Bahçedeki o ağır, metalik sessizlik Ateş’in sesiyle paramparça olmuştu. Karan, elini yavaşça geri çekerken yüzünde asılı kalan o müstehzi gülümseme, dayısının öfkesi karşısında silinip gitti. Ateş, teras basamaklarını bir avcı çevikliğiyle inip yanımıza geldiğinde, aradaki sıcaklığın bir anda yükseldiğini, oksijenin tükendiğini hissettim. "Derhal git buradan Karan," dedi Ateş. Sesi bağırmıyordu ama bir fısıltı kadar alçak olmasına rağmen kemik donduracak kadar keskindi. "Gözüm görmesin seni." Karan, tek kelime etmedi. Dayısının gözlerindeki o mutlak otoriteye karşı çıkacak kadar delirmemişti henüz. Bana son bir kez, içinde binbir türlü soru işareti barındıran o karanlık bakışını fırlatıp arkasını döndü ve villanın devasa kapısından çıkıp gitti. Ateş ise olduğu yerde çakılı kalmış, sanki

