YİĞİT
Havanın kararmasını dalgın gözlerle izliyordum. Okuldaki konuşmadan sonra Mertle ayrılmış eve geçmiştim. Bizimkiler işten henüz eve gelmemişti. Bende önce bir duş almış sonra da yatağıma uzanmıştım. Aklımdan bir türlü Güneş’i çıkaramadığımdan uzandığım yerden kalkmış sürekli volta atmıştım odanın içinde. Şimdi de bahçemizi gören pencereden dışarıya dalgın gözlerle bakıyordum. Rüzgârın şiddetiyle uçuşan yapraklara dalmışken ben, gözümün önünde ağlayan ve bana korkuyla bakan bir çift yeşil göz vardı.
‘’Hay amına koyayım böyle işin, hay ben hislerimin de, kendimi bilmeyen bedenimin de ayrı ayrı amına koyayım lan!’’ diye kükrerken çenem kasılmış burnumdan zor nefes alıyordum.
Belki de Mert haklıydı. Belki de gidip kendimi rahatlatmalıydım. Böylelikle bir daha Güneş’e yenilmezdim. Zaten nasıl yenildim ne oluyordu bana amına koyayım bilmiyorum. Bu zamana kadar her şeyimle kendimi basketbola vermemiş miydim? Nereden çıktı lan bu kız? Mert’i kınaya kınaya başıma mı geldi lan n’oldu amına koyayım ya?
Neyse kurtulmam gerekiyorsa kurtulacaktım. Hem ne kadar kötü olabilir? Şimdi tek gecelik iş için kız kovalayamayacağıma göre kerhane mantıklı olabilirdi hakikaten. En iyisi bu işi bu gece çözmek amına koyayım. Belki de kendime gelirdim sahiden, her şey bir an da düzelirdi. Gerçi şu an kerhanede tanımadığım birilerini koynuma almak hiç çekici gelmiyordu. Daha çok Güneş’i koynuma alm- hay sikeyim ya! Yok Güneş yok, koyun moyun yok ulan. Tamamdır ben kerhaneye gidiyorum lan başka türlü kurtulamıcam.
Evden çıktığım gibi Mert’i aradım.
‘’Lan puşt,’’ dedim hızlıca.
‘’Ne var lan,’’ diyen Mert’i susturdum hemen. ‘’Şu kerhane nerde lan konum at bana.’’
‘’Ooo paşam hızlı çıktın.’’
‘’Çok konuşma lan pezevenk, at işte.’’
‘’Kudurdun mu lan yoksa,’’ diyerek bir de kahkaha attı piç. ‘’Dur dur atıyorum.’’
Konumu attığını görünce, ‘’Hadi kapatıyorum beni rahatsız etmeyin,’’ diye de belittim.
‘’İyi eğlenceler kardeşim,’’ diye gevşekçe konuşan puştun suratına kapattım telefonu.
Evet şimdi bir taksiye atlamış konuma doğru gidiyorum. Lan ben bayağı genel eve karı sikmeye gidiyorum. Ulan söylemesi bile rezil lan. Neyse yapacak bir şey yok belli ki ihtiyacım var yoksa niye yükseleyim Güneş’e. Zaten birilerini sikmezsem güneşi si- lan!
Lan Güneş yok demedim mi ben, yok güneş müneş yok ulan yok!
Dellendim yine amına koyayım.
‘’Abi burası geldik,’’ diyen ses beni düşüncelerimden sıyırırken, ‘’Eyvallah dayı,’’ dedim parayı da uzattım. Arabadan atladığım gibi karşımdaki pavyona baktım.
Lan pezevenk bana bir de pavyon konumu atmış. Ulan bu işler burada mı oluyor eğlenceye verecek para yok bende amına koyayım diyerek tam arkamı döndüm vazgeçiyordum ki, lan puşt vazgeçme yoksa Güneş tehlikede olabilir. Bir daha bana korkarak bakmasına dayanamam. Kendimi sakinleştirip yüzümü gözümü sıvazladıktan sonra arkamı döndüğüm kapıya doğru çevirdim bedenimi. Hadi bakalım tüm paranı bayılıp dönersin artık evine diye kendi kendime söylenerek içeriye girdim.
İki kişilik masalardan birine geçmiş rakıyla başlamıştım. Beni ilk kadeh zaten çarpardı o yüzden yudum yudum ilerliyordum. Saat yarıma anca geliyordu ki ben geleli bir saat olmuştu. Etraf fazla kalabalık olmasa da hatırı sayılır bir sayıya sahipti. Her masada iki ya da üç kadın vardı ve fazlaca cüretkarlardı. Ben henüz masama bir kadını davet etmemiştim. Şarkı bilmem kaçıncı kez dönüyordu ama hala burada olduğumu sorguluyordum. Kalıbımdan dolayı pek yadırganmamıştım, hatta buranın standartlarına göre fazlaca iyi kalıyordum ama hepsi orta yaşı geçmişti erkeklerin. Bir genç olarak burada ne işim vardı amına koyayım bir bok bilmiyorum artık ben.
Ulan bu Mert’in midesi nasıl alıyor hala şaşkınım. Neyse birazdan benim midemle beraber başka yerlerim de alacaktı. Artık kafaya koyduk bir kere birilerine koyacam belli. Kendi kendime kafamı sallarken yanıma biri geldi.
‘’Yakışıklı?’’ Diyerek masama oturdu birden. Bir izin alaydın bacım?
Ne bacımı Yiğit birazdan sikeceğin kadın bu olabilir sen bacım diyorsun?
Ulan hakikaten iç sesime hak verdim. Neyse bacımı unut.
Göz ucuyla kadına bakıp sonra kafamı çevirdim. Rakımdan bir yudum daha aldım. Kadın boya küpüne girmişti. İstemsizce Güneş’in duru güzelliği gözlerimin önüne düştü. Onu ponpon olduğunda rujuyla görmüştüm o da pembeydi. Dudaklarımın kıvrılmasını kadın kendi üzerine alınmış olacak ki, ‘’Gülmek karizmana karizma kattı yakışıklı,’’ derken elini omzuma koydu.
‘’Seni daha önce görmedim buralarda, ilkin mi?’’ diye sorunca kaşlarımı çattım. ‘’Çok gençsin belli ilkin olduğu,’’ diye devam edince cüretkâr tavrına ayar oldum. ‘’Elinizi çekin,’’ derken tıslamış olabilirim.
Anında elini çekip, ‘’Tamam kızma yakışıklı,’’ dedi ellerini havaya kaldırmış bana çapkınca bakıyordu. ‘’Seni memnun edebilirim.’’
Sanırım midem bulandı.
‘’İstemez,’’ dedim ve önüme döndüm. Lan ben buraya bunun için gelmedim mi niye istemiyordum şimdi?
‘’Hadi ama ne zamana kadar tek takılacaksın?’’
‘’Hem,’’ derken kulağıma yaklaştı, ‘’Sana neler öğretirim merak etmiyor musun?’’ Kulağıma şuh bir sesle fısıldayarak konuşuyordu. Etkilenmem mi gerekiyordu şu an? Çünkü ben tiksiniyordum.
‘’Çekil,’’ dedim düz bir sesle. Dişlerimin arasından konuşuyordum. Çenem kasılmıştı sinirden ama neye sinirlendim onu da bilmiyorum amına koyayım.
‘’Pek bir nazlısın sen de,’’ diyen kadına ters ters baktım.
‘’Seni istemiyorum.’’
‘’Buradaki en tecrübeli benim çocuk,’’ dedi. ‘’Senin bilmediğin ne varsa öğretebilirim. Çok şey kaçırıyorsun.’’ Dibime kadar girmiş kafam kadar memelerini ağzıma sokacaktı nerdeyse. Görüntü iğrençti beyler. Bir daha buraya gelmeyin.
Rakı bardağımı sertçe masaya koydum. Hareketten dolayı yarısına kadar içtiğim bardağın içindeki kalan sıvı bardaktan sıçramıştı. Kadın irkilip benden kendini biraz geriye çekince rahat bir nefes verdim. Parfümle yıkanmıştı herhâlde çünkü bu kadar yoğun kokunun başka açıklaması olamazdı. Zaten alkolün kokusu ve mekânın havasızlığı mıdır nedir, ağırdı bir de yanımdaki kadının kokusu midemi hepten bulandırdı. Ayrıca bu kadınlar çekici miydi yani? Neresi çekiciydi ulan? Ben mi anlamıyorum amına koyayım yoksa buraya gelenler mi kafasız muammaydı artık. O Mert’e soracaktım bunun hesabını ulan söylediği yere bak, puşt!
‘’Git masamdan,’’ dedim. Kadına bakmıyordum. İrkildiği için gider sandım. Birden kahkaha atmaya başladı. Ona kaşlarımı çatmış şaşkın ama öfkeyle bakakaldım. Bacak bacak üstüne atıp kendini bana yasladı ve yüzüme yaklaşıp, ‘’Oyun mu oynuyorsun yakışıklı?’’ diyerek nefesini üfledi. İşte o an olan oldu. Midem ağzıma geldi ve ben öğürdüğüm gibi kadının üstüne kustum. Çığlığı basan kadın nasıl kurbağa gibi zıpladı görmeniz lazım.
Ve sonrası beni mekândan attılar. İşte benim de kerhane anım böyle hatıralara kazındı.
Yahu ben kim kerhaneye gitmek kim diye söylene söylene sahil yoluna doğru yürümeye başladım. Giderken tekelden bir bira aldım ve içerek yürümeye devam ettim. Ulan kadının üstüne kusmuştum. Mert’e söylesem kahkahadan yerlere yatardı puşt. Gerçi bende kahkahayı basmak istiyorum şu an ya neyse. Bizimkilerden ne sakladım ki yine onlara söyleyeceğimi biliyorum. Kendi kendime kahkaha atarak sahile gelmiş yalpalayarak denize karşı oturmuştum şimdi.
Eh be Yiğit efendi bir tarafların kalksın diye kerhaneye gittin bırak değerlinin kalkmasını yerinden oynamadı lan. Onun yerine miden ters yüz oldu ya la.
Diyen iç sesimle birkaç yudum aldım biramdan. Ağzımın kenarlarına akan sıvıyı elimin tersiyle silerken kendi kendime konuşuyor gülmeye devam ediyordum.
Halbuki Güneş’in yanında olsaydın o zaman da inmek bilmiyor lan puşt.
Kafamı eğmiş değerlime konuşuyordum şimdi. Mal değneği ne var lan bu Güneş’te? Adını söylerken bile oynuyor pezevenk. Lan dur lan durduğun yerde.
Biramdan yine lıkır lıkır içerken boğulur gibi olunca, ‘’Sikeyim ya ben sarhoş oluyorum galiba,’’ diyerek Mert’i aradım. Beni alsın diye söyleyecektim ki telefonu açınca unuttum.
‘’Lan puşt,’’ dedim birden, kayan ağzımdan sarhoş olduğum belli. Amına koyayım bu alkolün de beni yerden yere çarpıyor sikik şey. ‘’Sen buralarda nasıl yapıyorsun midesiz,’’ derken tükürerek konuşuyordum. Benim görüşümde bulanıklaşmaya başladı lan. Mert bana cevap veriyordu ama ne diyordu acaba?
‘’Ulan pezevenk yine tek bardakta sarhoş oldun demi?’’ diye sesler geliyordu ama mantık yoktu bende. ‘’Amına koyayım içme biz yokken demedik mi mal değneği.’’
‘’Neredesin söyle alayım seni lan, nerdesin puşt?’’
‘’Bağırma lan bana. Sahildeyim,’’ diye cevap verip hıçkırdım.
‘’Konum at piç geliyorum.’’
‘’Ta-‘’ diyemeden telefon kapandı. ‘’İt yüzüme ne kapatıyorsun,’’ diye telefona doğru saydırıyorum.
Konumu atmayı başardığımda biramda bitmişti ama gözlerim kapanıyordu. Hayal mayal Mert’in beni omzuna yaslayıp sonra da arabaya bindirişini hatırlıyorum. O sıralar ne oluyordu ne söylüyordu pek bende yok çünkü gözümün önünde Güneş vardı. Ve sporcu atletiyle karşımdaydı. Sol göğsündeki ben o kadar netti ki elimi uzatsam dokunacak gibiydim. Bir yere yatırıldığımı anımsıyorum. Sonra da gülümsedim. Benim de sol göğsümde ben vardı.