3. Bölüm

1111 Kelimeler
Ne bir yol çalışmasına ne de bir çukura denk gelmişti Sevda. Sonraki seçimler için yollara bel bağlamıyorlardı demek ki. Etrafına bakındı, tabelaları okumaya çalıştı. Ne çok Türk vardı burada! Münih'i araştırırken öğrenmişti ama. Adım başı bir Türk diyorlardı. Daha adım atmamıştı fakat fark ediliyordu işte. Bir selamdan bir de camekâna yapıştırılan, pilav üstü kuru yazısından...  "Hanımlar siz burada inin, ben şu arabayı park edip geliyorum. Zeynep, Sevda'yı lokantaya götür." Cümlenin sonunda küçücük esnedi Mükerrem. Müzeyyen'i pek takmayışı genç kızın yine telefonuna gömülmesindendi. Zeynep ile Sevda aceleyle indi arabadan. Zeynep, Sevda ile Müzeyyen'in koluna girip şüpheli bir şekilde seke seke vardı lokantaya.  "Pek bir neşelisin." Anlamazdan geldi Zeynep, sonra dayanamadı çıkardı cebinden janjanlı paketi.  "Alfred için yaptım." Özenle paketi açıp içinden; boncuklu, örme bilekliği çıkardı. "Sever umarım, dün gece bitirdim." Soru sormaya bile çekiniyordu Zeynep. Tebessümü sahiciydi Sevda'nın.  "Çok güzel. Beğenir tabii. Beğenmezse vur yüzüne at gitsin." Şaka yapmıştı, zaten Zeynep o hareketi sergileyecek kız değildi de. Fakat Zeynep ciddiye almış gibi,  "Yok kıyamam ben ona. Atılır mı hiç yüzüne. Beğenmezse sana veririm," dediği an genç adamın biri Müzeyyen'in olmayan yanağından makas aldı. Fakat sözleri Zeynep'i buldu.  "Alfred beğenmezse bana ver güzellik." Müzeyyen adamın eline vurdu.  "Okan yapma şunu Allah aşkına ya. Çocuk musun sen?" Çocuk olmadığı besbelliydi. Gür sakalları, kocaman omuzları, boyu, posu... Maşallah denirdi böylesine. Demeyeninde gözü çıksındı vallahi! Kara, gür sakallarına tezatlıkta, beyaz bir teni vardı bol maşallahlı Okan'ın. İşte o Okan, Sevda'yı gösterdi başıyla.  "Hanımefendi kim?" diye soruşu Müzeyyen'i sinirlendirdi mi eğlendirdi mi anlamadı Sevda.  "Kuzenim pek bir hanımefendidir de. Sen kimseye pek demezsin hanımefendi diye." İması Sevda'nın yüzünü kızarttı. Okan'ın ilgisi, bakışlarına yansıdı. Çok yakın olmadığı arkadaşları derdi Sevda'ya, 'Kızım sendeki hava ben de olsa ohoo!' diye. O hava, bu havaydı. Güzeldi Sevda. Güzelliği, bir bakana bir daha baktıran cinstendi. Okan'ın da bakası gelmişti demek.  "Hanımefendi görmemişizdir belki ondandır." İçi boş dedi Sevda hemen. Pek bir kaba bu adam... Müzeyyen'in yüzü düştü. Konuşası gelmediğinden lokantaya girip kayboldu. Geldiğinden beridir ilk defa üzüldüğünü gördü kızın. Vardı bir şeyler... Zeynep tanıttı bu yüzden.  "Kuzenimin Sevda. O da burada çalışacak," dediğinde Okan uzattı elini.  "Ben de Okan." Sıkası gelmese de kibarlığından ödün vermedi, sıktı. Vereceği yer gelirdi muhakkak. Zeynep ekleme ihtiyacı ile araya girdi.  "Lokantanın sahibi Ergün amcanın oğlu..." Kibarlığından ödünü hiç veremeyecekti.  "Çünkü benim başka vasfım yok!" Sitemini geçiştirdi Zeynep.  "Ablam gelir birazdan, sen ilgileniver Sevda ile. Benim markete yetişmem gerek."  "Hay hay!" der demez fırladı gitti Zeynep. O saatten sonra Sevda'nın eline giymesi için bir önlük verdiler. Beyaz, lekesiz, ütülü bir önlük... Dul bir ablası varmış Okan'ın, o ütülemiş. Bu kadar dulu bir arada görmek şaşırttığından dümdüz sordu. Eniştesi, evlilik şartı miadını geçer geçmez boşayıvermiş ablasını. Ardındaki oğlunu da önemsediği olmamış. Çok bilinen bir şeymiş gibiydi tavrı. "Olur burada öyle. Türkiye'den gelirler evlenmek için. Hatta arabulucuları bile var burada. Bir süre evli kalırlar ki boşandıklarında sınır dışı edilmesinler. İşte o zamanı geçirdikten sonra da toz olup giderler." Okan dağları bile taşıyacak cinsteki omuzlarını silkti.  Mükerrem ile Yazgül ablanın yaşadıkları içine dokundu Sevda'nın. Fakat belli ki yaşadıkları şeyler onları güçlü olmaya itmişti.  Gün, ikindiye evrilene kadar lokanta dolup taştı. Türk lezzetlerine doyamayan Almanlar, çalışmak için bu yere gelip evde yemek yapmaya vakit bulamayan Türk gençler, müzeleri gezmekten bitap düşen turistler... Tabak taşıyıp durdu Sevda. Patronu, Ergün amca iyi adamdı. Yıllarca çalışıp didinmişti fabrikalarda ama bir türlü ipi iğneye takıp da dikiş tutturamamıştı. Sonra geçirdiği iş kazası sonucu, dört parmağını kaybedip yüklü miktarda tazminat almıştı. Böylece lokantasını açmış, elhamdülillah işçi bile çalıştıracak konuma gelmişti. E daha ne olsuncuydu Ergün amca ve hanımı. Okan da cerrah oldu muydu oh mis! Okan ile Müzeyyen aynı sınıftaydı bir de. Kardeş kardeş gidiyorlardı okula. Ergün amcanın hanımı Emine teyze kardeş kardeş demişti demesine lakin tam da o kısımda Müzeyyen'in bardak tutan eli titredi. Bardağı kurtarmak için türlü çabalara girdi, parçalanmasına engel olamadı. Müzeyyen'in karın ağrısı, gönül açlığındandı. Anlamıştı Sevda. Keşke Okan da anlasaydı da Sevda'ya incelik edeyim derken kızı kırmasaydı.  İkindi vaktinin son demlerinde bıyıkları yeni terlemiş bir bey girdi lokantaya, Gökhan imiş. Aylin'in sarı saçlarını beğenmeyip esmer kız seven Gökhan. Heyecanla,  "Dede gel benimle lütfen! Bayernli futbolcular gelmiş," dedi. Topunu gösterdi. "İmzalatmam gerek." Tuttu dedesinin bileğinden.  "Dur evladım. Daha bir sürü işimiz var!" Dese de olmadı, Gökhan inattı hem de ne inat. Mecbur gidiverdi adamcağız söylene söylene. Geride kalanlar gülümsedi arkalarından. Emine teyze göğsünü kabartarak konuştu kızlar etrafı toparlarken.  "Alt yapı için seçmelere katılacak Gökhan'ım." Sonra üzüntülü çıktı sesi. "Allah'ım gülsün yüzüne." Mükerrem abla, Emine teyzenin elini avuçları arasına alıp yumuşakça vurdu.  "Güler tabii yüzüne. Sıkma canını, bak Gökhan pırlanta gibi çocuk. Göreceksin yetecek kendine." Emine Teyze inanmak istercesine mütebessim etti.  Sevda bütün kirlileri mutfağa taşımaya başlayınca Okan da yardım etmeye başladı. Okan'ın niyeti belli, kolları kuvvetliydi. Sevda'nın iki katı bulaşığı toplayıp beraberce çalıştılar. Son tabak da Müzeyyen'in önünde yerini bulunca eve çabuk gidebilmek için Sevda bulaşıkları da kurutmaya başladı. Okan, bulaşık yıkanan dezgaha dayanıp Sevda'ya,  "Burayı gezdin mi?" diye sordu. Sevda gerildi; Müzeyyen bulaşık süngerini, tabağa işkence edercesine sürdü. Gıcırtılar eşliğinde konuştu Sevda.  "Yok, daha fırsatım olmadı. Dün geldim." Müzeyyen'in içini rahatlatmak, Okan'ı da başından defetmek için, "Pazar günü erkek arkadaşımla gezeceğiz," deyiverdi. Üç yıldır erkek arkadaşı edinmemişti aslında ama bunu bilmelerine gerek yoktu. İyi de yapmıştı zira Müzeyyen rahatlamış göründü.  "Erkek arkadaşın için mi geldin buraya?" Huysuzlaştı Okan.  "Evet." Artık ayaküstü yalan da söylüyordu Sevda. Eh dedi içinden. 'Aşk için yalanım. Allah affetsin.' Şükür ki Okan daha fazla sorgulamadı.  Nihayet Müzeyyen son tabağı da yıkayıp kurulaması için Sevda'nın ellerine teslim ettiğinde derin bir oh çektiler. Canları çıkmadıysa da ramak kalmıştı.  Mutfaktan çıktıkları an, Gökhan'ın neşesiyle burun buruna geldiler. Gökhan, topunu herkese gösterip kıkırdıyordu.  "Sevgilisi de oradaydı anneanne! Görsen bacakları senin kadar vardı." Burun kıvırdı. "Ama sarışındı." Haline güldüler Gökhan'ın. Okan, yeğenini yanına çağırıp topu inceledi.  "Şu adamı da hiç sevmem he! Kasıntı herifin teki..." Mükerrem abla sandalyelerden birini masanın üzerine koyup belindeki önlüğü çıkardı.  "Hangisini diyorsun?"  "Şu yeni transferi yahu!" Müzeyyen takılırcasına,  "Sen de haklısın be Okan. Adamdaki karizma, Allahuekber dağları," dediğinde Okan, ona dil çıkardı. Gökhan, topu dayısının elinden alıp kucağına sakladı.  "Jan çok iyi bir futbolcu tamam mı? Ben büyüyünce onun gibi koşacağım." Jan dendiği an Sevda dikkat kesildi. Olabilir miydi ki? Yok canım dedi içinden, bir Jan o değil ya. Kendi Jan'ı da futbol oynardı, aklına geldi.  "Afferin oğlum," dedi Emine teyze. "Sen, onu geç ama." Konuşup durdular kendi kendilerine ama Sevda'nın aklı, kanat takıp uçuvermişti. Soramazdı da bu Jan kimdir diye. Ne yapsaydı da öğrenseydi, ne yapsaydı? Anında aklına geldi. Zehra teyzesinden ödünç almış olduğu telefonu çıkardı arka cebinden. Arama motoruna Jan yazdı, Bayern Münih yazdı. Sonra gördü onu, altı yıl evvel görmüştü. Gözleri doldu, ne çok değişmiş, koca adam olmuştu! Yüzünde hatırladığı o geniş gülümseme, gözlerinde dünyaları avucuna almış o bakış, kolunun altında kırmızı bir top... 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE