Medya:Uras TÜRKOĞLU&Öykü ÇETİN
Öykü ÇETİN
Sabah sabah çalan telefonumun zil sesiyle gözlerimi yarım yamalak açtım. Resmen kulak tırmalayan ses bütün odada yankılanıyordu. Bu saatte kimin aradığını düşünerek, aramaya cevapladım. Arayan Seçil idi.
"Seçil hayırdır beni rüyanda mı gördün? " dedim düz bir sesle.
"Öykü saat 11 farkında mısın?" dedi aynı ses tonuyla. Gözümün tekini açarak telefonun ekranındaki saate baktım. Haklıydı. Ben bu saatte kadar uyumuş muydum ya?
"Ya bu saate kadar uyuduğuma inanamıyorum." dedim ve elimle yüzüme gelen saçları geriye attım.
"Yarın yılbaşı kalkta biraz gezelim. Malum yarın bizimkiler öldürsen izin vermez. Bugün çıktık çıktık yoksa imkansız. " bıkkınlıkla söylendiğinde tebessüm ettim.
"Evden dışarı çıkasım yok. Sen bana gel, kız kıza takılalım. Hem eskiden yaptığımız gibi film falan izleriz." oflama sesini duyabiliyordum.
"Öykü adı üstünde eskiden diyorsun. Ben o filmleri yüz kere izledim. Hem itiraz istemiyorum. Çok sıkıldım anlamıyor musun?" dedi. Seçil 'i kırmak istemiyordum. Aslında bende bunalmıştım ve dışarı çıkmak istiyordum. Çok az şeye sahip ve maddi açıdan sıkıntı çektiğimi bildiğim için, resmen kendimi eve kapatmıştım. Dışarı çıkmak demek ne yazık ki,' para' demekti. Ve benim boşa harcamayı bırak doğru düzgün param bile yoktu.Sonra aklıma gelen düşünceyle onu onayladım.
"Tamam zaten seninle konuşmak istediğim bir konu var. " dediğimde beklemeden merakla sordu.
"Ne konuşacaksın? " yutkundum. Onunla iş mevzusunu konuşmak istiyordum.
" Bir yerde oturur bir şeyler içeriz o ara anlatırım." dedim kısık bir sesle. Sıkıntı da olduğumu söylemek beni geriyordu. Ailemin yokluğunu şuan o kadar çok hissediyordum ki.
"Peki tamam öyle yapalım. Ben şimdi hazırlanmaya başlıyorum. Sende hazırlan 15 dakikaya orda olurum."gülümsedim. Umarım dediği gibi olur ve 15 dakikaya burada olurdu.
"Tamam" deyip telefonu kapadım.Seçil çevresinde çok sevilen biriydi. Onu sevip sayan bir çok arkadaşı var. Eminim içlerinden biri bana bu konuda yardım edip, bir iş ayarlayabilir idi.
Yataktan kalkıp banyoya ilerledim. İşlerimi halledikten sonra yüzümü yıkayıp odaya geri döndüm. Aynanın karşısına geçip saçlarımı taradım. Kumral olan saçlarımın uçlara doğru hafif dalgalı olması çok hoşuma gidiyordu. Rimelimi elime aldım kirpiklerime sürdüm. Dudaklarıma da nemlendirici sürüp aynada kendime baktım. Oh bitmişti işte. Hemen dolaba koştum kapağını açtım. Altıma siyah bir kot pantolon üstüme de gri boğazlı bir kazak giydim. Koluma da çok sevdiğim saatimi taktım. Kazağıma uygun çantamı aldım telefonumu ve cüzdanımı içine koydum.
Evden çıkmak için hazırdım. Vestiyere gidip siyah kabanımı aldım.Ona uygun şapkamı taktım. Ayağıma da dolgu topuk botlarımı giydim. Hazırdım işte. Saate baktım 11:20 Seçil gelmiştir diyip evden çıktım. Kapının önüne indiğimde Seçil'in gelmiş olduğunu gördüm. Hızlıca yanına gittim.
"Çok beklemedin dimi? "
"Hayır canım bende şimdi geldim. Hem bekleten taraf hep benim bir kere de ben bekleyeyim ne olacak" ikimiz birden gülmeye başladık.
Gerçekten hep Seçil bekletir. Onu beklemek bazen ölüm gibi olur. Ama yinede onu hep beklerim. O benim canım. Bazen beni sinirlendirse de onu çok seviyorum.
Bizim evimize yakın bir kafeye gitmeye karar vermiştik. Seçil başlarda AVM diye tuttursa da onu ikna etmiştim.
İçeri girdiğimde kafenin sıcaklığı yüzüme vurdu. O kadar güzel bir kafe idi ki ahşap renginde ki parkenin üstüne konumlandırılmış yine ahşap rengindeki masalar ortama o kadar uyum sağlamıştı ki. Karşıda şömine yanında kahve rengi iki berjer karşısında yine kareli bir koltuk her şey uyumluydu.
"Şuraya oturalım mı? Öykü." Seçil'in sesiyle ona baktım.
"Olur" dedim gülümseyerek. Masaya doğru ilerledik. Kabanı mı çıkardım boştaki sandalyenin üzerine koydum. Gerçekten içerisi oldukça sıcaktı. Yanımıza doğru gelen garsona baktım.
"Hoş geldiniz ne istersiniz? " güler yüzle konuşan 18 19 yaşlarındaki kıza gülümsemeyle cevap verdim.
"Ben çay ve tost istiyorum. " dedim. Malum kahvaltı yapmamıştım.
"Bende salep istiyorum" dedi. Yanımızdan ayrılan garsondan sonra Seçil bana döndü.
"Canım sen benimle ne konuşacaktın. Biraz daha söylemezsen çatlayacağım" Gülerek ona baktım.
"Seçil biliyorsun artık bir ailem yok. Çalışmak zorundayım. Bunun için okulu dondurdum. Babamdan kalan az bir parayla bir buçuk aydır geçiniyorum. Ve o parada suyunu çekmeye başladı. Hem evimiz kira biliyorsun kirayı toparlamam gerekiyor. Bunun için bir an önce iş bulup çalışmak istiyorum. Senin çevren geniş benim için bir iş ayarlayabilir misin? "Seçil gözlerimin içine bakarak konuştu.
" Canım ben hep senin yanındayım. Ailemde öyle biliyorsun dimi her konuda yardım ed--"lafını kestim ve konuşmaya başladım.
" Canım benim biliyorum tabi ki ama olmaz Seçil benim ayaklarımın üstünde durmam lazım. Nereye kadar benimle ilgileneceksiniz. Anla beni ne olur".
"Haklısın canım. Ben bizim çocuklarla görüşeyim. Hatta dur Ayşegül'ü arayayım." Telefonunu çıkardı. O sırada garson geldi.
"Afiyet olsun başka bir isteğiniz var mı?"
"Teşekkürler" dedim.
"Alo Ayşegül ne yapıyorsun canım"
.........
"Bende iyiyim canım sağ ol. Senden bir şey isteyecektim. Benim arkadaşım Öykü'yü biliyorsun. İş bakıyor canım bildiğin bir iş varsa yardımcı olur musun?"
.......
"Anladım canım ben bir konuşayım hemen döneceğim sana"
.......
"Tamam canım görüşürüz."
"Öykü yarın yılbaşı ya. Ayşegül ve arkadaşları bir yatta ki yılbaşı kutlamasında garson olarak çalışacaklarmış. Eleman eksikliği varmış. Eğer istersen yarın onlarla gidebilirsin. Hem iyi para vereceklermiş." dedi.
Aslında geçici bir işe değil kalıcı bir işe ihtiyacım vardı. Şuan seçme şansım yok bunu biliyordum. Hem parası da iyiymiş. Bu işi kabul etmem lazım diyerek:
" Olur canım"dedim. Kısa bir sessizlikten sonra Seçil konuşmaya başladı.
"Farkındayım Öykü kalıcı bir iş istiyorsun.Kafandan geçenleri anlayabiliyorum. Ama şimdilik bu işe git hem kalıcı bir işte ayarlayacağım sana SÖZ!!!"
Kafamı kaldırdım gülümseyerek arkadaşımın elini tuttum.
"İyi ki yanımdasın arkadaşım".
"Sende iyi ki yanımdasın arkadaşım."
kafeden çıktıktan sonra eve doğru yürüdük. Seçil Ayşegül'ü tekrar aradı saati ve nerede olduğunu öğrendi. Ayşegül beni alabileceklerini boşuna otobüs beklememi söylemiş. Buna çok sevindim. Seçil'e teşekkür edip yanağından kocaman öpücük aldım. Eve geldiğimiz de
"Seçil bana gelsene beraber kalalım." dedim.
"Tamam canım eve uğrayayım. Hem anneme haber vereyim pijamalarımı da alıp geliyorum." dedi. Beni öptü ve ayrıldık.
Küçücük çantayla boğuştuktan sonra anahtarı bulup kapıyı açtım ve içeri girdim.
Bu eve hep neşeyle gelip anneme seslenirdim. Annem kapıda beni karşılar öper koklardı. Şimdi bu ev çok sessiz. Ah annem... Kızınız bu sessizlikten hiç hoşlanmıyor..
Gözyaşlarımı elimin tersiyle sildim. Bir duş alsam sanırım çok iyi olacak deyip banyoya girdim. Seçil gelene kadar duşumu alıp çıkabilirdim.
Banyodan çıkıp odama geçtim. Dolaptan gri eşofman ve sarı uzun kollu sweat alıp üstüme giydim. Saçlarımı tarayıp kuruttum. Ev topuzu yaptım ve televizyonun karşındaki koltuğa uzandım.
Acaba bu sessizliğe ne zaman alışacaktım. Hala onların yokluğuna alışamadım. Her aklıma geldiklerinde gözyaşlarımı tutamıyordum. Bundan sonra mutlu olabilecek miydim? Hayatta kalmak için değilde güzel günlerim için hayal kurabilecek miydim? Bu yaşadıklarımı unutmam daha ne kadar sürecekti. Ya da hiç unutamayacak mıydım? İçimdeki acıyla yaşamam o kadar zordu ki...
'Allah'ım yardım et bana. Bu hayatta kalabilmem için işlerimi kolaylaştır'
Zil çaldığında yerimden doğruldum,Seçil 'in geldiğini anladım. Gözyaşlarımı elimin tersiyle silip kapıya yöneldim. Kapıyı açtığımda karşımda hiç beklemediğim birini gördüm.
"Hayırdır Hasan abi!!!"
"Geçiyordum da bir uğrayayım dedim. Beni içeri almayacak mısın?"
"Hayır!! Ne söyleyeceksen söyle sonra git" dedim.
"Yapma böyle güzelim. Hem kira günü yaklaşıyor. Bakkala da olan borcunuz malum nasıl ödeyeceksin...Sana bir teklif sunacağım kabul edersen paşalar gibi yaşardın Öykü" dedi.
Bu adam kendini ne sanıyordu ya.. Yaşından başından da mı utanmıyordu.
"Sen ne diyorsun ya!!! En kısa zamanda çıkacağım evinden!!! Borcumu da ödeyeceğim!! Defol şimdi buradan.." Tüm sesimle bağırdığım için boğazım acımıştı.
"Şimdi gidiyorum Öykü. Ama bu iş bitmedi. En sonunda sen kendi ayaklarınla bana geleceksin!!! Sana sahip olmayı dört gözle bekliyorum. "
" DEFOLLLLL!!!!" hızlıca kapıyı suratına kapattım. Kapının arkasına yaslandım. Kafamı dayayıp ağlamaya başladım.
Bu adam delirmiş. Ne sahip olması yaa bu ne demek. En kısa zamanda evini boşaltacağıma dair kendime söz verdim. Gerekirse gece gündüz çalışacaktım. Paramı ayarlayıncada evinden çıkacaktım. Kapıya vurulmasıyla olduğum yerde sıçradım. Allah kahretsin ne istiyordu benden hızlıca kapıyı açtım.
"Allah'ın cezası ne istiyorsun!!!!" karşımda Seçil'i görünce korktuğunu anladım. Olduğu yerde kalmış ağzı açık bana bakıyordu. Korktuğu gözlerinden anlaşılıyordu.
"B-benn.." karşımda duran Seçil'in boynuna sarıldım. Ağlamaya başlayınca elleriyle saçlarımı okşamaya başladı.
"İyi misin Öykü" dedi.
İyi miydim? Hayır ne yapacağımı ne diyeceğimi bilmiyordum. Hayatım şimdiden kötü olmaya başlamıştı.
"İçeri gel Seçil "dedim ve ayakkabılarına çıkaran Seçil'in elinden çantasını aldım.
" Ne oldu Öykü neden kapıyı öyle açtın. "
Olanları Seçil'e anlattım. Ağzı açık beni dinledikten sonra
" Vay Şerefsiz birde evli olacak yaşından başındanda utanmıyor. Senin yaşında kızı var. Kendine çok dikkat etmelisin Öykü"
"Bende ona şaşırıyorum ya Seçil. Bir an önce evinden çıkmak istiyorum." dedim.
Biraz sohbet ettikten sonra yatmaya karar verdik. Benim yatağımda birbirimize sarılarak uyuduk. Sabah olmuştu. Seçil kahvaltıdan sonra evine gitti. Bende evi biraz toparladıktan sonra akşam için hazırlanmaya başlamıştım. Önce duşa girdim. Duştan sonra saçlarıma maşa yaptım. Üstümü giydikten sonra Seçil den aldığım Ayşegül'ü aradım.
"Alo Ayşegül ben Öykü" dedim.
"Merhaba Öykü hazır mısın? 10 dk ya ordayız."
"Evet hazırım sizi bekliyorum." deyip telefonu kapattım. Biraz bekledikten sonra Kabanımı giydim aşağıya indim. Bir araba önümde durunca Ayşegül'ün geldiğini anladım.
"Merhaba öykü" bana sarılınca bende ona sarıldım. Esmer, ela gözlü hafif balık etli biriydi. Yüzündeki gülümsemeyle o kadar tatlı görünüyordu ki. Sıcak davranması çok hoşuma gitmişti.
"Hadi arabaya bir an önce gitmezsek geç kalacağız".
Arabaya binince önde iki erkek arkada ben Ayşegül ve isminin Esra olduğunu öğrendiğim kız vardı. Kısa bir yolculuktan sonra bir marinaya giriş yaptık.Arabadan inince erkekler arabayı park edip yanımıza geldiler. Ayşegül konuşmaya başladı.
"Öykücüm bu Murat bu da Samet zaten Esrayla tanıştın." dedi
Bana uzattıkları ellerini tutup tokalaştım.
"Memnun oldum" gülümsemeyle karşılık verdim.
O sırada Ayşegül
"Hadi bakalım. Daha gidip müdürle tanışcaz." dedi. Hep birlikte yürümeye başladık. Karşımda gördüğüm yata baktım. Gerçekten çok güzel gözüküyordu. Hızlı adımlarla yatın içine girdik. Oranında dışardaki manzaradan farksız olduğunu gördüm.
Hayranlıkla içeriyi incelerken yanımıza gelen adama baktım.
"Geç kaldığınızın farkında mısınız?Hemen aşağıya iniyorsunuz. Size verilen kıyafetleri giyiyorsunuz. Ve buraya geliyorsunuz. 5 dakikanız var hadi çabuk". Adamın bir nefesle söylediği kelimeleri düşünürken. Ayşegül koluma girdi.
"Hadi Öykü şuan durmanın zamanı değil. Görmüyor musun? Kıl adam ya şuna bak 5 dakikaymış pehhh! Gıcık oldum ben buna yaa"
Gülerek ona döndüm Beraber aşağıya indik. Giyinme odasına girdiğimizde bir adam elindeki kıyafetlerle yanımıza geldi.
"Emre bey sinirlenmeden çabuk giyinin ve yukarı çıkın."
Bu adamlar neden böyle diye düşünürken. Aysegül bize döndü.
"Ya bu aceleleri ne anlamadım ki sanki bir yere bişey yetiştirecekler" dedi. Hep birlikte kahkaha attık.
Hızlıca hazırlandık ve giyinme odasından çıktık. Eteğimin kısalığı beni rahatsız etse de altına giydiğim çorapla biraz rahatlamıştım. Odadan çıktıgımız gibi karşımızda Murat ve Sameti gördük onlarda hazırlanmıştı. Hep birlikte yukarı çıktık. Emre bey bizi gördü ve yanımıza geldi.
"Şimdi beni iyi dinleyin. Bugün buraya önemli insanlar gelecek. Hiçbir sorun istemiyorum. Uras Bey hata kabul etmez.Viskiden başka birşey içmez. Eğer siz beni zor duruma sokarsanız bende sizi zor duruma sokarım. Hata istemiyorum. Şimdi erkekler bara kızlar salona"
Hızlıca salona geçtik insanlar yavaş yavaş gelmeye başlamıştı. İçki servisine başlamıştık Ayşegül ve ben içki servisi yaparken Esra kapıda gelenleri karşılıyordu.
Servise devam ederken birden herkesin ayağa kalktığını gördüm. İnsanların ne tarafa baktığını gördüğümde bende o tarafa döndüm.
Karşımdaki adama şaşkınlıkla baktım Neden herkes ayağa kalkmıştı ki bu adam da kimdi??
Sert bakışlarıyla etrafa bakan adamı inceledim.Üstüne giydiği takımla oldukça şık gözüküyordu. İçindeki gömlekten bile belli olan kasları insanın nefesini kesecek türdendi. Kendimi toparlamaya çalıştım. Ve servisime devam ettim. Ara ara gözümün kaydığı adam bir masaya oturdu.Servis yapmam gerekiyordu ama bakışları o kadar sertti ki bir an korktum. Kendimi sakinleştirdim ve olduğu masaya doğru adım attım. Masaya geldiğimde önüne içkiyi koymak için eğildiğimde kokusu burnuma geldi. Bu adam neden bu kadar güzel kokuyordu.!!! Kalbim sanki yerimden çıkacak gibi atmaya başladı. Hızlıca içkisini koydum ve masadan uzaklaştım. Kimsenin beni görmediği bir yere kendimi attım. Elimi kalbimin üstüne koydum. Az önce hissetiğim şey neydi? Neden heycanlanmıştım. Kalbim neden o kadar hızlı atmıştı. Bakışları ürkmemi sağlamıştı ama yanına gittiğimdeki o an çok farklıydı.. Kendimi toparladım. Derin bir nefes aldım ve salona geri döndüm.
"Öykü nerdesin yetişemiyorum. 'Uras TÜRKOĞLU' gelmiş. Emre bey senin ilgilenmeni istiyor canım hadii." dedi.
"Hangi masa canım? "
"Şu!! " gösterdiği tarafa baktım.
Hayır olamaz. Bu az önce benim kalbimin hızlı atmasına sebep olan adamın oturduğu masa.
Hadi Öykü kendine gel!! Kalbin korktuğun için o kadar hızlı attı. Korkma bugünden sonra onu görmeyeceksin sen sadece alacağın parayı düşün ve hiç birşeyi berbat etme!!! İç sesimi dinledim ve derin bir nefes aldım. Masaya doğru ağır ağır yaklaştım.Masanın üzerindeki boş olan bardağı aldım ve yerine tepside ki kırmızı şarabı koydum. Adam bana öfkeyle baktı.
"Bu ne??" dedi.
Bir an afalladım. Ne demek istemişti.
"Efendim kırmızı şarap" dedim.
Sinirli bakışlarıyla ayağa kalktı. Ben ne olduğunu anlamadan. Masadaki bardağı yere attı.
"BEN ŞARAP SEVMEM!!!" diye kükredi.
Olduğum yerde kaldım. Neden bu kadar sinirlendiğini anlayamadım.Aklıma Emre Bey'in dediğini gelince kendime çok kızdım. Nasıl unutmuştum viskiden başka birşey içmez demişti. Gözlerine bakarken öfkelediğini anladım. Hemen başımı eğdim. O sırada Emre Bey yanımıza geldi.
"Uras Bey çok özür dilerim efendim ben hemen hallediyorum."
Sinirli bakışları üzerimde olan Emre Bey kafasını sallayarak onu takip etmemi istedi. Peşinden hızlı adımlarla ilerledim. Salondan çıktık.
"Sen ne yaptığını sanıyorsun!!! Onun kim olduğunu biliyor musun? Ben sana viskiden başka birşey içmez demedim mi??Sorun istemiyorum demedim mi?! Bağırarak konuşmuştu.
" B-ben özür dilerim." dedim.
Ne olduğunu bile anlamamıştım.Bu kadar öfkelendiren önüne viski koymam mı? Özür dilemem canımı çok sıkmıştı ama alacağım para için susacaktım. Bir an önce o lanet evden çıkmam lazımdı. Bunun içinde para kazanmam.
"Şimdi git mahvettiğin şeyi düzelt"dedi.
Kafamı salladım. Hızlıca Uras Bey'in yanına gittim. Kafa mı kaldırmadan konuşmaya başladım.
" Efendim özür dilerim. B-ben bilmiyordum."
Cevap gelmeyince kafamı kaldırdım. Karşımda gözlerini kısmış sinirle bakan adamı görünce kafamı tekrar yere eğdim.
"Bana viski getir HEMEN!!!" Sesinin yüksek çıkması beni korkutmuştu.
"Peki efendim" kısık sesimle söylediğim kelimeyi duyduğuna bile emin degildim. Hızlı adımlarla bara doğru ilerledim. Sametten viskiyi aldım. Hızla Uras Bey'in masasına ilerledim.
"Buyrun efendim."
Masaya bıraktığım bardağı aldı bir yudumda içti. Hiç birşey demeden hızlıca yerinden kalktı. Çıkışa doğru gitmeden önce bana anlam veremediğim şekilde baktı. Neydi şimdi bu?
Uras Bey gittikten sonra Ayşegül ile servise devam ettik. Birkaç saat sonra herkes dağılmaya başladı. İşimiz bittiğinde oldukça iyi para kazanmıştık. Sonra Ayşegül ve arkadaşları beni evime bıraktılar. Eve gelip hemen duş aldım pijamalarımı giyip yatağıma yattım.Aklıma bugün yaşadıklarım geldi. O adam neden o kadar sinirli ve sertti. Özür dilediğim aklıma gelince sinirlendim. Ah şu lanet kağıt parçasına ihtiyacım olmasaydı çekip giderdim ordan. Aklımdakileri bir kenara itip saate baktım 4:46 olduğunu gördüm. Nerdeyse sabah olmuştu. Yorgunluktan ağrıyan bacaklarımı kendime çektim uykunun kollarına kendimi bıraktım...
Umarım beğenirsiniz.
Oylamayı unutmayalım:)
Yorumlarınızı bekliyorum.