Aytekin Ataş - Ha Bu Ander Sevdaluk
Mithat Körler - Senden Vazgeçemem
"Şaka gibi Gizem, babam sırf Yalım'la görüşmüyorum diye hesaplarıma kartlarıma el koymuş," Gergince odada volta atarken elimi alnıma attım. "Ya delireceğim Feyyaz'ın borcu ne olacak?"
Gizem koltuğun köşesine kolları bağlı otururken düşünüyordu. "Feyyaz'a ne dedin?"
"Babaannemden arsa kaldı onu satacağım dedim!"
Gizem güldü. "Ne kadar da orjinal."
"Ne yapabilirim Gizem? Şirketlerimiz var değil 500 bin, 500 milyon vereyim mi deseydim?"
"Yalan da değil hani..."
"Of Gizem," Arkamı dönerek pencereye yaklaşırken boğaz manzarasını izlemeye başladım. Ataşehir'in en yüksek binalarından biri bizim şirketti. "Dur bakalım ben biraz euro vardı, 500 çıkar mı emin değilim ama sana borç olarak verebilirim."
"Cidden mi?" Aniden arkadaşıma döndüm. "Sahiden yapar mısın böyle bir şey?"
"Deli misin tabii yaparım bugüne bugün çocukluk arkadaşımsın, kardeşim olsan böyle olurdu. Neyse dur ben bir bankaya gideyim. İzin var değil mi patron?"
"Ya izinler senin kulun köpeğin olsun be." Yanaklarından öperek bilerek sulu bıraktığımda sinirlenerek sildi ve göz devirerek odadan çıktığında gülümsüyordum. Ellerimi birleştirip derin bir nefes verdim. "Şükür allahım."
Saatler sonra Gizem hesabıma attığı para ile ben de o parayı Feyyaz'a atmıştım. Şimdi şirketten çıkmış arabayla ona gidiyordum. "Derdin tasan kalmayacak canımın içi." O haftalar süren keyifsiz hali gideceği için öyle seviniyordum ki.
Tamirhanenin önüne geldiğimde arabayı köşeye park ederek topuklu ayakkabılarla koşa koşa tamirhaneye girdim. "Kolay gelsin ustam!"
"A Zümra abla hoş geldin," Ali'nin saçlarına el attım. "Ne o yenge demeyi bıraktık mı Ali?"
Ali bocalamış gibi kalakalırken, "Olur mu hiç öyle şey yenge? Ağız alışkanlığı benimki."
Güldüm. "Feyyaz yok mu?"
"Ustam çarşıya kadar gitti. Remzi abi'den alacakları varmış." Borç meselesi olsa gerekti. "Tamam Ali eğer gelirse yengem geldi aramanı bekliyor dersin."
"Tamamdır yenge."
&
Feyyaz arabayı uzaktan açarken karşıdan karşıya geçen Asuman'ı gördü. Asuman onu önce görmüş olmalı ki arabaya doğru yürüyordu. Kaputun önünde buluştuklarında Asuman gülümsedi. "Merhaba."
"Merhaba." dedi Feyyaz düz sesle. Zümra'nın Asuman'dan hoşlanmadığını biliyordu her ne olursa olsun burada onunla konuşması yanlış hissettiriyordu.
Onun nişanlıyken seninle olması yanlış değil çünkü.
"Benimle konuşmak istemişsin?" Durdu. "Yani Hafize anne'nin komşusu var ya Gülseren teyze. Ondan öğrendim ben de. Sağ olsun haberi ulaştırdı."
Gülümsedi Feyyaz. Meşhur Gülseren teyze. Mahallenin naklen yayıncısıydı kadın. "Evet Asuman doğru duymuşsun. Konuşmak istiyordum yani Hafize ana rahatsızlandı onun için Giresun'a gittim geldim, arada kaynadı."
"Olsun sorun değil, şimdi de konuşabiliriz." Durdu. Endişeli gözlerle baktı. "Hafize anne iyi mi?"
Feyyaz iç çekti. "Şimdilik. Şöyle parka geçelim mi?"
Asuman başını sallarken Feyyaz arabayı tekrar kilitleyerek kaldırıma geçip parka doğru yürüdüler. Bir ağacın altındaki banka oturduklarında Asuman elindeki poşetleri arkasına koydu. Ardından saçını düzeltip kulağının arkasına attı. "Evet?"
Feyyaz da normal oturuyordu bakışları kızda değildi. Salıncakta sallanan çocuklardaydı. "Feyyaz?"
"Hah," Yerinde dikleşti Feyyaz. "Affedersin... Dalmışım." Boğazını temizledi. "Asuman ben... Bir şey daha duydum ki, sen benden-"
"Feyyaz," Asuman'ın sesini titrediğini hissetti Feyyaz. "İzin ver ben konuşayım." Birden dokunmuştu adamın eline, irkilerek geri çekildi. Kucağına koydu. "Ben senelerdir seni seviyorum... " Feyyaz ağzını açacak gibi oldu. "Biliyorum senin kalbin dolu. Kimi sevdiğini nasıl sevdiğini şahit olmuş birisi olarak biliyorum. Belli ki aranızda bir şeyler olmuş yoksa şimdiye kadar evlenirdiniz." Feyyaz acıyla gözlerini yumdu.
"Ben... Razıyım. Seni mutlu ederim. Seni bilerek üzmem. Kandırmam." Son cümlede içinin nasıl acıdığını hissetti Feyyaz. Gözlerini açtı kıza döndü. "Sen beni sevmesen de ben seni seviyorum ya yeter o bana."
"Emin misin Asuman?" dedi kısık sesle. "Seni sevmeyen adamla bir ömür geçirmeye razı mısın gerçekten? Ya üzersem seni?"
Omuz silkti. "Üzülmeden oluyor mu? En iyi sen bilirsin."
"Yapma Asuman. Canın çok yanar."
"Senelerdir yanıyor benim canım Feyyaz. Şimdi yanmış ne fark eder?"
"Kül olup gitmekten korkmuyor musun?"
"Korkmuyorum. Ben bunları göze alarak sevdim seni." Feyyaz o an üzüldü. Doğru insan mı vardı doğru olan insan mı...
"Ben de seni mutlu ederim. Sana cenneti yaşatırım belki. Ama seni hiç bir zaman sevemem Asuman. Alışırım. Değer veririm. Ama sevemem. Bunu kabul ediyor musun?"
Gülümsedi. "Kabul ediyorum Feyyaz."
Feyyaz iç çekti. "Peki. Babanlarla konuşayım-"
"Gerek yok ben konuşurum sana haber ederim."
"Tamam," Feyyaz etrafa baktı. "O halde kalkalım."
Asuman gülümseyerek başını sallarken poşetleri alacağı sırada Feyyaz uzandı. "Yardım edeyim."
Asuman, "Gerek yoktu..." derken Feyyaz çoktan hepsini almış önden yürümeye başlamıştı. Asuman kızararak gülümsedi. Saçını attı kulağına. Şimdiden nasıl iyi bir aile olacağını görüyor gibiydi.
&
Feyyaz dükkana geldiğinde Zümra'nın geldiğini öğrenmiş ardından telefonda çok kısa konuşmuşlardı. Borcu hallettiğini söylemiş oysa para hala hesapta duruyordu.
Bu Zümra'ya söylediği ilk yalandı.
Ha bu akan dereler denizlere dolacak
Söylesana güzelum sonumuz ne olacak
Ha bu akan dereler denizlere dolacak
Söylesana güzelum sonumuz ne olacak
Feyyaz rakıyı kafaya dikerken boş bardağı masaya koydu. Tamirhanedeydi. Işıklar yanmıyordu. Tek ışık açık duran telefon ekranıydı.
Zümra.
Sahil kenarında beraber durmuş sarılarak çekindikleri fotoğraftı. Kızı yanağından öpüyordu.
Hiç bir şey demeden kızarık içkinin verdiği sersemlikle bakıyordu Feyyaz. Son kez şişeyi kontrol etti. Bitmişti. İç çekerek önündekileri çekti. Kollarını bağlayarak yaslandı masaya. Başını kollarının üstüne koydu. Ekrana bakmaya başladı.
Dere akar taş ile gözüm doldi yaş ile
Nerelere gideyim ha bu garip baş ile
Dere akar taş ile gözüm doldi yaş ile
Gurbete mi gideyim bu sevdali baş ile
Gözleri dolmaya başladı. Eli kalktı birden havaya. Fotoğrafa dokunmak, Zümra'nın yüzünü okşamak istedi.
Birden hatırlayınca... Gözlerini kaçırdı. Eli yumruk oldu.
Atamıyordu içinden atamıyordu.
Gözleri iyice dolduğunda geriye yaslandı, başını sandalyenin baş kısmına yaslarken tavana boş boş bakmaya başladı.
Ander kalsun sevdaluk oy alacak canumuzi
Ha bu kalsun sevdaluk oy alacak canumuzi
Gözyaşları yüzünden süzülerek aktı.
Telefonuna gelen mesaj ekrana düşerken resmin birazını kapatmıştı.
Asuman: Konuştum babamla. Yarın konuşmak tanışmak istiyor seninle.
Bildirim geri kaybolurken Zümra'nın gülen yüzü geldi göz önüne. Burukça izledi.
Ander kalsun sevdaluk oy alacak canumuzi
Ha bu kalsun sevdaluk oy alacak canumuzi
&
Feyyaz sabah dükkana gitmeden Asuman'ın babası Tayfun amca'ya uğramıştı. Adamın terzi dükkanı vardı çarşıda. Remzi amca ile komşulardı.
Kapı önünde oturmuş çay içiyorlardı. "Duydum ki Asuman ile evlenmek istiyormuşsunuz."
"Evet Tayfun amca."
Adam iç çekti. Sert mizaçlı değil aksine yumuşak başlı bıyıklı bir adamdı. Çay bardağını tabağa koyarak eğildi. "Bak Feyyaz seni oğlum gibi severim, elimde büyüdün sayılır."
"Eksik olma Tayfun amca. Ben de seni babam gibi sevdin. Ben Fatih Serdar... Senin hakkını ödeyemeyiz."
"Sus bakayım," Adam başını çevirdi. "Hak hukuk değil mesele... Benim kızım sana gönül vermiş bilirim ki sen de birine gönül vermişsin ama o biri benim kızım değil."
"Tayfun amca-"
"Sus ula. Daha bitirmedim lafımı." Feyyaz sessizce yerine sindi. "Belli ki ayrılmışsın sevdalığından..." İç çektim. "Bak oğlum bu işler aceleye gelmez. Zaten bizim memlekete gidecekmişsin."
"Doğrudur. Hafize ana yalnız kaldı oralarda. Kimi kimsesi yok. Hastalığı nüksetti. Yanında olacağım bir süre."
"Hah git uzaklaş buralardan, kafa tatili olur sana. Biraz zaman geçsin. Döndüğünde hala aynı karardaysan o zaman yüzük takarız," bacağına vurdu Feyyaz'ın. "Tamam mı aslanım?"
Feyyaz burukça gülümsedi. Kalkarken sarıldılar.
Çarşıdan dükkana uğrayıp Ali'yi çağırmıştı. "Koçum gel bir benle."
"Buyur usta."
Feyyaz arka cebinden cüzdanını çıkardı. Bir tomar parayı çıkarıp çocuğun avucuna sıkıştırdı. "Bu aylığın... Bu da ek aylığın."
"Usta ama-"
"Şışt ne dediysem o." Feyyaz bakmıyordu Ali'ye. Dükkana baktı uzun uzun. "Kapatıyorum bir süreliğine."
Ali sessiz kaldı. Eli düştü. "Ayrıldınız mı usta?"
Feyyaz histerikçe güldü. Gözleri dolar gibi olduğunda başını eğip burnunu çekti ardından hızla Ali'nin omzuna vurdu sarılıp.
Dün akşam yüreğimden çıkarttım anıları
Yaşadım bir yangın gibi içimde acıları
Dün akşam yüreğimden çıkarttım anıları
Yaşadım bir yangın gibi içimde acıları
Ben benden geçtim ama bir senden vazgeçemem
Dokunulmazımsın benim yüreğime hükmedemem
Ben benden geçtim ama bir senden vazgeçemem
Dokunulmazımsın benim yüreğime hükmedemem
Güneşimi kaybettim gözlerini görmem gerek
Yaşamaya dönmem için hasretini silmem gerek
Güneşimi kaybettim gözlerini görmem gerek
Yaşamaya dönmem için hasretini silmem gerek
Kepenkleri indirirken Ali arkasında ona bakıyordu. Feyyaz kilidi takıp doğruldu çömeldiği yerden. Uzunca baktı kapalı kepenklere.
Ben benden geçtim ama bir senden vazgeçemem
Dokunulmazımsın benim yüreğime hükmedemem
Ben benden geçtim ama bir senden vazgeçemem
Dokunulmazımsın benim yüreğime hükmedemem
Güneşimi kaybettim gözlerini görmem gerek
Yaşamaya dönmem için hasretini silmem gerek
Güneşimi kaybettim gözlerini görmem gerek
Yaşamaya dönmem için hasretini silmem gerek
Ardından arkasını döndü kolunu çocuğun omzuna atarak dükkandan uzaklaştılar yürüyerek.
Güneşimi kaybettim gözlerini görmem gerek
Yaşamaya dönmem için hasretini silmem gerek
Güneşimi kaybettim gözlerini görmem gerek
Yaşamaya dönmem için hasretini silmem gerek
&
"Annecim?"
Elimde tepsi ile girerken annem hala uyuyordu. Gülümsedim. Tepsiyi komodine bırakırken dikkatimi perdeler çekti. "Kapalı durmasın bunlar." Doğrudan pencere önüne gittim. "Hatta açayım az hava gelsin ya." Gülümseyerek anneme doğru baktım. "Değil mi ama Zeynep sultan?!"
Kapalıydı gözleri.
"Hala uyuyor musun sen?!" Yanına vardım oturdum yatağın boşluğuna. "Kalk artık saat kaç oldu?!" Durdum. "Anne?" Elim yüzüne uzandığında başı düştü yana. Gülüşüm soldu. "Anne..."
Dokundum iki elimle de. Avuçladım yüzünü. Sarstım. "Anne... Anne? Anne! ANNE!"
"Zümra ne oldu kızım?!"
Başımı çevirdim omzumun üstünden. Esme abla kapının eşiğinden endişe dolu gözlerle bakıyordu bana. "Esme abla! Yardım et! Nefes almıyor! Anne!" Bağırdım sarstım ama annem gözlerini açmıyordu.
Herkes başında toplandığında bırakmıyordum annemi. "ANNE!" Sarsıla sarsıla çığlık atarak ağladım, defalarca seslendim. Bir kez olsun o gözlerini göstermemişti bana.
"Anne..."
Ben benden geçtim ama bir senden vazgeçemem
Dokunulmazımsın benim yüreğime hükmedemem
Ben benden geçtim ama bir senden vazgeçemem
Dokunulmazımsın benim yüreğime hükmedemem
Güneşimi kaybettim gözlerini görmem gerek
Yaşamaya dönmem için hasretini silmem gerek
Güneşimi kaybettim gözlerini görmem gerek
Yaşamaya dönmem için hasretini silmem gerek