23. BÖLÜM: KÜL VE VİCDAN Radyodan yükselen o mekanik ses, az önce Aras’ın dudaklarında bulduğum o sıcaklığı buz gibi kesti. Büyük Beyefendi... Kendi kızını ve onlarca masum çocuğu, bir avuç plastik ve metal parçası için yakmaya hazırdı. Aras’ın gözlerindeki o savunmasız ifade bir saniye içinde silindi; yerini o meşhur, duygusuz "Cerrah" maskesi kapladı. "Zamanımız daralıyor," dedi Aras, yataktan fırlarken. Yarası kanıyordu ama acıyı zihninden sildiğini görebiliyordum. "Bir saat. Şehrin öbür ucu. Trafik, barikatlar ve Mert’in köpekleri... İmkânsız." "İmkânsız kelimesini lügatinden çıkar Aras," dedim, Kerem’in vestiyerinden eski bir deri ceket kaparken. "Orada benim gibi yüzlerce çocuk var. Onların tek suçu kimsesiz olmaları. Eğer oraya gitmezsek, o yangının dumanı boğazımdan ömrüm boyunc

