Medya :Öykü ÇETİN
Uyku beni esir alırken, gözlerim yavaş yavaş kapandı.
Bir boşluk hissediyordum. Bir hafiflik ve muhteşem bir koku. Gözlerimi açmak istedim ama açamadım. Bedenimde sıcak bir ten hissettim. Sonra uçuyormuşum gibi geldi. Yumuşacık bir yere bırakıldığımda alnımda baskı hissettim. Ardından geriye çekildiğimde sırtım sert biryere çarptı. Saçlarımda hissettiğim sıcak bir dokunuştan sonra koklandığını hissettim. Kulağıma gelen Uras'ın sesiyle gözlerimi açtım.
"Akılımı başımdan alıyorsun Öykü!! Kalbimi hızlandırıyorsun.!! Aklım sende kalsın, kalbini bana versen?"
Belimi saran kolları görünce Uras'a seslendim.
"Şşş benim Öykü. Ne olur izin ver kokundaki huzurla uykuya dalmak istiyorum.."
O an şarhoş olduğunu anladım. Korkunca kolları arasından çıkmaya çalıştım. Ben kurtulmaya çalıştıkça daha çok kendine çekmeye çalıştı.
"Uras lütfen bırakır mısın? canımı yakıyorsun.!! Korkuyorum lütfen bırak beni !! beni saran kollarının gevşediğini hissettim. Ama bırakmamıştı.
" Lütfen benden korkma Öykü!! Sen istemedeğin sürece asla sana dokunmam!!Söz veriyorum şimdi lütfen böyle uyumama izin ver. Buna çok ihtiyacım var."
Uras'ın 'lütfen' demesi beni şaşırmıştı. Beni saran kollara baktım. Ona güvenmiştim o an. Kalbimi dinlemeye karar verdim.
" Peki"dediğimde Uras derin bir nefes verdi. Kendini bana daha da yaklaştırınca karnımda bir karıncalanma hissettim. Sanki kelebekler uçuyordu içimde. Ensemde hissettiğim nefesiyle sıcakladığımı hissettim. Ateş gibi yanıyordum. Ellerimi yanaklarıma götürdüm. Kesin kızarmıştım. Ne olmuştu şimdi? Ellerimle kendime rüzgar yapmaya çalıştım.Daha önce kimseyle bu kadar yakınlaşmamıştım ki. Uras'ın ofladığını duydum.
"Öykü rahat dur artık!! Uyumak istiyorum." kafamı geriye doğru çevirince dudakları yanağıma değdi. Bu kadar yakınımda mıydı? Hemen kafamı çevirdikten sonra gözlerimi kapatıp sıktım. Uras 'ın nefes sesini duyunca güldüğünü anladım. Gülmesine sinirlendim. Neden bu kadar yakındık biz? Birde neden gülüyordu.
"Buna da peki Uras UYU!!" sitemle söylediğim kelimeden sonra kaşlarımı çattım. Gözlerimi kapattıktan sonra uyumaya çalıştım. Bir süre sonra gözlerimi tekrar açtım. Uykum da kaçmıştı işte!! Ne yapacaktım şimdi.Uras'ın uyuduğunu düşündüm kolları arasından çıkacaktım ki belimi saran kollarını dahada sıktı. Derin derin nefes alıp verdim. Kurtuluşum yoktu sanırım.
"Öykü uyu güzelim.. Bak ben uykusuz kalınca asabileşiyorum."ciddi ciddi söylediği kelimeye gülümsedim.
"Güzelim?"güldüğünde olduğum yerde döndüm. Yüzüm ona döndüğünde gülmesine son verdi. Odayı aydınlatan ayın ışığıyla yüzüme baktığını hissettim.
" Sadece 'güzelim' kelimesine mi takıldın Öykü? Asabi olduğumu da söylemiştim. " kaşlarımı yukarı kaldırdım. Düşünür gibi yaptıktan sonra konuştum.
"Normal de hep canımı yaktığın için iltifatına şaşırdım.!! Asabi biri olduğunu zaten biliyorum doğal olarak. " sessiz kaldığında söylediğim cümleye şaşırmış olacağını düşündüm. Yüzüme yaklaşan karartıyla kafamı geriye doğru attım. Yoksa beni mi öpecekti? Büyük elleri yanağımı bulunca kendisine doğru çekti. Hemen gözlerimi kapattım. Yaklaştı ve alnıma kondurduğu öpücükle geri çekildi. Şaşkınlığımı üzerimden atmaya çalışıyordum ki baş parmağı ile yüzümü okşadı. Ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışıyordum ki alnını alnıma dayadı. Burunlarımız biririne değiyordu ve nefesini yüzümde hissediyordum. Bu duygu çok güzeldi. İçine çektiği nefesi suratıma verdi.
"Güzel gözlerine bakacak yüzüm yok belki. Ama sana söz veriyorum birdaha asla canını yakmayacağım Öykü. " canımı yaktığı için pişman gibiydi. Tek nefesle başladığı konuşmayı tek nefesle bitirdi. Nefesi tenimdeyken gözlerimi kapattım.
Söylediklerine çok şaşırmıştım. Yıkıp döken Uras bu olamazdı. Ne yani canımı yaktığı için pişman mıydı?
"Ş-şaşırdım. B-ben hiç böyle birşey beklemiyordum. Pişman olduğunu hiç düşünmemiştim. Peki ya sözünde durmaz da birdaha canımı yakarsan?" derin bir iç çekti. İlk defa böyle konuşuyorduk. Bağırıp çağırmıyordu zaten Uras çok konuşmazdı.Yani gördüğüm kadarıyla hep bağırıyor emirler veriyordu. Rica etmesi şaka gibiydi.
"Yakmayacağım!!"bu söylediğine inanmak istiyordum. Sanki görecekmiş gibi kafamı salladım.
"Hadi şimdi uyuyalım Öykü" yine kafamı sallayınca kendi kendime güldüm.
"İyi geceler o zaman"
"İyi geceler LAVİNYA " tam arkamı dönecektim ki vazgeçtim.
"Son bir soru sorabilir miyim?"
"Sor"
"Bana neden Lavinya yani 'ÖLÜM ÇİÇEĞİ'diyosun?" Biraz düşündükten sonra konuştu.
"Bunun cevabını öğreneceksin ama şimdi zamanı değil" ne demekti şimdi bu. Bununda mı zamanı vardı. Birden şaşırdığım birşey oldu.
Odada ki duvarların şahit olduğu kahkahasını attı. Uras kahkaha atmıştı? Neden kahkaha attı şimdi bu kadar komik olan neydi?
" Komik mi? "sorarcasına bakış attım. Yüzümdeki ifadeyi düşününce kahkaha attım.Nerden görecekti ki yüzümü görecekmiş gibi bakmıştım. Onun kahkahasını bastırınca sustu. Kesin şaşırmıştı kahkaha atmama ilk defa onun yanında gülüyordum. Kahkasına son verince ciddi bir konuşma yapacakmış gibi önce boğazını temizledi sonra konuşmaya başladı.
" Sen neden gülüyorsun Öykü? "bu dediğinden sonra kahkahamı sonlandırmaya çalıştım. Cevap bekliyordu bunu anlayabiliyordum ama cevap vermedim. Bir süre sessiz kaldıktan sonra yine Uras konuştu.
"Hem çok mu meraklısın sen? "
" Ş-şey yani sürekli öyle diyince merak ettim ondan şey ettim yani bakmıştım önceden yani şeyden sonra şey etmiştim ufff neden konuşamıyorum. "Aniden bana doğru daha da sokuldu. Kalbim o kadar hızlı atmaya başlamıştı ki bir an nefesimin kesileceğini hissettim. O an nefes almayı bile unutmuş gibiydim.
" Ney ettin? "Kısık sesiyle söylediği sözler fısıltı gibiydi. Sonra belimden tuttuğu gibi kendine çekti. Burunlarımız birbirine değdiğinde nefesini yüzümde hissettim. Onun nefesini yüzümde hissetmem çok hoşuma gidiyordu. Ama ileriye gitmemesi için ondan uzaklaşmaya çalıştım. Daha fazla kendine çekeceğini zannediyordum ama dönmeme izin verince şaşırdım. Yavaşça yerimde döndüm. Arkamı döndükten sonra nefesinin ensemde olması beni yine heycanlandırdı. Bu kadar yakın olmamız beni biraz rahatsız etse de umursadım.Mantığımı değil kalbimi dinlemek istiyordum. Oluşan sessizliğe daha fazla kayıtsız kalmadım ve gözlerimi kapattım. Uykumun en güzel yerinde kulağıma şunları fısıldadı.
