Efe, yatağın kenarında oturan Zeynep’in yüzüne son bir kez baktı. Onun gözlerindeki korku ve öfke, gecenin sessizliğinde yankılanan bir çığlık gibiydi. Zeynep, dudaklarını ısırmış, gitmemek için direniyordu. Efe derin bir nefes aldı, sonra ayağa kalktı. Sesi ağır ama kesindi. "Burada kalacaksın, Zeynep. Evden çıkmana izin vermiyorum." Zeynep’in kaşları çatıldı, gözleri öfkeyle parladı. "Beni hapsedemezsin, Efe!" dedi titreyen bir sesle. Efe, gözlerini onun gözlerine dikti. Bakışlarında buz gibi bir kararlılık vardı. "Bu bir hapis değil. Seni koruyorum," dedi, ardından kapıyı sertçe kapattı. Koridora çıktığında iki koruma hazır bekliyordu. Efe’nin adımları ağırdı, ama sesi sert ve keskin çıktı. "Kimse Zeynep’in odasına yaklaşmayacak. Evden çıkmasına izin vermeyin. Gözünüzü dört

