13.Bölüm

1492 Kelimeler
Sezen Aksu - Ben De Yoluma Giderim "Zeynep... Sayar. Kaç numaralı odada kalıyor acaba?" "Bu koridorun sonundaki oda." Feyyaz teşekkür ederek danışmadan ayrılırken Zümra'yı düşünüyordu. Her şeyin yalan olduğunu düşünürken tek doğruyu öğrenmişti. Zeynep anne gerçekten de hastaydı ve hastaneye kaldırıldığını duyunca ona Zümra ile beraber verdikleri söz geldi aklına. Kim bilir bir daha ne zaman gelirdi İstanbul'a... Kapının önünde durdu. Zümra'yı aramak ona gitmek doya doya sarılmak ben buradayım demek istiyordu ama yapamazdı. Avucundaki telefonu sıktı. O herif... Nişanlısı. Düşündükçe duvara yumrukluyası geliyordu. Nişanlıydın madem nasıl gözümün içine bakabildin, nasıl sevdiğini söyleyebildin, nasıl sevişebildin benimle... Haykırmak istiyordu Feyyaz. İçi dolup dolup birikiyordu. Taşamıyordu. İrkilerek etrafına baktı. Hastanedeydi. Kendisini toparlamalıydı. Odaya girdiğinde sessizlik hakimdi. Kimse yoktu. Zeynep anne pencereye dönük yüzüyle huzurla uyuyordu. Feyyaz yavaşça yanındaki tabureye çöktü. Kadının uyuyan yüzüne baktı. "Ben geldim... Zeynep anne." Anne demese eksik hissederdi... Başı eğikti. "Pek hoş geldim sayılmaz. Her şeyi yalan bilirken senin gerçekten hasta olduğunu öğrendiğimde gelmek istedim ziyaretine. Zümra..." Yutkundu zorlukla. "Zümra'ya bir sözüm vardı." Her Zümra dedikçe hem boğazına hem kalbine diken batıyordu sanki. "Onu ilk gördüğümde öyle cıvıl cıvıl enerjisi vardı ki... Zümra boğazımda bir yumru, kalbimde bir sızı Zeynep anne. Hissetmişsindir... Biz ayrıldık." Kadının eline uzandı. "Yollarımız ayrılsa da ben seni hep kendi annem bildim ve bileceğim de. Numaramı bıraktım. En ufak bir sorunda arayacaklar beni." Durdu. Artık çıkması gerekiyordu odadan. "Zümra'yı bir gün affeder miyim bilmiyorum ama şunu biliyorum ki ona bir şey olsa yaşayamam." İç çekti bakışlarını kadından kaçırarak. "... maalesef ki hala aşığım ona. Şu yüreğim yok mu..." Kalbini tuttu. Sesi titredi. Gözleri doldu. "Hala seviyor onu..." Feyyaz odadan çıktığında Zeynep anne başını çevirmişti. Uyumuyordu aslında. Ve adamın tüm söylediklerini duymuştu. "Affedersin oğlum... Sen bu yüce kalbinle seversin de affedersin de." "Zeynep Sayar için el fatiha!" Feyyaz güneş gözlüklerinin arkasından cenaze törenini izliyordu. Zümra'yı dakikalar önce gördüğünde kalbi yerinden çıkacak gibi hissetmişti. Yanına gitmeye karar verdiğinde onu durduran yine o herif olmuştu. "Amınakoduğumun herifi..." Ağzının içinde küfrü yuvarlarken titreşimde çalan telefonunu ceketinin iç cebinden çıkardı, ekrana baktı. Serdar. Yan tuşa artarda basıp yeniden ceketinin cebine atarken sessizce olduğu yerde kaldı. Sonra geri dönerdi nasılsa. Gergince izlemeye başladı. Zümra o heriften uzaklaşıp tabuta sarıldığında görmüştü kızın yüzünü. Uzun zamandır sonra ilk defa bu kadar netti. Bir o kadar solgundu. Siyah şalı başından hafifçe kaymıştı. Gözlerinin altındaki nem buradan belli oluyordu. Bembeyaz kesilmiş suratı buruşurken hıçkıra hıçkıra ağladığını fark etti Feyyaz. Eli yumruk olurken bir şey yapamayışının altında eziliyordu. Saniyeler dakikalara dönerken tabut kaldırılmış cenaze aracına doğru yerleştirilirken mezarlığa doğru yola çıkılacaktı. Çok geçmeden Zincirlikuyu mezarlığına defnedilirken Sayar ailesi başsağlıklarını kabul ediyorlardı. Feyyaz aniden gelen cesaretiyle yürümeye başlarken birinin ona seslendiğini duydu. Duraksayıp başını sağa çevirirken o adamı gördü. Yalım. Çıkışa doğru adamı çağırdığında Feyyaz olduğu yerde duruyordu. Yalım durdu arkasına baktı. Başıyla işaret ettiğinde Feyyaz herife kafa atmamak için kendisini zor tutuyordu. Birinin ayağına gitmezdi ama dua etsin Zümra vardı arada, dua etsindi. Karşı karşıya mezarlığın kapısında dikildiklerinde ilerideki kalabalıktan uzaktaydılar. "Sen..." Yalım gözlüğünü çıkardı düzelterek. "Şu bahsettikleri Feyyaz olmalısın." "Diyelim oyum. Ne yapacaksın?" Güldü ama yapmacıktı gülüşü. "Merak ettim diyelim..." Başını kaldırdı Feyyaz'ın suratına bakarak. "Feyyaz kardeş." Bu neydi şimdi? Anladığın dilden konuşuyorum bak falan demek miydi neydi? "Sanırım Zümra ile aranızda bir şeyler geçmiş." Kaşları çatıldı. Bir şeyler geçmiş mi? "Ee?" dedi Feyyaz. Boynundaki damar atıyordu. Sinirlenmişti. "Geçmiş... Geçmişte kaldı Feyyaz." Adamın sert tonuna kaşını kaldırdı Feyyaz. "Sen yoluna o yoluna." "Ben yoluma o yoluma... Öyle mi?" "Öyle. Bu işin bir sonu yok. Ne sne bir daha onun karşısına çık ne de o da seni sorsun." Adamın koluna vurdu. Sözde dostçaydı. "Tatsızlık çıkmasın daha fazla." deyip en sonunda kapıyı gösterdiğinde Feyyaz için bardaktaki son damla taşmıştı. Kolundaki eli aniden çekip bükerken kafayı gömdüğünde Yalım burnunu tutarak yere serildi. Burnu kırılmıştı. Feyyaz parmağını sallayarak eğildi. "Dua et... Tatsızlık çıkmasın daha fazla." Etraftaki kalabalık yanlarına toplanırken Feyyaz ceketini düzelterek geri çekildi. Başını kaldırdığı sırada ileride sadece ona bakan Zümra'yı gördü. Yüzü donakaldı. Herkes Yalım'ın başına toplanırken Zümra olduğu yerde duruyor, Feyyaz'ı izliyordu. Yüzü oldukça solgun üzgündü. Gözleri kızarık, gözaltları nemliydi. Feyyaz iç çekti. Onu ilk defa böyle yıkılmış belki de çaresiz gibi görüyordu. Bir anda kollarını iki yana açtı. Başıyla işaret etti. Zümra'nın dudakları titredi. Ağlamaya başladığında koşarak Feyyaz'ın kollarına arasına girdi, göğsüne sığındığında Feyyaz ölecekti. Kalbi güm güm atıyor, baştan aşağı titriyordu sanki. kollarını sımsıkı sardığında başını kızın boynuna saçlarına gömdü.Kokusu burnuna dolduğunda gözlerini yumdu kokusunu uzun uzun içine çekerken kaç dakika sarıldı bilmiyordu. Zümra geri çekildiğinde Feyyaz zorlukla kollarını çekerken Zümra bakışlarını yere