Hareketleri o kadar güzeldi ki sarılıp ondan bir saniye ayrı durmak istemiyordum. Küçük olan mutfağımızın içinde bile sanki benden çok uzaktaymış gibi hissediyordum. Aslında yanı başımdaki kolu koluma değiyordu. Başımı kızaran patateslerden çekip yüzüne baktım. O da aynı zamanda başını bana doğru eğdi. Bir an ne olduğunu anlamadan dudaklarımı öpüp geri çekildi. O kadar ani hareket etmişti ki ne olduğunu anlamam iki saniye sürmüştü. Yutkundum. Kocaman olmuş gözlerimi buzdolabından kahvaltılıkları çıkaran ablama çevirdim. Neyse ki arkası bize dönüktü. Bu ani yakınlaşmasından elim ayağıma dolaşmış vaziyette kızaran patatesleri almaya çalıştım. Ellerim titrediği içi büyük kemikli eliyle elimi tutup patatesleri beraber almamızı sağladı. Tabağa döktüğümüzde bakışlarım yüzüne kaydı tekrardan. Haf

