19. Bölüm

1014 Kelimeler
Eve dönerken hâlâ yaşananlar konusunda kuşkularım vardı. Sözde oğlan bilgisayarına kayıtlı tüm görüntüleri silmişti ama bana hiç de inandırıcı gelmiyordu. Mutlaka bir yerlerde kopyası vardır diye düşünüyordum. Bekleyip görecektik! Sabah çocuğun ağlaması ile uyandım. Kaynanam ve baldızım Nesli oğlanı susturmaya çalışıyorlardı ama başarabileceklerine dair bir umut yoktu, çocuğun sesi gittikçe daha çok çıkıyordu. Fulya’nın mesajını mutfakta kahvemi içerken gördüm. Akşam neler olduğunu merak etmişti. “Her şey yolunda” diye cevap verdim. Ben cevap yazarken kucağında çocukla Nesli geldi. Karımın uyarıları etkili olmuş olmalı ki Nesli biraz derlenip toparlanmıştı. Koyu makyajlarını silmiş, saçlarına tarak vurmuştu. Ama yine karımı kızdıracak şeyler yapmaya devam ediyordu. Zeynep, yatak kıyafetleri ile ortalıkta dolanılmasına gıcık olurdu. Nesli’nin bunu bilmemesine imkân yoktu ama belki de özellikle gıcık etmek için geceliği ile kahvaltıya gelmişti. Üzerinde oldukça dar ve kısa bir gecelik vardı. Gecelik kıçının çok az bir bölümünü örtüyordu, kırmızı dantel külotunu görebiliyordum. İçine sutyen giymemişti, çıplak memeleri belirgin olarak görülüyordu ve hareket ettikçe dikkati çekecek biçimde salınıyordu. Biraz üşümüş olmalı ki kısa süre sonra meme uçları iyice belirginleşmişti. Yarı şeffaf külotu hem kıçını hem de yarığını tamamen gözler önüne seriyordu. Sanırım o da iyice görülebilmek için ortada salınıyordu. Neyse ki daha Zeynep fark etmeden kaynanam kızını bir göz işaretiyle uyarmış, Nesli de söylenerek odasına gitmişti. Biraz daha ortalarda dolanırsam kabağın başıma patlayacağını hissettiğim için doğru dürüst kahvaltı bile edemeden evden fırlamıştım. Esas sürpriz işte bekliyordu. Ayten bu kez de incecik, çok yüksek topuklu siyah ayakkabılar, bedenine yapışan daracık siyah süper mini bir kalem etek ve neredeyse göbeğine kadar açık derin dekolteli beyaz ipekli bir gömlek giymişti. Gömleğin altındaki siyah sutyeni oldukça belirgindi. Eteği de o kadar dardı ki kıçına yapışmıştı ve yürürken minik adımlar atması gerekiyordu. Sabah çayını ikram ettikten sonra ikinci kez geldiğinde sutyenini çıkarttığını fark ettim. Şimdi ince şeffaf kumaşın altında çıplak küçük memeleri ve uçları iyice belirgindi. İmza için dosyayı uzatırken yanımdan masaya doğru eğildiğinde bir anlığına da olsa dekoltesinden çıplak memesinin tamamını da görmüştüm. Tahminimden de küçük, yok denecek kadardılar. Ama uçlarını diriliği ve birer kurşun gibi kabarmış olmaları iç gıdıklıyordu. Fulya, Ayten’in halinden iyice rahatsız olmuştu. Birkaç kez homurdandı. Daha sonra ben fark etmeden uyarmış olmalı ki Ayten bir dahaki gelişinde sutyenini takmıştı. Fulya ise her zamanki halinden bile paspal bir görüntüdeydi. Sanırım hâlâ morali bozuktu. Bana ne olup bittiğini bile sormamıştı. Çalışıyor görünüyordu. Ben de sesimi çıkartmadım, kendimi işime vermeye çalıştım. Aradan zaman geçtikçe içimi sıkıntı basmaya başlamıştı. Her an dün akşam çocuklarla yaptıklarımızın filminin gelmesini bekliyordum. Acaba filmi kime yollayacaklar, diye içimden geçirirken Fulya’nın “Orospu çocukları” diye haykırdığını duydum. “Bu kadar da olmaz!” diyerek masaya bir yumruk vurup çantasını alıp fırladı. Arkasından mı koşayım yoksa neye kızdığına mı bakayım diye bir süre kararsızlık geçirdikten sonra ikisini birden yapmaya karar verdim. Öfkeyle yerinden fırlarken bilgisayarını açık unutmuştu. Tahmin ettiğim gibi çocuklar yeni bir film yollamışlardı ama film dün gece ile ilgili değildi. “Hangi filmleri çevirdiğinizi biliyoruz” başlıklı filmin oyuncuları Fulya ile karım Zeynep’ti. Bir kanepenin iki köşesine oturmuş ciddi bir şekilde ve dikkatle karşıya bakıyorlardı. Sanırım bir şey izliyorlardı. Oturdukları kanepe Fulya’ların salonundaki kanepeye benzediğinden karşılarındaki televizyon ekranına bakıyor olmaları olasılığı yüksekti. Filmin durdurulduğu karede karım ve Fulya çırılçıplaktı. Starta bastım. Zeynep bir bacağını kanepenin kenarından sarkıtmış orasını ağır hareketlerle okşuyordu. Fulya da kanepede biraz kaykılmış, bir bacağı kanepenin üzerinde diğeri yerde orasını okşarken bir yandan da koluyla memelerini bastırmış, bir memesinin ucunu tutmuştu. Hemen hemen aynı anda büyük bir ciddiyetle oralarını okşuyorlardı. Film sessizdi. Fulya’nın kendini parmaklarken ciddi bir şekilde neler anlattığını anlamak mümkün değildi. Sanırım filmle ilgili bir şey söylüyordu, karım da başını ona çevirmiş orasını okşamaya devam ederken dikkatle dinliyordu. Filmin son sahneleriydi bunlar. Nasıl bu çırılçıplak hale geldiklerini anlayabilmek için videoyu başa aldım. Filmin başında karımla Fulya aynı şekilde kanepenin iki başında oturuyorlardı ama daha keyifli ve giyiniktiler. Karımın üzerinde askılı yazlık yeşil çiçekli bir elbise, Fulya’nın üzerinde de açık renk bir tişörtle krem rengi bir pantolon vardı. Çaylarını yudumluyor, kuru pasta yiyorlardı. Bir süre sohbet devam ettikten sonra Fulya uzaktan kumandayı alıp ekrana doğru tutuyor, sonra da seyretmeye başlıyorlardı. Oldukça uzun bir kayıttı. Sanırım bir saatten fazlaydı. Daha sonra tamamını seyretmek üzere hızlıca bir bakış attım. Bir film seyrediyor olmalıydılar. Bakışlarından ve tepkilerinden öyle anlaşılıyordu. Çayın yerini şarap alınca gevşemeye başlamış olmalıydılar. Bir karede Zeynep parmağını emiyordu. Kanepede iyice kaykılmış, bacakları açılmıştı, bacaklarının arası, külotu net olarak görülüyordu. Diğer karede Fulya bir memesini tişörtün üzerinden avuçluyordu. Biraz ilerleyince Fulya’nın elinin bacaklarının arasından olduğunu gördüm. Elini bacaklarıyla iyice sıkmış diğer eliyle kanepenin kenarını sıkıca kavramış, dudaklarını ısırarak filmi izliyordu. Çok geçmeden de Zeynep’in bacaklarını iyice açıp bir eliyle orasını, diğeriyle bacağını elbisesinin üzerinden okşadığını görüyorduk. Gözlerini kapamış, başını iyice geriye dayamıştı. Zeynep’e bir an bakan Fulya pantolonunun düğmesini açıp elini içeriye sokuyordu. Ama birbirlerine dokunmuyorlardı. Fulya’yı gören Zeynep de eteğini beline dek toplamış, elini külotunun içine sokmuştu. Fulya’nın tişörtü göbeğinden yukarı sıyrılmış, fermuarı açılmış, eli de iyice külotundan içeri girmişti. Keyiften gözleri kapanmış, ağzı iyice açılmış, başı arkaya kaymıştı, oturduğu yerde kıvranıyordu. Pantolonun içinde olsa da elinin ne kadar hızlı hareket ettiğini görebiliyordum. Haykırıyor olmalıydı ki Zeynep durmuş, ona bakmaya başlamıştı. Fulya gelirken Zeynep yerinden kalkmış, üzerindeki elbiseyi ve külotunu sıyırıp kanepeye oturmuştu. Bir bacağını karnına doğru çekip, diğer bacağını ayırınca iyice açılan yarığını üç parmağıyla ovmaya başlamıştı. Başı önünde elinin orasındaki hareketlerini izlerken dudağını yiyordu. Bu arada Fulya pantolonunu, tişörtünü oturduğu yerde çıkarıp atmıştı. Şimdi ikisinin de üzerlerinde sadece sutyenleri vardı. Zeynep orta parmağını iyice sokarken bir yandan da sutyenini yukarı doğru sıyırmış memesini avuçluyordu. Böyle rahat edememiş olmalı ki sutyenini çıkarttı. Onu izleyen Fulya da sutyenini çıkartıp attı. Şimdi Zeynep’in de üç parmağı içindeydi ve eli de iyice hızlanmış, kalçası havalanmaya başlamıştı. Bu sırada Fulya Zeynep’i izlerken hafif hafif kendininkini parmaklamaya başlamıştı diğer eliyle de Zeynep’in kolunu sevecen bir biçimde okşuyordu. Zeynep kanepenin üzerinde hoplaya hoplaya geldi. Bir süre öylece kaldıktan sonra videoda gördüğüm ilk karedeki hallerine gelmişlerdi. Şimdi oralarına arada parmak atarak sakin sakin ekrana bakıyorlardı. Hem çok şaşırmıştım hem de hoşuma gitmişti. Bu filmin ne zaman çekilmiş olabileceğini de merak ediyordum. Daha önce de böyle şeyler yapmış olmalıydılar. Birbirlerinin vücuduna yabancı değillerdi ve rahat hareket ediyorlardı. Filmi kendime mail attım.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE