4.BÖLÜM:''RÜYA''

1303 Kelimeler
Şarkı: Sezen Aksu HADİ BAKALIM YİĞİT ‘’Güneş’im,’’ diye fısıldıyorum kollarımdaki güzelliğe. Kollarımın arasında ufacık kalıyor. Başımı eğip alnımı alnına yaslıyorum kokusu genzime doluyor. Gülümsüyorum. ‘’Hım,’’ diye mırıldanıyor nazına kurban olduğum. Dayanamayıp dudaklarına dudaklarımı bastırıyorum. Boğazımda yükselen boğuk inleme zevkten ziyade hasret yanımın sonunda sevdiğine kavuşmasından. Ben öpücüğümü derinleştirirken her şeyine öldüğüm kadın bana karşılık veriyor azıcık kalan mantığımı da kaybediveriyorum. Yumuşak dudaklarını kendi dudaklarımla eziyor tadını aldıkça coşuyorum. Bana yetişemese de çabasından benim kadar haz duyduğunu anlıyor ve ona bunu yaşattığım için içim mutlulukla dolup taşıyor. ‘’Güneş’im,’’ diyorum tekrar çok kısa ayrılınca dudaklarından ama yine dayanamıyorum bu ayrılığa yeniden dudaklarına kapanıyorum. Kollarımda onu göğsüme yapıştırmış benden en fazla bu kadar uzakta olabilir diye düşünüyorum. Daha fazlası değil. ‘’Dünyamı ısıtan ışığım,’’ derken yeniden ayrılsam da tekrar öpüyorum. ‘’Seni seviyorum.’’ Birden gözlerimi açtım. Kafamı oynatmadan olduğum yere bakıyor ne olduğunu idrak etmeye çalışıyordum. Yatakta yüz üstü tek kolumun üstünde uyuyakalmıştım. Üzerimi pek de örtemeyen pikenin ucu yerleri süpürüyordu. ‘’Ha siktir,’’ dedim gayri ihtiyari henüz açılmayan sesimle. ‘’O nasıl rüya lan?’’ Doğrulup kendime gelmeye çalıştım. Tam karşımda ayna vardı, yansımamı görüyordum. Henüz açılamayan uykulu gözlerim ve dağılmış saçlarımla afallamış görünüyordum. Cidden afallamıştım. Güneş ne alakaydı şimdi? Benim bugüne denk ergenliğimde bile bir kız rüyama girmemişti. Ulan bir de aşk itirafı yapıyordum. Elim istemsizce dudaklarıma gitti. Sanki kızın yumuşak dudaklarını hala hissediyordum. ‘’Siktir lan!’’ dedim kendi kendime. Kafamı hızla iki yana sallayıp kendimi tokatladım. ‘’Saçmalama oğlum, sikik bir rüya işte. Hem kesin o çorap yüzünden oldu. Bilinçaltımın amına koydu, öyle çorap mı giyilir lan! Yoksa benimle ilgisi olamaz.’’ Ben kendi kendimi ikna edip sonrasında duşa girdim. Okul için hazırlanıp, kahvaltı faslını hallettikten sonra içinde kitap harici her şeyi taşıdığım çantamı kapıp maçın ardından bir hafta sonra açılmış okulun yolunu tuttum. Otobüs durağına geldiğimde tam da bineceğim otobüs gelmişti, hemen atlayıp kartımı okuttum ve henüz dolmamış otobüste boş yere geçtim. Her daim boynumda olan kulaklığımı kulaklarıma geçirip okula kadar müzik dinledim. Nitekim çok geçmemiş okul bahçesine gelmiştim bile. Bizimkileri bahçedeki basket sahasında gördüğüm gibi elimi kaldırıp koşar adım yanlarına gittim. ‘’N’apıyonuz bro?’’ derken kafalarımızı tokuşturup selamlaşıyorduk. ‘’İyidir birader n’apalım, yine açıldı meret geldik işte,’’ diyen Mertten başkası değildi. ‘’Hayırdır lan uyanamadın mı?’’ diye sordum. Tatil boyunca geceleri online olduğu için uykuyu haram etmişti kendisine pek sevgili biraderim. Her zamanki gibi ağzında yaprak sapı çiğniyordu. Ağzının kenarında tutup cevap verdi. ‘’Yok lan uyanamadım valla, tatilde sabahlayıp durmaktan uyku düzenimin ağzına sıçınca tabii, sabah peder kulağımın dibinde düdük çaldı da öyle kalktım.’’ Bir de sırıtıyordu mal değneği. Yusuf sigarasından dumanını üflerken sırıtıyordu. Bende aşağı kalmadım tabii. ‘’Lan ne boş adamsın, millet sabaha kadar test çözüyor uykusuz kalıyor sen oyun oynuyorsun da uykusuz kalıyorsun,’’ dedim. ‘’Dinime küfreden Müslüman olsa, ulan it sen de basket oynuyorsun çok mu farklı mal değneği.’’ Birbirimize mal değneği demekten hoşlanıyorduk, evet. Yusuf, ‘’Tamam lan uzatmayın,’’ diye araya girip ikimizin ensesine patlatmıştı. ‘’Neyse onu bunu boş verin,’’ diye ciddi bir sesle konuştum. İkisi de gözünü dikip bana odaklanınca devam ettim. ‘’Ben bir rüya gördüm.’’ ‘’Yine hangi maçın şampiyonu oldun koçum?’’ dedi Yusuf pek şaşırmayan sesiyle. Tabii alıştılar maç kazandığım rüyalarıma. ‘’Daha yeni gönüllerin şampiyonundan gerçek şampiyonluğa yükselmişken üstelik.’’ ‘’Yok bu sefer öyle değil,’’ dedim dalgınca. ‘’Hayırdır lan kimi siktin rüyanda?’’ diyen tabii ki Mert malıydı. Ondan başkası böyle rüyalar görmediği için herkesin sikik rüyalar gördüğünü zannetmesi normaldi. Biz kabullendik bu malı. Gerçi benim rüya da pek hayra yorulacak rüya değildi ama neyse. Yusuf Mert’in ensesine bir tane daha geçirirken, ‘’Bir sus lan pezevenk, herkes sen mi?’’ diye içimden geçenleri söylemişti. ‘’Güneşle öpüşüyorduk?’’ Deyince ben ‘’Ne?’’ diye saf bir şaşkınlıkla baktı bana Yusuf. Deminki lafını ona yedirdiğimi sanmış olabilirdi ama Mert çok da haklı değildi canım. Değildi de mi? Mert sırıtarak, ‘’Bu sefer ben bildim,’’ diye haklı çıktığını sanıyordu pezevenk. ‘’Sandığın gibi değil puşt,’’ diye üste çıktım hemen. ‘’Sadece öpüyordum?’’ Dedim. Sesimde, ben de anlamadım hissiyatı vardı zannımca. ‘’Ne?’’ Diye iki öküz de böğürdü arkadaşlar bizde bağırmak yok böğürüyoruz biz. Kesin bilgi yayın. ‘’Demin o faslı geçmiştik ya oğlum bir aksanız mı artık bu şekilde diyalog ilerlemiyor,’’ diyerek isyan ettim. ‘’Oğlum bu daha fena ya,’’ diyen Yusuf’tu. Sen yanmışsın bakışları atıyordu bana. Bana niye acıyorsun Yusuf? Kardeşim? ‘’Ulan iyi ki su içmiyordum ha harbi şaşırdım çünkü kesin boğulurdum,’’ dedi Mert. Şaşırdığına şaşıran bir maldı kendisi. Ona kaşlarımı çatıp, ‘’Alakaya maydanozsun şu an,’’ dedim. Yusuf, ‘’İlk defa basket dışında bir rüya görmüşsün ben ona şaşkınım,’’ dedi. Ama sanki deminki tavrını değiştirmek için konuşmuş gibiydi. Nitekim bende endişemi belli ettim sözlerimle. ‘’Oğlum bende anlamadım lan ne alakaysa?’’ Gözüme ilişen basket topunu aldım yerden. Doğrulunca, ‘’Gerçi biliyorum aslında, kesin çorap yüzünden oldu,’’ diye devam ettim sorunumu ve çözümümü biliyorum da yine size bir danışayım edalarıyla. ‘’Ne çorabı lan?’’ diye soran Yusuf’tu. Hayret nasıl ilgisini çektiysem iki kelamdan fazlasını ediyordu bugün. Bu çocuk bana hala acıyarak mı bakıyor lan? İç sesime kulak asmayıp cevapladım sorusunu. ‘’Ya giymiş bu sikim sonik bir çorap nerde görsem dellendim artık, bacakları meydanda, bilinçaltıma mi indi, çıktı ne ettiyse kızı gördüm amına koyayım.’’ Mert ise atıldı hemen, ‘’Oğlum mal mısın? Öpüşmekle çorabın ne alakası var?’’ Yusuf biten sigarasının ardından bir tane daha yakıyordu o sıra. Bu çocuk çok sigara içiyordu. Niyeyse içimden Yusuf’un hareketlerine takmıştım. En başta bana sen yanmışsın der gibi baktığından iç sesim çocuğu bir türlü salmıyordu. ‘’Bence çok alakası var oğlum yoksa benim ne işim olur karıyla kızla,’’ diye huysuz bir sesle söylendim. Bir yandan da Yusuf’a bakıyorum bir şey der mi diye. Onu ikna edince rahat bir nefes alacakmışım gibi hissediyordum ne hikmetse. Mert yaslandığı taştan doğrulup bir eline ağzındaki sapı aldı ve diğer elini de omzuma koydu. Tüm ilgimi ona verdiğimi görünce, ‘’Bak oğlum senin milli olma zamanın geldi bunlar hep bunun işareti,’’ dedi. ‘’Ulan bende ciddi bir şey diyecen diye bakıyorum sikik herif.’’ Güleyim mi kızayım bir sesle söyleniyordum. Aklı fikri karı kız sikmekte puştun. Tekrar yaslanıp bir dizini de kaldırıp taşa koydu. Yine ağzına sapını aldı. ‘’Sen bilirsin ben rüyanı yorumladım sadece.’’ ‘’Ne zamandır rüya yorumlayabiliyorsun lan sen?’’ diyen Yusuf’tu. Kaşlarını alayla kaldırmış Mert’e bakıyordu. ‘’Abi ne var rüya yorumlamakta? Düz bir şey görmüş, net yani. Çocuk da yorumlar,’’ deyince ‘’Hadi lan oradan,’’ diyen Yusuf sigarayı ciğerlerine çekmekle meşguldü. Sonra da dumanı şekilli bir şekilde üflüyordu. Aramızda bu tarz meselelerin goygoyunu dahi sevmeyen oydu aslında. Ben güler geçerdim harbi işim olmazdı bu hayatta tek hedefim vardı o da basketi potadan geçirmek. Diğer geçirmeler pek ilgimi çekmiyordu şahsen. Yusuf’a dönüp, ‘’Sen yorumlasana,’’ dedim birden. Bu puştun yanmışsın bakışlarının alt yazısını öğrenmem gerekiyordu zira. Yoksa çok pis göte gelecekmişim gibi hissediyordum. Bana kaşlarını kaldırıp kafasını da olmaz der gibi oynattı. Ağzından dumanlar çıkıyordu. Adam sigara dumanıyla aşk yaşıyordu amına koyayım, ki ben bu sebepten konuşmaya üşeniyor diye düşünüyordum. Pezevenk yüzünden canım çekiyordu, o nasıl şekilli dumanlar lan. Mert al işte gör bakışları atarken sövdürttü kendine beni. ‘’Lan siktir git pezevenk, benim milli olmak gibi bir derdim yok. Yani var da senin dediğin anlamda yok. Şu elimdekini görüyor musun? Aha tek aşkım bu,’’ dedim ve basket attım. Ulan attığım giriyordu potasına yandığım. ‘’He topunla sevişirsin dangalak,’’ dedi ve elindeki çöpü attı bana sanki daha sert bir şey atar gibi. Dalga kokuyordu adeta sesi. Sesini siktiğimin puştu. ‘’Lan aklın fikrin sikinde pezevenk kafan çalışmayacak ne boş adamsın ya,’’ dedim bende, altta kalmam abi. ‘’Ben zevk sahibi adamım oğlum sen kendine bak asıl, daha ağzının tadını bilmiyorsun,’’ diyen Mert’te pek altta kalmaya niyetli değildi. ‘’He ağzımın tadını kerhanede aramıyorum en azından.’’ ‘’Lan oğlum ben öyle gece kulüplerinde kız peşinde koşmaya ya da manitacılık oynamaya karşıyım. Yapacaksan bu işi yerinde yapacaksın. Prensip meselesi, aydın mı?’’ Bir de göz kırpmıyor mu pezevenk ya.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE