bc

Dira

book_age16+
4
TAKİP ET
1K
OKU
opposites attract
friends to lovers
single mother
lighthearted
medieval
disappearance
actor
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Zaman tersine dönüyordu. Kanlar tersine akıyordu. Artık dökülen kanlar lanetli denilen insanlar, "Dira"larındı.

Büyücülerin yönettiği bir dünyada Diralar saklandıkları kasabalarda avlanıp katlediliyordu. Yakalanan gençler ise krallıkta köle olarak hapsoluyordu.

Lilya hayatı boyunca kasabada yaşamış olan genç bir kızdı. Bir gün onun da kasabasında yaşanan bu kanlı fırtına tüm hayatını etkileyecekti. Geride kalanlar, ölenler ve en önemlisi kendi hayatı için intikam bir söz verir. O bu düzeni bozacak olan bir genç kızdı artık. Yoksa bir kehanet miydi? Kan çemberinin içinde doğan bir aşk, nefretle yoğurulurken Lilya'nın savaşına engel mi olacaktı yoksa bu düzeni bozacak olan o aşk mıydı?

Bildiği tek bir şey vardı, ne olursa olsun o bir Dira'ydı. İntikam ateşiyle yanan bir Dira.

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
1-SALDIRI
Gözlerimi açtığımda bedenimdeki her bir hücre donmak üzereydi. Üzerime örttüğüm ince battaniye beni sıcak tutmayı başaramamıştı.Donmuş ayaklarımı sert zemine basıp buğulu penceremden dışarı baktım.Hava sisli ve kasvetliydi. Güneşli bir havanın şu an bedenimi ısıtmasını tercih ederdim fakat bu mevsimde nadir rastlanılırdı. Gözlerimi kara bulutlarla çevrili gökyüzünden çekip aralık kapıdan gözüken salona çevirdim.Salon büyük bir sessizlik içindeydi normal sabahlarıma göre.Genellikle annem ve babamın seslerinin yankılandığı salon, bugün sessizliğe bürünmüştü.Annem ve babam diğer kasabaya yardıma gittiği için bugünümü yalnız bir şekilde sürdürmek zorundaydım. Kısa bir süreliğine gitmiş olsalar da yalnızlık beni tedirgin ediyordu. Onları yakınımda istiyordum. Tabi ki neden gittiklerini düşünecek olursam bunu istemek biraz bencillik olurdu. Yakın bir zamanda büyücüler tarafından bir kasaba daha harabeye dönmüştü.Büyücüler,bizim gibi 'dira' dedikleri insanları öldürmekten asla sakınmazdı.Bu yüzden kasabaları özenle ararlar, bulduklarında asla yakıp yıkmadan bırakmazlardı. Bazen tek bir canlı bile kalmazdı. Tek dalı kalmış bir ağaç veya bir böcek yumurtası bile göremezdiniz.Ailemin gittiği kasaba diğerlerinden daha şanslıydı. Sağ kalanlar insanlar vardı ve onlara yardım ediyorlardı. Her ne kadar uzaklaşmalarını tehlikeli bulsam da yardıma muhtaç insanları göz ardı edemezdim.Hem annem ve babam her duruma karşı eğitilmiş insanlardı.Ne yapmaları gerektiğini bildikleri için güveniyordum onlara. Yalnızlığın verdiği sıkıntıyla salona doğru adımladım.Havadan veya yalnız olmaktan,neden bilmiyordum ama içimde büyük bir sıkıntı vardı.Belki bu karanlık günün inadına,kendime güzel bir kahvaltı hazırlayabilirdim.Taze bir ekmek ve süt içimi ısıtırdı. Üstümü değiştirip, kasabaya ekmek ve süt almaya gittim. Tahta evlerle dolu sokaktan geçerken etrafımdaki dağlara bakıyordum.Kasabamız dağların