Elena’nın kardeşinden kalan son hatırayı—yavaşça parmaklarının arasında çeviriyordu. “Burada olmayacaktı,” dedi Arden, başını kaldırmadan. “Eğer gerçekten başka bir boyuta geçtiyse… iz sürmek imkânsız.” Kael derin bir nefes aldı. “İmkânsız diye bir şey kalmadı artık, Arden. Elena hem yarığı kapattı hem de

