Asil Denizhan Odaya girdiğimde, Yağmur’un o elamsı gözleri bana öyle bir baktı ki, içimdeki her şey altüst oldu. Onu bu kadar savunmasız, bu kadar kırılgan görmek... Kalbim yerinden oynayacak gibi oldu. Ama aynı zamanda o gözlerde bir güç vardı, öyle kolay pes etmeyeceğini biliyordum. Onu yıkarken, her dokunuşumda içimde bir savaş veriyordum. Teni o kadar yumuşak, o kadar sıcaktı ki... Parmaklarımın her hareketi bir işkenceye dönüşüyordu. Onu istiyordum, evet. Ama sadece bedenini değil. O kahkahasını, o inatçı bakışlarını, o deli cesaretini... Her şeyini istiyordum. O küvette oturmuş, sırtındaki yaralarla bile bana meydan okur gibi bakarken, kontrolümü kaybedeceğimden korktum. O dudakları öpmek, o teni hissetmek, onu tamamen bana ait kılmak... Ama yapamazdım. Yaralıydı. Savunmasızdı.

