38. BÖLÜM: KAN YAZISI Dağ, o sabah sessizdi. Ama bu sessizlik… huzura değil, fırtınaya benziyordu. Rüzgâr esmiyordu, kuşlar uçmuyordu, yapraklar bile kımıldamıyordu. Sanki bütün dağ… bir kelimeyi bekliyordu. Elif, sabah ezanı henüz bitmeden uyanmıştı. Gece boyunca uyumamıştı zaten. Yattığı döşeğe bedenini değil, yalnızca yorgunluğunu bırakmıştı. Gözlerini tavana dikti. Konağın kalın taşları, sanki üstüne üstüne geliyormuş gibi hissediyordu. Bu evin duvarlarında yalnız sesler değil… kaderler yankılanıyordu. Kapıdan bir gölge düştü içeri. Rüzgâr. Sessizce girdi. Kız kardeşinin yüzüne baktı. Gözleri kırmızıydı. Ama bu kez uykusuzluktan değil… Kabul etmek zorunda kaldığı bir yenilgiden. “Elif…” dedi fısıltıyla, “Şahin geldi.” Elif gözlerini kapattı. İşte buydu. Kaçınılmaz

