15.Bölüm(Pişmanlık)

2309 Kelimeler
Medya:Öykü ÇETİN Odanın kapısını sertçe kapattıktan sonra kendimi yatağa attım. Aşağıdan gelen kırılma sesleri ve bağırtıları duyunca daha da şiddetlendi ağlamam. Dış kapının sesini duyunca gittiğini anladım. Her defasında canımı yakıyordu. Sadece gitmek istiyordum.Hayatıma bir yandan devam etmek bir yandanda onun benim yanımda olmasını istiyordum. Uras la birşey yaşayacaksam böyle olamazdı.İstediği herşeyi bu şekilde elde edemezdi. Alışmış her istediğini zorla almaya ben onun herşeyi elde ettiği gibi zorla birşeylerin olmasını istemiyordum. Bunun için elimden geleni yapacaktım. Zorla beni burada tutup benim onu sevmemi sağlayamazdı. Hergün canımı yakan insanı nasıl severdim. Kendine çeki düzen vermediği sürece böyle olmaya devam etmeliydim. Hem normal bir günümüz hiç olmamıştı. Birlikte hiç birşey paylaşmamıştık !! Hiçbir anımız yoktu. Ne yani beni sevdiği için tamam mı dememi bekliyordu herşeye. O gece sarhoş olmasaydı ve korkmasaydım yanımda yatmasına bile izin vermezdim.Ama lütfen demesine kıyamamıştım. Bu nasıl bir hayattı hiçbirşey paylaşmadığım adama içimde neler besliyordum.Üstelik beni anlamayan hep üzen adama.Onun hakkında hiç birşey bilmiyordum bile. Kafam o kadar doluydu ki ne yapmam nasıl davranmam gerektiğini bilmiyordum. Burada beni bu şekilde tutmasına izin veremezdim. "Her istediğini zorla elde edemezsin Uras TÜRKOĞLU" ona öfkeliydim. Bu düşüncelerle boğuşurken uykumun geldiğini anladım. Ağlamaktan olsa gerek gözlerim o kadar çok acıyordu ki. Ayaklarımı kendime çektikten sonra ağırlaşan gözlerimi kapattım. Uras TÜRKOĞLU Sahil kenarına gelince aldığım içkilerle arabadan indim.Ağır adımlara sahile doğru ilerledim. Kumların üzerine oturduktan sonra içki şişesini elime aldım. Denize vuran ay ışığıyla uçsuz bucaksız gözüken denize bakarak içmeye başladım.Kafamdaki cevaplanmamış olan sorular beynimi kemiriyordu. Öykü benim yanımda hep böyle mutsuz mu olacaktı. Ne yapmam gerekiyordu bilmiyordum.Onun haklı olduğunu aslında biliyordum. Sonuçta onunda bir hayatı vardı ama ne olursa olsun onun hayatını elinden almaya hakkım yoktu. Ama beni de anlamasını istiyordum.Benim kadınım olduğunu herkes öğrenmişti onu bu şekilde yalnız bırakamazdım. Benim yanımda hep güvende olurdu. Canını yakmaktan nefret ediyordum tabi ama buna mecbur hissediyordum kendimi ona birşey olursa yaşayamazdım. Sevdiğimi görmüyor muydu? Beni sevse onun için herşeyi yapardım.O benim yanımdan başka bir yerde güvende olamazdı. Öykünün gitmesini istemiyordum. Sonra kendime kızdım. Neden onunla bu konuları konuşmamıştım ki!! Belki o zaman gitmek istemezdi. Biran sert ifademi yüzüme takındım. Ya bunları duyur da korkup benden iyice uzaklaşırsa...Ona birşey olmasına asla izin vermeyecektim. Canım pahasına onu korurdum. Yeter ki benim yanımda kalsın. İçkimden bir yudum daha aldım. İçimde yanan ateşi hiç birşey dindirmiyordu.Ben onsuz yapamazdım. Ona sarılıp uyuduğumda anlamıştım onun kokusunu hissetmeden yaşayamayacağımı. Yorulmuş gibiydim.Benden daha da uzaklaşacağı düşüncesi bile beni öldürüyordu. Yüzümü göreyemeceksin demişti. Gerçekten bunu yapabilir miydi? Onu görmediğim her an ölürdüm ben. "Ne boktan birşeymiş lan aşk" bu dediğime güldüm. "Ulan Uras TÜRKOĞLU boku yedin. Sen ki herkesin korkmasının sebebi şimdi bir kızın gitmesinden korkuyorsun." şişeyi kafama diktim. Saatte bakmak için cebimden telefonumu çıkardım. 23:48.... Emir'i aradım. İlk çalışta açtı. "Efendim abi" "Emir ben sahildeyim gel beni al yanında birini getir arabamı alsın." "Emrin olur abi geliyorum." telefonu kapatıp cebime koydum. Ceketimden sigara çıkartıp yaktım. Adam akıllı konuşmadan hiçbir sorumun cevabını alamazdım. Yarın ilk işim konuşmak olacaktı. ÖYKÜ ÇETİN Uykudan uyandığımda havanın neredeyse kararmak üzere olduğunu gördüm. Ellerimle yüzümü sıvazladıktan sonra yatakta doğruldum. Yüzümü yıkamak için banyoya yöneldim. Başımın biraz ağrıdığını hissettim. Soğuk suyu yüzüme vurdukça iyi geldiğini hissettim. Sol elimi alnıma götürdüm şakaklarıma biraz baskı uyguladıktan sonra elimlere saçlarımı geriye doğru attım. Banyodan çıktıktan sonra odadaki camın önünde olan siyah deri berjere oturdum. Zifiri karanlık mavi gökyüzünü esir almıştı. Tıpkı Uras'ın beni burada zorla tutmak istemesi gibi.Gün ağarınca zifiri karanlık mavi gökyüzünede esir olacaktı.Bu da tıpkı Uras'ın beni anlaması gibiydi. İçimde tuhaf bir sıkıntı vardı. Kendimi suçlu gibi hissediyordum. Acaba Uras'a çok mu sert çıkışmıştım. Kötü birşey istemiyordu ki sadece onun yanında olmamı istiyordu. Buna sevinmem gerekmiyor muydu? Ama canımı yakmasına dayanamıyordum. Gözümden akan tek damla yaşı elimde sildim. Ona söylediğim kelimeler aklıma gelince üzüldüm. Senden nefret ediyorum. SENİ ASLA SEVMEYEĞİM URAS TÜRKOĞLU!!! Onu çileden ben çıkartıyordum sanırım. Ağır konuşmuştum ona da yazık sevene söylenir miydi bunlar. Seviyordu beni tıpkı benim onu sevdiğim gibi... Mutlu olmayı o kadar çok istiyordum ki. Ama her seferinde nasıl tartıştığımızı anlayamıyordum. Bu sefer kendimi de suçlu hissediyordum. Ağır sözler etmiştim Uras'a bir yanım haklı olduğumu söylesede bir yanım onun için üzülüyordu. Belki de benimde onu sevdiğimi söylemem gerekiyordu. Hırçınlığının sebebi benim onu sevmemem değil miydi? Seviyordum işte... Hem belki o zaman beni kaybetme korkusu olmadan hayatıma devam etmeme izin verirdi. Birde aklıma Emir ile konuştukları konu geldi. Beni neyden kimden korumaları gerekiyordu. Bunların cevabını bile almamıştım. Neden tehlikedeydim yoksa onun için mi beni burda tutmak istiyordu. Bunların muhatabı Uras tı ve benim onunla konuşmam gerekiyordu. Odanın kapısına vurulunca o tarafa döndüm. Uras olabilir miydi? Birden heyecanlandım. "Gel" Kapıyı açan Burcu 'yu görünce suratım düştü. "Öykü hanım yemek hazır" kafamı sallayıp onayladım. "Uras yemekte olacak mı?" olumsuzca kafasını salladı. "Tamam geliyorum birazdan" "Peki Öykü hanım" Uras neredeydi acaba? Çok mu üzülmüştü!! Neden yemeğe gelmiyordu. Kafamı iki yana salladım. Aşağı inmek için odadan çıktım. Merdivenlerden ağır ağır indim. Muhteşem gözüken masada çeşit çeşit yemekler vardı. Açıkmıştım ama hiçbir yemek istemiyordu canım oflayarak oturduğum masadan oflayarak kalktım. "Burcu canım birşey istemiyor. Burayı toplayabilirsin! !" "Ama Öykü hanım Uras bey'in kesin emri yemeniz lazım" gülümsedim. Beni düşünmesi çok güzeldi. Yanımda olsa belki de yerdim. Bunu bilse kesin yanımda olurdu. "Teşekkür ederim Burcu ama yemeyeceğim." kafasını yere eğdi. Koltuğa oturdum. Bir süre televizyonda ki kanallarda gezdim. Sıkıntıdan patlamak üzereydim. Yapacak hiç birşey yoktu. Mutfağa gitmeye karar verdim. Burcu'nun kek yaptığını gördüğümde yardım etmek istedim ama müsade etmedi. Bende mutfaktaki masaya oturup onu izlemeye başladım. Hem sohbet ettik hemde o işlerini halletti. Az da olsa canımın sıkıntısı geçmişti. Benden başka birisininde bu evde olması bana iyi geliyordu. Ya Burcu olmasaydı tek başıma ne yapardım koca evde. Belki de o zaman Uras bu saatlere kadar beni yalnız bırakmazdı. " Burcu Uras nerede biliyor musun?" olumsuzca kafasını salladı. "Bilmiyorum Öykü hanım" tamam anlamında kafasını salladı. "Benim canım çok sıkılıyor Burcu ne yapacağım ben" ofladığımda elindekileri tezgaha bırakıp yanıma geldi. "İstersen Uras bey'in kitaplığına git umuyorum ki orada işine yarayacak birşey bulursun! !" şaşırmıştım. "Uras'ın kitaplığımı var ?" evet anlamında kafasını salladı. Kitap okumayı çok seviyordum. Heyecanla ayağa kalktım. "Nerede peki bu kitaplar? " "Çalışma odasında aslında oraya birinin girmesi yasak ama size birşey diyeceğini sanmıyorum." gülümseyince bende gülümsedim. "Peki neden bana birşey demez" gülümsedi. Aslında bunun cevabını biliyordum. Ama duymak istemiştim. "Çünkü sizi seviyor" bu söylediği ile gülümsemem daha büyüdü. "O zaman ben gideyim" hızla ayağa kalkım. Mutfaktan çıkmak üzereydim ki Burcu'nun sesini duydum. "Odanın yerini biliyor musunuz Öykü hanım?" evet anlamında kafamı salladım. Nasıl bilemezdim o kapıyı dinlemiştim. Gülümseyerek mutfaktan çıktım. Koşar adımlarla merdivenlerden çıktım. Odanın kapısına gelince yavaşça kapıyı açtım. İçeri girdiğimde odanın büyüklüğüne şaşırdım. Kocaman oda da ahşap rengi ağırlıktaydı. Kapının karşısında bir masa ve yanında şömine tam karşısında ikili bir koltuk vardı. Tertemiz oda da bir duvarda kocaman bir kitaplık vardı.Yoksa bunların hepsini okumuş muydu?Hızla kitaplığın önüne geldim. Ellerimi kitapların üstünde gezdirdim.O kadar çok kitap vardı ki ne tarafa bakacağımı şaşırdım. Kitapları incelemeye başlamıştım ki gözüme çarpan bir kitabı elime aldım.Dikkatimi çekince onu okumaya karar verdim. Gülümseyerek odadan çıkacaktım ki masanın üstündeki çerçeve dikkatimi çekti. Resime bakıp bakmamakta kararsız kalsamda merakım ağır bastı ve masaya doğru ilerledim. Çerçevedeki resmi görünce ağzım açık kaldı. Bu benim resmimdi. (çerçevedeki resim) Ama benim böyle bir resmim yoktu ki? Kıyafetlerimi inceledim. Nerede çekilmiş bu resmim diye düşünmeye başladım. Sonra aklıma nerede çekildiği geldi. Kızlarla alışveriş merkezine gittiğimde oturduğumuz cafeydi bu. Peki ya bunu kim çekmişti. Uras'ı o zaman görmemiştim. Zaten o ara haftada bir yada iki defa görüyordum. Peşime birini mi takmıştı? Ağzım kocaman oldu. Resme son kez baktıktan sonra başka resmim olup olmadığını merak ettim. Çekmeceleri karıştırmaya karar verdim. Üsteki çekmeceye baktığımda birkaç dosyadan başka birşey yoktu. Onu kapattım altındaki çekmeceyi açtım. İçinde gördüğüm silahla korktum. Birkaç adım geriye adım attım. Buda neydi şimdi? Niye silahı vardı? Hemde bu odada uzaktan parmağımın ucuyla çekmeceyi ittirdim. Sol taraftaki çekmecelere yöneldim. Üst çekmeceyi açmaya çalıştım ama kilitliydi. Neden kitliydi bu çekmece? Etrafıma bakmaya başladım anahtar kesin burada biyerdeydi. Her yeri aramaya başladım ama bulamadım. Üzülmüştüm. Sonra aklıma çerçeve gelince arkasına bakmak istedim. Çerçevenin arkasını çıkardım. Küçük anahtarı orada görünce gülümsedim. Hızlıca çekmeceyi açtım. İçersinde bir zarf ve dosya vardı. Zarfı alıp açtığımda birçok resmimi gördüm. Her halim benden habersiz çekilmiş miydi? Şaşkınlığım yüzümde büyürken resimleri incelemeye başladım. Restoranda, evime giderken kızlarla buluştuğumda her halim çekilmişti. Uras beni bu kadar çok mu seviyordu. Neden her halimi çektirmişti? Beni görmediği zamanlarda bu resimlere mi baktı yani? Gözümden resimlere akan gözyaşımı sildim. Beni bu kadar seven adamın yanında durmak istemiyorum demiştim onun öfkesini şimdi daha iyi anlıyordum. Resimleri masaya bıraktım. Burnumu çektim ve gözyaşlarımı sildim. Uras'ın koltuğuna oturdum. Çekmecedeki dosyayı alıp incelemeye başladım. Bir tapuya benziyordu. Adresi gördüğümde şaşırdım. "B-bu benim evimin tapusu?" Ne yani benim evimimi satın almıştı. Bunu neden yapmıştı ki? Sonra aklıma o adamın yüzü gelince elimle ağzımı kapattım. Onu o dövmüştü. Bana sarkıntılık ettiğinide mi biliyordu? Aklımı kaybedecektim. Uras benim yüzümden dövmüştü o adamı.Üzülmemiştim o adama iyi olmuştu ama yinede birine zarar verebilecek biri olması beni korkutuyordu. Silah aklıma gelince korkum daha da arttı. Birini öldürebilir miydi? Titreyen ellerimle dosyayı ve zarfı çekmeceye koydum. Çekmeceyi kitledikten sonra anahtarı aldığım yere geri koydum. Koltuğunu düzelttikten sonra odadan çıktım. Aşağı indikten sonra kanepeye uzandım. Uras bu kadar kötü bir adam olamazdı dimi? Kuruntu yapıyordum birinin canını alacak değil ya!! Bu düşünceleri kafamdan attıktan sonra eskileri düşünmeye başladım. Uras her anımı biliyordu beni takip ettiriyordu. Gece kulübünde onu aradığımı biliyordu kesinlikle beni izlemişti. Peki o zaman neden benden vazgeçmişti. Bunu kendiside söylemişti birdaha vazgeçemem demişti. Peki vazgeçmesinin sebebi neydi? Elimle tekrar yüzümü kapattım. Emir'in dedikleri aklıma geldi. 'O gece herkes öğrenmiş Öykü Hanımı'beni kimden saklıyorlardı. O yüzden mi peşime takmıştı birilerini tehlikede miydim? Allahım kafayı yemek üzereydim. Neler dönüyordu benden habersiz. Nefesim kesilecek gibiydi.Saate baktığımda gece yarısını çoktan geçtiğini gördüm. Hızla dış kapıyı açtım. Bahçeye çıkıp hava almak istiyordum. Kapıyı açınca Emir'in bana koşarak geldiğini gördüm. Kapıda ki adamlar bana dönünce kafamı yere eğdim. Emir tam önümde durunca kafamı kaldırdım. Emir sert bakışlarla adamlara dönünce hepsi kafasını eğdi. Sonra bana döndü. "Hayırdır Öykü Hanım bir sıkıntı mı var?" "Hayır Emir. Uras'ı bekliyorum biraz sıkıldım da hava almak istedim." "Öykü hanım Uras bey sizi burada görürse kızabilir içeri girseniz daha iyi olur. " bu söylediğine biraz sinirlendim. "Ne demek kızabilir hava almamda mı yasak?" "Öyle değil Öykü hanım bu kadar adamın içinde bulunmanız pek hoşuna gitmez." kafamı salladım. Emir haklıydı sanırım. "Anladım ben içeri gireyim o zaman" kafasını sallayıp gülümsedi. "İyi geceler Öykü hanım" "İyi geceler" tam arkamı dönüp eve girecektim ki tekrar Emir 'e döndüm. "Emir" "Buyrun Öykü hanım" "Uras' ın nerede olduğunu biliyor musun?" gözlerini kısıp yüzüme baktı. Sonra kafasını olumlu anlamda salladı. Biran heyecanlandım. "Peki nerede?" "Bunu neden öğrenmek istiyorsunuz Öykü hanım" afalladım. "Şey ben merak ediyorum. En son pek iyi ayrılmadıkta" gülümseyince bende gülümsedim. "Anladım Öykü hanım Uras Bey sahilde" "Peki beni ona götürür müsün?" bu söylediğime şaşırdı. "Yanına mı gitmek istiyorsunuz?" olumlu anlamda kafamı salladım. Bir süre düşündü. Cevap vermesini bekliyordum ki kafasını olumlu anlamda salladı. Derin bir nefes aldı. "Ben çantamı alıp geliyorum." kafasını sallayıp adamlara döndü. "Arabayı hazırlayın" hızlıca eve girdim. Yatak odasına çıktım. Giyinme odadında ki çantamı aldım. Aynada saçlarıma baktıktan sonra üzerimi düzelttim. Bu gece ne olursa olsun konuşacaktım Uras'la artık üzülmek istemiyordum. Uras 'ın beni çok sevdiğinden artık şüphem yoktu. Sevgisine karşılık vermek istiyordum. Hayat bir kez yüzüme gülmüştü onu da kaybetmek istemiyordum. Bende seviyordum onu tehlikede olmam umrumda bile değildi. O karanlık dünyasına ışık olacaktım. Hızla odadan çıktım. Aşağı indiğimde Emir bekliyordu. "Öykü hanım Uras bey'e ulaşamadım. Telefonu kapalı sizi yanına götürmeme kızabilir. Siz bekleseniz ben getir-" devam etmesine izin vermedim. "Hayır Emir gitmek istiyorum beni Uras'a götür" "Ama Öykü hanım kusura bakmayın haber vermeden götüremem sizi" "Emir ben kimim?" kafasını eğdi. "Cevap ver" kafasını kaldırmadan konuştu. "Uras bey in sevdiği kişisiniz" kafamı olumlu anlamda salladım. "O halde bende emir verebilirim dimi" kafasını olumlu anlamda salladı. EMREDİYORUM SANA BENİ HEMEN URAS'A GÖTÜR." bağırınca şaşkınca yüzüme baktı. Herkes bana dönmüştü ki tekrar adamlara sert bir bakış attı. Herkes kafasını eğince bana baktı. "Tabi Öykü hanım buyurun" elini uzatıp arabayı gösterdi. Hızlı adımlarla arabaya doğru ilerledim. Emir kapımı açtıktan sonra arabaya bindim. Emir'e bağırdığım için üzülmüştüm. Ben kimseye bağırıp emir veremezdim. Ama götüremem demesine sinirlenmiştim. Herşey bu gece açıklığa kavuşacaktı o yüzden hiçbir engel istemiyordum. "Kusura bakma Emir sana bağırmak istemezdim" dikiz aynasından bana baktıktan sonra tekrar yola döndü. "Sorun değil Öykü hanım siz kusura bakmayın." gülümsedim. "Emir Uras en çok sana güveniyor dimi?" evet anlamında kafasını salladı. "Beni sen mi takip ettin?" şaşırmışçasına aynadan bana baktı. "Siz bunu nereden biliyorsunuz?" gülümsedim. "Demek sendin beni takip eden peki bunu neden yaptın." bir süre sessiz kaldı. "Uras bey sizi çok seviyor Öykü hanım ben ilk defa Uras bey i bu şekilde gördüm. Sizde onu seviyorsanız eğer onu kaybetmeyin derim." kafamı olumlu anlamda salladım. "Onun için sana emir verdim." aynadan bana bakıp güldü. Sessiz geçen yolculuğumuzda kafamı cama yaslayıp zifiri karanlığı izledim. Umarım herşey güzel olurdu. Duygularımdan emindim onun duygularından da emindim. Şuan ne yapıyordu acaba? Söylediğim kelimelerimi düşünüyordu yoksa? O kadar pişmandım ki ona söylediğim kelimelerden. Derin bir nefes verdim dışarıya. "Ne kadar yolumuz kaldı Emir? " "2 dakikaya sahildeyiz Öykü hanım." heyecandan ölecek gibiydim. Nasıl başlayacaktım ne diyecektim bilmiyordum. Derin derin nefes alıp vermeye başladım. Araba durunca elimi kalbimin üzerine koydum. Kapımı açan Emir'e baktım. "Buyrun Öykü hanım geldik" arabadan indim. Etrafıma baktım. "Şu taraftan gideceksiniz ben burada bekliyorum Öykü hanım" kafamı olumlu anlamda salladım. Emir'in gösterdiği tarafa doğru yürümeye başladım. Bir süre yürüdükten sonra Uras'ı gördüm. Kalbim yerinden çıkacaktı sanki elimi kalbime götürdüm. Arkası bana dönüktü. Yanında ki şişeleri farkedince içtiğini anladım. Koskoca Uras TÜRKOĞLU ne hale gelmişti. Yavaşça yanına doğru yürüdüm. Kafasını çevirip bakmıyordu bile. Yanıma durdum. Bana bakmasını istiyordum ama kafasını kaldırmıyordu. Elimi omzuna koydum. Kafasını kaldırıp yüzüme baktı. Şaşırdı bende gülümsedim. "ÖYKÜÜÜÜÜ!!" Ayağa kalktığında hiç birşey demeden beline sarıldım. Afallamış bir şekilde olduğu yerde kaldı. Ona bunları yaşattığım için o kadar pişmandım ki. Ağlamaklı çıkan sesimle konuşmaya başladım. "SANA GELDİM URAS BENİ HİÇ BIRAKMA!! BENİ HEP ÇOK SEV!!" Bölüm sonu Umarım beğenirsiniz ☺️
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE