Mete arabasını park etmemişti bile. Otelin önünde hızla durmuş ve anahtarı kapıdaki görevliye fırlatarak hızla otelin içine doğru ilerledi. Hilal’i bulması gerekiyordu. Onu görmekten ve ona sarılıp, ona düşündüğü, hissettiği her şeyi anlatmaktan başka bir şey istemiyordu. Onu bulmalıydı. Çünkü Hilal, tam da kaybolduğu an da, Mete’yi bulup içinde bulunduğu çukurdan çıkarmıştı. Şimdi onun ellerinin arasından kayıp gitmesine izin vermeyecekti. Mete asansöre yöneldiği sırada görmüştü Doğa onu. Otelin kafesinde otururken, Mete’nin arabasını görmüş ve hemen yerinden kalkıp ona doğru gitmeye başlamıştı. Hilal onu görmüş müydü? Görmediyse de Asya’yı gönderebilmiş miydi? Mete asansörün düğmesine basamadan onu kolundan yakaladı ve durdurdu. “Sonunda döndün. Hilal arkadaşıyla çarşıya gitti. Onu du