"SEN BENİMSİN SENİ KİMSELERE VERMEM LAVİNYA .."
Gökyüzü aydınlığına kavuşmuş ve ışığını odaya yansıtmıştı. Yüzüme vuran güneş ile uyandım. Gece Uras la uyuduğumu hatırlayınca yanıma baktım. Çoktan kalkmış olduğunu anladım. Bir süre yataktan çıkmadım.Aklıma konuşmalarımız gelince gülümsedim. Ve fısıldadığı kelime bana benimsin demişti. Sahi gerçekten onun muydum? Ellerimle üzerimdeki pikeyi yüzüme doğru çektim. Utanmıştım. İlk defa bu kadar huzurlu hissetmiştim kendimi onun yanında. Yataktan neden kalkmıştı ki insan yanında uyumak istediği kişinin yanından kalkar mıydı?
"Pis adam!! Gece kokuna ihtiyacım var. Canını yakmayacağım. Sen benimsin diyen adama bak?! İnsan bunları dediği kişinin yanından kalkar mı? Öküz işte öküz!!!" ağzımı eğerek konuşmuştum. Duyduğum sesle yerimde sıçradım.
" Öykü!! " sinirlenmiş gibiydi sanki kesin duymuştu dediklerimi. Baş parmağımı üst dişime koyduktan sonra kafamı yukarı kaldırdım. Yüzümü ona çevirdiğimde banyodan çıktığını anladım. Saçlarından yüzüne akan damlalar ğöğsüne doğru yol çiziyordu. Vücuduna baktıktan sonra kasları dikkatimi çekti.Muhteşem denilecek kadar güzel bir vücuda sahipti. Tam o anda beline sardığı havluyu görünce çığlık attım. Ellerimle gözlerimi kapattıktan sonra konuşmaya başladım.
"Ya sen benim odamda nasıl böyle gezersin. Çabuk üstünü giy!! Bir genç kızın yanında böyle gezmeye utanmıyor musun be adam!!" Yine o muhteşem kahkahasını attı.Kahkası duyduğum en güzel melodi gibiydi. Bir insana gülmek bu kadar yakışabilir miydi? Ona yakışıyordu işte. Tıkırtı seslerini duyunca giyindiğini anladım.
" Şimdi bakabilirsin küçük hanım"kafamı çevirdiğimde altına siyah bir eşofman giydiğini gördüm. Üstü hala çıplaktı. Gözlerimi çekmek istesemde yapamıyordum. Uzun uzun gözlerime baktıktan sonra sakince yanıma 8 söylemişti ki gülümsedim. Çok hevesli duruyordu. Gerçekten benim için çabalıyor gibiydi. Çok mu istiyordu benim onu sevmemi? Yine gülümsedim ve başımı olumlu anlamda salladım.
" Ben aşağıdayım o zaman sen giyindikten sonra inersin! "dedikten sonra ayağa kalkıp odadan çıktı. O gittikten sonra söylene söylene yataktan kalktım. Saniyede değişiyordu bu adam.
" Aşağı inersinmiş beklesen ölürsün sanki. Birde emir vermesi gıcık "yataktan kalktıktan sonra banyoya gittim. Kısa bir duş aldıktan sonra Burcu'nun bana alınan kıyafetleri yerleştirdiği giyinme odasına gittim. Bir tarafta Uras'a ait olan kıyafetler diğer tarafta bana alınan kıyafetler. Gülümsedin ne güzel bir görüntüydü. Keşke ömrümün sonuna kadar böyle olsa..Onun kıyafetlerinin olduğu tarafa yöneldim. Ellerimi gömleklerinin üzerinde gezdirdim.
"Bana hep iyi davran Uras...Buna çok ihtiyacım var. " Kapının yanındaki pufa oturdum. Elimi saçımın arasından geçirdikten sonra saçlarımı geriye attım. Ben ne yaptığımı bilmeden onu sinir ediyordum sonrasında da canımı yakıyordu. Ne yapıyordum ki onu sinirlendirecek.?Kafamı iki yana salladım. Bundan sonra onu delirtmemek için elimden geleni yapmaya karar verdim. Bu düşünceleri kafamdan attıktan sonra kıyafet seçmek için raflara baktım. Elime aldığım beyaz kayık yaka biraz yakasının açık duracağını anladığım badi ye baktım. Kızar mı ki? diye düşündüm. Elimde biraz baktıktan sonra kızmaz diye düşündüm. Sonuçta Uras'ın aldığı kıyafet neden kızsın ki!! Elimdekini pufa koyduktan sonra açık renk bir pantolon aldım.Üzerimi giyinmeye başladım. Pantolonun paçalarını katladıktan sonra ayağıma beyaz spor ayakkabı giydim. Hazırdım işte!! Boy aynasından kendime bakarken göbeğimin biraz açıkta kaldığını gördüm ama çok beğendiğim için umursamadım.
Saçlarımı kuruttuktan sonra açık bıraktım.Dalgalı hali çok güzel duruyordu.Ellerimle saçlarımı düzelttikten sonra makyaj masasının önüne geçtim. Abartısız bir göz makyajı yaptım.Hazırdım işte saçlarımı geriye attım. Aşağı inmek için ayağa kalktım ve odadan çıktım. Merdivenlere doğru yürümeye başlamıştım ki merdivenlerin başındaki odadan Uras'ın sesini duyunca olduğum yerde kaldım.Bu odaya hiç girmemiştim. Tahminen çalışma odasıydı. Sesler iyice artınca biriyle konuştuğunu anladım.Ne konuşuyorlardı bu kadar hararetli sessiz adımlarla kapıya yaklaştım ne konuştuklarını merak edince dinlemeye başladım.
"Abi nereye kadar burada duracaksınız? Sen yeraltının sahibisin toplantı yapalım. Zaten herkes o gece Öykü hanımı öğrenmiş. İşine karışmak gibi olmasın ama burası daha tehlikeli değil mi?" duyduklarıma şaşırmıştım. Neyden bahsediyordu bu adam?
"BANA AKIL VERMEYİ KES EMİR!"
Uras'ın bağırmasıyla yerimde sıçradım. Ne tehlikesinden bahsediyordu bunlar? Ne demek beni öğrenmişler.? Geriye doğru birkaç adım atmıştım ki açılan kapıyla Uras'ı gördüm. Sorar gözlerle bana baktı. Kaşının tekini yukarı kaldırdı.
"Bizi mi dinliyorsun Öykü!!İyi duyabildin mi bari? " afallamıştım. Nerden anlamıştı Uras onları dinlediğimi?
"B-ben şey aşağıya inecektim. Ses duyunca öyle şey ettim." geriye doğru birkaç adım attım. Çok sinirli duruyordu kaşlarını her zaman ki gibi çatmış bana bakıyordu.Koyu kahve gözleri daha da koyulaşmış gibiydi. Bir kaç adımda yanıma geldi. Ne yaptığını anlayamadan belimden tuttuğu gibi kendine çekti. İstemsizce ellerimle kolllarını tuttum. Kaslarından olsa gerek çok sertti kolları. Hemen ellerimi çektim. Ama o belimde ki ellerini çekmedi. Gözlerime baktı.
"Birdaha şey etme!! Birkaç adım daha atarsan düşeceksin!!" arkamı döndüğümde merdivenlerin başında olduğumu gördüm. Düşmemem için beni tutmuştu.
"Ben özür dilerim." kafasını salladı tekrar kafamı çevirip aşağıya baktım. Ona tekrar döndüğümde yine kaşlarını çattığını gördüm. Baştan aşağı beni incelediğini farkedince biraz rahatsız oldum. Olduğum yerde beni döndürdü ve ellerini belimden çekti. Bırakınca geriye doğru adım attım. Hala bana sert bakıyordu.Kafamı eğdim parmaklarımla oynamaya başladım. Yine ne yapmıştım. Bağırınca yerimde sıçradım kafamı kaldırıp yüzüne baktım.
"YİNE NERDEN BULDUN BU ÜSTÜNDEKİNİ!!" dişlerini sıkarak konuşması beni korkutmuştu. Elimden tuttuğu gibi odaya götürdü. Bu sefer canımı yakmamamıştı.Ama çekiştirmekten de vazgeçmemişti.
Uras TÜRKOĞLU
Çalışma odasında Emir ile konuşurken dışardan gelen ayak sesi ile Emir'e sessiz olmasını söyledim. Öykü'nün olduğunu anladım. Çünkü ondan başkası böyle bir şeye cesaret edemezdi. Kapıyı açtığımda şaşırdı. Geri geri adım atarken merdivenlere yaklaştığını görünce hızlıca yanına yaklaşıp belinden tutup kendime çektim. Elleri kollarımı tutunca kasıldım. Onu dokunuşları kasılmama sebep oluyordu. Onu o kadar çok arzuluyordum ki.. Ama o istemeden asla dokunmayacaktım.
Üzerindeki kıyafete gözüm kayınca sinirlendim. Ona verdiğim sözü tutmak istiyordum ama Öykü her zaman beni zorluyordu.Onu merdivenlerden uzaklaştırıp ellerimi belinden çektim. Elinden tuttuğum gibi odaya götürdüm. Odaya girdikten sonra bir süre sessizce yüzüne baktım.Kendimi sakinleştirmek istiyordum. Göbeğini görünce öfkem daha da arttı. Üzerine doğru yürümeye başladım. Ben adım attıkça o geri gidiyordu. Korkuyordu benden bunu yüzünden anlayabiliyordum. Sırtı duvarla birleşince adımları durdu. Birkaç adımda önünde durdum. Hala gözlerimin içine bakıyordu. Tam kenardan çıkacaktı ki elimi duvara koydum diğer tarafa yönelmişti ki diğer kolumu koydum. Çıkamayacağını anlayınca tekrar yüzüme baktı.
"Bana zarar vermeyeceğini söylemiştin." ağlamaklı çıkmıştı sesi bu kadar çok mu korkutmuştum onu? O an kendime lanet ettim. Bir insan sevdiğini bu kadar korkutabilir miydi? Sesimi yumuşak tuttum daha fazla korkmasına izin veremezdim.
"Sana zarar vermeyeceğim Öykü korkma ."
"N-nasıl yani o zaman neden çekiştirerek getirdin beni buraya ? " masumca söylediği kelimeye gülümsedim.
"Ceza vermek için!!" şaşkınca yüzüme baktı.
"N-ne cezası?Ben ceza filan istemiyorum."
"Bir kapı dinlediğim için, iki bu üstündekini giydiğin için!!"
"Bir ben kapı dinlemedim. Duyduğum için şey ettim. İki bu üstümdekileri sen aldın o yüzden cezam yok!!"ciddi ciddi konuştuktan sonra kafasını çevirdi. Kendimi tutamadım kahkaha attım. Bu durum beni keyiflendirmişti.
"Ceza var ve ben bu cezayı sana vereceğim"gözlerimi kıstım ve Öykü ye baktım.
"N-ne cezası" yavaş yavaş yaklaştım. Burnu burnuma değdiğinde gözlerini kapattı. Beni itmeye çalışıyordu ama yerimden bile oynatamıyordu. İki bileğinden de tuttuktan sonra kendime çektim.Dudaklarına yapıştım. Sadece dudaklarımı değdirdim o kadar sıcaktı ki içim titredi. Herşeyi ile o kadar güzeldi ki aklımı başımdan alıp gidiyordu. Bu kız benim sonum olacaktı. Onun da titrediğini hissettim. Kendini o kadar çok kasıyordu ki bu hoşuma gitmişti.O da benden etkileniyordu. Gözlerimi açtığımda gözlerini sıktığını gördüm. Dudağından gülümseyerek uzaklaştım. Alnımı alnına yapıştırdım. Nefesini hiç dışarı vermiyormuşcasına vermeye başladı. Daha fazla diretmeden ondan uzaklaştım. Kollarımı göğüsümde birleştirerek konuşmaya başladım.
"Bundan sonra bütün cezalarına karşı öpücüğünü alacağım. Ama birdaha açık herhangi birşey giyersen dudaklarına böyle dokunmayla kalmam!!" ağzı açık mavi gözleri ise kocaman olmuştu. Önce eli ile dudaklarını kapattı. Sonra kaşlarını çatarak yüzüme baktı.
"S-sen nasıl beni zorla öpersin."gözlerimi kıstıktan sonra bileklerinden tekrar tutup kendime çektim.
" Tekrar göstermemi ister misin Öykü? "daha çok kendime çekince panikle elimden kurtulmaya çalıştı.
" H-hayır.Bıraksana beni yaa!! "Hala kurtulmaya çalışınca canı yanmasın diye geri çekildim. Yanakları kızardığında utandığını anladım. Utanması bile o kadar güzel ki.Bu kız katran bulaşmış kalbime sevgi tohumları ekiyordu. Bu hareketleri daha çok beni ona çekiyordu. Onun için herşeyi yapardım.Hiç kimse karşımda konuşamazken o beni istese parmağında oynatırdı. Bu güce sahipti ama farkında bile değildi.
" Şimdi kahvaltıya ineceğiz.Ama önce şu üzerindekini çıkartacaksın. 1 dakikan var hadi!! " ağzı açık suratıma bakıyordu.
"Eğer 1 dakika içinde üzerini değiştirmemiş olursan ben değiştiririm.."gözlerini kocaman açtı. Söylene söylene yanımdan giyinme odasına gitti.
"Sanki daha önce üzerimi değiştirmedi.Göreceğini görmüştürsün sen.!!Birde öptü ya beni öptü utanmaz. "
" Hala odadayım Öykü!! Seni duyabiliyorum. " hala söyleniyordu ama fısıltı ile söylediği için anlamıyordum. Gülümseyerek onun beklemeye başladım. Yanıma geldiğinde üzerine siyah bir tişört giymişti.
" Hahh bak ne güzel oldu. Hep böyle olsan ne olur.Hem bu odada herşeyi giyebilirsin!! Benim yanınmda da giyebilirsin." ağzı açık bir şekilde bana bakmaya devam etti.
" Sen kendini ne sanıyorsun Uras? Benden izinsiz beni gördüğün yetmedi mi?"
" O gece üzerini ben değiştirmedim Öykü!! Burcu değiştirdi. Ha bu arada o gecelik sevgililerimden birinin değildi. Sanırım Burcu'nun du. Birde bu eve getirdiğim ilk kız sensin!! "omuzunu silktikten sonra kapıyı doğru yürüdü. Gülümseyip bende peşinden gittim. Aşağı indiğimde kahvaltının hazır olduğunu gördüm. Elimle Öykü'ye oturmasını işaret ettim. İkiletmeden oturunca sevindim. Sanki herşey iyi ilerliyordu birde Öykü beni sevdiğinde herşey tam olacaktı. Bunun için çabalıyordum. Başaracaktım..
Sessiz geçen kahvaltımız bittikten sonra Burcu' ya kahve yapmasını söyledim.Kanepe geçtikten sonra ayaklarımı sehpaya uzattım.Öykü yanıma gelince kafamı çevirip ona baktım. Birşey söylemek istiyor gibiydi.
"Bir sorun mu var?" kafasını evet anlamında sallayınca tek kaşımı kaldırdım.
"Sorun ne?" tam konuşacaktı ki sustu. Gerçekten merak etmeye başlamıştım. Bana doğru daha da döndü konuşmaya başladı.
"Ne zaman evime götüreceksin beni Uras. Artık evime gitmek istiyorum. Benim bir hayatım var arkadaşlarım var işim var hep burada kalamam !! " gözlerimi kapattım. Derin bir nefes aldım.
"Şimdi değil Öykü!!Bir süre buradayız. " Öykü'nün sinirlendiğini anladım. Ama umursamadım. Onsuz hiçbir günümün geçmesini istemiyorum artık.
" NE DEMEK YAAAA!! BENİ BURADA BU ŞEKİLDE TUTAMAZSIN!! "
Kesinlikle bu kız beni sınıyordu.
