Medya:Uras TÜRKOĞLU
SANA GELDİM URAS BENİ HİÇ BIRAKMA!! BENİ HEP ÇOK SEV!!
Ne yapacağımı bilemedim. Öykü bana geldiğini mi söylüyordu. Belime sardığı kollarını hiç bırakmayacakmış gibi sıkıyordu. Kollarımın arasına minik bedenini aldım. Saçlarından öptüm koklayıp çenemi kafasının üzerine koydum. Bana dahada sokulunca sımsıkı sarıldım. Bu bir rüyaysa hiç uyanmak istemiyordum. Ağlama sesini duyunca Öykü' nün yüzünü görmek için kollarımı gevşettim. Belimde ki kollarını daha da sıktı. Ayrılmak istemiyor gibiydi. Bende ona sımsıkı sarıldım.
"Öykü birşey mi oldu? Hem sen neden burdasın? Nasıl geldin buraya? Benim burada olduğumu nerden biliyordun?" burnunu çekti. Kollarını belimden çekmeden biraz uzaklaştı sonra gözlerimin içine baktı. Kızarmış gözlerini görünce ellerimle yüzüne dokundum.
"Neden ağlıyorsun. Ne olur ağlama" ağlamasına dayanamıyordum. Sorduğum sorulara cevap alamıyordum. Konuşmadan öylece yüzüme bakıyordu.Kormaya başladım birşey mi olmuştu?
"Öykü ne olur güzelim birşey söyle" sadece gözlerime bakıyordu. Baş parmağımla gözünden akan yaşı sildim. Alnına öpücük kondurup göğsüme çektim onu.
Bir süre sessizce sarıldık. O konuşmak isteyene kadar kollarımı ondan çekmedim. Bu anı hep beklemiştim. O kadar huzurluydu ki ona sarılmak. Beni bırakma demesi aklıma gelince fısıltıyla konuştum.
"Seni asla bırakmam Öykü!! "Çiçek gibi kokan saçlarına sayısızca öpücük kondurdum.
Beni hep çok sev demişti.
"Seni hep çok seveceğim sen benimsin seni kimselere vermem Öykü!!" hala burnunu çekiyordu. Bu haline gülümsedim. Ne olmuştu da yanıma gelmişti. Ben onun için ondan vazgeçecekken ne değişmişti. Öğlen benden nefret ettiğini söyleyen o değil miydi? Gitmek isteyen Öykü şimdi onu bırakmamam için ağlıyordu.
Kötü birşey olmamıştır dimi?
Konuşmaya karar verecek olacak ki kendini çekti. Gözlerimin içine o kadar güzel bakıyordu ki. Masum bakışları
"Biraz konuşalım mı Uras?" hızlı hızlı kafamı salladım.Benimde konuşacaklarım vardı. Oturması için kumu gösterdim. 10 dakika önce yanlız oturduğum yere bu sefer Öykü ile oturdum. Ne konuşacağını çok merak ediyordum. Yüzüne baktım konuşmasını beklediğimi anlamış olacak ki bekletmeden söze girdi.
"Beni iyi dinlemeni istiyorum Uras" kafamı salladım devam etmesi için.
"Seni ilk gördüğümde kokuna aşık olmuştum. Günlerce hep aklıma geldin.Senin sandığın gibi seni sevmiyor değilim. İlk başlarda hissettiğim şeye bir anlam veremesemde içime yavaş yavaş işledin. Hergün seni görmek istedim. Canımı her yaktığında senden vazgeçtim. Ama bir şekilde yine sende kaldım. "yutkundu. Denize bakan gözlerimi ona çevirdim.Konuşurken acı çektiği her halinden anlaşılan narin yüzlü,bakışlarıyla herkesi kendine esir edebilecek kadar derin bakışlı okyanus mavisi gözlerine vurgun olduğum kadın. Dilindeki acıyı yüreğimde hissediyorum..
"Ama bir şekilde yine sende kaldım. Ne kadar canımı yaksanda senden vazgeçemedim.Ama şunu da anlamanı istiyorum. Benimde bir hayatım vardı ve sen beni hiç düşünmeden yanında kalmamı istiyordun. Baştan beri bu düşüncenden nefret ettim.Ama bugün.. " sustu.
" Ne oldu bugün Öykü? "konuşmasına devam etmesini istedim. Ama bir süre sessiz kalmayı tercih etti.
" Bugün senin çalışma odana girdim. "hemen yüzüme baktı. Tek kaşımı kaldırdım. Hemen kafasını çevirdi.
" Kızdın mı? "o kadar masum söylemişti ki.O an onun kalbimin içine sokmak istedim. Oradan hiç çıkmamalıydı. Kötü olan dünyaya o çok fazlaydı.Çekinerek elini tuttum. Elini bana verirken gülümseyince gülümsedim.
" Kızmadım. "hala muhteşem olan gülümsemesi yüzündeydi.
" Masanın üzerindeki çerçeveyi gördüm. Birde... "yine sustu.
" Çekmecedekileri gördün dimi Öykü? "bana baktıktan sonra kafasını eğdi.
" Onları gördükten sonra anladım herşeyi. "ne demek istemişti.
" Neyi anladın? "
" Emir ile konuşmalarınızı duymuştum. Bana zarar vermek isteyenler varmış. O yüzden yanında kalmamı istiyorsun dimi? "ellerimi yumruk yaptım. Kollarımın arasına aldım Öykü yü.
" Sakın korkma Öykü!! Kimsenin sana birşey yapmasına izin vermem."ufacık bedenini daha da sıkı sardım.
" Korkmuyorum Uras!! Sen yanımdayken hiç birşeyden korkmuyorum. " saçlarından öpüp geriye çekildim. Herşeyi anlamıştım. Öykü gördüklerini duyduklarını birleştirip kendince bir yol çizmişti. Evet onu yanımda istiyordum ama sadece korumak için değil onu hep görmek içinde istiyordum.
" Şimdi sen beni dinle Öykü!! "kafasını salladı.
" Benim güzel gözüken hayatımın yanında birde karanlık dünyam var. Ve o dünyanın sahibi benim. Sevenlerim kadar sevmeyenlerimde var. Yerime geçmek isteyen o kadar çok ki.!! Bana zarar vermeye güçleri yetmez buna cesaret eden ise canıyla öder." kafamı çevirip Öykü ye baktım.Korktuğunu gözlerinden görebiliyordum. Elini sımsıkı tuttum.
" Korkma!! bunları korkman için söylemiyorum. Benim yanımda olmak istiyorsan bunları bilmen gerekiyor"kafasını sallayınca derin bir nefes alıp devam ettim.
"Bugüne kadar hiç zaafım olmadı. Ben kimseyi sevmedim Öykü. Senden başka kimseyi sevmedim!!" yüzüne baktığımda ağladığını gördüm. Gözünden akan yaşı parmağımla sildim.
"Beni tehdit edecekleri hiç birşey yoktu. Ama şimdi sen varsın!! Seni herkes öğrendi. Saklamaya çalışsamda olmadı. Sana zarar gelmesin diye senden hep kaçtım. Ama olmadı yapamadım. Sensiz nefes alamadım.Dayanamadım seni buraya getirince de herkes öğrendi." hala ağlıyordu.
" Ne olur ağlama dayanamıyorum. "kafasını salladıktan sonra gözyaşlarını sildi. İçini çektikten sonra gözlerimin içine bakarak konuştu.
"Hiç birşey umrumda değil Uras.Ben hayatıma devam etmek istiyorum. Evime gitmek istiyorum. Ne yaşayacaksak İstanbul'da yaşamak istiyorum. Sevdiklerimi yanımda istiyorum. Burada yaşayamam. Anlıyorsun dimi beni? Nereye kadar beni saklayacaksın?"
"Öyle değil işte Öykü!!Yanındayken seni herşeyden korurum ama yanında olmayınca ne olacak!! Hayatına devam etmeni bende istiyorum tabi ki ama sende beni anla!!Seni tek başına bırakamam artık!! " ayağa kalkınca bende kalktım.
"Bir evin içinde birilerinden saklanıp nasıl yaşarım Uras!! Bunu benden isteme ne olur?!" söylediklerine sinirlenince ayağa kalktım.
Arkamı döndüm. Kavga etmek istemiyordum. Ellerimi saçlarımın arasından geçirdim.Saçlarımı çekiştirmeye başladım. O sırada yanıma geldi. Eliyle koluma dokundu. Koluma koyduğu eline baktım.
"Ne olur Uras!! Birşeyler yaşamak istiyorsan bunu kabul et." kafamı olumsuzca salladım.
"Kabul edemem Öykü!! O Şerefsizler seni öğrendi bunu benden isteme seni tehlikeye atamam.!! " gözlerimin içine öyle bir baktı ki.
Kıyamıyordum ona aklıma gelen şey ile ona döndüm. Parmağımı yüzüne doğru salladım.
"Bana öyle bakma!! Kabul ederim ama tek bir şartla!!" sorarcasına bana baktı.
"Ne şartı?"
"Benim sözümden asla çıkmayacaksın!! Ve benim evimde benimle yaşayacaksın!!" ağzı açık yüzüme baktı. Bu şekilde kabul edebilirdim.
"Ne demek şimdi bu? Benim bir evim var Uras!! Sığıntı gibi senin evine yerleşmemi mi istiyorsun?Bunu asla kabul etmem. " Gözlerimi kapattım. Derin bir nefes aldım.
"İşine geliyorsa Öykü!! Seni yalnız bırakamam sende beni anla."şaşkınca suratıma baktı.
"Peşime yine Emir'i takarsın Uras!!En güvendiğin adamın değil mi? O beni korur." sinirlenmiştim.Daha fazla kendimi tutamadım.
"SEN NE DEDİĞİNİN FARKINDA MISIN? İŞİN CİDDİYETİNİ HALA ANLAMADIN MI? ÇOCUK OYUNCAĞI DEĞİL O ŞEREFSİZLERİN ELİNDEKİ SİLAH!! BENDEN BAŞKA KİMSE KORUYAMAZ SENİ ANLAMIYOR MUSUN?" ona bağırdığım için şimdiden pişman olmuştum. Ama işin ciddiyetini anlaması gerekiyordu. Ağladığını farkedince ona sarıldım.
"Bağırdığım için özür dilerim. Ama tehlikenin farkına varman lazım. Ne olur beni üzme dediklerimi kabul et!! Sen istemediğin sürece zaten hiç birşey olmayacak!! Sensizliği duyunca öfke mi görüyorsun. Artık ayrı kalamam ne olur anla beni Öykü!!" bir süre sessiz kaldı. Düşünmesi için ona zaman verdim. Kafasını olumlu anlamda sallayınca gülümsedim.Kabul etmesi beni mutlu etmişti. Saçlarını öptükten sonra ona döndüm. Yüzünü ellerimin arasına aldım.
" Herşey çok güzel olacak inan bana LAVİNYA" gülümsemesine gülümsedim. Alnından öpüp kendime çektim. Kolları belimi sarınca bende ona sarıldım. Ona söylememiş olsam da onu o kadar çok seviyordum ki.
"Çok uykum geldi Uras artık eve gidelim mi?"
"Gidelim de sen buraya nasıl geldin hala söylemedin?" kahkaha attı. Şaşkınca suratına baktım.
"Birine emrettim o da beni getirmek zorunda kaldı."Öykü 'nün emir vermesine bende güldüm.
"İşte Uras TÜRKOĞLU 'nun kadını böyle olmalı." İkimizde gülmeye başladık. Elimi Öykü' nün beline koydum. Yürümeye başladığımız da Öykü bana döndü.
"Ne zaman gideceğiz peki senin evine" tek kaşımı kaldırdım.
"Yarın gideriz EVİMİZE" bu çok hoşuna gitmiş olacak ki kollarını belime sardı. Bende kolumu omzuna atıp kendime çektim. Yürümeye devam ediyorduk ki Emir'i karşımda gördüm. Güldüğünü gördüğümde kaşlarımı çattım. Hemen kafasını yere eğip ellerimi önünde bağladı. Öykü 'ye dönüp baktım.
"Demek emir verdiğim adamım bu?" kafasını salladı. Yanına gidince Emir bana bakmadan konuşmaya başladı.
"Abi arabanı aldırdım. Bu arabayla dönersiniz diye düşündüm. "
"Neden bana haber vermedin. Benden habersiz Öykü' yü neden çıkardın evden Emir!! " sert ses tonumu kullanınca Öykü bana baktı.
"Abi valla aradım ulaşamadım. Öykü hanıma söyledim ama emredince getirmek zorunda kaldım. Kusuruma bakma abi" Öykü Emir' e üzülmüş olacak ki bana baktı. Göz kırptığımda gülümsedi.Emir'e kızmamıştım. Onun Öykü'yü koruyacağını biliyordum. Ama ondan da duymak istemiştim.
"Benim kadınımın emirleri benim emirlerimdir.İyi yaptın aslanım." kafasını kaldırıp bana baktı Emir. Şaşkınlığı yüzünden okunuyordu. Öykü beni değiştirmeye başlamıştı sanırım.Bende şaşıyordum bazen kendime. Elimle Emir'in omzunu sıktım.
"Hadi gidelim." Öykü ye baktığımda beni onayladı.
Yol boyunca hiç konuşmamıştık. Eve gelmek üzereydik. Sessizliği bozup Emir 'e seslendim.
"Yarın İstanbul' a dönüyoruz. Gerekeni yap Emir" kafasını olumlu anlamda salladı.
"Emrin olur abi" Öykü ye baktığımda gülümsedi. Başını omzuma koydu. Bir eliylede kolumu dokundu.
"Teşekkür ederim Uras" kafamı salladım.
Evin önüne gelince arabadan indik.
"Öykü sen geç ben geliyorum."
"Tamam" dedikten sonra eve doğru ilerledi. Eve girene kadar arkasından baktım sonra Emir'e döndüm.
"Öykü'nün kendi evinde ki özel eşyalarını birkaç kadın tut toplasınlar.Sonra da benim odama yerleştirsinler. Bundan sonra Öykü benimle yaşayacak."
"Abi o zaman kapıdaki korumaları arttıralım derim." kafamı salladım.
"O iş sende Emir. Kuş bile uçmayacak evin önünden en iyi adamları dik oraya. Sorun istemiyorum. Biz eve gidene kadar hazır olsun herşey!!"
"Başüstüne abi için rahat olsun herşey hazır olacak siz gidene kadar." kafamı salladım.
Hızla eve doğru yürüdüm.Açılan kapı ile yardımcıya döndüm.
"Öykü nerede?"
"Yukarıda efendim. Odanıza çıktı." büyük adımlarla merdivenlere çıktım. Odanın kapısında durdum. İki elimle gömleğimin yakalarını düzelttim. Kapıya vurduktan sonra bekledim. Ses gelmeyince bir daha vurdum. Yine ses gelmemişti. Hızlıca kapıyı açıp içeri girdim. Odada kimse yoktu. Giyinme odasına baktım orada da değildi. Banyo kapısına yaklaştığımda su sesini duyunca derin bir nefes aldım. Kafamı iki yana salladım. Onun etrafımda olmadığını görünce delirecek gibi oluyordum. Bu hiç iyi değildi. Çeketimi çıkarıp yatağın üzerine bıraktım. Gömleğimin kol düğmelerini açtıktan sonra geriye doğru katlamaya başladım. Tam o sırada banyonun kapısı açılınca kafamı kaldırıp Öykü'ye baktım. Beni görünce çığlık attı. Elleri ile bornozunun yakalarını birleştirmeye başladı. Sanırım korkutmuştum onu.
"Uras ne işin var burada" tek kaşımı kaldırdım.
"Burası benim odam Öykü!!" gözleri kocaman oldu.
"Ne yani burası senin odan diye burada beraber mi kalacağız." kafamı olumlu anlamda salladım. Yanına yaklaştım. Tam önünde durduktan sonra alnını öptüm.
"Daha öncede beraber uyuduk Öykü!! Ne olur benden kaçma artık!! Sadece uyuyacağız başka birşey olmayacak!! Güven biraz bana lütfen" gözlerime baktı.
"Sadece uyuyacağız." dediğine gülümsedim.
"Hı hı" ona biraz yaklaştım.
"Tamam şimdi ben üzerimi giymek için banyoya gidiyorum. Sen burada bekle." ofladım.
"Gerek yok Öykü. Ben duşa gireceğim sen üzerini burada giyebilirsin."
"Tamam"dedikten sonra banyoya doğru ilerledim.
Banyodan çıktığımda Öykü üzerini giyinmişti. Üstüne giydiği şortlu takıma baktım. Açık mavi güpürlü takımı görünce öylece onu izledim. Vücudum istemsizce gerildi. Bu kız beni birgün kalpten götürecekti. Tek kaşımı kaldırdıktan sonra onu incelemeye devam ettim.
"Bakmasana yaa!! Adam akıllı bir pijama bile aldırmamışsın." gülerek yanına gittim. Belinden tuttuğum gibi kendime çektim.
"Efsunlu musun? Sen!! Neden bu kadar güzelsin. Aklımı başımdan alman için mi gönderildin bu dünyaya ölümüm senin yüzünden olacak.!! " açıkta kalan omzuna minik bir öpücük kondurdum. Ürperdiğini anlayınca geri çekilip güldüm. Elleri ile oynamaya başlayınca utandığını anladım. Çenesinden tuttuktan sonra kafasını yukarı kaldırdım. Yanakları kızarmıştı. Kızarmış yanaklarına küçük bir öpücük kondurdum.Bu yetmeyince dudağının tam kenarından birkez daha öptüm.
"Benden utanmanı istemiyorum Lavinya.."
Gözlerinin içi gülüyordu sanki. Bende ona gülümsedim. Sonra birden üzerime baktı.
"Bugün giyinmişsin" kahkaha attım.
"Ne yapayım giyinmezsem laf yiyeceğimi biliyordum. Bugünün bozulmasını istemedim." sırıttı.
"Bencede bozulmasın. Artık hiçbir günümüz bozulmasın." kafamı salladım. Sıkıca sarıldığımda o da bana sarıldı. Bir süre öyle kaldıktan sonra ellerimi bacaklarının altından geçirip havaya kaldırdım. Ellerini birden boynuma doladı.
"Ya Uras ne yapıyorsun bıraksana"
"Seni yatağa taşıyorum daha ne istiyorsunuz hanımefendi." sırıtmama sinirlendi.
"Benim ayaklarım yok mu? yaaaa!!" kahkaha attım. Yatağın üzerine yavaşça bıraktım. Üzerinden çekilmeden önce burnunun ucuna minik bir öpücük kondurdum. Diğer tarafa geçip bende yanına uzandım. Belinden tuttuğum gibi kendime çektim. O kadar küçüktü ki kollarım arasında kayboluyordu. Ensesinden öptüm. Sonra dayanamayıp tekrar açıkta kalan omzunu öptüm.
" Uras rahat durmayacaksan kalk yanımdan" elini omzuna götürünce elinin üzerinden öptüm. Sonra ellerimi kafamın altına koyup sırt üstü uzandım.
"İstediğiniz gibi olsun küçük hanım." doyamıyordum onu öpmelere bu anı hep hayal ettim. Ama gerçek olacağına hiç ihtimal vermiyordum. Şuan hayalini kurduğum kişi yanımda nasıl öpmezdim onu!? Bana doğru döndü. Kafasını göğsüme koydu. Kolunu bana dolayınca içim ürperdi. Bu kadar yakınlaşması beni zorluyordu. Kendimi kastım. Başımın altındaki kollarımı çözdüm. Kolumun üzerine yatmasını sağladım. Göğsüme daha çok çekip saçlarını öptüm.
"Çok mutlu olacağız dimi Uras" kafasını kaldırınca burnu çeneme değdi.
"Çok mutlu olacağız Öykü. Seni mutlu etmek için herşeyi yapacağım. Yeter ki beni üzecek birşey yapma. Sözümden çıkma gerisini bana bırak" kafasını salladı.
"Çok heyecanlıyım. Kızları çok özledim. İşimi bile özledim." tek kaşımı kaldırdım.
"Gidince ziyaretlerine gidersin restorana" tek eliyle göğüsümden destek alıp kafasını kaldırdı.
"Ne demek ziyaretine gidersin. Çalışmama engel olmayacaksın dimi" sorarcasına gözlerimin içine baktı.
"İhtiyacın yok artık!! Çalışmanı istemiyorum. Hem çok çalışmak istiyorsan şirkette bir pozisyon ayarlayabilirim." sinirlenmişti. Yatakta doğruldu.
"Kavga etmek istemiyorum Uras!! Benim hakkımdaki kararları sen alamazsın. Ben işimi seviyorum ve restoranda çalışmaya devam edeceğim.!!"
"Ben izin vermediğim sürece çalışamazsın unutma orasıda benim Öykü!! "sırıttım. Çok sinirlwnmiş gibi duruyordu.
"Sen ne demek istiyorsun yaaa!!! Başka bir iş bulurum bende al restoranını başına çal" göğsüme vurulca kahkaha attım. Kahkaham durdurunca ona döndüm. Bana sinir olduğunu anlamıştım.
"Ne olur kızma bana Öykü!! Başkasının emrinde çalışmanı istemiyorum. Benim olan herşey aynı zamanda senin.. Garsonluk yapmana gerek yok orası zaten senin."
"Bunu kabul etmiyorum. Çalışmak istiyorum Uras lütfen buna engel olmaya çalışma!! " yalvarırcasına yüzüme bakınca dayanamadım. Orada da güvende tutabilirdim Öykü yü. Herşeye hayır demiştim. Buna da demek istemedim. Kafamı olumlu anlamda sallayınca göğsüme sarıldı.
" Çok teşekkür ederim." onu mutlu görmek çok hoşuma gitti.
"Kurallara uyacaksın ama" kafasını sallayınca kuralları saymaya başladım.
"Seni ben bırakacağım restorana bir işim olmadığı sürece de ben alacağım. Emir senin koruman olacak. Gün boyu oda restoranda olacak. Kapıya da birkaç adam koyacağım.Kabul mü? ?"
"Bu kadar çok şeye gerek var mı ki?"
"Evet Öykü seni korumam gerekiyor bunu unutma. Ben, Emir ve Mehmet dışında kimseye güvenmeyeceksin."
"Mehmet bey den bahsediyorsun dimi" kafamı olumlu anlamda salladım. Mehmet 'e de sonsuz güveniyordum. Öykü' yü koruyacağından adım gibi emindim.
"İstanbul'a döndükten sonra restorana gideriz. Ben Mehmet ile konuşurken sen arkadaşlarınla görüşürsün." sevinçle ellerini birbirine vurdu.
"Arkadaşlarını çok özledin sanırım.."
"Hemde çok" gülümsedim.Sımsıkı sarılıp üzerime doğru çektim.
"Ya ne yapıyorsun Uras" kurtulmaya çalıştı ama izin vermedim.
"Ne yapıyormuşum?" Dudağının kenarına bir öpücük kondurdum. Yine kızarmaya başlamıştı. Utanmak ona o kadar çok yakışıyordu ki. Burnunun ucundanda öptüm. Gülümsemesine gülümsedim.
"Böyle mi uyusak acaba?" oflayarak uzaklaşmaya çalıştı. İzin vermeyince sinirlendi. Gözlerini kısarak gözlerimin içine baktı.
"Eğer beni bırakmazsan seninle uyumam." hemen belinden tutup yatağa doğru çevirdim.Onun sırtı yatakla buluşunca ben üzerine doğru eğildim. Kocaman olmuş gözleri ile bana bakıyordu. Kafamı sallayarak konuşmaya başladım.
"Zamanı gelince bunların acısını senden çıkaracağım LAVİNYA.. Bunları unutma tamam mı?"üzerine doğru iyice eğildim aramızdaki mesafe kapanmaya başlayınca gözlerini kapattı. Onu korkutmak istemiyordum. Alnından öptükten sonra geri çekildim.Hemen sırtını bana döndü bunu fırsat bildim ve kendime doğru çektim. Saçlarını kokladıktan sonra boynundan öptüm.
" Hadi artık uyuyalım Uras." kafamı sallayınca kulağına şunları fısıldadım.
"Bugün seninle doğdum, seninle uyuyorum ve seninle uyanacağım. Hayatıma hoşgeldin LAVİNYA'M!!! İyi geceler. " gülümsedi. Onun kokusunu içime çektikten sonra gözlerimi kapattım.
ÖYKÜ ÇETİN
Sabah gözlerimi o kadar huzurlu bir yerde açtım ki. Uras'ın kokusu burnumdaydı.Derin bir nefes çektim içime bütün oda onun kokusuyla dolmuştu. Tarifsiz bir duyguydu. Beni saran kollarına baktım. Parmaklarımı kollarının üzerinde gezdirdim. Kollarını birazda olsa gevşetmişti. Sonra olduğum yerde ona döndüm.Sağ elimi yanağına koydum.Baş parmağımla kirli sakallarını okşamaya başladım. Huylandığını çatılan kaşlarından anladım.Kaşlarını çatmasına gülümsedim parmaklarımla çatılan kaşlarını düzeltmeye çalıştım. Çok güzel uyuyordu. Kıyamadım uyandırmaya sessizce yanından kalktım. Banyoya girdikten sonra işlerimi halledip yüzümü yıkadım. Sessizce banyonun kapısını açtım. Hala uyuyordu. Sessizce üzerimi değiştirdikten sonra odadan çıktım. Aşağı indiğimde Burcu'nun kahvaltı hazırladığını gördüm.
"Günaydın Burcu" yüzümde kocaman gülümseme vardı. Çok mutluydum.
"Günaydın Öykü hanım. Bugün çok neşelisiniz."kafamı salladım.
"Evet bugün çok güzel bir şekilde uyandım."Gülümsedi. Masaya yardım etmek istesemde Burcu kabul etmedi. Kanepeye oturduktan sonra kahvaltının hazır olmasını bekledim. Uras'ı kahvaltı hazır olunca uyandırmaya karar verdim. İstanbul'a dönecektik bugün buraya gelirken çok sıkılmıştım. Aklıma gelen şey ile ayağa kalktım. Burcu ya baktım ama göremedim sanırım mutfaktaydı. Yanına gitmeden Uras 'ın çalışma odasına gittim. Yolda okumak için bir kitap alabilirdim. Merdivenlerden çıktıktan sonra çalışma odasına girdim. Kapıyı kapattıktan sonra kitaplığın önünde durdum. O kadar çok kitap vardı ki!! Bir süre kitapların arasında kayboldum.Ne kadar zaman geçirdiğimi bile bilmiyordum. Saate baktığımda bir saattir burada olduğumu farkettim.
"Eyvah kahvaltı? URAS???" Tam odadan çıkacaktım ki. Uras'ın sesini duydum. Birine bağırıyordu sanki elimdeki kitabı masaya bıraktıktan sonra odadan çıktım. Merdivenlerden inerken Uras'ı gördüm. Çok sinirli gözüküyordu. Ne olmuştu ki?
"Öykü bunu bana yapmamalıydın!!! ALLAH KAHRETSİN!!!!! "önündeki masaya ayağı ile vurdu. Herşey yere saçılmıştı. Elimle ağzımı kapattım. Korkmuştum. Ben ne yapmıştım ki?
Beni hala farketmeyen Uras'a seslendim. Sesim kısık çıkmıştı.
"Uras!! " kafasını aniden olduğum yere çevirdi. Sinirli olan Uras'ın yüzünde mutlu bir ifade gördüm. Koşarak yanıma geldi. Bana sımsıkı sarılınca ne yapacağımı bilemeden bende ona sarıldım.
"Öykü!! Neredeydin sen her yere baktım. " saçlarıma sayısızca öpücük kondurdu.
"B-ben özür dilerim. Çalışma odasındaydım. Kitaplara bakıyordum saati fark ed-"
"Şşşş tamam burdasın ya gerisinin bir önemi yok."
Ne yani beni göremediği için mi bu kadar delirmişti? Uras'ın öfkeli hali beni korkutuyordu.
"Çalışma odası aklıma bile gelmedi. Burcu da görmemiş seni. Bidaha ortadan kaybolma!! "
" Uras bu kadar korkacağını düşünemedim ben"masumca söylediğim kelimeyle şakağımdan öptü. Yerle bir olan masaya görünce kafamı yere eğdim. Benim yüzümden olmuştu herşey. Oysa çok güzel kahvaltı yaparız diye düşünmüştüm.
"Üzülme kahvaltıyı dışarıda yapalım. Hem yolumuz uzun istersen yolda yaparız." kafamı salladım.
"Ama hiç birşey hazır değil."
"Sen çantanı al gerisini hallederler. Bu arada hadi gel benimle"nereye götürdüğünü anlamadan beni çekiştirmesine izin verdim. Çalışma odasının önüne gelince kapıyı açtı.İçeri girince bende peşinden odaya girdim.
"Hangi kitapları istiyorsan alabilirsin Öykü" gülümsedim.
"B-ben seçmiştim aslında" masanın üzerindeki kitabı elime aldım. Kaldırdıktan sonra ona gösterdim.Gülümsedi.
"Tamam alalım. Bu arada diğer evde de böyle bir kitaplık var. Olmadı ordan da okursun.İstersen buradaki kitaplarıda götürebiliriz. " Sevinçle yanına yaklaştım. Kollarımı beline dolayınca o da bana sarıldı.
"Gerek yok teşekkür ederim Uras" kafasını salladı.Tekrar ona döndüm.
"Uras"
"Efendim"
"Bunların hepsini okudun mu?" kafasını evet anlamında salladı. Kafamı kaldırıp yüzüne baktım. Tek kaşını kaldırdı.
"Seviyorum kitap okumayı. " kafamı salladım.
"Hadi şimdi kitabını seçtiysen çantanı al çıkalım." çalışma odasından çıktıktan sonra çantamı almak için odaya gittim.Uras aşağıya inmişti. Çantamı aldıktan sonra odaya baktım. Her ne kadar burdan gitmek istesemde burayı özleyecektim. Uras'ın bana söylediği güzel sözlerin şahidiydi bu oda. O an çok üzülmüştüm. Dudağı büzüp aşağı indim. Uras beni bekliyordu. Üzgün olduğumu görünce bana doğru yaklaştı. Neden üzgün olduğumu anlamış olacak ki.
"İstediğin zaman birdaha geliriz. Üzülme tamam mı?" kafamı salladım. Elini belime koydu yürümem için öne doğru ittirdi. Bahçeye çıktığımızda karşımızda peşpeşe olan arabaları gördüm. Uras'ın yüzüne baktım.
"Sadece tedbir amaçlı korkma" birazcık korkmuştum.Emir koşarak yanımıza geldi. Ellerini önünde birleştirdi.
"Abi herşey hazır" Uras kafasını salladı. Arabalara ve yanındaki siyah takım elbiseli adamları incelemeye başladığım sırada Uras boğaz temizleme sesi çıkardı. Kafamı çevirip ona bakınca kaşlarını çatmış bana baktığını gördüm.
"Benim yanımdayken hiçbir yere bakmayacaksın.!!! Hele ki adamlarıma asla şimdi arabaya hadi.!!!" sinirlenmişti.
Bölüm sonu.
Umarım beğenirsiniz ☺️
Oylamayı unutmayalım ☺️