10.BÖLÜM: ''TECRÜBESİZ''

1516 Kelimeler
YUSUF ‘’Hay böyle işin amına koyayım!’’ diyen sesi duyunca Mertle kafamızı ses doğru çevirdik. Yiğit gelene kadar Mertle basket atıp durmuştuk keza Yiğit gittiği yerden gelmek bilmemişti. Şimdi de karalar bağlamış küfürler ediyordu. Ona doğru yaklaşıp, ‘’Yine ne oldu lan, neye dellendin böyle?’’ diyerek sordum. ‘’Kesin Güneş bizimkini şikâyet edicem sizi diyerek delirtmiştir yine,’’ diyen Mert atılmıştı hemen. Gevşek gevşek gülüyordu Puşt. Ulan bu ne zamandır korkuyordu yok yere katil çıktım diye şimdi eğleniyor pezevenk. Ona sus da anlatsın bakışlarımla bakıp Yiğit’e döndüm tekrar. ‘’Bu sefer ki başka sanki,’’ dedim Yiğit’in garipliğini incelerken. Bu çocuk çökmüş gibiydi lan. ‘’Güneş’i öptüm.’’ ‘’Ne yaptın?’’ diye gayri ihtiyari bağırırken ben, Mert, ‘’Helal kardeşim sonunda,’’ diyerek gazlıyordu. Mal hala Yiğit’teki garipliği anlamamıştı. Kahkaha atan Mert’in ensesine geçirdim her zamanki gibi. ‘’Sus lan pezevenk, görmüyor musun pişman olmuş,’’ dedim hemen. Ama niye pişman olmuş anlayamamıştım. Salak, kızdan birinci sınıftan beri hoşlanıyordu ama bir türlü farkına varamıyordu. Rüya gördüm dediğinden beri de belki hislerini fark etmeye başlamıştır, artık konuşmak istiyordur diyerek onu göz hapsine almıştım. Benden etkilenmesin diye yorum dahi yapmamıştım ama kendisinin de anlayacağı yok gibiydi. Şimdi kıza adım atıp öpmüşken neden pişman olmuştu? Reddedildiyse? Diye düşünürken Yiğit kafasını kaldırıp öfkeli ama pişmanlıkla parlayan gözlerle bize baktı. Kaşlarım benden izinsizce burnuma düşerken Mert o an gereksiz yorumlarıyla atılmaktan büyük keyif alıyordu. ‘’Bu kadar pişman olunacak ne var lan, bende birilerini öpüyorum aşırı zevkli.’’ Yiğit sertçe yutkundu. ‘’N’aptın lan sen?’’ dedim öfkeyle çıkmıştı sesim ama kendimi tutuyordum. Bir şeyler anlıyordum ama ulan İnşallah tahmin ettiğim şey değildir. ‘’Hayvanlaşmış olabilirim,’’ diyen ses çaresizse mırıldanır gibi çıkmıştı. Bizden dahi utanıyormuş gibi bakışlarını ayak ucuna indirdi ve yüzünü sıvazladı. ‘’Oha!’’ Diye bir nida kopardı Mert. Onu bile şaşırttıysa bu Yiğit iyi bir bok yememişti. ‘’Oğlum sen de hiç mi naziklik yok, kızlara öküz gibi mi yaklaşıyorsun?’’ Derken Mert, hayret bir şey ya diye çıkan sesinden hala olaya aymadığını anlamıştım. Öfke kanımda kaynamaya başlamıştı. Kendimi zorlukla tutmaya çalıştım ama yok sakin olamıyordum. Boynumu sağa sola kütletince istemsizce sıkılı dişlerimin arasından tıslar gibi konuştum. ‘’Saldırdın mı lan kıza?’’ Yiğit cevap vermeyince çenesini sertçe tutup bana bakmasını sağladım. Ona bir şey dememe gerek yoktu bakışlarım yeterince çok şey soruyor ve aynı zamanda onun bakışlarından da cevapları alıyordu. Tuttuğum çenesini sertçe bıraktım. Birden ayağa kalkıp, ‘’Lan ne bileyim, kendimi kaybettim,’’ deyince artık kendimi tutamadım ve hırsla bir yumruk attım sağ çenesine. ‘’Lan şerefsiz!’’ diye kükrerken ben, Mert, ‘’Abi dur n’apıyorsun?’’ diye bana yaklaşmaya çalıştı. Yiğit’in yakalarından tutmuştum ve Mert’e dönmedim bile. ‘’Sen karışma Mert,’’ diye tıslarken gözlerim Yiğit’teydi. ‘’Ne demek lan kendimi kaybettim,’’ deyip bir tane daha yumruğumu geçirdim. Karşılık vermiyordu puşt. Suçunu kendi de biliyor. Ben sağlı sollu yumruklarımı geçirirken dengesini kaybetmiş yerde uzanıyor sadece yumruklarımı karşılıyordu. Ama öfkeme yenilmiştim bir kere ve hem vuruyor hem sövüyordum. ‘’Tecavüzcü coşkun musun lan sen, kendini kaybetmek ne demek? Hislerini kontrol edemeyen ergen misin mal değneği? Ergenliğinden kurtulamadın mı ulan! Kıza saldırmak ne puşt!’’ Yiğit öfkeyle bana baktı. Yakasından tutmuş bende nefes nefese kalmıştım. Çenesinden ve kaşından kan geliyordu itin. Yaralarına bakıp yüzümü buruştururken, ‘’Saldırmak değildi niyetim saldırdın deyip durma lan. Yaptığımdan keyif almıyorum herhâlde.’’ Yakalarındaki ellerimi ittirince bir adım geriye çekildim bende, puştun gözlerindeki pişmanlığını görüyordum görmesine ama kendisindeki aşkı anlamadan kızı rızası dışında öpmüş olması onu ne kadar kahretse de beni öfkelendiriyordu. Kendini geri çekti ve ayaklandı. ‘’Pişmanım ulan tamam mı pişmanım. Ama yaptım işte yedim bir bok şimdide geriye dönüp düzeltemiyorum. Vicdanıma oynayıp durma,’’ derken Yiğit, eliyle çenesindeki kanı hırsla sildi. Konuşurken daha beter acıyor olmalıydı ama şu an içindekileri döküyordu. Kusmasına izin verdim yoksa için için yiyecekti kendini mal değneği. Ona sinirle bakmaya devam ederken Mert araya girdi. ‘’Abi tamam yemiş bir halt belli ki köpek gibi de pişman bi durun nasıl halledicez onu düşünelim,’’ dedi kavga etmemizi istemiyordu. Birbirimizi bilirdik ona neden vurduğumu biliyordu, Yiğit’te hakkettiğini biliyordu. Ama yine de Mert birbirimize zarar vermeyelim diye durdurmak istedi. ‘’Of ulan!’’ diye bağırdı Yiğit çaresizdi bağırışı. Bir adım gerileyip kafasını koparmak ister gibi sertçe sıvazladı. ‘’Sikeyim böyle işi!’’ ‘’Ben seni sikecem dur sen,’’ deyip bir kere daha üstüne yürümeye kalktım Mert atıldı yine. ‘’Abi durun diyorum ya sabaha kadar yumruk yumruğa mı gireceksiniz? Bu malı Güneş şikâyet bile etmiş olabilir. Birbirinizi yemenin sırası değil.’’ ‘’Bırak Mert vursun, zaten ben de kendimi eşek sudan gelinceye kadar dövmek istiyorum amına koyayım,’’ diyen Yiğit’e Mert hızlıca dönüp, ‘’Ulan mal değneği, adamı zor zapt ediyorum gazlamasana it, bende gömücem bir kafa şimdi bir sus amına koyayım, bir durun ulan,’’ diyerek bana da Yiğit’e de öfkeyle söylendi. Sonrasında hepimiz sakinleşmek için kimsenin kalmadığı spor salonun ortasına çöküp oturduk. Mert bize su alıp getirince bize bakıp, ‘’Nazlanmayın puştlar,’’ diyerek suları almamızı sağladı. Yiğit’e dönüp, ‘’Yüzünü yıka,’’ dedim. Sesim düzdü hislerimi belli etmiyordu ama şu yakışıklı suratını ben dağıtmıştım ve şimdi de yüzünü görmek bana pek iyi gelmiyordu. ‘’Bakma öyle hak etmiştim,’’ dedi puşt. Hemen anla. ‘’Neyse, barış imzalandığına göre,’’ diyen Mert e’yi uzatarak bize baktı dikkati üstüne çekmek isteyerek. ‘’Şu durumu doğru düzgün anlat oğlum sen tam olarak ne bok yedin?’’ ‘’Abi işte biz buraları topladıktan sonra elimi yüzümü yıkayayım diye tuvalete doğru giderken Güneş’i yalnız başına odaya girerken gördüm. Biliyorsunuz ders boyunca da deli etti durdu beni kendimi hesap sorucam diye peşinden giderken buldum. Ben peşinden soyunma odasına girene kadar üstünü çıkarmış.’’ ‘’Yuh lan kızı çıplak görüp hemen saldırdın mı?’’ diyen Mert araya girince ensesine patlattım. ‘’Bir sus be oğlum,’’ dedim. ‘’Abi ne vuruyorsun ya tepkide mi vermeyelim,’’ diye söylendi bir diğer mal değneği de Mert’ti. Yiğit, ‘’Zevzekleşme lan it kızı çıplak görmedim,’’ diye devam etti. ‘’Sadece üstünü henüz giyinmemişti sporcu atleti vardı işte formasını giyiniyordu,’’ diye bir alçalır bir yükselen sesiyle konuşuyordu. Mert yine sabredemedi tabii. ‘’Al işte ben size dedim değil mi daha atletle kız görmeye dayanamıyor,’’ Deyip hayretle bir de başını sallıyor tı tı yaparak. ‘’Oğlum bak beni dinle kerhaneye götüreyim seni ondan sonra çıplak kadın da görsen ilgini çekmeyene göz ucuyla bile bakmazsın lan harbi diyorum. Bunlar hep tecrübesizlikten be kardeşim.’’ Bir tane daha geçirdim ensesine. ‘’Tecrübeni siktirme lan bana.’’ ‘’Abi sen de hep vuruyorsun ama haklı değil miyim duymuyor musun neler diyor ben haklıyım bence bir kabullenin artık,’’ diyen Mert gerçekten haklı olduğuna inanan bakışlarla bize bakıyordu eli ensesinde. Ulan kızarmıştı. Ne çok vurdurdu pezevenk hala akıllanmıyor. ‘’Lan ne tecrübesi bir dur amına koyayım sende,’’ diye Mert’e çıkışan Yiğit oflayıp tekrar bize anlatmaya başladı. ‘’Nerde kaldım ya, ha işte kızı öyle görünce benim de ayarlarım oynadı zaar bilmiyorum neyse, nasıl yaklaştım, nasıl öptüm oralar bende pek yok ama ağlayınca kendime geldim. Bir an rüyada mıyım diye şüpheye bile düştüm galiba o rüyadan sonra oldu böyle, of abi bilmiyorum. Sikeyim böyle işi ben ya.’’ Artık kendi kendine saydırmalara başlayan Yiğit’e düşünceli bir şekilde bakıyordum. Bu puşt kıza yanıktı orası kesin. Ama bunu anlamadığı için kendisine de kıza da yaklaşımı yanlıştı. Öncelikle kendi hislerinin bilincinde olması için onu fişeklemem gerekiyordu. Fakat bu işe de pek bulaşmak istemiyordum. Kelin ilacı olsa kendi başına sürerdi, benim aşk hayatım bunlardan beter olduğundan bizimkilere akıl vermek haddime olmaz diyerek geri çekiliyordum. ‘’Oğlum işte tecrübe burada devreye giriyor lan,’’ diye atılan tabii ki Mert’ti. Artık anla bakışları atarak. ‘’Oradaki atmosfer seni kıza itmiş halbuki tecrüben olsaydı atmosferi siker atardın kardeşim,’’ diye devam eden Mert’e, Yiğit bu kez düşünceli bakıyordu. ‘’Harbi mi lan,’’ diyen Yiğit ikna olmaya başlıyordu galiba. ‘’Yani diyorsun ki tecrübem olsaydı Güneşle yalnız kalmam sorun olmayacaktı?’’ ‘’Evet oğlum sadece Güneş değil hiçbir kadın seni böyle etkisine alamaz, sen istersen olur istemezsen olmaz.’’ ‘’Sen öyle misin lan?’’ ‘’Herılt yani oğlum ne sandın? Bugüne kadar tavlayamadığım kız oldu mu ya da benim istediğim ama beni istemeyen?’’ Bize bakıyordu bir de kaşlarını yukarı kaldırmış hadi varsa söyleyin iddialarıyla. ‘’Anladık ulan hava mı basıyorsun puşt,’’ dedim sinirle. Gevşek herif. ‘’Kabul edin aranızda kadınlardan anlayan da erkeklerle ilgili her tecrübeye sahip olan da benim. Bu mal daha kendi arzularını çözemeden atlıyor, kendine sahip çıkamıyor, sen,’’ derken bana dönünce ona tek kaşımı kaldırıp baktım. ‘’Ben?’’ ‘’Sen bi-‘’ deyip boğazını temizledi. Geri adım attırırlar böyle adama. 180 derece dönen Mert, ‘’Yani abi senin durumunun tıpta bile yeri yok ben hiç bulaşmayayım. Neyse,’’ dedikten sonra Yiğit’e kafasını çevirdi. ‘’Anlaştık mı, seni bedeninin dilini anlayacak kıvama getiriyor muyuz?’’ ‘’Getir anasını satayım ya getir. Başıma ne geldiyse beden dili midir nedir bilmediğimden geldi herhâlde, getir ulan.’’ ‘’Ha şöyle sonunda özünü bulacaksın kardeşim,’’ deyip bir kolunu Yiğit’in boynuna dolayan Mert, sırıtıyordu. Yiğit için aynı şeyi söyleyemicem pes etmiş bir görüntüsü vardı şu an. ‘’Oğlum az yüzün gülsün lan pişman olmayacaksın bak, kerhane en güzel yerdir bu iş için öyle sevgili mevgili çok tırt iş.’’ ‘’Ulan ne pezevenksiniz,’’ diyerek suyumu da alıp ayaklandım. ‘’Ben gidiyorum lan ne haliniz varsa görün.’’ Suyumdan bir iki yudum alıp kafamdan aşağı dökerken onlardan uzaklaşmıştım bile. Arkamda eğlenen bir Mert, düşünceli bir Yiğit bırakarak kafamı hızla sallayıp saçlarımdaki su etrafa saçılırken ben salondan çıkıyordum.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE