20. Bölüm

908 Kelimeler
Fulya aniden içeri girince hemen filmi kapatıp oturduğum yerden fırladım. Ama o ne yaptığımı fark etmişti sanırım yine de ses etmedi. Derdi başkaydı çünkü. Çantasını masasının üzerine atarken “Orospu çocuklarını bulamadım” diye söze girdi. “Hiçbir mahremiyetim kalmadı. Neyse ki bizimkiyle salonda sevişmiyoruz. Tabii yatak odama da kamera koymuş olabilir piç kuruları.” Fulya söylenip çocuklara küfürler ederken cep telefonuma gelen “Dün gece çok güzeldi. Teke tek denemek isterim ☺” diyen mesajı önce Cemre’den sanmıştım. Ama biraz düşününce bu mesajın kızdan gelmiş olabileceğini anladım. Zaten Cemre cep telefonumu bilmiyordu ve e-posta adresime attığı “Yapmamakla büyük hata ettim. Bugün denemek istiyorum. Akşam yine temizliğe gelicem…” diyen mailini görünce iyice emin oldum. Kıza “Neden olmasın!” diyen bir mesaj attım. Cemre’ye de “Bu akşam meşgulüm” diye yazdım. O da hemen her zamanki gibi “Uzun sürmez” diye cevapladı. Kızın cevabının gelmesi içinse biraz vakit geçmesi gerekti. “Furkan’ı atlatabilirsem bu gece buluşabiliriz. Bizimkiler evde yok” diye yazmıştı. İki saat kadar sonra da “Yedide dün akşam buluştuğumuz yerde OK?” diyen mesajı geldi. Hemen “OK” diye cevapladım. Mesajı attığım anda da pişman oldum. “Bu sefer kesin filme çekilirim. Herhalde oğlanla bunu ayarladılar” diye içimden geçirdim. Ama bir yandan da kızla teke tek nasıl olur acaba diye düşünüyordum. Cemre’yi atlatıp gücümü kıza saklamaya karar verdim. Zaten ben çıkana kadar da Cemre ortada görünmemişti. Bu arada Fulya’nın öfkesi dinmek bilmemiş. Sonunda hırsını Ayten’den almıştı. Benim önümde kızı “Orospu gibi ne dolanıyorsun. Azdıysan git bir aygır bul! Bir daha böyle kıyafetlerle görmeyeyim” diye azarlamıştı. Ayten gözyaşlarına boğulup yanımızdan kaçmış, Fulya çıktıktan sonra da istifasını getirmişti. İkna etmezsem onca yıl birlikte çalıştığım sekreterimi kaybedecektim. Neyse ki ikna oldu. Ayten’in odası hemen bizim odanın önündedir. Kutu gibi küçük, penceresiz hücre gibi bir yer. Ancak bir masa, bir sandalye ve bir de misafir koltuğu sığabiliyor. İlk zamanlar yersizlikten bu odayı yapmıştık ama sonra büro genişleyip yeni yerler açılsa da Ayten bana yakın olmak için bu odayı terk etmedi. Odasına girdiğimde Ayten misafir koltuğunda oturuyordu. Ağlaması biraz azalsa da sakinleşecek gibi değildi. Elleriyle gözyaşlarını silmekten boyaları akmış yüzü garip bir görüntü almıştı. Normalde odasına hemen hiç girmezdim. Beni görünce oturduğu yerden fırladı ağlaması arttı. “Tamam sakin ol! Sakin…” diyerek yanına yaklaştım. O da kendini benim kollarıma atıp başını göğsüme gömüp ağlamaya devam etti. Bir yandan başını okşarken bir yandan da “Şimdi ne yapmalıyım” diye düşünüyordum. Kaç gündür bana yolladığı cinsel mesajlara bu sarılma ile karşılık vermiş oluyordum. Hazır sarılmışken işi tamamlayabilir ya da bir ağabey gibi öğütler verip kardeş muamelesi yapabilirdim. Herkes çıkmıştı. Ortam müsaitti. Kapıyı kapatmam yeterdi. Elimi yavaşça kaydırıp sırtını sıvazladım. Niyetim kalçalara doğru inmekti. Ama Ayten elektrik almış gibi irkildi, kafasını kaldırıp soran bir bakışla bana baktı. Çenesinden parmak uçlarımla tutup dudaklarına eğiliyordum ki “Olmaz!” der gibi başını iki yana salladı, kollarımın arasından çıktı. “Beni yanlış anladınız!” diyerek bir hamle daha yapmama fırsat vermeden masanın arkasına geçip oturdu. Yüzünü bir mendille silerken “Olanların sizinle bir ilgisi yok” diye lafa girdi. Kiminle ilgisi olduğunu merak etmeye başlamıştım. Ama söyleyecek gibi değildi. Yine sessizliğe gömülmüştü. Misafir koltuğuna oturup “Anlatmazsan yanlış anlamaya devam edeceğim” deyip soran gözlerle baktım. “Fulya Hanım bana taktı” diye sözüne devam etti. “Sizin tek sahibiniz olmak istiyor. Ve yanınıza yaklaşan her kadına saldırıyor. Oysa ben sizin hep yanınızda olmak durumundayım.” Konuyu tamamen başka açıdan ele alıyordu. Ben Fulya ile neden takıştığını değil kaç gündür niye öyle giyindiğini merak ediyordum. Başın önünde, elindeki mendili didikleyerek, zaman zaman dudaklarını kemirerek konuşmaya başladı. “Evlisiniz. Çocuğunuz var. Fulya Hanım’la çok yakınsınız. Peşinizde dolaşan başka kadınlar olduğunu biliyorum. Temizlikçi kız bile fırsat kolluyor. Bana dikkat etmemeniz normal.” Söyledikleri beni dehşete düşürmüştü. Ben kimseye fark ettirmeden işleri yürütüyorum derken Ayten neredeyse çetele tutmuştu. Ayten’den duyduklarımla dehşete düşmüş bir vaziyette giyinip çıkmıştım. Arabama giderken merdivenlerde Cemre’yi gördüm. İlk karşılaşmamızdaki gibi dizlerini üzerinde, elinde bez, yanında su kovası merdivenleri siliyordu. Üstünde tişört altında penye bermuda bir tayt vardı. Tek eksiği başörtüsüydü. Benim geldiğimi duyunca başını kaldırıp bakmıştı. Tişörtünün derin dekoltesinden iri memeleri tamamen görülüyordu. Yanından geçtim, iki – üç basamak indim. Dizlerinin üzerinde domalmış vaziyetteydi. Tayt küçük kıçına yapışmıştı. Altına bir şey giymemiş olmalı ki kalçaları tamamen ortadaydı. Bir süre kalçalarının sallanışını izledim. Benimki havaya girmiş, kalkmaya başlamıştı. Arkadan yaklaştım aleti kıçına dayarken iki elimi tişörtünün içine sokup memelerini kavradım. Elinde bez dirseklerinden merdivene dayanmış öylece kalakalmıştı. Memelerini avuçlayıp sıkarken bir yandan da benimkini kalçasına sürtüyordum. “Lütfen başka yerde yapalım” diye fısıldadı. Cevap olarak taytını sıyırdım. Gerçekten de külot giymemişti. Bir elimi önüne doğru kaydırdım. Sırılsıklamdı. “Yakalanacağız” diye fısıldadı bu kez. Bu arada ben pantolonumun fermuarını açmış aleti bacaklarının arasına daldırmıştım. Önden parmaklarken arkadan benimkini dışarıdan sürtüyordum. Cemre ellerinin üzerinde doğrulup kalçasını daha uygun bir pozisyona getirmişti. Bir – iki hamleden sonra benimki girer gibi olunca irkildi, kalçasını çekip masum gözlerle baktı, “arkadan yapalım” dedi. Merdivende duran sıvı sabunu uzattı. Benimkine sabun sıvadım. Parmak ucumla da kıçına biraz sürdüm “Canım acıdı” diyemesin diye bir hamlede sokuverdim. Dürtülmüş gibi irkilip “Uh” diye bir ses çıkartmıştı sadece. Pompalarken bir elimle omzundan tutup güç alıyor, diğer elimle orasını avuçluyordum. O kadar ıslak ve kaygandı ki orta parmağım neredeyse tamamen içeri girmişti. Çok geçmeden parmağımın dokunuşları ile orgazm oldu. Benim alet hâlâ kaskatıydı. Ağzına almak için hamle yaptı ama kızla buluşacağımı hatırlayıp durmasını işaret ettim. Yedide buluşacaktık, çok zamanım yoktu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE