Hastanenin o steril, bembeyaz odasında Ateş’in varlığı, etrafındaki her şeyi gölgede bırakan kapkara bir leke gibiydi. Söylediği o sahiplenici cümleler, vaat ettiği o karanlık koruma... Dışarıdan bakıldığında bir kurtuluş gibi görünebilirdi. Ama ben, o bembeyaz çarşafların arasında yatarken, ruhumun derinliklerinde bir gerçeği haykırıyordum: Ben onun için sadece bir ganimettim. Henüz dize getiremediği, kanatlarını kırdıkça daha çok arzuladığı bir oyuncak. Ateş, odanın içinde bir kaplan gibi volta atıyordu. Sabırsızdı, öfkeliydi. "Hazırlan," dedi, sesi odayı sarsarak. "Hastaneden çıkışın yapılıyor. Benimle geliyorsun. O eve, o celladın yanına bir daha adımını atmayacaksın." Söyledikleri mantıklıydı. Mantığım "Git," diyordu. "Seni öldürecekler, kaç bu adamla." Ama kalbim ve gururum, bu t

