Medya :Uras TÜRKOĞLU
"Öykü müziği kapat dikkatim dağılıyor. " bana sorarcasına bakıyordu.
"T-tamam" müzik açmak için bastığı düğmeye şimdi kapatmak için bastı. Kısa bir sessizlik olduğunda ona döndüm. Kafasını cama koymuş yolu izliyordu. Ne kadar masum gözüküyordu. Ne yapacaktım ben!! Onu hayatımdan uzak tutmak tahminimden daha zor oluyordu.
Geldiğim yerlere planlarla gelmedim. Vura vura, kıra kıra, yıka yıka, yıkıla yıkıla geldim. Ama tek bir gün bile yarın ne olacak demedim.Şimdi diyordum işte.. Onunla olmaktan korkuyordum.Nereye kadar kendimi ondan uzak tutacaktım ki. Cebimden bir sigara çıkarıp yaktım. Dumanı içime çekerken yan koltukta oturan Öykü ye baktım. Uyumuştu... Arabayı sağa çektikten sonra sigarayı camdan attım. Üzerimdeki ceketi çıkardıktan sonra koltukta küçük, bir kız çocuğu gibi kıvrılan Öykü'nün üzerine örttüm.
"Şu giyindiği şeye bak!! Birde bu kılıkta dışarı çıkmış.Yetmiyormuş gibi birde içiyor. Bunun hesabını soracağım sana merak etme küçük hanım!! " bu dediğime gülümsedim. Bu kızın yanında gülümsüyordum. Yüzünü kapatan saçlarını elimle kulağının arkasına sıkıştırdım. Elimin tersiyle nazikçe yüzüne dokundum. Melek gibiydi sanki bir insan nasıl bu kadar güzel ve masum olabilirdi ki!! Elimi yüzünden çekmek istemesemde çektim. Son kez yüzüne baktıktan sonra arabayı çalıştırdım. 15 dakika sonra gelmiştik dağ evine. Arabayı durdum. Kapımı açtıktan sonra Öykü nün oturduğu tarafa yürüdüm. Emniyet kemerini çözdükten sonra kuş gibi hafif olan Öykü'yü kucağıma aldım. Bu mesafe de olmak beni heycanlandırıyordu.Onu çok arzuluyordum. Bu düşünceye kaşlarımı çattım. Uyuyan kıza bakarak aklımdan neler geçiyordum öyle!!Aklımdan geçen düşünceleri hemen sildim. Hızla eve doğru yürümeye başladım. Bizden önce gelen adamlarım kapıyı açtılar. Kucağımda birini görünce şaşırdılar.Bugüne kadar yanımda bir kızı bile görmeyen adamlarım şimdi kucağımda birini görüyordu.Tek gecelik ilişkilerim vardı. Şaşırmalarına şaşırmamıştım. Öykü'nün açıkta kalan bacaklarını görünce adamlarıma bağırdım.
"NEREYE BAKIYORSUNUZ LAN SİZ!!" kucağımda Öykü sıçrayınca ona baktım.
"Şşş yok birşey!! Hadi uyu sen" gözlerini hafif araladıktan sonra tekrar kapattı. kafasını boyun girintime koyunca dudakları boynuma değdi. Gerilmiştim. Kendimi toparladıktan sonra kısık sesle adamlara döndüm.
"Görüşeceğim sizinle!!" kafalarını yere eğen adamlarıma sinirli bir şekilde baktıktan sonra eve ilerledim. Kapı açılınca içeriye girdim. Evde ki yardımcı bana baktıktan sonra Öykü ye baktı. Şaşkınlığı yüzünden okunuyordu. Kendini toparladıktan sonra konuştu.
