Okumaya başladığınız saati buraya bırakabilirsiniz
Keyifli okumalar...
Karanlık mı? İşte o benim hemde karanlığın en dibi... Ben Uras TÜRKOĞLU.. Bütün alemin önünde saygıyla eğildiği adam.
Acımam yok, affetmem yok, yanlış kabul etmem. Annemi çok küçükken kaybettim. Yetiştirme yurdunda büyüdüm. Orada bile gözü karalığın asla beni terk etmedi. Cesurdum. Korkusuzdum. Bütün pis işlere girdim. Ama kimseden emir almadım... Geleceğe dair ne umudum ne de bir beklentim vardı. Geçmişimde bana yaşattıklarının intikamını almak için yaşıyordum.
Şuan Türkiye'nin sayılı zengin iş adamlarından biriyim. Aynı zamanda da, en korkulu mafyası.Her şeye sahibim. Saygınlık, para, şöhret..... Her şey var.
Bana reva görülen hayat yüzünden mi bilmem ama karanlığı severdim. Hiç bir renk gece kadar asaletli ve etkileyici değildi.
Odamda oturmuş viskimi yudumluyordum. O anda kapının vurulma sesiyle, düşüncelerimi bir kenara ittim.
"Gir" dedim sert bir tonla. Kapı açıldığında, korkuyla içeri giren adama baktım. Ellerini önünde bağladıktan sonra başını eğdi.
"Abi özür dilerim. Rahatsız ediyorum ama. " Lafını bitirmeden sustu. Tek kaşımı kaldırdıktan sonra adama sert bir şekilde baktım.
"Ne var lan? Ben size rahatsız edilmek istemiyorum demedim mi? Ne diyeceksen de sonra defol git."
"Abi aşağıda bir olay oldu da haber vermezsem kızacağını düşündüm o yüzden." çekinerek söylediği sözden sonra yüzüne baktım.
"Söyle"
"Abi aşağıda biri, bir kızı taciz etmiş." dedi. Korkuyla söylediği kelime beni öfkelendirdi.
Önce tepkisiz bir şekide oturduğum yerden kalktım. Ardından elime aldığım bardağı öfkeyle duvara fırlattım. Bardağın kırılma sesi bütün odada yankılandı. Karşımdaki adamın titrediğini hissedebiliyordum. Derin nefeslerimin ardından adama doğru yaklaştım. Sakinliğimi korumakta oldukça zorlanıyordum. Yakasından tuttuğum gibi adamı sarsmaya ve bağırmaya başladım.
"Ulan it! Siz ne bokuma yarıyorsunuz? Damsız girilmeyeceğini bilmiyor musunuz?"
" A-abi damsız almıyoruz. Adam sevgilisinin yanında yapmış. " Korkuyla kısık çıkan sesi beni dahada öfkelendirdi.Benim mekanımda bunların olmasına asla müsaadem yoktu. Bunu asla kabul edemezdim. Yakasını tuttuğum adamın yüzüne yumruk attım. Yere düşen adam sesini çıkarmadan tekrar ayağa kalktığında, parmağımı yüzüne doğru salladım.
"Şimdi o şerefsizi depoya götürün. Ben gelene kadarda dersini verin. Ancak ben geldiğimde ayık bulamazsam, onunla birlikte sizide gebertirim." Öfkeden gözüm dönmüş gibiydi. Benim kurallarım vardı ve bu kurallara uyulmasını istiyordum.
"Tamam abi" panikle odadan çıkan adamın arkasından öfkeyle baktım. Buranın benim olduğunu bilmiyor mu?Benim mekanımda buna izin vermeyeceğimi bilmiyorlar mı? Ne bok yemeğe yapıyorlar anlamıyorum. Sonra beni gördüklerinde ' affet abi.' 'Birdaha olmaz abi' diye yalvarıyorlar. Ama ben affetmem. Benim kitabımda affetmek yok.
Ceketimi üzerime giydikten sonra odadan çıktım. Uzun koridoru yürürken ona verceğim dersi düşünmeye başladım. Öyle bir ders vermeyeliydim ki, değil sevgilisinin yanında birine bakmak, gözünü bile kaydırmamalıydı. Asansörün açılan kapısıyla oraya yöneldim.
Aşağı indiğimde yüksek ses müzik, alkol, ter kokuları ve çılgın gibi dans eden insanlar... Sert bakışlarımdan taviz vermeden ilerledim. Her köşe başında, sorun çıkmasın diye bekleyen adamlarım önümde saygıyla eğilirken, benim için yapılan özel çıkışa doğru ilerledim. Çıkışa geldiğimde,kendine gel dercesine soğuk hava yüzüme çarptı. Derin bir nefes alıp, adamlarıma baktım.
"Arabamı getirin." yankılanan sesimin ardından, adamlarımdan biri koşarak yanımızdan ayrıldı.Getirilen arabaya doğru ilerlerken depoda ki şerefsize ne yapacağım aklımda şekillenmeye başladı. Arabaya biner binmez hızla gaza bastım. İnsanların yaptıkları hataların farkına varabilmesi için ne yazık ki, korkuyla yüzleşmeleri gerekiyordu. Korku kimi insanı vazgeçirken kimi insanı daha da hırslı yapıyordu. Bugüne kadar verdiğim derslerden sonra ikincisini tekrarlayan asla olmadı. Bu işin kuralını ben biliyordum.
15 dakika kadar sonra gece kulübüne yakın olan deponun önünde arabayı durdurdum. Hızla araban inerken, öfkemin kanıtı gibi kapıyı sertçe kapattım. Beni gören adamlar ellerini önlerinde birleştirip kafalarını yere eğdiler.
"Hoş geldin abi" yandan bir bakış attıktan sonra sessiz bir şekilde depoya girdim. Karşımda eli kolu bağlı, yüzü kanlar içerisinde sandalyeye bağlanmış bir şekilde oturan,henüz otuzlarında bile olmayan şerefsize baktım.
"Vay vay vay... Demek yürek yemiş,bugün ki kedimiz sensin." karşımdaki adamın yutkunma sesini duyar gibiydim. Korkuyla yüzüme baktığında, gözlerimi kısıp birkaç adımda yanına gittim.
" Ulan şerefsiz. Sen benim mekanımda nasıl benim kurallarımı çiğnersin. Sen kimsin lan?" Sert yumruk darbesiyle oturduğu sandalyeyle birlikte yere yığılan adamı adamlarım tekrar ayağa kaldırdı.Sızlanarak konuşmaya çalıştı.
" A-abi yalvarırım bırakın. Söz veriyorum bir daha olmaz. Kız arkadaşımla tartışınca çok içtim. Şeytana uydum bir kere. Kurban olayım affet bırakın beni."
"Ulan önce yapın sonra af dileyin. Benim affım olduğunu nerede gördün. "
Adam yalvarmaya devam ederken;
"Kes" diye kükredim. Ve ekledim.
"Benim kitabımda kadına ve çocuğa kötü olmak yok. Kötülük yapanda karşısında beni bulur." ağlamaklı yüzüyle bana baktığında tekrar bağırdım.
"Bıçak getirin. " panikle etrafına baktıktan sonra tekrar bana döndü.
"Abi yalvarım abi ne olur affet. " dediğinde dişlerimi sıktım.
"Kes sesini yoksa önce o dilini keserim." ciddi sesimden sonra çaresizce sızlanmaya başladı.Adamlardan biri yanıma geldi ve elindeki bıçağı bana uzattı.
"Şimdi yapacaklarım sana ders olsun. Bundan sonra kimsenin karısına kızına sarkıntılık etmezsin."
Adamlarıma "Soyun. " dediğimde tekrar çırpınmaya başladı.
"Durun yapmayın.Yalvarırım bırakın beni ne olur affet abi. Namusum şerefim üstüne yemin ederim. Bir daha kimseye dokunmam." dediğinde alayla tısladım.
"Kes lan!Seni şerefin mi var? " boş depoda yankılanan sesimle adamı soymaya başladılar. Bıçakla, çıplak teninde derik kesikler atmaya başladım. Adamın çığlıklarıyla, bıçağı dahada bastırdım. Kollarına, bacaklarına, göğsüne attığım bıçak darbelerine daha fazla dayanamadı. Ve olduğu yerde yığıldı. Bıçağı adamlarıma verdim ve ekledim.
" Şimdi bu şerefsizi ayıltın." Adamlarımdan biri yüzüne su attığında kendine gelir gibi oldu. Birkaç dakika kendine gelmesini bekleyip tekrar ona döndüm. Acı resmen gözlerinden anlaşılıyordu. Dudağı patlamış. Kaşı yarılmış eli yüzü kan içersin de olan adama bir kez daha iğrenerek baktım.
"Kaynar tuzlu su getirin." Adam yalvaran gözlerle bana bakarken anlamış olacak ki, tekrar yalvarmaya başladı.
" Abi ne olur affet" dediğinde başımı iki yana salladım. Gözümün önüne geçmişte annemin yaşayabilecekleri geldiğinde yutkundum. Kimse istemediği bir şeyi yaşamamalı idi. Suyun geldiğini gördüğümde, adama son kez öfkeyle baktım ve "Bende af yok demiştim." susup yutkundum ve ekledim.
"Dökün."Adamın çığlıkları arasında suyu döktüler. Adam daha fazla dayanamadı ve tekrar bayıldı. Derileri akacak gibi duran adamın iğrenç görüntüsü midemi bulandırırken adamlarıma döndüm.
"Atın şunu bir yere. Bu ona büyük bir ders olmuştur." beni onayladıkların da, arkamı dönüp depodan çıktım. Arabaya biner binmez cebimdeki telefonu çıkarıp, Emir'i aradım. İlk çalışta telefon açıldı.
"Alo abi"
"Ne yaptın?"
"Abi adamı hala takip ediyorum. İhaleye girecek bu kesin. Bir şeyler dönüyor ama ne olduğunu çözemedim. Hala takipteyim. " elimi saçların arsından geçirip çekiştirdim.
"Ne döndüğünü öğreneceksin Emir. O ihaleyi kazanmamız lazım biliyorsun kaybetmeyi sevmem. O adam o ihaleyi kaybedecek. Ne yapman gerekiyorsa yap."
"Emrin olur abi." telefonu kapatıp yan koltuğa attım.Emir en güvendiğim adamımdı. 15 yaşından beri benim yanımdaydı. Aramızda çok yaş yok ama ben onu kardeş gibi görüyordum. Oda tıpkı benim gibi yetimhanede büyümüştü. Evlatlık alınmış ama üvey babasının eziyetlerinden sonra evden kaçmış. Onu bulduğum gün, sokakta bir kavgaya karışmış önüne gelen ve ondan yaşça büyükleri dövdüğünü gördüm. Yetimhaneden çıktıktan sonra benim yaşadığım hayatı yaşıyordu. Benim elimden kimse tutmamıştı ama ben onun elinden tuttum. Onun iyi bir dövüşçü olduğunu anladığımda yanıma aldım ve birkaç sene eğitildikten sonra benim en yakın korumam oldu.
Dakikalar sonra evin önüne geldiğimde arabayı durdurdum. Saatin çok geç olduğunun farkındaydım. Oyalanmadan arabadan indim.
Bahçe kapısının önünde bekleyen adamlar,beni gördüklerinde saygıyla başlarını eğdiler. Böyle bir hayata gelebilmek için, kaç kişinin canını yakmıştım. Uğraştırıcı bir o kadarda zor bir yolu arşınlamıştım. Kat be kat zor olan bu yolculuğun bana çok şey kattığını biliyordum. Beni zorlayan herkesin üzerine basıp, bu saygınlığı kazanmıştım. Anlayacağınız benim için kolay olmamıştı. Yüzlerine baktıktan sonra açılan kapıdan içeri girdim.
Başım dik bir şekilde eve doğru ilerledim. Bu evin belli başlı kuralları vardı ve çalışanlarım buna uymak zorundaydı. Saat kaç olursa olsun, ben kapının önüne gelmeden evin kapısı açılmak zorundaydı.
"Hoş geldiniz efendim" kapının açılmasıyla başımı salladım. Hiçbir şey demeden hızlı adımlarla merdivenlerden çıktım. Odanın kapısını açar açmaz üstümdeki ceketi çıkarıp yatağın üstüne attım. Başımdaki tarifsiz ağrıyla kollarımı iki yana açıp kendimi yatağın üstüne bıraktım. Aldığım alkolün etkisiyle kendimde değildim. Yerimde doğruldum ve başımı iki elimin arasına alıp sıktım. Bu illet ağrı öyle bir şeydi ki, resmen benim gibi bir adamı kıvrandırıyordu. Hızla kalkıp kendime gelmek adına banyoya ilerledim.
Dakikalar sonra rahatmış bir şekilde banyodan çıktığımda havanın neredeyse aydınlanmak üzere olduğunu fark ettim. Alayla gülüp elimdeki havluyla saçlarımı kuruladım. Ne gecem belliydi, ne de gündüzüm. Giyinme odasından üstüme bir şeyler giydikten sonra odaya döndüm ve kendimi tekrar yatağın üstüne bıraktım. Deliksiz bir uykuya ihtiyacım vardı. Başımdaki ağrının izin verdiği kadar gözlerimi yumdum ve kendimi uykuya teslim ettim.
Sabah gözlerimi zorlukla açtım. Elimle yüzümü sıvazlayıp, başucumda duran telefonumu elime aldım.Saat henüz çok erkendi ve ben birkaç saatlik uykuyla güne devam etmek zorundaydım. Aylardır bir ihale yüzünden yoğun çalışıyordum. Emir'in de peşinde olduğu ihaleyi kazanmak zorundaydım. Bana hiçbir artısı olmayacak ama birinin bitmesi için kazanmak zorunda olduğum ihale artık canımı sıkıyordu.Hızla yataktan doğrulup banyoya ilerledim.
Giyinme odasından aldığım kıyafetleri yatağın üzerine bıraktım ve hazırlanmaya başladım. Zaman kaybetmeden bütün detayları öğrenmek istiyordum. Hazır bir şekilde aşağı indiğimde hazır olan masaya baktım. Saate baktığımda yeteri kadar zaman kaybettiğimi gördüm ve masayı es geçip evden ayrıldım.
*********************
"Hoşgeldiniz efendim" başımı sallayıp şirkete girdim. Saygı duyduklarını göstermek amacıyla önlerini ilikleyen çalışanlarıma aldırış etmeden, sadece kendi kullandığım asansöre doğru ilerledim.
Asansörün durmasıyla, karşımda üstünü çekiştirmeye başlayan sekreteri gördüm. Sarı saçlı mavi gözlü dolgun dudaklarıyla güzel bir kadındı. Üstüne giydiği siyah dar mini eteği ve üsten iki düğmesi açık kırmızı gömleğiyle cezbedici duruyordu.
"Hoş geldiniz efendim." dediğinde başımı salladım.
"Bugün ki program nedir? " sorduğum soruyla cilveli bir şekilde cevap verdi.
"Efendim saat 2 de toplantınız var. Birde Saygın HOLDİNG" susup defterine baktı. Anında kaşları çattım.
"Mehmet Han SAYGIN sizinle görüşmek istiyor. Size sormadan randevu oluşturmadım." dediğinde tısladım. Benim ne konuşacağını merak edip cevap verdim.
" Gelsin bekliyorum." odama ilerleyeceğim sırada seslendi.
"Peki Uras bey.Şey birde kahvenizi hemen getireyim mi? " kıkırdamasıyla kaşlarımı çattım. Bir kadın kendini bu kadar küçük düşürebilir mi? Ne yapmaya çalıştığını anlayabiliyordum. Sert ve yüksek bir sesle uyardım.
"Pınar hanım konuşmalarınızdaki tınıdan pek hoşlanmadım. Ya işinizi adam gibi yapın yada defolup gidin. " yüzündeki ifade hemen yerini ciddiyete bıraktı.
"E-efendim özür dilerim bir daha olmaz." gözlerini kaçırıp başını önüne eğdi. Çevremde ki, bütün kadınlar tıpkı onun gibi bana yaklaşıyordu. Bedenlerini güzelliklerinin önünde sergileyen kadınlar resmen midemi bulandırıyordu. Bu yüzden kadınlara asla güvenmiyordum. Hem ihtiyaçlarımı istediğim zaman karşılayan bir sürü kadın vardı. Tek bir kadın aptallıktır.Aşk denen o şaçma duygu acizliktir. Bu duygular benim için saçmalıktan ibaretti. Bu yaşıma kadar aşık olmadım. Bundan sonrada olmaya niyetim yoktu.
"Bir daha olursa beni uğraştırmadan istifanı ver." başını salladığında odama doğru ilerledim. Dün inceleme fırsatı bulamadığım dosyanın hala masamın üstünde olduğunu gördüğümde hemen yerime oturdum. Birkaç dakika sonra çalan telefonu kulağıma götürdüm.
"Uras bey Mehmet Han Bey görüşmeyi onayladı. Sizi fazla bekletmeyeceklerini söylediler." dediğinde, cevap vermeden telefonu kapattım. SAYGIN HOLDİNG ihaleye girmek isteyen diğer şirketti. İşlerini tehditle, zorbalıkla halletmeye çalışıyorlardı. Bana baş tuttuğunu duyduğumda şaşırmıştım. Herkesin benden çekindiğini biliyordum ama onun cesaretlerini hala anlayamamıştım. Bir haltlar karıştığının farkındaydım ve bunu er yada geç öğrenecektim. O yüzden Emir'i peşine taktım.
Birkaç imza işini hallettikten sonra ellerimi cebime koyup camın önüne geçtim. Kapının vurulma sesiyle seslendim.
"Gir" kapı açıldığında Pınar'ın sesini duydum.
"Efendim Mehmet Han SAYGIN geldi.Eğer müsaitseniz-" devam etmesine izin vermeden cevap verdim.
"Gelsin. " birkaç saniye içinde sesini duydum.
"Ooo TÜRKOĞLU kabul ettin. Ben görüşmek istemezsin diye düşünüyordum." ona doğru dönüp cebimdeki ellerimi sıktım.
"Ne istiyorsun SAYGIN? " kısa kesip gitmesi onun sağlığı için iyi olacaktı. Deri koltuğa oturur oturmaz yayıldı ve sağ bacağını sol bacağının üstüne atıp cevap verdi.
"İhale." dedi ve sustu. Sinirlerime hakim olmaya çalışarak yerime geçtim. Parmaklarımı birbirine kenetleyip yüzüne baktım.
"Ne olmuş ihaleye? " bilmemezlikten geldiğimde gülümsedi.
"Bak seninle açık konuşacağım. Senin bu ihaleye ihtiyacın yok.Bunu herkes gibi bende biliyorum. Bu ihaleye sırf bana inat olsun diye girdin TÜRKOĞLU!" susar susmaz cevap verdim.
"Biliyorsun ki, bütün herkes bana çalışıyor.Götü kırık bir ihaleye dediğin gibi ihtiyacım yok. Ancak bu ihaleye ihtiyacım olduğu için değil, senin bittiğini görmek için girdim. Bu kadar tutuştuğuna göre senin ihtiyacın var sanırım?" arkama yaslandığımda sırıtması yüzünde soldu. Hemen devam ettim.
" SAYGIN senin bittiğini görmek bana büyük bir zevk veriyor. " karşımda oturan her sözümden sonra dahada kızarıyordu.
"Benimle neden uğraşıyorsun? " diye sorduğunda dalga geçer gibi güldüm.
"Şerefsizlerle uğraşmayı seviyorum SAYGIN." öfkeyle soluyup ayağa kalktığında bende kalktım.
"O ihaleden çekileceksin! " dediğinde tek kaşımı kaldırdım.
"Çekilmezsem ne olur? "
"Bak ben her şeyimi kaybetmeye başladım. Şu saatten sonra kaybedecek bir şeyim yok. Ve sen kaybedecek bir şeyi olmayan insanlardan korkmalısın! Başın ağrısın istemiyorsan çekil yolumdan." kaşlarımı çattım ve birkaç adımda yanına gidip yakasından tuttum.
"Ulan sen beni mi tehdit ediyorsun?" çekiştirdiğim yakasındaki baktıktan sonra yüzüme baktı.
"Tehdit demeyelim TÜRKOĞLU sadece seni uyarıyorum."dediğinde sinirlerime hakim olamakta zorlanıyordum.
"Bana bak lan! Asıl seni, ben uyarıyorum. Eğer aklın varsa bir daha karşıma çıkma. Geri adım atıp o ihaleden de çekilmeyeceğim. O saman dolu kafanın içine bu söylediklerimi sok. Şimdi bas git ve benim elime kana bulama." geri ittirdiğim de afallayıp sendeledi.
" Bunu yapmayacaktın. Seni pişman etmezsem bana da SAYGIN demesinler." hala konuşmaya devam ettiğini gördüğümde bağırdım.
"Bitişini büyük bir keyifle izleyeceğim. Şimdi defol git." kapıya doğru döndü ve şunları ekleyip odadan çıktı.
"Bugünü unutma TÜRKOĞLU." odadan çıkar çıkmaz masanın üstündeki dosyayı duvara fırlattım. Hemen telefonu çıkarıp Emir'i aradım.
"Efendim abi"
"Bana hemen bulduğun her ne varsa anlat." dişlerimi sıktım ve cevap vermesini bekledim.
"Abi doğruymuş. SAYGIN bu ihaleye şirketi kurtarmak için girmiş. Eğer bu ihaleyi alamazsa iflas ediyor. " dediğinde keyfim yerine geldi. Şirketi kurduğum günden yapmak istediğim buydu.
"Onunla kedinin fareyle oynaması gibi oynayacağım." aklımda ona son oynayacağım oyun şekillenmeye başladı.
*********************
Saatler sonra şirketteki işlerimi bitirmiş ve her akşam yaptığım gibi gece kulübüne gelmiştim.
"Abi hoş geldin" arabadan iner inmez Emir'in omzuna elimi koyup sıktım.
"Hoş bulduk Emir"
"Abi dün olay olmuş sanırım." çekinerek sorduğu soruyla başımı salladım.Benim yokluğumda söz sahibi o idi.
"Emir sana son kez söylüyorum.Bir daha böyle bir olay olsun istemiyorum. Adam arttırmak ise arttırmak. Ne yapıyorsan yap. Herkes benim mekanımda bunların olmayacağını bilsin. Bir daha böyle bir şey olursa senden bilirim ona göre"Emir başını salladı.
"Merak etme abi ben halledeceğim."
Bölüm sonu☺️