" SANA KAÇ KEZ SÖYLEYECEĞİM BANA SESİNİ YÜKSELTME DİYE ÖYKÜ.!! "ne kadar kendimi tutmaya çalışsamda sesim oldukça yüksek çıkmıştı. Yerinden sıçratacak kadar yüksek. Benden korkuyordu bu canımı o kadar yakıyordu ki. İstesemde sesimi ayarlayamıyordum. Her defasında ona bağırmamı sağlıyordu. Gitmek istemesi beni çıldırtıyor. Benim yanımda beni sevmeyi neden denemiyordu ki?
"Uras benim bir hayatım var. Böyle yapma çalışmam gerekiyor. Hayatım zaten zor bunu birde sen zorlaştırma."ayağa kalktım salonun büyük camlarının önüne gittikten sonra dışarıya baktım. Arkamda bıraktığım Öykü'nün yüzünü göremiyordum. Bir süre düşündüm. Yüzünü görmediğim Öykü' yü şimdiden özlemiştim. Nasıl gitmesine izin verebilirdim ki?
" Sana çok güzel bir hayat vadediyorum Öykü!! Burada benimle kal. Benim olan herşey senin olsun!!" aslında ona bu şekilde yaklaşmak istemiyordum ama gitmemesi için herşeyi yapardım. Arkamı döndüm. Sinirlenmişti söylediklerime kim olsa sinirlenirdi bunun farkındaydım.
"Ben neyim ki senin parana kanacağım. Ömrümün sonuna kadar beni burada tutsak etmeni kabul edeceğim. Paranı da seni de istemiyorum.EVİME GİTMEK İSTİYORUM!!!"
Hızla yanına gittim ve kolunu tuttum. Canını yine yaktığım farkındaydım. Ama gitmek istemesini kabul edemiyordum.
"Gitmeyeceksin!!! Artık burada kalacaksın!!EVE GİTMEYİ UNUT ÖYKÜ!!! SENİN EVİN ARTIK BENİM OLDUĞUM HERYER!! " ağlamaya başladığında parmaklarımı gevşettim.Canını yakmadan beceremiyordum hiç birşeyi
"ALLAH KAHRETSİN AĞLAMAYI KES!!" elime geçen herşeyi duvara attım. Canını yaktığım için ağlamıştı.Sevdiğimin canını yakıyordum.Kendimi sakinleştirmeye çalıştım. Usulca yanına yaklaşıp elini tutmak istedim ama bir adım atmıştım ki kendini birkaç adım geriye attı. Olduğum yerde kaldım. Gözlerinin içine baktım. Yaşlı gözlerini görünce ellerimi iki yanımda yumruk yaptım öfkem kimseye değil kendimeydi. Sevmeyi adam gibi beceremiyordum.
"Öykü ben..." ne diyeceğimi bile bilmiyordum. Pişmandım hemde çok pişmandım. Özür bile dileyemiyordum. Kimseden af dilememiştim ki ben. Özür kelimesi o kadar uzaktı ki bana. Ama Öykü yapmam dediğim herşeyi bana yaptırabiliyordu. Tam özür dileyecektim ki. Ben devam etmeden Öykü konuşmaya başladı. Parmağını sallayarak yüzüme baktı.
"Sen kendinden başka kimseyi sevemezsin. Benim seni sevmemi istiyorsun ya işte ben bunu yapmam artık. Canımı yakan URAS beni seviyor olamaz. Kendini kandırma artık!! Ben senin gördüğün kızlara hiç benzemem!! Beni burada zorla tut bakalım nereye kadar tutacaksın ilk bulduğum fırsatta kaçacağım.Benim yüzümü asla göremeyeceksin. Senden nefret ediyorum. SENİ ASLA SEVMEYEĞİM URAS TÜRKOĞLU!!! " bu duyduklarıma sinirlendim. Kontrolümü kaybetmiştim. Ona zarar vermemek için kendimi kaybettim bağırmaya başladım.
" KES SESİNİ ÖYKÜ!!! CANINI YAKMAM İÇİN BENİ SEN ZORLUYORSUN!! DAHA FAZLA CANINI YAKMAMI İSTEMİYORSAN ODANA GİT. "
O an korkması bile umrumda değildi. Gitmesi diye birşey olamazdı.
Bölüm sonu☺️