"H-hoşgeldiniz efendim" kafamı salladıktan sonra merdivenlere doğru adım attım.Dirseğimle odanın kapısını açtıktan sonra Öykü'yü yavaşça yatağa yatırdım.Bacaklarına gözüm kayınca üzerindeki kıyafeti parçalamak istedim. Ellerimi saçlarımın arasından geçirdikten sonra odadan çıktım. Hızla merdivenlerden indim.Kapıyı açtıktan sonra bahçeye çıktım.
"GELİN LAN YANIMA!!!" bahçedeki adamlarım koşarak önüme dizildiler.
"ULAN BİR DAHA İÇERDEKİ KIZA BAKTIĞINIZI GÖRÜRSEM O GÖZLERİNİZİ OYARIM!! SİZİ İLK VE SON KEZ UYARIYORUM. NE OLURSA OLSUN YÜZÜNE BAKMAYACAKSINIZ!! ANLAŞILDI MI? !!" hepsi kafasını sallayınca arkamı döndüm. Eve girdikten sonra kapıyı sertçe kapattım. Yardımcı kıza döndüm.
" Yukarı çık!!Öykü ye rahat birşeyler giydir. Sonrada bana kahve getir."kafasını olumlu anlamda salladıktan sonra merdivenlerden çıktı. Koltuğa doğru ilerledikten sonra koltuğa uzandım. Sol elimle alnımı sıvazlamaya başladım.Öykü yü kıskanmıştım. Bu duygu ne kadar berbatmış. Senin olmayan birini kıskanmak o kadar berbat ki. Ne hesap sorabiliyorsun, ne de kızabiliyorsun. Ne diyebilirdim ki Öykü'ye? Merdivenlerden gelen ses ile bakışlarımı o yöne çevirdim.
"Uras bey.. Üzerine değiştirdim efendim." kafamı salladım.
"Kahvenizi hemen yapıyorum."tekrar kafamı olumlu anlamda salladım.
.............
" Efendim kahveniz"koltuktan doğruldum. Sehpaya bırakılan kahvemden bir yudum aldım. Yukarı çıkıp çıkmamakta kararsız kalmıştım. Kahve mi bitirdikten sonra fincanı sehpaya bıraktım. Öykü' yü uyurken izlemeye karar verdim. Usulca merdivenlerden çıktım. Odanın kapısını araladığımda kokusu burnuma geldi. Derin bir nefes aldıktan sonra içeriye girdim. Ne güzel bir histi bu!! Yatağımda yatan meleğim ve onun kokusuyla dolmuş odam.. Bu duyguyu ömrüm boyunca hissetmek isterdim. Sessiz adımlarla yanına yaklaştım. Beyaz teni, öpülesi güzel dudakları masum yüzü.... Ona nefes alışını duyacak kadar yaklaşmak, yüzüne bakmak, konuşurken burun kanatlarının hareketlerini, gülümserken dudak kenarlarında oluşan kıvrımları görmek, o kadar güzel ki.
Elimi yanağına götürdüm. Yumuşacıktı.Açıkta kalan boynuna yaklaştım. Dudaklarımı boynuna dokundurdum. Geri çekildiğimde Öykü uykusunda gülümsedi. Bende gülümsedim. Derin bir nefes aldım. Ardından ellerimi saçlarına götürdüm. Yanına eğildikten sonra kokusunu içime çektim. Dudaklarım bu sefer saçlarındaydı. Saçlarından çektiğim ellerimi dudaklarına götürdüm. Hafifçe dokunduktan sonra elimi çektim.
"Canımı kapına, yüreğimi ellerine, ruhumu bedenine, uykumu yatağına, öpücüklerimi dudağına göndereceğim.. Ve yemin ederim seni ölünceye kadar seveceğim.Ve bundan sonra asla senden vazgeçmeyeceğim.Beni sevmen için uğraşacağım LAVİNYA."
ÖYKÜ ÇETİN
Boynumda bir ağırlık hissettim.Gıdıklanır gibi oldum ve gülümsedim.Birinin derin derin nefes aldığını hissetmiştim. Ama gözlerimi açamıyordum. Ardından saçlarımda bir el hissettim ve o el sonra dudaklarımı da okşadı. Bu his, bir tüy kadar hafifti.
Kendimi hiç bu kadar huzurlu hissetmemiştim. Uykuya tekrar yenik düşerken fısıltı gibi duyduğum şu sözlerdi.
"Canımı kapına, yüreğimi ellerine, ruhumu bedenine, uykumu yatağına, öpücüklerimi dudağına göndereceğim.. Ve yemin ederim seni ölünceye kadar seveceğim.Ve bundan sonra asla senden vazgeçmeyeceğim.Beni sevmen için uğraşacağım LAVİNYA"
Başımdaki ağrıyla gözlerimi araladım. Kafamı ellerimin arasına aldım. Zonkluyordu resmen. Yataktan zorlukla doğruldum. Etrafıma baktığımda gözlerimin aşina olmadığı odayı gördüm.
Ahşap renkteki odaya şaşkınlıkla baktım. Daha önce bu kadar güzel biryer görmemiştim.Dün geceyi düşünmeye başladım. Buraya Uras getirmişti beni. Şaşkınlığım yüzümdeyken dün geceyi hatırlamaya çalıştım. Alnımı ovuştururken aklıma gelen şey ile ayağa kalktım. Uras dün gece bana birşeyler söylemişti. Dediklerini hatırlayınca gözlerim kocaman oldu.
"Saçmala Öykü!! İçtin kızım sen unutma!! Rüya gördün öyle birşey demedi. Şimdi kendini topla Uras'a hesap sor." beni nasıl buraya getirebilirdi. İçkili olmasam belki götürmesine izin vermezdim.!!Zaten olanlar hayal meyal aklımda. Sarhoş muydum ki?
Üzerime baktığımda bana ait olmayan geceliği gördüm. Bu da neydi böyle!!! Bu benim değildi. Ne yani üzerimi Uras mı değiştirmişti? Bunun hesabını soracaktım ona!! Üzerimdeki geceliğe hiç aldırış etmeden odadan çıktım. Zaten üzerimi giydirirken bakmıştır bana!! Bu düşünce daha da öfkelenmeme sebep olmuştu.Karşımda merdivenleri görünce oraya yöneldim. Aşağıdan sesler geliyordu. Uras'ın bir kız ile konuştuğunu anladım. Kız mı???? Hızla merdivenlerden inmeye başladım. Uras'ın bakışları beni bulunca öfkelendi. Hızla bana yaklaştı. Kolumdan tuttuğu gibi çekiştirmeye başladı.Canımı yakıyordu.
"Ne yaptığını sanıyorsun bırak kolumu!!Canımı yakıyorsun bıraksana" beni duymamazlıktan geliyordu. Hala canımı yakarken çıktığım odaya doğru beni çekiştirdi. Kapıyı açtıktan sonra beni yatağın üzerine doğru ittirdi. Gözlerimden yaşlar akmaya başlamıştı. Ben ne yapıyordum bu adama da her seferinde canımı yakmayı beceriyordu.Öfkeyle gözlerimin içine baktı.
"BİRDAHA BU EVDE BÖYLE DOLAŞMAYACAKSIN!!! BU ODANIN DIŞINDA AÇIK HİÇBİR KIYAFET GİYMEYECEKSİN!! ANLADIN MI BENİ!! " gözyaşlarım yağmur gibi akıyordu. Bana neden bu kadar kötü davranıyordu ki? Ben yanlış kişiye kalbimi vermiştim. Bu canımı çok yakıyordu.
Elimi sıktığı kolumun üzerine koydum. Canım da kalbim gibi yanıyordu. Kafamı kaldırdım. Yüzüne baktım.Sıktığı koluma bakıyordu.
"Beni neden buraya getirdin. İşkence etmek için mi?" gözleri gözlerimi bulunca dikkatle yüzümü inceledi. Kaşlarını acıyla indirdikten sonra kısık tonuyla konuştu.
"Birazdan sana kıyafet getirecekler. Onları giy aşağı in. Kahvaltı yapacağız." hiçbirşey olmamış gibi davranaması beni sinirlendirdi.
"NE KAHVALTISI BEE!! BENİ ALDIĞIN GİBİ EVİME GÖTÜRECEKSİN!! BURADA KALMAKTA SENİNLE KAHVALTI YAPMAKTA İSTEMİYORUM!! HEM SEN KİM OLUYORSUNDA BANA KİMBİLİR HANGİ SEVGİLİNİN OLDUĞU BELLİ OLMAYAN BİR GECELİĞİ GİYDİRİYORSUN!! HANGİ HAKLA BENİM ÜSTÜMÜ DEĞİŞTİRİRSİN!! " bağırdığımda kaşlarını çattı. Aslında yanımda olmasını istiyordum. Ama canımı yakması beni kırmıştı. Canımı yakmasa,beni kırmasa belki herşey daha güzel olurdu.Yanıma yaklaştı ve komodinin üzerinde duran abajurü yere attı.
"KAÇ KEZ SÖYLEYECEĞİM SANA!! BANA SESİNİ YÜKSELTME!! korkuyordum. Ağlamam daha da şiddetlenince hıçkırıklarım arttı.
" Şimdi sana dediğimi yap. Hiçbir yere gitmek yok!! Burada benim yanımda kalacaksın!! "gözyaşlarımı elimle sildikten sonra ayağa kalktım. Tam önünde durduktan sonra kafamı kaldırıp yüzüne baktım. Güzel bir dil ile kabul ettirebilmek için konuştum.
" Ne olur evime götür beni. Burda kalmak istemiyorum. Beni daha fazla hayal kırıklığına uğratma Uras"bakışları yumuşamıştı. Eskisi gibi baktığında içim bir tuhaf oldu. Bana böyle bakmasını özlemiş miydim? Hayal kırıklığı yaşadığımı söylemiştim.
" Bu dediğin asla olmayacak!! Benimle kalacaksın!! Senden birkez daha vazgeçemem." duyduklarıma şaşırdım. Ne demek birkez daha vazgeçememek. Kafamı yere eğdim. Aklıma gelen şeyle elimi ağzıma kapattım.
Dün gecede vazgeçmeyeceğim demişti. O zaman o rüya değil miydi? Kafamı kaldırdıktan sonra tekrar yüzüne baktım.
" S-sen dün gece bana bu kelimeyi söyledin!!" gözlerimin içine baktı sonra hiçbirşey söylemeden odadan çıktı.
Kapıdan çıkmasıyla ağlamam şiddetlendi. Beni burda zorlamı tutacaktı.? Benden vazgeçmek istemeyen adam neden bana acı çektiriyordu? Güzelce istese zaten onunla burada kalırdım. Bu söylediğime güldüm.
NE ACI DİMİ? GİTMEK İSTEYEN BEN CANIMI YAKAN ADAMA AŞIKTIM!! BENİ BURADA ZORLA TUTMASINA ASLA MÜSADE ETMEYEĞİM..
"Lanet olsun!!! Bir şekilde buradan gideceğim daha fazla canımı yakmasına izin veremem onu sevsem de olmaz!! "
Uras TÜRKOĞLU
Yine olmuştu işte!! Yine Öykü'nün canını yakmıştım.!! Kahvaltıyı hazırlamalarını söylerken onu merdivenlerde kısa gecelikle görünce gözüm döndü. Salonun camları yere kadardı.Adamların evin çevresindeyken onun öyle gezmesine izin veremezdim. Onu o şekilde görmelerini istemiyordum. Kolunu sıktığımın bile farkında değildim. Öykü'ye zarar vermek en son isteyeceğim şey bile değildi. Ben ona nasıl kıyabilirdim ki!! Benden gitmesine asla müsade etmeyecektim. Ona yeni kavuşmuşken gitmesine izin veremezdim.Gitmek istiyorum dediği zaman üzülmüştüm. Giderse ben ne yapardım!! Birde gece ona söylediklerimi duyduğunu anladım. Sevdiğimi anlaması umrumda bile değildi. Artık bundan kaçmayacaktım. Onu herkesden herşeyden koruyacaktım. Kahvaltımızı yaptıktan sonra karşıma alıp konuşacaktım.
Hiçbirşey söylemeden odadan çıkmıştım. Aşağıya indiğim zaman masayı hazırlayan yardımcıya seslendim.
"Öykü için aldırdığım kıyafleri söyle getirsinler." kafasını salladıktan sonra mutfağın olduğu tarafa gitti.Bir süre sonra elindeki paketlerle yanıma geldi.
"Yukarı çıkar. Öykü ye hazırlanıp kahvaltıya inmesini söyle!! " kafasını salladıktan sonra merdivenlerden çıktı.
ÖYKÜ ÇETİN
Kapı sesiyle yerimde irkildim. Gözyaşlarımı sildikten sonra "Gir" dedim.
Elinde bir sürü paketle benim yaşlarımda bir kız içeri girdi. Elindekilere bakarken konuşmaya başladı.
"Merhaba Öykü hanım ben bu evde çalışıyorum ismim Burcu. Uras bey bunları size gönderdi. Üzerinizi giyindikten sonra sizi kahvaltıya bekliyor." kafamı hayır anlamında salladım.
"Memnun oldum Burcu ama canım birşey istemiyor. Uras bey'e uyumak istediğimi söyler misin? " şaşkın ifadesiyle kafasını salladı. Elindeki paketleri yere bıraktıktan sonra odadan çıktı.
Yatağa uzandım. Gözlerim ağladığım için batıyordu sanki. Biraz uyumanın iyi geleceğini düşündüm. Gözlerimi kapattım.
Kaç saattir uyuduğumu bilmiyodum. Gözlerimi açtığımda havanın kararmak üzere olduğunu gördüm. Bu kadar saat uyumuş olamazdım. Yataktan kalktıktan sonra camın önüne gittim. Dışarıya baktığımda bahçenin içinde takım elbiseli onlarca adam olduğunu gördüm.Neden bu kadar adam kapının önündeydi? Uras ne iş yapıyordu ki bu kadar adam onu koruyordu? Yoksa mafya olduğu doğru muydu? Bu adam beni korkutuyordu.!! Kapının vurulma sesi ile geriye birkaç adım attım.
"Gel" içeriye Burcu girdi.
"Öykü hanım akşam yemeği yarım saate hazır olacak." kafamı salladım. Gerçekten çok acıkmıştım.
"Tamam Burcu" kafasını salladıktan sonra odadan çıktı.
Burcunun öğlen getirdiği paketlere bakmaya başladım. Bu kadar şeyi benim için mi almışlardı? Paketten çıkanlara hayranlıkla baktım. Hepsi dünyaca ünlü markaların kıyafetleriydi. Paketlerde herşey vardı. Üzerime giymek için siyah bir tişört ve koyu renk bir pantolon aldım. Banyo yapsam iyi olacaktı. Hem daha yarım saat vardı yemeğe. Seçtiğim kıyafetleri yatağın üzerine bıraktıktan sonra banyoya girdim. Bu ev bi harikaydı. Geniş olan banyoda yine ahşap rengi yoğunluktaydı. Birkaç dolabın kapağını açtıktan sonra havluların olduğu bölümü bulmuştum.. Üzerimdeki geceliği çıkardıktan sonra duşa kabine girdim. Raflarda onlarca şampuan ve duş jeli görünce bakmak istedim. Hepsi farklı farklı çiçeklerden yapılmış şampuan ve duş jeli idi. Nasıl yaaa!! Benim çiçeksi kokuları sevdiğimi biliyorlar mıydı? Hem bunları ne zaman koymuşlardı buraya? Biz gece gelmemiş miydik? Kafamı iki yana salladıktan sonra sıcak suyun beni ıslatmasına izin verdim. Kısa bir duşun ardından banyodan çıktım. Yatağın üzerine bıraktığım kıyafetleri üzerime giydim. Saçlarımı taradıktan sonra kuruttum. Açık bıraktığım saçlarımı geriye doğru attıktan sonra paketlerden çıkan makyaj malzemelerine baktım. Hepsi çok pahalı markalardı. Ömrümde asla alamayacağım kadar pahalılardı.Aklıma Seçil gelince gülümsedim. Seçil bunları görse kesinlikle çıldırırdı. Elime aldığım rimelin kapağı açıp kirpiklerime sürdüm. Bu kadar yeterli dedikten sonra ayağa kalktım.
