Medya: Öykü ÇETİN
Keyifli okumalar.....
"Benim yanımdayken hiçbir yere bakmayacaksın.!!! Hele ki adamlarıma asla şimdi arabaya hadi.!!!" sinirlenmişti.
İkiletmeden arabaya doğru yürüdüm. Bana kızması çok saçmaydı. Sonuçta kaç kere beni koruyan birilerini görmüştüm ki. O kadar kişiyi bir arada görünce istemsizce bakmıştım.
Arabaya bindiğimde Uras'ta yanıma oturdu. Yüzüne bakıyordum ama bana bakmıyordu. Kaşlarını çatmış bir şekilde karşıya bakıyordu. Tahminimden daha çok sinirlenmişti sanırım. Oflayarak cama doğru döndüm.Kesinlikle abartıyordu. Uras benimle konuşana kadar bende onunla konuşmayacaktım.
Sessiz geçen yolculukta canım sıkılmaya başlamıştı. Uras hala konuşmamıştı. Saate baktığımda 14:00 olduğunu gördüm. Neredeyse 2 saattir yoldaydık. Çok acıkmıştım. Oflayarak Uras'a döndüm.
"Daha ne kadar aç bırakacaksın beni?"sinirlenmeye başlamıştım. İfadesini hiç bozmadan Emir'e seslendi.
"Kahvaltı yapabileceğimiz bir yerde dur Emir. "
"Tamam abi"
Hala yüzüme bakmıyordu. Ben yokmuşum gibi davranması canını sıkmaya başlamıştı.Bir süre sonra yavaşladık. Araba durduğunda etrafıma baktım. Eski bir yapı olan restoranın önünde durmuştuk. Arabanın kapısını açtıktan sonra aşağı indim.İner inmez belime konulan elle panikledim kafamı çevirip yanımdaki kişiye baktım.Uras olduğunu görünce içim rahatladı. Uras yüzüme bakmadan restoranı gösteriyordu. Daha fazla bana böyle davranmasına dayanamadım. Elinden tuttuktan sonra bana bakması için kendime doğru çekiştirdim.
"Uras lütfen bana böyle davranma!!" elime baktıktan sonra yüzüme baktı. Gözlerimin içine bakmasını özlemiştim. Öylece gözlerine bakmaya devam ettim. Birşeyler söylemesini istiyordum ama konuşmadan yüzümü inceliyordu. Kafasından birşeyler geçiriyor gibiydi. Tekrar ona seslendim.
"Uras!!" yalvarırcasına yüzüne baktım. Canım çok yanıyordu neredeyse ağlayacaktım. Bana böyle davranmasını istemiyordum.
"Hadi kahvaltımızı yapalım. Yolumuz uzun"bana soğuk davranmıştı tam dönmüş gidecekti ki önüne geçtim. Kollarımı beline doladım. Bana sarılmadan öylece durdu. O an çok üzülmüştüm. Bana sarılmadan duramayan Uras bana dokunmuyordu bile. O an saçlarıma kondurduğu öpücüklerden istiyordum. Gözümden akan bir damla yaşla geri çekileceğim zaman kollarını bana doladı.Bana sarılmasıyla ona daha sıkı sarıldım. Saçlarımdan öptükten sonra çenesini kafamın üzerine koydu. Kıyamamıştı bana..
"Bana kızma Öykü.Başka birine bakmana dayanamıyorum. O güzel gözlerinde gördüğüm duyguyu başkası farkedecek diye aklım çıkıyor." çenemden tuttuktan sonra ona bakmamı sağladı.
"Bu gözlerle bir tek bana bak."yaşlı gözlerle gülümsedim.Boğuk çıkan sesimle konuşmaya başladım.
"Bu imkansız Uras. " kaşlarını çatarak yüzüme baktı.
"Bu gözler sana baktığı gibi kimseye bakmıyor ki!! Korkmana gerek yok senden başka kimseye istesemde böyle bakamam."söylediğim sözle adeta gözlerinin içi parlıyordu. Alnımdan öptükten sonra sımsıkı sarıldı.
"SENİ ÇOK SEVİYORUM ÖYKÜ!! " ilk defa söylemişti beni sevdiğini. Gözyaşlarım hiç durmaksızın akmaya başladı. Ağladığımı farkedince geriye doğru çekildi.
"Neden ağlıyorsun?Ağlamanı sevmiyorum biliyorsun!! Onun için ağlama Öykü lütfen. " içimi çekerek konuşmaya başladım.
"İlk defa söyledin beni sevdiğini. Ona ağlıyorum yani mutluluktan" yine içimi çektim bu söylediğime önce şaşırdı sonra gülünce bende güldüm. Anlık değişen duygularım beni şaşırtıyordu. Sımsıkı sarıldı.
"İyi ki hayatıma girdin Öykü!! SEN BENİM KARANLIĞIMA IŞIK OLACAKSIN.!!" Yaşadığım bu duygunun tarifi yoktu. Hissettiğim şey o kadar güzeldi ki.
"Bende"dedim. Anlayamamış gibi suratıma baktı.
"Ney sende?" gülümsedim.
"BENDE SENİ SEVİYORUM URAS!!" şok olmuşcasına suratıma baktı. Sonra sırıtmaya başladı. Gözüme çok tatlı gelmişti sert bakışlı adam.
"Ne o Uras bey hoşunuza gitti sanırım." sırıtması daha da büyüdü yüzünde.
"ÇOK" gülümsemesine gülümsedim. Büyük ellerinin içine ellerimi aldı.
"Hadi birşeyler yiyelim. Bende çok acıktım." onayladıktan sonra birlikte restorana doğru yürüdük. Kapıdan içeri gireceğimiz zaman yanımıza hızla gelen orta yaşlı adamla Uras'a doğru sokuldum. Telaşlı hali beni korkutmuştu.
"Korkma Öykü!! " kafamı salladıktan sonra koşar adımlarla gelen adam önümüzde durdu. Elleri ile ceketinin önünü düğmeledikten sonra konuşmaya başladı.
"Uras Bey hoşgeldiniz efendim. Sizi burada görmek ne büyük bir şeref. Sizi mekanımda görmek onur verdi.Sizde hoşgeldiniz hanım efendi" başıyla bizi selamladıktan sonra Uras'a baktım çatık kaşlarıyla adama bakıyordu.
"Kes yalakalığı!! Bize kahvaltılık birşeyler hazırlat!!" Uras'ın dediklerine ağzım açık kaldı.Sonra adama baktım. Hiçbirşey demeden kafasını sallamıştı. Belkide sevmediği biriydi Uras'ın..
"Tabi efendim buyurun" adamın eli ile gösterdiği tarafa doğru yürümem için Uras belimden ittirdi. Neden böyle davranmıştı adama? Hem Uras'ı nereden tanıyordu? Hepsini soracaktım Uras'a!!
Cam kenarındaki beyaz kare masaya oturduk. Restoran dışardan çok eski gözüksede içerideki nostaji havasını sevmiştim. Duvarda takılı olan taş plaklar, yerdeki eskitme olan halı ve eski istanbul resimleriyle oldukça güzel biryerdi. Uras'a baktığımda onun da beni incelediğini gördüm.
"Beğendin mi?" kafamı olumlu anlamda salladım. Sonra merak ettiğim soruları ona yönelttim.
"Uras neden adama öyle davrandın?Tanıyor musun adamı?" hayır anlamında kafasını salladı.
"Beni herkes tanır Öykü!!" sonra devam etti.
"Sözünü geçirmek istiyorsan kimseye yüz vermemen gerekiyor küçük hanım.Herkese sana davrandığım gibi davranmamı bekleme.!! " kafamı salladım. O sırada yanımıza gelen adam masayı donatmaya başladı. O kadar çok şey getirmişti ki. Uras'a baktım.
"Uras bunların hepsi bizim için mi?"
"Evet istediğin başka birşey varsa söyle" kafamı iki yana salladım.
"Bunlar çok bile hepsinin tadına baksam zaten doyarım." gülümsedim. Hızla masaya göz gezdirdikten sonra tabağımı peynir çeşitleri ile doldurdum. Herşey o kadar güzel gözüküyordu ki.Ağzıma attığım herşeyi beğenerek yedim.Kendimi kaybetmişcesine yemeğimi yerken aklıma Uras geldi. Kafamı kaldırdıktan sonra Uras'a baktım. Tabağına hiç birşey almamıştı. Sadece öylece beni izlediğini gördüm.
" Sen neden yemiyorsun?"
"Çünkü seni izlemek bunların hepsinden daha güzel" utanmıştım. Elimdeki çatalı masaya bıraktıktan sonra kafamı önüme eğdim elimle oynamaya başladım. Kesin kızarmıştım. Beni hep utandırıyordu. Gülme sesi duyunca kafamı kaldırdım.
"Utanmana bayılıyorum Öykü." ellerimle kızaran yüzüme dokundum. Yüzüme sevgiyle bakıyordu. Öne doğru eğildi yüzümdeki elimi ellerinin arasına aldı.
"Utanan kadın değerinin bilinmesi gereken kalbi çok güzel olan kadındır.Sende öylesin Öykü!!" ne yapacağımı şaşırıp elimi kolumu koyacak yer bulamadım. Beni utandırmasından nefret ediyorum.Ama söylediği söz çok hoşuma gitmişti.
"Hadi kahvaltımızı yapalım." elimi öptükten sonra sandalyesine yaslandı. Yüzüne baktığımda gülümsedi. Çatalımı elime aldıktan sonra tabağımdakileri yemeye başladım.Kaçamak bakışlarla Uras'a bakıyordum. Tabağına birşeyler aldıktan sonra oda yemeğe başladı.
Kahvaltımız bittikten sonra Uras kahve istedi. Kahvemizi içerken Uras'a döndüm.
"Uras saat kaç gibi İstanbul'da oluruz?" kolundaki saate baktıktan sonra cevap verdi.
"Saat 3'e geliyor. Sanırım 6 gibi evde oluruz." kafamı salladım. Yolculuk yapmayı küçüklüğümden beri sevmiyordum.Uyursam zaman geçer diye düşündüm ama uykumda yoktu.Dudaklarımı büzdüm.
"Yolculuk yapmayı sevmiyor musun?" kafamı olumsuzca salladım.
"Söyleseydin uçakla dönerdik Öykü!!" omuz silktim.
"Sorun değil 3 saat sonra İstanbul 'da olacağız zaten" kafasını salladı. Kahvesinden bir yudum aldı. O sırada aklıma gelen şey ile Uras' a döndüm.
"Kendinden bahsetsene bana biraz Uras." birbirimiz hakkında pek birşey bilmiyorduk. Yani Uras benim hakkımda çoğu şeyi biliyordu ama ben onun hakkında pek birşey bilmiyordum.
"Neyden bahsetmemi istersin?" güldüm.
"Mesela kaç yaşındasın? " bu söylediğime güldü. Gülmesine bayılıyorum bu adamın.
"30"
"Hmm benim yaşımı biliyorsundur? Bende 21"kafasını olumlu anlamda salladı.
" Ailen nerede peki? "Derin bir iç çekti. Surat ifadesi değişince sorduğum soruya pişman oldum.
" Benim bir ailem yok!! sadece Annem vardı. Onu da ben daha küçükken kaybettim. Sonra yetiştirme yurdunda kaldım. "kafamı salladım. Babasından bahsetmemesine şaşırmıştım. Merakıma yenik düştüm.
" Peki baban? "koyu kahve olan gözleri daha da koyulaştı. Sorduğum soruya sinirlenmişti. Kaşlarını çattı sert ses tonuyla cevap verdi.
" YOK!! Birdaha bu konuyla ilgili birşey sorma bana!! "verdiği tepkiden korkmuştum.
" Kusura bakma Uras. B-ben bilemezdim. "pişman olmuştum sorduğum soruya.Babasına olan öfkesini anlayamasamda bu konuyla ilgili daha hiç birşey sormayacaktım. Dayanamadı ve ellerimi tuttu.
" O kişiyle ilgili bana soru sormanı istemiyorum. Zamanı gelince ben anlatırım sana"
"Tamam" elimi tutan elinin üzerine boştaki elimi koyduğumda gülümsedi.
"Hadi devam et sorularına.. " gülümsedim. Tamam dercesine kafamı salladım.
"Üniversite okudun mu?"
"Evet İtalya'da mimarlık okudum." yurtdışında okumasına şaşırmıştım.
"Ne güzel bende son sınıftaydım ama biteremedim okulu!! Ailemi kaybedince çalışmak zorunda kaldım." üzülmüştüm. Ailem aklıma gelince gözümden bir damla yaş aktı. Uras oturduğu sandalyeden kalktı. Yanıma geldikten sonra bana sarıldı.
"Şşş ağlama lütfen Öykü!! Bundan sonra ben yanındayım. Ailen için birşey yapamam ama hep yanındayım. Önümüzdeki sene Üniversiteye devam edersin. Senin için gereken herşeyi yaparım." omzuna kafamı koydum. Ağlamam devam ederken konuşmaya başladım.
"Teşekkür ederim. İyi ki yanımdasın. Ne olur beni hiç bırakma Uras" saçımdan öptükten sonra gözlerime baktı.
"Seni asla bırakmam!!" boynuna sarılınca sırtımı sıvazladı. Kokusunu içime çektikten sonra uzaklaştım. Gözyaşlarımı kendi elleriyle sildi.
"Bundan sonra ağlamak yok küçük hanım!! Hadi şimdi yolumuza devam edelim." kafamı salladıktan sonra ayağa kalkan Uras'ın peşinden bende ayağa kalktım. Boş sandalyeye koyduğum çantamı elime aldıktan sonra Uras'ın peşinden yürüdüm.
Kapının önüne çıktığımızda Uras Emir'e içeri girmesi için işaret verdi. Sanırım hesabı ödemesini istemişti. Dışarıda bulunan korumaları görünce kafamı hemen çevirdim. Uras'ın kızmaması için ona baktım. Anlamış olacak ki güldü. Gülümseyince bende gülümsedim. Belime koyduğu eli ile arabaya doğru yürüdük. Arabaya bindiğimizde bir süre Emir'i bekledik.
Yolumuza kaldığımız yerden devam ederken çantama koyduğum kitabı çıkardım. Uras'a bakarak kitabı gösterdim.
(Öykü'nün elindeki kitap)
"Bu kitabı okundun dimi" kafasını salladı.
"Güzel mi peki?"
"Evet"
"Okuyabilir miyim?"
"Tabi" gülümsedim. Kitabı açtıktan sonra okumaya başladım.
Ne kadar zaman geçtiğinin farkında bile değildim. Kitabı okurken arada bir Uras' a bakmayı da ihmal etmemiştim. Her baktığımda içten gülümsemesini yollamıştı bana. Uras beni çok güzel seviyordu. Bundan sonra onun evinde yaşamak beni biraz tedirgin etsede onun yanında olmak en çok istediğim şeydi. Sonra aklıma gelen şeylerle düşüncelere daldım. Hayatımıza giren her insanın bize kattığı bir anlam vardır. Kimse tesadüfen girmez hayatımıza, kimse iz bırakmadan da gitmez..
O an Uras'ın benim hayatımdaki yerini ve eğer bir gün giderse bırakacağı derin izleri düşünüyordum.
Her geçen gün içimde büyüyen, kökleri sağlam bir ağaç gibiydi. O sıradan biri değildi ve elbette ki benim hayatıma tesadüfen girmemişti. Ama biliyordum ki eğer bir gün giderse ruhumda derin ve kapanması zor izler bırakacaktı.Bu düşünce bile içimi yakıyordu. Sonra Uras'ın sesiyle kendime geldim.
"Öykü iyi misin? Kaç dakikadır sana sesleniyorum." daldığım düşüncelerden sıyrıldım. Başımı çevirerek ona baktım ve gülümseyerek konuştum.
"Kusura bakma Uras dalmışım." gülümsedi.
"Seni hayattan bu kadar uzaklaştıran düşüncelerini merak ettim. Ne düşünüyordun?" kıkırdadım.
"Seni!!" kahkaha attı. Emir aynadan bize baktıktan sonra tekrar yola baktı. Dışarıdan sert gözüken adam benim yanımda gülüyor, kahkaha atıyor eminim ki buna benim gibi Emir' de şaşırıyordu. Uras kolunu omzuma attıktan sonra kendine doğru çekti.
"Bunu çok sevdim!! Peki neyimi düşünüyordun?" başımı eğdim. Ellerimle oynamaya başladım. Nasıl derdim ki beni bırakırsan nasıl yaşarım diye düşündüğümü.
"Öyle bu hale nasıl geldiğimizi düşünüyordum." geçiştirmek için böyle söylediğimi anlamış gibiydi.Gözlerimi kaçırdım. Yalan söylemeyi hiç beceremiyordum. Uras'ın yalandan nefret ettiğini bilsemde düşündüklerimi söylemek istemedim.
" Ne kadar kaldı yolumuz Uras? "Emir'e baktı.
" Yarım saate evde oluruz Öykü hanım"kafamı salladım. Uykumun geldiğini hissedince Uras'a döndüm.
"Ben biraz uyuyabilir miyim?" Uras tek kaşını kaldırdı.
"Bunun için izin almana gerek yok Öykü!!" gülümsedim. Saçma bir soru olduğunu kabul ediyordum. Kafamı cama doğru yaslayınca Uras'ın sesini duydum.
"Omzuma koyacaksın başını cama değil küçük hanım.!!" bir insan bu kadar mı mükemmel olurdu. Ben ne yapmıştım da Uras gibi biri karşıma çıkmıştı. Saçlarımı ellerimle geriye attıktan sonra Uras'ın koluna girdim. Kafamı omzuna koyarken kendi kendime güldüm. Sımsıkı sarıldım koluna. Kokusu beni esir almışken gözlerimi kapattım.
Yüzüme dokunan ellerle gözlerimi açtım. Uras yüzüme düşen saçlarımı geriye doğru atıyordu.
"Uyu güzelim. Seni kucağıma alacağım." başımı iki yana salladım.
"Gerek yok Uras uyandım zaten ben yürürüm." arabadan inmem için elini uzattı.Elinden tuttuktan sonra arabadan indim.Kararmaya başlamış havayla etrafıma baktım. Kocaman bir ev karşımdaydı.
Bu ev muhteşem gözüküyordu. Kocaman bahçe içerisinde havuzlu çok şık bir evdi.Uras olmasaydı bu evin önünden bile geçemezdim heralde. Elimle ağzımı kapattım.
" B-burası senin mi?" gülümseyerek baktı.
"Burası bizim." kollarımı beline doladım. O da bana sarıldı. Her seferinde herşeyin ikimize ait olduğunu söylüyordu.
"Beğendin mi?"
"Çok"saçlarım minik bir öpücük kondurduktan sonra ayrıldı benden.
" Hadi artık içeri girelim. "onayladıktan sonra eve doğru ilerlemeye başladım. Hala etrafı incelemeye devam ediyordum. Uras ise arkamdan geliyordu.Evin önünde durmuştum ki açılan kapıyla olduğum yerde sıçradım. Kapıya baktığımda 25 30 yaşlarındaki kadını gördüm. Üzerine giydiği kısacık etekle açıkta kalan bacaklarına baktım. İçimde bir kıskançlık oluştu. Bu evde Burcu çalışmıyor muydu? Sinirli bir şekilde Uras'a baktım. Bana baktığını görünce derin bir nefes aldım. Yanıma geldikten sonra elini belime koydu. Kıza doğru baktığımda Uras'a hayranlıkla baktığını gördüm. Bu duruma sinirlenmiştim. Uras rahatsız olduğumu anlamış olacak ki öylece kapıda duran kadına sertçe baktı. Kadın Uras'ın bakışından sonra başını öne doğru eğdi.
"Hoşgeldiniz efendim." bu kadını hiç gözüm tutmamıştı. Hem bu evde Burcu çalışmıyor muydu? O neden gelmemişti. Bana İstanbul da ki evde çalışıyorum dememiş miydi? Bunu Uras'a soracaktım.
"İçeri geçmeyecek misin?" Uras'ın sesiyle ona döndüm. Kafamı salladıktan sonra içeriye girdim. Dışı kadar evin içeriside muhteşemdi. Girer girmez büyük salon karşılıyordu insanı kapının tam karşısında cam bir merdiven vardı. Ağırlıkla beyaz renk kullanılan salonda ara ara mavinin en güzel tonu kullanılmıştı. Beyaz L bir koltuk onun karşısında ise kocaman bir Plazma vardı. Merdivenin hemen yanında kocaman bir ayna geniş olan salonu daha da geniş gösteriyordu. Yemek masası büyük camların hemen önüne konumlandırılmıştı. Bu ev gerçekten harika gözüküyordu. Bu evde Uras 'la çok güzel anılarımız olacaktı. Bu beni heyecanlandırınca ellerimi birbirine vurdum. Uras' ın arkadan belime sarılmasıyla olduğum yerde sıçradım.
"Bu kadar beğeneceğini bilmiyordum Öykü." kollarından kurtulup ona doğru döndüm.
"Burayı gören herkes çok beğenir Uras." gülümsedim.
"Burayı senden başka kimse göremez Öykü."
"Hmm o Nedenmiş."
"Bu eve ilk gelen kadın sensin. Son gelen de sen olacaksın!! ." şaşkınca yüzüne baktım. Ne yani hayatında kimse olmamış mıydı? Kendi evine kimseyi getirmemiş miydi?
"Sen ciddi misin?" güldü.
"Senden önce kimseyi sevmedim. O yüzden evime gelen ilk kadın sensin!! " hayranlıkla yüzüne baktım. Benden önce birini sevmemesi beni o kadar mutlu etmişti ki. Kendimi özel hissetmemi sağlamıştı. Onunda kendini özel hissetmesini istedim.
"Sana birşey itiraf edeyim mi Uras?" kafasını salladı.
"Senden önce bende kimseyi sevmedim." gözlerinin içi güldü sanki derin bir nefes aldıktan sonra başını geriye doğru attı. Çok sevindiği yüzünden okunuyordu. Gözlerimi ayırmadan öylece onu izledim.
"Bunu o kadar çok merak ediyordum ki!! Ama sormaya cesaret edemedim.Bugün restoranda sormak istesemde soramadım."
Uras TÜRKOĞLU
Onunda benim gibi daha önce kimseyi sevmemesine çok mutlu olmuştum. Kollarımın arasına aldım Öykü'yü.
" Şimdi odamızı görmek ister misin? "başıyla onayladı. Elinden tuttuktan sonra merdivenlere doğru yürüdük. Bu ev benim için şimdi anlam kazanmıştı. Elimin içinde sevdiğim kadının eli vardı. Çatık kaşlarımla çıktığım merdivenlerden şimdi gülümseyerek çıkıyordum. İşte Huzur buydu? Sevgi buydu? Aşk buydu? Bu ev ilk defa şahit oluyordu bunlara kollarımın arasına aldığım kadının kokusu olamadan artık yaşayamazdım. Bu eve, bu duvarlara sinecekti kokusu... Attığım her adımda ondan başka kimseyi sevmeyeceğime dair yemin ettim.
Odanın kapısının önüne geldiğimizde yüzüne baktım.
"Kapıyı senin açmanı istiyorum Öykü!!" gülümsedi kapıyı açtıktan sonra odaya girdik. Öykü etrafı incelerken bende onu inceledim. O kadar güzeldi ki. Sonra kendi eşyalarını görünce şaşırdı.
"Uras b-bunlar benim" kafamı salladım.
"Bunlar nasıl geldi buraya?"
"Senin için getirmelerini istedim. Herşey'in bu evde. Artık hepsi burada kalacak. Bizim odamızda." gözlerimin içine bakarak yanıma geldi. Tam önümde durduğunda parmak uçlarına baskı yapıp yükseldi.Ne yaptığını anlamaya çalışıyordum kollarını boynuma dolayınca ona doğru eğildim.Sıcak olan dudakları yanağıma değince kasıldım. Yanağımı öptükten sonra geri çekildi. Tam kaçacakken belinden tutup kendime çektim. Öylece yüzüme bakıyordu. Yavaşça yüzüne doğru eğildim dudağının kenarını öptükten sonra geri çekildim.
"Benim sonum olacaksın kadın!!" gülümsedi. Masumluğunu ve utanmasını çok seviyordum. Bana her yaklaştığında vücudumun kasılmasına sebep oluyordu.Onu sevdiğimi anladığım günden beri hiçbir kadınla birlikte olmamıştım.Ona her dokunduğumda kasılmama sebep oluyordu. Ama ona söz vermiştim o isteyene kadar ona dokunmayacaktım. Kendimi toparladıktan sonra alnını öpüp kendimi geri çektim.
"Açıktın mı? Birşeyler yemek ister misin?"
"Çok acıktım.Ama önce duş almak istiyorum."
" Tamam sen duşunu al bende birşeyler hazırlamalarını söyleyeceğim." alnından öptükten sonra odadan çıktım. Merdivenlerden indikten sonra yardımcıya seslendim. Hızlı adımlara yanıma gelen kadına baktım.
" Masayı hazırladıktan Sonra çıkabilirsin. Bahçede paranı vermek için seni bekleyen biri olacak.Paranı ondan alacaksın!! Biraz acele et." yüzüme bakınca kaşlarımı çattım. Kafasını hemen önüne eğdi.
"Peki efendim."kafamı salladıktan sonra arkamı döndüm. Odaya geri dönmek için merdivenlerden çıkmaya başladım.
Odaya girdiğimde Öykü'nün hala banyoda olduğunu gördüm. Ceketimi çıkardıktan sonra yatağın üzerine bıraktım. Gömleğimin düğmelerini çözdüğüm sırada kapının açılma sesi ile banyodan çıkan Öykü' ye baktım.
Üstünde sadece havlu vardı. Çıplak teni sanki ışık şaçıyordu. Bir anda kendimi kaybettim. Onu tuttuğum gibi kendime çektim ve o öpmeye doyamadığım dudaklarına saldırdım. Kulağıma gelen iniltisiyle kendimden geçtim onu tuttuğum gibi duvara yapıştırdım.
"Uras lütfen dur. "
Bu kadın beni öldürüyordu. Azgın bir boğa gibi dudaklarını sömüryordum. Nefes alamayınca kendini geri çekti. Alnımı alnına yaslayarak gözlerimi kapattım. Sakinleşmeye çalıştım. Dayanamayacağımı anlayınca onu orada bırakıp banyoya gittim ve soğuk suyu açıp altına girdim.
Öykü benimdi ve daima benim kalacaktı.!!
Bölüm sonu
Umarım beğenirsiniz ☺️