arasına gizlenmişti, dört bir yanımız kocaman dağlarla çevrelenmişti.Bu dağlar tüm heybetiyle güzel bir manzara sunarken aynı zamanda da içimde güven hissi oluşturuyordu.Dağlar,endişeyle dolu hayatımın tek güvencesiydi. Toprak yoldan fazla uzak olmayan merkeze doğru giderken gördüğüm birkaç kişiye "Günaydın."dedim. Aynı şekilde cevap vermeleri beni mutlu ediyordu. Gülümseyerek yürürken kasabamızın en yaşlılarından biri olan Ferluga'yı gördüm.Elindeki odun parçalarını,zorlanarak evine taşımaya çalışıyordu.Etrafta bu yaşlı kadını görüp yardım etmeyen insanlara kaşlarımı çattım.Ferluga biraz deliydi kasabadakilerin dediklerine göre.Genellikle bu yüzden ona yaklaşmazlardı,korkarlardı.Bana göre ise sadece yardıma ve sevgiye muhtaç olan biriydi.Onu yalnız görmek üzücüydü.Kimse yalnız kalmayı hak etmezdi. Özellikle bu karanlık günde! "Bayan Ferluga,durun! Size yardım edeyim."dedim yanına yaklaşarak.Oldukça sarkmış ve kırışmış yüzünü bana çevirdi ve gülümsedi. "Ah,tabi!Yardım güzel olur Lilya! Ah, bal damlası kızım. Günün ışığı yolunu aydınlatsın."diyip cevap verdi.Belki konuşması garip olabilirdi fakat bu onu deli yapmazdı.Sadece tuhaftı. Elindeki odunları alıp,hemen ilerideki evine doğru gittim.Evinin bahçesinde bulunan derme çatma odunluğa koydum. Odunlar onun taşıyabileceğinden çok daha ağırdı. "Teşekkür ederim "dedi gülümseyerek.Sıcak gülümsemesine karşılık ben de gülümsedim. "Teşekkür etmene gerek yok.Bir sorun olduğunda her zaman yardım ederim. Her ne kadar yalnızlığa alışmış olsan da evim sadece şu tepenin yukarısında. Yalnız hissettiğinde yanına gelebilirim."diyip elini iki avucumun arasına aldım.Bu hareketime karşı gülümseyen yüzü bir anda soldu ve gözlerini karşısına dikti.Sanki başka bir evrene gitmiş gibi olan yüzü beni tedirgin etmişti. "Bayan Ferluga,iyi misin?"diye sordum endişeyle. "Geliyor,kırmızı alev! Karanlık...Çok yakınında kızım...Etrafını sarmış.” “Küller!” diye bağırdı. “Çoktan kaderini karartmış. Tek bir ışık var,içinde, derinlerinde !"dedi fısıldayarak. Dedikleri içimi ürpertince elimi yavaşça elinden çekip "Odunlarını yakmayı unutma.Merkezden dönerken sana taze süt getireceğim."dedim.Elimi çekmemle ürkütücü hali gitmiş,yerine gülümseyen deli ifadesi geri gelmişti. "Teşekkürler."diyip arkasını dönerek evine doğru gitti hiçbir şey dememiş gibi.İnsanlanların dediği gibi konuşmuştu biraz.Garip...Dediklerini her ne kadar anlamlandırmak istesem de boş bir mideyle bu imkansızdı. Kısa bir süre sonra kasabanın merkezine gelmiştim. Her zaman eşsiz ekmeklerin çıktığı dükkana girdim. Buranın sahibi orta yaşlı bir erkekti.İnsanlara karşı sergilediği tatlı ve nazik davranışları,kendisini ekmekleri kadar sevmemi sağlamıştı. "Günaydın,Bay Adria!"diye bağırdım neşeyle.Burnuma dolan taze hamur kokuları aç olan midemi saldırgan bir aslana çevirmişti. "Günaydın,Lilya!Bakıyorum da her zamanki gibi enerjin yerinde."diyip iltifat etti. "Teşekkürler Bay Adria."dedim gülümseyerek.Daha sonra raftaki ekmekleri göstererek "Bir tane ekmek alabilir miyim?"diye sordum.Bana karşılık olarak "Tabi ki."diyip raftan aldığı ekmeği bana doğru uzattı.Sıcak olduğunu anladığım ekmeği alıp kumaş çantamın içine koydum.Şu an tek istediğim şey, ekmeğimin eve gidene kadar sıcak kalmasıydı. "Eğer yardım edilecek bir şey varsa yardım edebilirim."dediğimde kafasını iki yana salladı.Ağzını açtığı sırada Bay Adria'nın eşi olan,Bayan Gloria geldi. Sarı saçlarını her zamanki gibi ensesinden topuz yapmış,beyaz kumaş bir elbise giymişti. "Geçen gün de yardım etmiştin,Lilya.Çok naziksin fakat bugün bir işimiz yok.Yine de teşekkürler."dedi Bayan Gloria,Bay Adria'ya sarılarak. "Teşekküre gerek yok Bayan Gloria.Seve seve yardım ederim."diyip gülümsedikten sonra iyi günler diledim. Bay Adria'ya ekmeğin ücretini ödeyip dükkandan dışarı çıktım.Hızımı kesmeden bir sonraki durağım olan Mia teyzenin dükkanına gittim süt almak için. Ahırın önünde duran dükkanı,hoş kokular sunmasa da sütleri çok tazeydi. Dükkanının önünde oturmuş,sokağı seyreden Mia teyzenin yanına gidip "Günaydın,Mia teyze!"dedim. "Günaydın,küçük hanım!"diyip gülümsedi.Mia teyzeyi çok severdim.Dışarıdan sessiz biri görünse de samimi biriydi.Annemle uzun zamandır yakından tanışıyorlardı.Bebekliğimden beri tanırdı beni. Anlattıklarına göre gençliklerinden beri birbirlerini kollamaktan geri durmazlarmış.Ayrıca birbirlerine karakter olarak çok benzerlerdi. Annem,kasabalara yardım etmek için Mia teyzeden yardım istediğinde bonkörlüğünü göstermekten asla çekinmezdi. İyi biriydi ve ben içinde iyilik barındıran insanları severdim.Belki bu yüzden çoğu kişiyi seviyordum fakat hoşlanmadığım kişiler de vardı.Kalplerine kötülüğü layık gören insanlar... "Bir şişe süt alabilir miyim?"diye sordum. "Tabi ki.Bekle,hemen getiriyorum."diyip içeri gitti.Kısa bir süre sonra elindeki süt dolu şişesiyle gelip bana doğru uzattı. "Teşekkür ederim."diyip uzattığı şişeyi ekmeklerin yanına koydum.Aldığım sütün parasını ödemek istesem de kabul etmeyeceğini biliyordum.Sanırım kabul edeceği gün,kıyamet günü olurdu!Bu konuda çok inatçıydı. "Rica ederim,tatlım.Bu arada eğer evde tek kalmaktan korkarsan benimle kalabilirsin."diye bir öneri sununca nasıl bildiğini şaşırmadım.Annem söylemiş olmalıydı. Hatta gitmeden nasıl yardım edebileceklerinin planını birlikte yapmış olmalılardı. "Bu çok iyi olur."diyip kabul ettim önerisini.Eve gidip sessizliği dinlemek yerine Mia teyzeyi dinlemek çok daha iyiydi.Daha sonra sözlerime devam ederek "Yardım edilecek bir şey var mı?"diye sordum. Kafasını iki yana sallayarak "Çok kibarsınız hanımefendi fakat Mia teyzeniz her işi halletti."diyip güldü. Üzerindeki kareli elbisesi ve çamura bulanmış önlüğüyle her şeyi halletmiş gibi göründüğünü kabul etmiştim. Bu özgüvenli konuşmasına karşı "Mia teyzem kasabadaki en becerekli insan!"diyip yanağını öptüm.Bu hareketime karşılık bana sarıldı. Kollarını yavaşça çözünce dükkanın önündeki eski,tahta sandalyelere oturduk. "Mia teyze,annemlerin gittiği kasabada durum ne kadar kötüymüş?"diye bir soru yönelttim.Merak ediyordum çünkü ailem bu sorularımı cevaplamıyordu.Sanırım beni korkutmak istemiyorlardı ama ben zaten korkmuyordum. Sadece üzülüyordum. "Biliyorsun annen bunu söylememi hoş karşılamaz."diyip duraksadı bir an asılan yüzümü görünce.Daha sonra gülümseyerek "Ama annen bunu bilmezse sorun olmaz"dedi. "Duyduğuma göre,sağlam kalan çok az ev kalmış. Kasabadakilerin çoğu ya öldürülmüş ya da yanarak ölmüş.Bütün bunlardan kurtulan,işe yarayacak kişileri de saraya götürmüşler.Büyük bir şansa sahip olup kaçmayı başarmış kalabalık olmayan bir grup varmış.Büyük ihtimalle o grubu buraya getirecekler çünkü yanmış bir kasabada yaşamak imkansızdır." dedi üzgün bir ifadeyle. "Kim bilir o grubun içinde tüm ailesini kaybeden kaç kişi vardır?Belki yangındaki acı çığlıklarını işitmişlerdir.Canlarını düşünürken hayatlarının nasıl yandığını bile fark edememişlerdir."dedim hemen dolan gözlerimle. "Bunları üzül diye anlatmadım Lilya.Bak,hem böyle yaparsan bir daha anlatmam!"dedi şevkatli bir ses tonuyla. "Gücü olanın zayıf olandan nefret etmesi asırlar geçse de anlamayacağım bir şey. Gücü olan olmayana yardım etmeli! Bu nefret savaşı kanımı kaynatıyor." dedim kaşlarımı çatarak. "Roller tersineyken de gücü olan olmayana yardım etmedi. Zamanında bizim ırkımız onlara yaptı aynısını.Sayıları azdı büyücülerin bir zamanlar. Çoğalmaya başladıklarında yaptığımız zulme son vermek için güçlerini kullanmaktan çekinmediler. Kitaplarda yazanlara göre büyücülerin ayaklanması meydanı kan gölüne çevirmiş.Yılların acısını çeşitli işkencelerle çıkarmışlar. Herkesten bir kan akmış.Sağ kalanlar ise şu an olduğu gibi saklanacak kasabalar kurmuşlar.Yani biz insanların yaptıkları, daha büyük sonuçlarla bizlere döndü."dediğinde sertçe yutkundum.Yapılanlar çok acımasızcaydı. Her iki tarafında birbirine işkence yapması korkutucuydu.Tüylerim diken diken olmuştu. "Asırlar önce birlikte yaşamanın bir yolu bulunsaymış.Belki o zaman topraklar kanla dolmazdı."dedim Mia teyzenin gözlerinin içine bakarak.Onunla bu konuları konuşmak bana her zaman bir şeyler katardı çünkü kendisi bilge biriydi. İşi süt satmak olmasına rağmen zamanında baya şeyler öğrenmişti. "O topraklar kanla besleniyor ,Lilya.Bizim aramızda olmasaydı bu savaş,karanlık tarafla olurdu.Sadece şunu bil,güç olduğu sürece savaş da her zaman olacak."dediğinde kurduğu cümleleri düşündüm. Güç olduğu sürece savaş da her zaman olacak. Türler arasında veya içinde olan üstünlük savaşıydı bu.Her insan,sahip olduğu güçle üstünlük kurmak isterdi.Ama bilmedikleri tek nokta zayıflıkların da bir güç olduğuydu. "Teşekkürler,Mia teyze.Benimle bu konular hakkında konuşman beni mutlu ediyor.Malum,annem ve babam bu konuları konuşmamak adına kararlılar." dedim dudağımı öne doğru büzerek. "Haklılar ama,Lilya.En az ineklerim kadar hassassın."dedi gülerek.Kaşlarımı şakayla karışık çattım ve "Ne yani,bana inek mi diyorsun Mia teyze?"dedim. "Hiç olur mu,küçük hanım.Sen inek olamayacak kadar zekisin."dediğinde kendimi tutamayıp güldüm. "Mia teyze,lütfen bir daha iltifat ettiğinde beni ineklerinle kıyaslama."dedim kahkahalarıma devam ederek. "Öyle mi,küçük hanım." "Öyle!" "O zaman..."diyip kalktığı sandalyeden yaklaştı. Ne yapacağını anladığımda "Hayır ya!"diye mızmızlandım. "Evet!"diyip ellerini karnıma koyarak gıdıklamaya başladı. "Bırak ya!"diyip gülmeye devam ederken Mia teyze de benim halime en az benim kadar gülüyordu. O sırada bir ses duyduk. "Geliyorlar!Geliyorlar!Avcılar geliyor!"diye bir adam bağırıyordu meydana doğru koşarak.Nefes nefese kalmış adamın geldiği yöne bakınca dağın tepesinde atların üstünde,ellerinde kılıçlar olan kalabalık bir sürü gördüm. İnsanlar "Kaçın!"diye çığlıklar atarken,yanımda donup kalan Mia teyzeye baktım. "Ne yapacağız,Mia teyze?"diye sordum düğümlenmiş boğazımla.Korkunun yavaşça bedenime yayılmasıyla kollarım,bacaklarım,tüm bedenim titremeye başlamıştı.Kalbim ise bağımsızlığını ilan etmiş,avcılar beni öldürmeden öldürecekti. Mia teyze kendine gelerek hızlıca etrafına baktı. Ellerini iki koluma koyup gözlerimin içine bakarak "Mia,kaçamayacağımız kadar yakındalar.Hızlıca beni dinle!Eğer sağ kalmayı başarırsan seni saraya götürürler.Sakın korkma,evlerden uzak dur!Evleri yakacaklar!Asla karşı gelme.Ne deniyorsa yap!"dedi hızlı konuşarak.Eğer sağ kalabilirsem saraya götürülürdüm fakat ya Mia teyze?O ne olacaktı? "Mia teyze,seni öldürecekler!"dedim gözümden akmaya başlayan yaşlarla. "Lilya!Kendine gel,beni düşünme!Sen daha önemlisin!"diye bağırınca gözlerimden akan yaşlar görmemi zorlaştırmaya başlamıştı. "Duydun mu,Lilya?"diye bağırdı beni sarsarak. İnsanların çığlıkları kulaklarımı tırmalıyordu. "Lilya!"diye tekrar uyarınca kendimi toparladım. "Duydum."dedim fısıldayarak.İnsanların çığlıklarına karşı fısıldayan sesim daha çok şey anlatıyordu. Çaresizlikti bu. "Seni seviyorum,Lilya.Sakın bunu unutma." dediğinde sarıldım sıkıca.Belki de bu son sarılışımızdı.Belki de birine son sarılışımdı. "Seni seviyorum,Mia teyze."dedim kulağına fısıldayarak.Yavaşça geri çekilip etrafa baktım. Dağların içinde kalmış kasabamızı dört bir yandan sıkıştıracaklardı. Sadece 1 dakika kalmıştı gelmelerine. Hayatımın bitişine,ailemi bir daha göremeyeceğim gerçeğine,insanların katledilmesine...Sadece 1 dakika vardı. "Kalabalığın içine karış ve hayatta kal!Asla ölmemelisin!Duydun mu?Asla!"dedikten sonra etrafa bir kez daha göz gezdirip "Ben şimdi ahırıma gidiyorum.Beni bu halimle hatırla..."diyip gülümsedi ve arkasını dönüp gitti ahıra.Onu öldürülürken hatırlamamı istemiyordu. Yalnız kalmıştım. Hava bir anda ağırlaşıp üzerime çökmüştü. Sanki çırılçıplaktım. Tutunacak, ayağımı yere basacak bir yer yok gibiydi. Çaresiz ve yalnızdım. İnsanlar çığlık atarak evlerine kaçıyordu.Bazıları ise kaderlerinin ağına yakalanmayı kabullenmiş, oldukları yerde ölümlerini bekliyorlardı.Küçük çocuklar....Bir ellerinde oyuncak,diğer elinde annesinin sıkı tutuşuyla koşuyorlardı sona. Haykırışlar,ağlayışlar,bağırışlar...Hepsi büyük bir senfoni oluşturmuş,en acıklı müzik yaykılanıyordu tüm kasabada. Gözümün önünden atlı bir avcının koştuğunu görünce geldiklerini anladım.Artık bitmişti her şey.Gözlerimle etrafı taradığımda büyük bir katliama şahit oldum.Özenle kurulmuş tezgahların devrilişi,dükkan camlarının parçalanış sesleri,yakmaya başladıkları kasaba... Gözlerimi bile hareket ettiremezken önümde farklı sahneler yaşanıyordu. En acısı bir annenin,çocuğu öldürülecekken önüne atlamasıydı.Kadının kalbine saplanmıştı avcının kılıcı.Çocuktan çıkan "Anne!" çığlıklarına karşı onun da sonu aynı olmuştu. İşte,bu görüntü beynime şiddetli sinyaller gönderdi. "Kaç!"dedim kendi kendime."Kaçmazsan öleceksin."dedim. Dükkanın hemen yanında duran büyük çalılığa baktım.Beni kamufle edebilirdi.Hemen çalılığa koşarak içine girdim. Dikenlerin derimi keserken ağzımı sıkıca kapadım. Çalılığın yapraklarını elimle gözüm sığacak kadar açıp etrafı izlemeye başladım.Meydandaki açık renk toprak yerini kırmızılara bırakmıştı.Tüm kasaba sonu gelmez bir kırmızıya boyanmıştı.Yerdeki gözü açık cesetler, kesilmiş kanlı kafalar midemi bulandırmıştı. Yanan evlerden çıkan çığlık sesleri ağlamamı şiddetlendirmişti.Tüm bu olanlar sadece 5 dakika içerisinde olmuştu. Bir ömrüm sadece 5 dakikada alınmıştı.Titreyen ellerimi geri çektim ve dizlerimin içine kapandım. Bitmesini bekledim bu işkencenin. Bir süre sonra çığlıklar azaldı.Sadece yanan alevlerden çıkan çıtırtılar vardı.Avcılar o kadar fazlaydı ki kasabamızı yok etmeleri, sadece 15 dakika sürmüştü. 15 dakika! 19 yıllık hayatımın bitmesi sadece 15 dakika sürmüştü.Evrenin bir adaleti yoktu. 19 yıllık korku dolu hayatımı 15 dakika için sürdürmüştüm. Korktuğum zamanlar, cesur olduğum zamanlar...hepsi işe yaramaz duygulardı. Hıçkırıklarım çalılığın önünde duran at ayakları görmemle kesildi.Elimle ağzımı kapatıp çıkabilecek bir sesi engellemeye çalıştım. Belki de sonum 10 saniye sonraydı. Yaşamak istedim. Ailemi son kez de olsa görebilmek için yaşamak istedim.Hayatın sanırım bana verdiği tek şans ailemin burada olmamasıydı. Tanrıya şükrettim bunun için,daha sonra lanet ettim her şeyimi elimden aldığı için. "Bakın,bakın!Burada bir fare varmış."diyip çalılığı bir hışımla iki yana ayırdı avcı.O anda kalbim durdu sandım.Korkum kalbimi durdurmuş,beynim tepki vermemi engellemişti.Bir elim ağzımda,öylece bakakalmıştım yere.Kafamı kaldırıp bakacak cesaret bile yoktu. Kendime kızdım. "Kaldır kafanı,dira!"diye bağırıp kılıcının kanlı ucuyla çenemi kaldırdı.Bunu yaparken çenem kesilmişti fakat yaşadığım için sevinmeliydim sanırım. Ölmediğim için sevinmeli miydim? Hiç sanmıyordum. Kafamın kaldırılmasıyla kızarmış gözlerimle avcıya baktım.Yüzündeki pis sırıtışla bana bakıyordu. Sarı dişleri, yüzünde kesik yara izleri ve taze kan damlalarıyla en korkunç kabuslarımdan biri gibiydi. En korkunç olanı da öldürdüğü onca hayata karşı gülebiliyor olmasıydı. İşte,bunlar ruhunu kötülüğe satanlardı. "Kalk ayağa!"diye emir verince çenemdeki kılıcı etimi yavaşça kesti.Kim bilir kaç insanın kanı vardı o kılıçta? Verdiği emir karşısında ayağa kalkmaya çalıştım. Tüm vücudumun titremesi yüzünden zorlansam da ayağa kalktım yavaşça.Dediklerini yapmazsam bir dakika bile düşünmeden öldürürlerdi beni. "Geç şuraya!"diyip eliyle topluluğu gösterdi.Birkaç avcı orada durmuş,sağ kalanları diz çöktürmüştü. Etrafıma baktığımda 20 dakika önceki kasabam yoktu.Düzgün bir tane bile ev kalmamıştı.Yerdeki yığın oluşturmuş ölü bedenler,ruhuma derin bir hançer saplamıştı. Avcının dediğini yapıp topluluğun olduğu tarafa giderken yumuşak bir şeye bastım. Bu birinin eliydi! Elin sahibine baktığımda bu kişinin Bayan Gloria olduğunu gördüm.Yanında ise Bay Adria vardı. O sırada bedenim bir kere daha dondu.Bir kez daha evren dönmeyi bıraktı.İlk kez görmüştüm bugün ölüm neydi.Hem de bunu sevdiğim insanlarla öğrenmiştim.20 dakika önce konuştuğum insanlar şimdi bir cesetten ibaretti.Sabah yüzlerindeki gülümselerle karşılaşmışken,şimdi solmuş bedenleri bir hayaletten ibaretti.Gözlerimden akan yaşlar bedenlerine damlıyordu.Onları asla böyle hatırlamak istemezdim.Ben kimseyi bu halde hatırlamak istemezdim. "Yürü!"diyen bir avcının beni itmesiyle gözlerim bedenlerden çekildi.O ölü yüzleri kazıdım beynime, asla unutmamak üzere. Avcının beni çekiştirerek insanların arasına fırlattı. Ani sarsıntıyla birlikte yere düşmüştüm.Yerdeki kanlara bulanan bedenim ve havadaki o kırmızı koku,midemi bulandırıyordu.Artık ne kadar dayanabilirdim, bilmiyordum. "Siz lanetli kanlar,köle olmak için saraya götürüleceksiniz.Yol boyunca ağzını açan olursa kafasını uçururum!"diye bağırdı iğrenircesine. Kimsenin ağzından tek bir kelime bile çıkmıyordu.Avcıların aralarında konuşma ve gülme seslerinden başka kasaba sonsuz bir sessizliğe bürünmüştü. Ağızlarından çıkan her bir kahkaha daha çok midemi bulandırıyordu.Bugün anlamıştım, büyücülerin kalbi şeytanların eviydi. Yaklaşık 10 kişiydik. Koca kasabadan sağ kalan 10 kişi. 10 tane,her şeylerinden koparılmış gençlerdik.Bir hiçliğe doğru yol almak için ellerimizi bağlamışlar,demirden bir kafesin içine tıkmışlardı. At arabasının hareket etmesiyle kafes sallanarak yol olmaya başladı.Birlikte cehenneme yol aldığımız kişilere baktım.Hepsi ayrı bir acı yaşamıştı.Bunu gözlerinden ve bitkin bedenlerinden anlamıştım.Gözlerimi kapadım bu acı dolu dünyaya karşı.Her korktuğumda yaptığım gibi.Gözümü kapadım ve hiçliğe giden yolda bedenimi karanlığa bıraktım...

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

evli kadın evli adama aşık oldu

read
11.4K
bc

ALFABETA (+18)

read
29.9K
bc

Kan Kırmızı (Türkçe)

read
4.1K
bc

Ölüm Yıllıkları

read
1.2K
bc

Tutku'nun Esiri

read
27.2K
bc

ÇAPKIN +18 (365 Gün Serisi)

read
25.4K
bc

SENİ HİSSEDİYORUM ( 2 )

read
8.0K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook