12.BÖLÜM:‘’YİĞİT BENİ ÖPTÜ’’

1052 Kelimeler
ŞARKI: Mabel Matiz SARIŞIN GÜNEŞ Yiğit beni öpmüştü. Ne hissedeceğimi bilmiyorum. Ama beni öptüğü gün öpmekle yetinmemiş bana dokunmuştu da. Ve bunu bir an da pat diye yapmıştı. Nedeni niçini belli değildi. Şu an da benim duygularım ise karman çorman olmuştu. O gün çok korkmuştum yalan değil ama sonrasında özür dilemesi ve pişmanlık kokan sesiyle, bakışlarıyla şaşırmıştım da. Neden öpmüştü ve neden özür diliyordu? Her şey o kadar birbirine girdi ki… Bugün okula nasıl gidecektim diye düşündüm ama sonra yüzleşmezsem hep kaçarım diyerek hazırlanıp okul yolunu tuttum. Sınıfa geldiğim gibi de Yusuf’u Yaren’in yanında görmüştüm. ‘’Yer değiştirebilir miyiz Yusuf?’’ diye sordum birden. Bende ne yaptığımı pek bilinçli yapmıyorum arkadaşlar ama şu an Yiğit’in yanında oturamam. Dünden sonra olmaz. Yusuf bana şöyle bir baktı ve sonra bir şey demeden kafasını sallayıp kalktı. Beni okeylediğini görünce, ‘’Sağ ol,’’ diye mırıldandım. Tabii ki cevap alamadım ama yine de beni zorlamadığı için minnettardım. Yiğit’in bana yaptığından haberi var mıydı bilmiyorum ama donlarına kadar paylaşan bu çocukların bundan elbet haberi vardır diye tahmin ediyorum. O yüzden arkadaşını mı tutar açıkçası bilemedim. Ama Yusuf beni kırmamıştı ve bakışlarında garip bir sıcaklık vardı. Sanki küçük kız kardeşine bakar gibiydi. Ya da öyle sandım. Zaten Yusuf garip bir çocuktu. Tuhaf bir şekilde bir güven yayıyordu etrafına. Bizden sadece bir yaş büyüktü ama ağırlığından mıdır bilinmez ağabey havası vardı. Yiğit ve Mert ona göre daha haylaz kalıyordu. O kalktıktan sonra bana soru dolu gözlerle bakan Yaren’in yanına oturdum. Üstümdeki durgunluktan sebep Yaren’e ağız kenarıyla tebessüm etmiş önüme dönmüştüm. Zaten beş dakika sonra ders zili çalacaktı. ‘’Şimdi sorsam da yarım kalacak o yüzden uzun teneffüste ne bok olduysa anlatıyorsun suratın sirke satıyor,’’ diyen Yaren’e baktım. Bana kaşlarını çatmış düşünceli bir şekilde bakıyordu. Ona gözlerimi kapayıp onayladım. ‘’Merak etme anlatacaktım zaten.’’ Sonra o girdi sınıfa. Yiğit. Göze göze gelince istemsizce irkildim. Birden kalbim ağzımda atmaya başladı. Önce beni görür görmez harelerinde garip bir parlaklık oldu sonra ise bizim sıramıza baktı ve hemen sonra kafasını bana çevirip, kaşlarını çatmış soran gözlerle bakıyordu. Hızlıca gözlerimi kaçırıp çantamdan defterimi falan çıkarıp oyalanmaya başladım. Gözlerini üstümde hissediyordum. Tenimdeki karıncalanma git gide yoğunlaşıyordu. Ama aldırmadım. Zil çalsa da hoca gelseydi artık. Başka bir şey dileseydim olacakmış gibi ben böyle düşünürken zil çaldı. Ve göz ucuyla Yiğit’e baktım. Yan sırada benim yerime oturmuştu. Dolayısıyla benimle arasında boşluk olsa da yan yanaydık. Hemen önüme baktım ve hocanın gelmesini dört gözle bekledim. ‘’Güneş,’’ diyen sesini duysam da bakmadım. ‘’Bana bakma-‘’ derken hoca gelmiş ve Yiğit’in cümlesi yarım kalmıştı. ‘’Günaydın, arkadaşlar,’’ diyen edebiyat hocamız masasına elindeki defteri ve dosyasını bırakmıştı. Hep bir ağzından, ‘’Günaydın hocam,’’ dedikten sonra yerlerimize oturduk. ‘’Derse başlamadan önce bir duyuru paylaşacağım. Son sınıflara moral olsun diye diğer hafta sonu okulumuzun rehberlik birimi kamp düzenlemek istiyor. Katılımın çoğunluğuna göre karar verilecek. Onaylanırsa velilerinizin izni dahilinde bir gece iki gün okulca kamp yapacağız.’’ Herkesten, ‘’OLEY!’’ ve ‘’HARİKA OLUR!’’ Nidaları gelirken, ‘’Süper fikir tabii ki hocam yapalım,’’ diye sesler yükseldi. Mehmet Hoca, ‘’Tamam sessizlik. Gelecek olanlar imza atsın arkadaşlar her sınıfa söylüyoruz oy çokluğu olursa yapılacak kamp. Güneş sen bir a4 kâğıdı çıkar kızım isminizi yazıp imza atın çocuklar,’’ dedikten sonra hemen dediğini yaptım ve ilk önce adımı yazıp imzamı attıktan sonra Yaren’e verdim. Herkes bunu kabul edecek gibi görünüyordu ve bu kadar stresin içinde bize de iyi gelecekti. Zaten Yiğit yüzünden dünden beri kendime gelemediğim için adam akıllı soru çözememiş pek iyi de uyuyamamıştım. Gelecek hafta sonu tüm stresimi atmayı umdum. Ders başlamış ve bende derse odaklandığım için kafamı biraz olsun Yiğit’ten uzaklaştırmıştım. Ta ki birden önüme kâğıt düşüne kadar. Defterin kenarından yırtıldığı belli ve ikiye katlanmış kağıdı kucağımdan alıp açtım dizlerimin üzerinde. Neden sıranı değiştin? Kafamı kaldırıp Yiğit’e baktım gayri ihtiyari. O zaten bana bakıyordu. Nasıl desem kedinin ciğere baktığı gibi? Tabirime yüzümü buruşturmak istedim ama şu an Yiğit’in gözlerine bakıp kâğıdı yırttım ve masamın kenarına koydum. Sonra tahta da yazan soruya odaklanıp soruyu çözmeye çalıştım. Yiğit’in bakışlarını hala üzerimde hissediyordum ki yanımda kaldığı için zaten göz ucuyla da olsa arada bakıyordum. Biraz sonra yine kucağıma bir kâğıt düştü. Gözlerimi sabır dilercesine kapatıp açtım. Bu kez ne demişsin acaba diyerek kâğıtta yazanları okudum. Neden konuşmuyorsun benimle? Özür diledim ya. Öküz yahu bu çocuk. Özür diledi diye affedecektim bende. Oldu canım. Başka derdin. Gözlerimi devirdim ve yine kâğıdı parçalarına ayırıp masaya koydum. Zil çalınca çöpü boylayacaklardı. Yalnız ultra sakin kişiliğimi bozduracaktı biraz daha devam ederse. Tekrar kucağıma bir kâğıt düştü. Kızım dellendirme beni suratıma bak! Ay asıl sen beni dellendirme ya. İnat ettim bakmıyorum. Bu sefer yırtmakla da uğraşmadım direkt buruşturup koydum kenara. Ben böyle umursamaz oldukça iyice deliriyordu. İçimden oh canıma değsin nidaları atarken derse odaklanmış soruları da çözerek Yiğit’i ders boyunca delirtmiştim. Baktı ben umursamıyorum kâğıt atmayı da bıraktı. Bir ara şit pişt falan yaptı ama ben ne yaptım? Duymazdan geldim. Kudurdu öküz. İlk teneffüsümüz uzundu kahvaltı faslı vs için. O yüzden zil çalar çalmaz Yaren beni tuttuğu gibi sınıftan çıkardı. Arkamdan Güneş diye seslenen bir Yiğit bırakarak. Biz Yarenle bahçeye çıktık ve hemen tenha bir yerde banka geçtik. ‘’Dökül bakalım sarışın, gece ne yaşadın da sabah bu haldesin zaten beden dersinden sonra da haber vermeden çekip gittin. Annen evde deyince üstelemedim daha. Ama suratın niye böyle senin?’’ Bankın sırtına yaslanıp ofladım. ‘’Yiğit beni öptü.’’ ‘’Ne?’’ ‘’Bağırma yahu kulağımın dibinde. Öptü işte,’’ diye devam ettim. Bana gözlerini kırpıştırıp baktı. ‘’Kızım öptü de ne demek?’’ ‘’Öptü demek Yaren o nasıl soru?’’ ‘’Neden?’’ ‘’Onu ben de bilmiyorum kankacım artık Yiğit’e soracaksın,’’ derken Allah Allah diyerek başımı sallıyordum. ‘’Ay dur ben bi şok oldum da saçmalıyorum. Düzgün anlat şunu şimdi.’’ Gözlerim ilerdeki Yiğit’e çarptığında yutkunarak Yaren’e döndüm. Biraz önce onlar da bahçeye gelmişlerdi ve Yiğit direkt bana bakıyordu. Göz ucuyla bakacak olduğumda buraya gelecek gibi atıldı ama Yusuf kolundan tutup çekti. ‘’Ee hadisene kızım,’’ diyen Yaren’e odaklanmaya çalıştım. ‘’Beden dersinden sonra biliyorsun hoca beni çağırdığı için size yetişememiştim. En son ben kalmıştım zaten kimse yoktu soyunma odasında. Hızlıca üzerimi değiştirip yanına gelecektim. Bir an da arkamdan Yiğit girdi ve ben daha üzerimi değiştiremeden girdiği için elim ayağıma dolaştı tabii. Sporcu atletim vardı üstümde gömleğimi giyecektim ama Yiğit telefonunu alıcam falan deyip beni sinirlendirdiği için öylece yerimde kalıp ona laf yetiştirmeye başladım bu sefer. Nasıl olduğunu bile anlamadım Yaren birden beni kendine çekti ve dudağıma yapıştı.’’
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE