Vermişti işte her şey buraya kadardı şu an kendimi alınıp satılan bir mal gibi hissediyorum. Babam o kadar keyifli ki beni verirken nasıl anlaştığını düşünemiyorum bile. Bana fikrimi bile sormamıştı dudaklarım aralanmış öylece bakarken o ana kadar hissedemediğim duygular çıktı ortaya. Ben istemiyorum, ben bu evden gitmek istemiyorum Allah’ım lütfen ben burayı seviyorum, babam ne kadar kötü de olsa ben seviyorum lütfen. Herkes ayağa kalkmıştı ama ben ağlıyordum sessizce bana baktıklarını hissediyorum ama tepki veremiyorum. Nilay tekrar koluma dokunarak bana ayağa kalkmam da yardımcı oldu yine de konuşmadım, ben hiçbir zaman konuşmamıştım ki. Babam keyifle Murat amcanın ceketinin iç cebinden çıkardığı nişan yüzüklerine bakıyordu, Raşit öfkeliydi, Samet de öyle zira gözleri ben hariç her yerde idi ama bana bakmıyordu bakmasın, bana haram olan gözlere bende bakmam. Allah bana helal kılmadığı gözleri istemem ben. Bu evliliği de istemiyorum işte, Murat amca bana bakıyordu, bir şeyler söyledi ama anlayamadım sonra Samet parmağını uzattı, Murat amca ilk onun parmaklarına taktı yüzüğü, kurdela ile bağlanan diğer yüzüğü bana uzattığında ben sağ elimi uzatamadım. Kullanamıyordum bu yüzden Sametin sağ benimse sol elimdeki parmağa taktılar. Robot gibiydim ben hariç herkes yönlendiriyordu beni, parmağıma yüzük takılırken bile Nilay’ın elimi kaldırması sayesinde takılmıştı bu kadardı an itibari ile nişanlanmıştım. Gözlerimden akan yaşlar etrafımdakiler tarafından mutluluk gözyaşları olarak algılanıyordu, herkes mutluydu Raşit ise öfkeden kudurmuştu ama belli etmiyordu. Samet babamın elini öptü sonra önümden geçti ama bakmadı bile bende bakmadım yere eğdim bakışlarımı, her zaman yaptığım gibi yine sadece rabbime sığındım. O an bakışlarımın odağına giren bir el ile kaldırdım başımı. Murat amca mutlulukla gülümseyerek elini uzatmış öpmem için bakıyordu bana. Ne yapacağım öpeceğim değil mi? tabii ki öpeceğim nişanlıyım o benim artık kayın pederim. Göz yaşlarım dondu o an akmadılar sebebi nedir rabbim. Ben donuk bir şekilde Murat amcanın elini öptüm sonra döndüm babama, ilk kez öpecektim elini hiçbir bayramda elini öptürmezdi bana, kim karısının katili olarak gördüğü kıza elini öptürsün ki derdi hep. Birkaç adım yaklaştım babama. Gözlerim kızarmıştı şu an eminim ama korkmadım çünkü duygularım bir anda yok oldu. Hissizleştim galiba şu an şok geçiriyorum bu yüzden bir şey hissedemiyorum. Babam baktı bana, sonra etrafa baktı Samet’e hemen uzattığı elini bana tereddüt ederek uzattı, öptüm ilk ve son kez öptüğüme eminim bu yüzden onunda ızdırabını artırmak istemedim geri çekildim ve aynı yerime oturdum, sol parmağıma baktım. Kurdeleli altın bir yüzük. Her genç kızın hayali benim gerçekliğimde böyle oluyor demek. Rabbim ben sana isyan etmem, sen benim için en doğru yolu çizersin ne olur bu hayırlı bir evlilik değilse sen beni bu yolda yürütme olur mu? Bu yüzük bana sevgi getirecekse kalsın ama ne olur bu güçsüz kulunu istenmeyen, sevilmeyen ki en eksik kaldığım duygu bu lütfen beni bununla imtihan etme. Ben sessizce içime kapanmışken Nilay’ın sesini duydum ağır ağır kaldırdım bakışlarımı, cesaret dolu bir şekilde konuşuyordu.
Nilay: “Bakın Murat amca, Gülsüm tanıdığınız hiçbir kıza benzemez, çok güzel, becerikli ve kalbi tertemiz bu yüzden oğlunuz sakın kızımızı üzmesin.”
O an kaybettiğimi sandığım gözyaşlarım geri geldi, babamdan beklediğim sahiplenmeyi arkadaşım üstlenmişti, Murat amca da gülüyordu, geldiğinden beri sadece gülümsüyordu, oğlu anlaşılan asla ona çekmemiş. Nilay’ın koluna girdim ve bakışlarımla teşekkür ettim o da bana güven verici bir şekilde gülümsedi. Teşekkür ederim rabbim bana bahşettiğin bu güzellikler için.
Murat Gümüşdağ: “Merak etme Nilay, artık Gülsüm benimde kızım, oğlumun onu üzmeyeceğinden emin olabilirsin.”
Yarım saat boyunca babamlar ve diğerleri sohbet ederken bende Nilayla getirdikleri tatlıları servis etmiştim ve Nilay’ın ailesi çağırdığı için gitmek zorunda kalmıştı kapıda onu yolcu ederken tam da kendisine yakışan bir şekilde teselli etmişti beni.
Nilay: “Kanka çocuk yakışıklı, zengin ay sende çok güzelsin bakarsın aşık olur ileride de güzel genlerinizle tatlı bebişleriniz olur. Asla üzülme bu iğrenç mahallede babanın seni ezmesinden kurtulmak için çok iyi bir fırsat Murat amca da çok iyiye benziyor ezdirmez de seni. Bak! Yine söylüyorum korkacağın bir şey yok eğer sevmezsen ayırırız çok iyi bir büyücü tanıyorum.”
Göz kırpıp, öpüp gitmişti çılgın dostum, onun gitmesini istemiyordum yalnız tedirgin olsam da bugün benim için yeterince fedakarlık yapmıştı. Sevdiği adam ile yemeğini iptal etmişti, kapıyı kapatıp tekrar oturma odasına geçecektim ama kapıda beklemek daha uygun, bu kadar erkeğin arasına girmek günah, Samet bana helal değil, o iğrenç Raşit’in öfkeli yüzünü de görmek istemiyorum, Murat amca ile göz göze geldim.
Murat Gümüşdağ: “Kızım neden orada duruyorsun ayakta gel otur yanımıza.”
“Yok Murat amca çok teşekkür ederim böylesi daha uygun.”
Murat amca alınmış gibi yaptı.
Murat Gümüşdağ: “bana artık baba de kızım bende senin bir babanım. Tamam o zaman Samet hadi sen nişanlın ile mutfağa geçte bir tanışın geldiğinden beri hiç konuşmadınız.”
Gözlerim irileşti, hayır, hayır uygun değil. Tam ağzımı açacaktım ki babam benden önce davrandı.
Cahit: “Tabii ki, hadi samet oğlum gidin bir tanışın.”
Dudaklarım aralanmış öylece babama bakarken babam ise bana eğer karşı çıkarsam gece beni döveceğini belirten bakışlar ile bakıyordu. Dudaklarımı içe doğru bastırdım. Samet babasının sözlerine koşulsuz itaat ederek önümden geçti, daha sesini bile duymamıştım hiç. Şaşkınca arkasından gitmek zorunda kaldım. Babamlar sohbetine devam ediyorlardı. Ev zaten küçüktü kapısı açık olan mutfağa girdi ve masadaki sandalyesine oturdu, arkasından girdiğimde çevreye bakındım. Samet bana haramdı şu an böyle bir ortamda yalnız olmamız uygun olmazdı ama anlaşılan Samet için böyle bir durum önemli değildi. Kaç saattir ettiği sessizlik yeminin bozarak tiksinti ile baktı bana bakışları sağ engelli elimde durdu ve sonra tekrar bana baktı. Yutkundum.
Samet Gümüşdağ: “Şunu aklına sok ben kusurlu, sakat bir kızla evlenmem.”
O an aktı gözyaşlarım ama cevap vermedim öylece kalbimin kırılışı ile dinledim devamını ama sol elim ile refleks olarak kapadım sağ elimin üzerini bu yaptığım hareket sonucu alayla gülümsedi.
Samet Gümüşdağ: “Böyle mi gizliyorsun sakatlığını. Hahahaaha, biliyor musun? Gizlemene gerek yok ellerin görünmese de yeterince çirkinsin zaten benim için.”
O an birkaç adım geriledim, sözler üzerime beton gibi yığılmıştı. Rabbim, rabbim lütfen bana yardım et.