Odadan çıkacaktım ki aklıma telefonum geldi. Etrafa baktığımda koltuğun üzerinde duran çantamı gördüm. Çantamın içinden telefonumu çıkarttığımda kapalı olduğunu gördüm. Şarjım bitmişti kesin.Telefonumu geri çantama koyduktan sonra aşağı inmek için odadan çıktım. Ahşap merdivenlere doğru ilerledim. Merdivenlerden indikten sonra masayı hazırlayan Burcu ya baktım.
"Uras yok mu?" hayır anlamında kafasını salladı. Bu ne demek oluyordu şimdi? Beni burada zorla tuttarken kendisi dışarı mı çıkmıştı!!
"Buyrun efendim masanız hazır" masaya baktığımda bir sürü şey olduğunu gördüm.
"Ne yani bunların hepsi benim için mi yapıldı?"
"Evet efendim ne sevdiğinizi bilemediğimiz için Uras bey'in istediklerini yaptık. " Uras benim için bu kadar şey mi yaptırmıştı? Peki kendisi neredeydi?
"Uras nereye gitti Burcu biliyor musun?"
"Hayır efendim bilmiyorum" kafamı salladıktan sonra yanımdan ayrıldı. Çok açıktığımı hissedince masadaki yemeklere baktım. O kadar çok şey vardı ki masada ne yiyeceğime karar verememiştim. Yaprak sarmasını görünce biraz tabağıma aldım.
Herşey o kadar güzeldi ki tıka basa yemiştim. Uzun bir zamandır bu kadar çok yememiştim. Masadan kalktıktan sonra elime bir tabak aldım. Mutfak olduğunu tahmin ettiğim yere doğru yürüdüm. Elimde tabakla beni gören Burcu koşarak elimdeki tabağı aldı.
"Öykü hanım lütfen ben hallederim."
"Ne olacak Burcu elime yapışmaz yaaa beraber toplayalım hadi" şaşkın gözlerle bana bakan Burcu konuşmaya başladı.
"Öykü hanım lütfen!! Uras bey çok kızar siz oturun ben size kahve yapayım." yüzüne anlamsızca baktım.
"Neden kızacakmış Uras? Hem ben onun restoranın da garsonluk yapıyorum. Alışkınım yani merak etme hiç birşey demez!! Hadi beraber toplayalım masayı sonra kahveni içerim olur mu?" gülümseyince oda bana gülümsedi.
Beraber sofrayı topladıktan sonra Burcu bulaşıkları makinaya koydu. Benim ısrarlarım sonucunda kahveleri de ben yaptım. Karşılıklı oturmuş kahvelerimi içmeye başlamıştık.
" Ne zamandır burda çalışıyorsun Burcu? "
" Daha yeni Öykü hanım 2 ay oldu işe başlayalı. Aslında burada değil Uras bey'in İstanbul da ki diğer evinde çalışıyorum." kafamı salladım.
"Peki biz şuan nerdeyiz?" şaşkınca yüzüme baktıktan sonra tekrar ona döndüm.
"Yani gece geldik. Malum yol boyuncada uyudum. Uras 'a da sormadım. O yüzden ilk defa geldim sonuçta buraya" kafasını salladıktan sonra cevap verdi.
"Çanakkaledeyiz. Yani daha doğrusu Çanakkale nin biraz çıkışındayız. Burada sadece Uras bey' in evi var en yakın ev buraya en az 1 saatlik mesafede" şaşkınlıkla Burcu'nun dediklerini dinledim. Neden bu kadar uzağa beni getirmişti ki.
"Anladım Burcu" gülümsedim. Saate baktığımda gece yarısına geldiğini gördüm. Uyuduğum için hiç uykum yoktu. Uras nerede kalmıştı hala ortalıkta yoktu?
"Burcu hadi sen yat saat geç oldu. Bende biraz televizyon izledikten sonra yatarım." kafasını olumlu anlamda salladı.
"İyi geceler Öykü hanım"
"İyi geceler Burcu"
Mutfaktan çıktıktan sonra salona ilerledim.Elime aldığım kumandayla televizyonun karşısındaki koltuğa uzandım.Dikkatimi çeken bir filmle kumandayı bıraktım.
Uras TÜRKOĞLU
Saate baktığımda gece 2 olduğunu gördüm. Hızla eve doğru arabayı sürdüm. Öykü kahvaltıya inmeyince çok sinirlenmiştim. Onu kırmamak için evden çıkmıştım. Sahil kenarında biryere gitmiştim. Hem içmiş hemde ne yapmam gerektiğini düşünmüştüm. Akşamüstü olduğunda Öykü'nün yemek yiyip yemediğini öğrenmek için Burcu' yu aramıştım. Yemek yemediğini ve hala uyuduğunu öğrenince sinirlendim. Bu kız neden kendisine ceza veriyordu ki? Burcu 'ya Öykü' nün sevebileceği yemekleri saydım. Hepsini yapmasını söyleyince şaşırdı. Yetiştiremem dediğinde öfkelendim. Yetiştiremediklerini adamlara aldır dedikten sonra telefonu kapattım. Öykü'nün daha ne sevdiğini bile bilmiyordum. Normal konuşamamıştık ki? Onun sevdiklerini bilmeden seviyordum onu.. Yemeğini yemesi için eve gitmedim. Eğer ben yanında olsaydım belki yemezdi.Onu şimdiden çok özlemiştim. Sonrasında uyumasını bekledim. Şimdi ise eve gidiyordum.
Evin önüne gelince arabadan indim. Hızla eve doğru ilerledim. İçeri girince gözüme ilk çarpan şey açık olan televizyon oldu. Karşısında ki koltukta uyuyan Öykü 'yü görünce gülümsedim. Yanına gittikten sonra televizyonu kapattım. Kucağıma Öykü' yü aldıktan sonra odaya çıkardım. Yatağın üzerine yavaşça bıraktıktan sonra dolaptan aldığım pikeyi üzerine örttüm. Alnına küçük bir öpücük kondurdum. Yanına uzandıktan sonra Öykü'yü kendime çektim. Kollarımı beline sardıktan sonra saçlarını öptüm ve kokusunu içime çektim.
"Aklımı başımdan alıyorsun Öykü!! Kalbimi hızlandırıyorsun.!! Aklım sende kalsın, kalbini bana versen?"
Fısıldadığımda Öykü uyanır gibi oldu.
"Uras!!"kollarımın arasından çıkmaya çalışınca bu izin vermedim. Sonra onun kulağını şunları fısıldadım.
"Şşş benim Öykü. Ne olur izin ver kokundaki huzurla uykuya dalmak istiyorum.."
Umarım beğenirsiniz ☺️
OYLAMAYI UNUTMAYALIM ☺️