Yazardan... Mardin’in üzerine çöken o ağır hava, sadece bir savaşın değil, yıllardır saklanan bir kimliğin de doğum sancısıydı. Aybüke için İsra Hanım; elinden şifalı çaylar içtiği, başını dizine koyup huzur bulduğu "annesiydi". Oysa o ellerin daha önce kaç tetik düşürdüğünü, o dizlerin kaç operasyonda toprağa çarptığını hiç bilmemişti. Şimdi, kelebek kanatları birleşirken, Anka da küllerinden değil, o sessiz anne şefkatinin içinden doğuyordu. Afsa Karadağ (Akyüz Konağı - Gece Yarısı) İsra Hanım’ı o siyah operasyon kıyafetleri içinde, elinde tüfeğiyle gördüğüm an hayatımın şokunu yaşamıştım. "Kaynanam efsaneymiş" derken şaka yapmıyordum, o bir hayaletti. Konak avlusunda Miran Baba ile karşılıklı durduklarında, aralarındaki o bakışma sadece bir karı-koca aşkı değil, iki eski silah arkada

