Can’ın Ağzından "İnsanın ruhunu daraltan, içimdeki çaresizliği büyüten gecenin karanlığı dağılmış; yerini umut olabilecek güneş ışığına bırakmıştı. Sabahın ilk saatleriydi; orman yavaş yavaş nefes alıyor, hayat yeni başlıyordu. Ben ise ancak Duru’yu bulduğumda ilk nefesimi alabilecektim. İkizler, Kerem ve adamlarım ormanın dört bir yanında Duru’dan ufak da olsa bir iz arıyordu. Partinin yapıldığı malikânenin tam karşısında duruyordum; burayı ateşe verecektim." “Dökün,” dedim sesimdeki o buz gibi kararlılıkla. Benzin bidonları boşaltılırken geri çekilmedim. Çakmağı attığım an, alevler gökyüzünü yuttu. Malikâne saniyeler içinde bir cehenneme döndü. Ama içimdeki yangın… Bu ateşten çok daha büyüktü. Saatler sonra geriye sadece kül kaldı. Rüzgâr, o küllerle birlikte içimdeki öfkeyi ormana