çevirdi. "Başın sağolsun..." Feyyaz'ın sesini duyduğunda ölecek sandı Zümra. Başını kaldırdı. "Sağ ol..." Feyyaz ince tiz çıkan sesi duyunca yutkundu. Bakışlarını nereye koyacağını bilmiyordu ama yüzünden de çekemiyordu. "Ben aslında Zeynep anne'yi-" "Neden gittin?" Zümra'nın ani sorusuyla duraksadı. "Nedenini bilmiyor musun?" Zümra gülümsedi ama canlı bir gülümseme değildi bu. Bir damla gözyaşı yanağına kaydı. "Yani sence, ben bir mektupla terk edilmeyi hak ettim... Öyle mi?" "Aylarca açıklama bile yapmadın bana. Gözünün içine baktım senin? Söylemen için gözlerim yalvarıyordu sana. Sen ise o çok güzel kurduğun tiyatroya devam ettin! Ne yapmamı bekliyordun! Sana yalan söylenildiğini öğreniyorsun, aylarca doğru sandığın yalanları bir bir öğreniyorsun söylesene Zümra sen olsan napardın? Çekip gitmez miydin?" "Gitmezdim..." Sesi kırık dökük çıkmıştı." "Gitmezdin... Bence sen habersiz çekip giderdin! beni bırak görmeyi sesimi duymaya tahammülün olmazdı. Her şeyden öte... İnanmazdın bana. Kafanda neyse o. O kurduğun dünyayla terk edip giderdin. Şimdi gelmiş bana hesap soruyorsun. Bana kızıyorsun. Ben sana sormuyorum bile!" "Sorsaydın... Sorsaydın Feyyaz. Çok mu..." Gözyaşları iniyordu bir bir. "Ben sormayan biri için ne diyorum biliyor musun?" Omuzlarını silkti. "Hiç sevmemiş beni..." Feyyaz'ın yüzü karardı. "Hiç... sevmemiş... beni..." nefesi kesik kesik çıkıyordu kızın. "Benim neler gördüğümü bunun nasıl hissettirdiğini bilmiyorsun Zümra." Bakışlarını çevirdi. Kızın parmağındaki yüzüğü görmüştü. "Zaten bir önemi yok..." Zümra durdu baktı öylece. "Neye inanmak istiyorsan... Ona inan Feyyaz..." Zümra arkasını dönüp kalabalığın arasına karıştığında Feyyaz bakışlarının ondan çekemedi. Eli yumruk olurken içi kaynıyordu sanki. Uzun zaman sonra böyle mi olacaktı? "Zümra!" Kızla beraber çevredeki herkes Feyyaz'a döndüğünde Feyyaz sadece Yalım'ın başında dikilen Zümra'ya bakıyordu. "Sözümü tuttum. Zeynep anne'yi gördüm. İçin rahat olsun." Zümra'nın yüzündeki afallamayı gördüğünde görüş alanına başkası girdi. Altmış yaşlarında adamdı bu. Adamı o geceden hatırladığını fark etti. "Feyyaz Arıca." Zümra'nın babası olmalıydı. "Siz de... Fırat Sayar olmalısınız." "Kızımdan da bizden de uzak dur." "Baba!" Feyyaz bir adım attı. Bakışları kısıldı. "Durmazsam ne olur?" Elleri belindeyken Zümra hızlıca yanlarına varıp aralarına girdi. "Baba dur!" "Başından beri biliyordunuz..." dedi Feyyaz. "Mani olan sizdiniz belki de Zümra'nın benimle kaçak göçek görüşmesini sağlayan da." "Bu zamana kadar böyle oldu diye bundan sonra olmasına izin verecek değilim. Zümra Yalım'la evlenecek." "Baba?" Zümra babasına hayretle bakıyordu. Daha dün hastanede sizin mutluluğunuzu istiyorum diyen adam şimdi ne olmuştu da bunları diyordu? Neydi fikrini değiştiren? "Bu kadar Zümra." Babası konuşmasına fırsat vermeden arkasını dönüp giderken Feyyaz kıza baktı. Şaşkınlıkla babasının gidişini izliyordu. Zaten böyle değil miydi neye şaşırıyordu?" "Niye şaşırdın ki o kadar? baban başından beri engel değil miydi bize?" Feyyaz'a döndü. "Biz diye bir şey kaldı mı ki?" Kızın yüzüne eğildi. "Sayende... Demek isterdim ama bana bir açıklama bile yapmayan biri hakkında ne düşünmeliyim?" Yutkundu Zümra. "Gözlerini gördüm Feyyaz. Vazgeçene ne diyebilirim ki..." Zümra arkasını dönerken Feyyaz kolundan tuttu. "Bu akşam mahallede olacağım yarın Giresun'a dönüyorum. Gözlerime bak." Gözlerine baktı Zümra. "Çok geç olmadan gel Zümra." & Akşam karanlığında Zümra arabayı mahalleye sürdüğünde radyoda şarkı çalıyordu. Feyyaz'ı gördüğünde bayılacak sanmıştı sonra o gözleri... O vazgeçişi kırgınlığı gördüğünde omuzları çökmüştü. O kadar hali yoktu anlasın istedi. O kadar istemişti ki Feyyaz sadece sarıp sarmalasın. Ama sonra... Sarmalamıştı da. Annesi... Annesini görmeye de gitmişti. Elini direksiyondan çekip gözlerinin altını sildiğinde içindeki sıkışmışlık hissini atamıyordu. oflayarak bağırmak istiyordu. Sokağa girdiğinde sağa girecekti ki soluna bakmasıyla ani frenle durdu. Camı indirirken ilerideki evlerin birinde Feyyaz'ı gördü. Sokak lambalarından birinin ışığı üzerine düşüyordu. El frenini çekip indi. Yolun bir kenarına park edilmiş arabaların yanında yürürken birden karanlıktan çıkıp Feyyaz'a sarılan kadına bakakaldı. Adımları duraksadı. Asuman. Asuman'dı bu. Elinde de Feyyaz'dan aldığı çiçek ve çikolatalar. Bir eli arabaya yaslanırken düşecek gibiydi. Gözleri doldu. O an aklından binlerce düşünce geçiyordu. Bu akşam mahallede olacağım yarın Giresun'a dönüyorum. Çok geç olmadan gel Zümra. Peki, nasıl istersen öyle olsun Tutamam, tutamam gideni Belli ki kırmak istemiyorsun kalbimi Kıyamam, bi' de kıyamam, iyi mi! Giden gitmiştir zaten Kesemem, kesemem yolunu Hani satın alınan sevgiye alıştırılmış Bi' çocuğun her oyuncağa çabucak doyumu Ben de yoluma giderim Ezdirmem kendimi Ama gezdirmem de gönlümü Gider acımı çekerim Ben de yoluma giderim Ezdirmem kendimi Ama gezdirmem de gönlümü Gider acımı çekerim Beni özle isterim, beni çok özle Üzül, üzül bi' süre En azından ince bi' kabuk bağlasın Azıcık eşitlik sağlasın Giden gitmiştir zaten Kesemem, kesemem yolunu Hani satın alınan sevgiye alıştırılmış Bi' çocuğun her oyuncağa çabucak doyumu Ben de yoluma giderim Ezdirmem kendimi Ama gezdirmem de gönlümü Gider acımı çekerim Ben de yoluma giderim Ezdirmem kendimi Ama gezdirmem de gönlümü Gider acımı çekerim Akşama doğru eve döndüğünde babasının çalışma odasında olduğunu öğrenip direkt oraya çıkmıştı. Çalmadan kapıyı açtı. Fırat Sayar irkilerek doğrulurken birden gözlüklerini çıkarıp şaşkınlıkla bakmıştı kızına. "Zümra?" "Baba... Yalım'la evlenmeyi kabul ediyorum."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE