DİLAN Serhat beni ikna etmeye uğraşıyorken son söylediği cümlede ona bakakaldım. “Kardeşimiz? Kardeşimiz derken,” dedim yüreğim deli gibi çarparken. “Berkay, benim kardeşim… Yani ikimizin kardeşi.” Ayakta durmakta zorlandım. Geriye doğru sendelediğimde Serhat beni belimden tuttu. “Bu olamaz,” diye mırıldandım. Babamla Vedat abi az ötedeki kamelya da konuşuyordu. Babama bunu söylemeye mi gelmişlerdi. Hızlı adımlarla kamelyaya doğru yürüdüm. “Dur nereye,” dedi Serhat. “Baba…” dedim sesimi zar zor bulduğumda. Başı önüne düşmüştü. “Ben Berkay’ı hiç sevmedim ya, Allah da bana böyle bir cezayı reva gördü kızım…” dedi çatallaşmış bir sesle. Vedat abi mahcubiyet içinde bana bakarken “Üzgünüm Dilan, böyle olmasını hiç istemezdim. Keşke Berkay, o şerefsizin oğlu olmasıydı. Mümkün olsa bende

