Keyifli Okumalar...
Hifa'dan
Bukre'yle birlikte iki tane daha tabak ve kahve hazırlayıp içeriye geçtik. Yaptığımız şeyleri yerken bir yandan da özlem gideriyorduk. Utançla Sude'ye baktım.
" Sude seninle biraz daha tanışabilir miyiz?" Aklımda Meriç'in söyledikleri yankılandı bir anda, yutkundum.
" Yani abin biraz anlatmıştı ama pek detay veren birisi değil biliyorsun." Sude güldü ve başını salladı.
" Bilmez miyim, abimin de senin hakkında pek detay verdiği sayılmaz. Sadece, sana gerçekten aşık olduğunu hissettim." Hiç tanışmadığım bir adamın bana bu kadar aşık olduğunu hissettirmesi çok garipti. Keşke bende böyle aşık olduğunu hissedebilseydim, zira hissettirdiği tek şey nefretti.
" Biraz sevgiye ihtiyacı vardı. Kalbinde ki karanlıktan çıkarmak yerine, içeriye biraz ışık gerekiyordu. Hayatına ışık olup, sevgimle merhem oldum yaralarına." Bunları öylece söyleyebilmek beni fazlasıyla utandırmıştı. Kelimeler bir anda kendiliğinden çıkmıştı ağzımdan, veya kalbimden. Yutkundum ve bana şaşkınlıkla bakan gözlerle karşılaştım.
" Vay canına bu harikaydı Hifa, ona karşı bu kadar iyimser olman büyüleyici. Meriç'i kendine nasıl aşık ettiğin belli, eğer sana aşık olmasaydı garipserdim" Zümra elini çenesine destek yapmış hayranlıkla bana bakıyordu. Bazen keşke çenemi tutabilsem diye düşündüğüm çok zaman oluyordu. Meriç'in bana aşık olmadığını bağırarak söylemek istiyordum. Böyle güzel rol yapabildiği için herkesi kandırmış olmasını bir yana bırakmıştım, bende insanları kandırıyordum.
" Kalpleri ısındıran Allah'tır. Asla sevgiyi tadamayacağını, sevgiden tamemen yoksun olduğunu düşündüğümüz insanların içinde kocaman bir sevgi vardır. Hepsi içindeki sevgiyi çıkaracak insanı bekliyor o kadar." Hala konuşuyor muydum ben? Kalbimin bir süreliğine susması gerekiyordu artık. Sude ve Zümra sesli bir şekilde gülüp, beni daha da fazla utandırmışlardı.
" Birileri bugün ne kadar da güzel konuşuyor ya. Gerçekten mükemmel bir çiftsiniz, size öyle çok imreniyorum ki." Bende bize çok imrenmeyi isterdim, ne yazık ki imreneceğim çiftin birbiriyle hiç vakit geçirmemesi dışında bir sorun yoktu. Tabii kızın oğlanı tanımıyor oluşu da bir başka sebepti.
" Hadi bizi bırakalım artık kızlar, sizler konuşun biraz da. " Pastama bir çatal daha batırıp ağzıma attım ve kızlara baktım. Aynı şekilde hepsi de bana bakıyordu, tek kaşımı kaldırdım.
" Kızlar ciddi olamazsınız, anlatacak bir şeyleriniz illa ki vardır. Hadi ama ya, kız kızayız ne olacak. " Bukre derin bir nefes aldı, elinde ki çatalı tabağa bıraktı ve ellerini birleştirdi. Ciddi olmaya çalışma halleri epey komikti ve buna kahkaha atmamak için çabalamıştım. Bu ambiyansı bozarsam anlatmayacağını biliyordum.
" Aynı sınıftan arkadaşım olan kızın ikizi bana aşık. Adı Selim. " Bukre ve Zümra göz göze gelince kaşlarımı çattım. Sude de aynı şekilde Bukre ve Zümra'ya bakıyordu.
" Bunu bana anlattığın turuncu saçlı çocuk mu Bukre." Söylediğim şeyle irkildi ve gözlerini bana çevirdi. Başını salladı ve elleriyle oynamaya başladı.
" Onun benim için uğraşıyor olması o kadar sinirimi bozuyor ki, üstelik ikizi en yakın arkadaşım ve sürekli Selim hakkında bir şeyler anlatıyor. " İçimden bir ses Bukre'nin bana anlatmadığı şeyleri olduğunu söylüyordu.
" Neden ona ılımlı bakmaya çalışmıyorsun, senin için o kadar uğraşırken. " Sude'ye katıldığımı belli etmek adına başımı salladım.
" Selim'i sevmiyorum, gerçekten ona karşı ılımlı olmayı deniyorum ama bir türlü ona o gözle bakamıyorum. Benim için uğraşıyor olması beni kötü hissettiriyor, sonunda onu üzecek bir şeyler olacakmış gibi hissediyorum." Bukre elleriyle yüzünü kapattı ve kafasını arkaya doğru atıp garip bir ses çıkardı.
" Kalbin başkasına aittir belki." Bukre'nin yavaş çekimde kafasını öne doğru getirip ellerini yüzünden çekmesini izledim. Surat ifadesi fazlasıyla komikti.
" Yok öyle bir şey!" Gözlerimi kıstım.
" Kesinlikle var böyle bir şey, şu suratını görmeliydin. İyi bir yalancı değilsin Bukre. " Bukre göz devirdi ve omuz silkti.
" Yalan söylemiyorum, öyle bir şey yok." Başımı salladım.
" Tabii tabii kesin yoktur, neyse çıkar yakında kokusu." Sonunda Bukre'yi sıkıştırmayı bırakmıştım.
Akşama kadar sohbet etmiş ve zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştık. Curcuna ve kahkahalı bir şekilde akşam yemeğini hazırlayıp afiyetle yedik. Sevdiğin insanlarla olduğunda zaman çok daha hızlı geçiyordu kesinlikle. O kadar çok sohbet etmiştik ki, birisi bir konuyla başlamıştı ve bu sayede konu su gibi akıp gitmişti. Sürekli bir konudan diğerine atlıyorduk ve bunu yaparken asla kafamız karışmıyordu. Herkes aklına ne geldiyse onu anlatıyor, diğerleri de heyecanla dinleyip yorum yapıyordu. Bir kez daha kızların sohbet etme şeklinin ne kadar karışık olduğunu anlamıştım. Saat iyice geç olduğunda Bukre kalkıp çarşaf ve yastık getirdi.
" Hadi iki koltuğu birleştirelim yardım edin." İki işi bir koltuğu, diğer iki kişi de diğer koltuğu iterek ortada birleştirdik. Bukre çarşafları serdi ve hepimize birer tane yastık verdi.
" Gidip pijamalarınızı giyin, bende yiyecek bir şeyler hazırlayacağım. Film gecesi yapacağız." Biz pijamalarımızı giyinmeye kalkmışken Bukre de mutfağa doğru gitmişti. Hepimiz pijama gecesine hazırlanmış, Bukre'ye yardıma etmek için mutfağa gelmiştik. Bukre tabaklara dondurma koyarken, ocakta da mısır patlıyordu.
" Biriniz mısıra bakabilir mi lütfen?" Ocaktaki mısıra doğru yaklaştım, tencereden ses gelmediğinde mısırların hepsinin patladığından emin olmuştum. Patlayan mısırları tabaklara paylaştırdım ve içeriye götürdüm. Bukre içecekleri koyarken, Zümra da dondurmaları getiyordu. Herkes yiyeceklerini yanına alıp iyice yerleşti. Bukre televizyonun önünde durup kötü bir şekilde gülmeye başladı.
" Korku filmi izleyeceğiz kızlar, hazır olun." Ben korku filmlerini sevdiğim için buna fazlasıyla sevinmiştim. Benim aksime Zümra ve Sude pek sevinmiş gibi görünmüyorlardı. Bukre onları umursamadan filmi açtı. Odada sadece televizyonun ışığı vardı, Bukre ambiyansı bozmamak için ışığı açmamıştı. Televizyonun ışığıyla bir şeyler yemeye ve filmi izlemeye çalışıyorduk. Ben dikkatle filmi izlerken, kızlar temkinle bakıyorlardı.
Biten filmin sonunda hepimiz esniyorduk. Korkunçluktan çok gerilim dolu bir filmdi. Zümra ve Sude de korkmamıştı bu yüzden. Yediklerimizi hızlıca toplarladıktan sonra yatakları sermeye koyulmuştuk. Bukre'nin kullanmadığı boş bir odası vardı, oda sadece minderlerle döşeliydi. Hepimiz birlikte yatmaya karar verdiğimizden Bukre kendisine de çarşaf ve yastık getirmişti. Çok uykumuz olmasına rağmen hala sohbet etmeye devam ediyorduk, sürekli konuşacak yeni bir şeyler oluyordu. Bir süre sonra dayanamamış ve hepimiz uyuya kalmıştık. Sabah namazını kılmaya kalktığımızda hepimizin gözünden uyku akıyordu. Bir an önce namazımızı eda edip yatağa tekrar dönmek için can atıyorduk. Sude açık olsa da namazlarını kılıyordu ve kesinlikle bizim gibi kötü görünmüyordu.
" Bu güzelliğin sırrı nedir?" Sude gülümsedi.
" Ben sabah namazından sonra yatmıyorum, spor yoga falan yapıyorum. Ben alışkınım aslında, tabii gece bu kadar geç yatmaya alışık değilim ama idare edebiliyorum." Şaşkınlıkla Sude'ye baktım.
" Tekrar yatmayacak mısın? " Başını salladı.
" Yatacağım ama spor ve yoga yaptıktan sonra. Bu sefer çok fazla uykum var, bir saatlik dinlenebileceğim bir uyku uyumalıyım. Yoksa akşama kadar ruh gibi gezerim. " Sude bunları anlatırken ben hâla esniyordum.
" Sana kolay gelsin. " Namazımı kılar kılmaz yatağa tekrar yığılmıştım. Neredeyse uykuya dalıyordum ki Sude'nin neşeli sesi odayı doldurdu.
" Benimle birlikte sizde spor ve yoga yapmaz mısınız? " Tek gözümü açtım ve Sude'ye baktım, Zümra ve Bukre'nin de benden farkı yoktu. Sude fazlasıyla neşeli görünüyordu ama biz onun gibi değildik. Yapmak istediğimiz tek şey uyumaktı.
" Lütfen sadece bir saat sürecek, sonra hep birlikte tekrar uyuruz zaten. " Sude'yi kırmak istemediğim için ilk ben yerimden kalkmıştım. Bir saat idare edebileceğimi düşünüyordum. Kızlar da gülümsediler ve ayağa kalktılar.
" Burayı toplamamız gerekiyor, başka boş odamız yok. " El birliğiyle yataklarımızı topladık ve kendimize gelmeye çalışmak için tekrar yüzümüzü yıkadık. Tıpkı Sude gibi tayt ve askılı giyip Sude'nin yanında yerlerimizi aldık. Bu kadar geç yatıp sabah nasıl böyle dinç olabildiğini anlayamamıştım bir türlü.
" Spor yapmadan önce yoga yaparak hem ısınmış olacağız hemde rahatlamış olacağız." Sesindeki tını öyle yumuşaktı ki uykumu getiriyordu. Yapacağımız yoga hareketlerini anlatarak bize yaptırıyordu. Onun kadar iyi olmasak da bizde fena sayılmazdık. Yaptırdığı şeyler hepimizi epey rahatlatsa da gözlerimizi her kapattığımız anda hepimiz birkaç saniye uyku moduna geçiyorduk. Bu hallerimiz fazlasıyla komik olmaya başlamıştı, Sude de daha fazla dayanamadı ve spora geçmeye karar verdi.
" Bu hallerinize gülmektek odaklanamıyorum, en iyisi spora geçmek kalkın bakalım." Sıra spora geldiğinde her şeyin bu kadar zor olacağını tahmin etmemiştik. Bazı hareketler bizi epey zorlamıştı, yapmaya çalışırken türlü hareketlere girdiklerimizde kahkahalara boğuluyorduk. Bir saatin sonunda hepimiz hem rahatlamış hemde fazlasıyla yorgun hissediyorduk. Yapmak istediğim tek şey yerimden hiç kıpırdamadan uyumaktı. Bukre kendi yatak odasına giderken bende oturma odasında ki koltuklardan birine uzanmıştım. Zümra ve Sude birer yastık boş odada olan minderlere uzanmışlardı. Hepimiz yorgunluktan dolayı çabucak uyuya kalmıştık.
Kalktığımızda saat öğlen olmuştu, Sude bile kendisine inanamamıştı. Sadece bir saat uyku uyuyacağını düşünmüştüm, bense bu kadar çok uyuyacağımdan emindim. O kadar geç yatıp, birde sabahın köründe spor yaparsam kalkamayacağımı biliyordum. Vücudumun alışkın olmadığı bir şeydi bu. Geç kaldığımız kahvaltıyı hazırlamak için hepimiz mutfağa gelmiştik. Birimiz patatesleri soyarken birimiz doğramıştı. Bukre kahvaltılıkları çıkarken, Zümra da sofraya koyulacak şeyleri çıkarıyordu. Her şeyi kısa sürede halledip sofraya oturmuştuk. Sürekli kız kıza olmak bir süre sonra sıkıcı olabilir mi diye düşünmeden edemiyordum. Şuan hiçbir şekilde şikayetçi değildim ve sonsuza dek bu şekilde yaşayabilirmişim gibi hissettirmişti. Bol sohbetli bir kahvaltıdan sonra, namazlarımızı eda edip ev temizliğine kalkıştık. Herkes farklı bir işin ucundan tuttuğu için temizlik işini de çabucak bitirmiştik. Her yerin temiz olduğundan emin olduktan sonra, dinlenmek için birde kahve yapıp içmiştik. Saat ikindiye geldiği için kızlarla akşam yemeğine başlamaya karar vermiştik.
" Neden biraz oturmuyoruz." Sitem eden Zümra'ya güldüm.
" Az önce kahve içerken oturduk ya." Kaşları havalandı ve dudaklarını büzdü.
" Tamam tamam oturmayalım da akşam yemeğini de hazır edelim. Akşam bol bol oturacağız nasıl olsa." Başımı salladım.
" Aynen öyle, hem biz hep birlikte yapınca her şey çabucak halloluyor. " Sonunda göz kırpıp ayağa kalktım. Bukre arkamdan gelirken,
" Bu kız çok haklı konuşuyor, hadi bakalım akşama misafirimiz var kızlar. " Sude de Zümra'yla aynı fikirde olduğunu belli ederek,
" Evet abimler gelecek, gayet önemli misafirler. " dedi. Zümra ve Sude zorla mutfağa gelmişlerdi.
" Hadi ama kızlar, o yemeklerden bizde yiyeceğiz sonuçta. Sadece onlar için yapmıyoruz, kendimiz için de yapıyoruz." Sonunda bu fikrime katılmışlardı.
Yemekleri yapmaya bitirdiğimizde neredeyse akşam olmuştu. Sude özenle masayı düzenledi, yemekleri de güzelce masaya dizip masasının resmini çekti.
" Gerçekten harika görünüyor kızlar, ellerimize sağlık. " Biz yemek sofrasını izlerken, kapı zili çalmıştı.
Bukre kapıya giderken, bizde sıraya dizilmiştik. Egemen ve Meriç sofrayı görünce bize övgüler yağdırmaya başlamışlardı. Hepimiz gururla soframızı sunuyorduk. Hep birlikte oturduk ve sohbet eşliğinde güzel bir akşam yemeği yedik. Meriç'in gözlerini sürekli üstümde hissediyor, arada sırada göz göze geliyorduk. Bu gece gözlerinin o kadar da karanlık bakmadığını fark etmiştim. Bir ara ikimiz de gülümserken göz göze gelmiştik. Bir süre hiç çekinmeden gözlerimin içine baktı. Ne yapmaya çalıştığını bilmiyordum ama yaptığı şey beni mutlu etmişti. Farklı kişilikleri olan bir adamla evleniyormuş gibi hissetmiştim. Sürekli ruh hali değişiyor ve ne yapacağı belli olmuyordu. Neyse ki bu akşam gayet güler yüzlüydü.
Akşam yemeğinden sonra erkeklerin de yardımıyla sofrayı toplayıp oturma odasına geçtik. Getirdikleri tatlıyla çay içerken bir yandan da sohbet ediyorduk. Egemen küçükken yaptığımız yaramazlıkları Sude ve Meriç'e anlatıyordu.
" Beni bağlayıp birde bodruma kadar taşıyorlardı, tam bir eşkiyaydı bu kızlar. Nasıl yaptıklarını bile anlayamıyordum, uyanıyorum ve bir sandalyede ellerim kollarım bağlı." Egemen ne kadar kötü bakmaya çalışsa da beceremiyordu. O zaman sinir olduğu şeyler şimdi ona da çok komik geliyordu.
" Oyun oynuyorduk sadece. " Bukre'nin tepkisine şaşırmış bir şekilde gülümsedi Egemen.
" Zamanımdan çalıyordunuz, arkadaşlarımla vakit geçiremiyordum." Bukre de tıpkı Egemen gibi gülüp omuz silkti.
" Hadi tabu oynayalım." Ortaya attığım fikri herkes beğendiği için telefonuma tabu indirdim.
Meriç, Sude ve ben bir takım, Egemen, Zümra ve Bukre de bir takım olmuştu. İlk biz başlıyorduk ve anlatıcı bendim. Kelime gelindi, hiç bu kadar iyi bir zamana denk gelemezdi.
" Meriç ve ben en kısa zamanda ne yapacağız? " Sude heyecanla,
"Evleneceksiniz." Dedi.
" Ben ne olacağım peki?" Meriç hiç istifini bozmadan,
" Gelin." Dedi, gülümsedim ve bir sonraki kelimeye geçtim. Bu şekilde beş tane kelime bilmiştik. Birbirimize kelimeleri anlatırken fazlasıyla heyecanlanıyor, bazen yasaklı kelimelerden dolayı öylece bakıp kalıyorduk. Bukre ve Egemen sürekli birbirine laf sokmayı da ihmal etmiyordu. Zümra ikisinin arasında çıldıracak dereceye gelmişti. Anlatan da bilmeye çalışacak olan da olsalar Bukre ve Egemen birbirine laf sokmaktan vazgeçmiyordu. Hepimiz kahkahalara boğulmuştuk bu yüzden. Didişmekten dolayı bir türlü kelime bilememişlerdi. Zümra da bir süre sonra kendi hallerine bırakmış bize katılarak gülmeye başlamıştı. Yarışmanın sonunda bizim takım kazanmıştı. Sevinçle Sude'ye sarılmış sonrasında neredeyse Meriç'e sarılıyordum. Son anda kendimi durdurmuş ve sadece gülümsemiştim. O da bana sıcacık bir şekilde gülümsedi, gözlerinin içi bir anlığına parlamıştı. O an buna sebep olduğum için fazlasıyla mutlu olmuştum ve kalp atışlarım bir anda değişmişti.
Gecenin sonuna kadar çok iyi vakit geçirmiştim. Buraya geldiğimden beri çok fazla bilinmezlikle boğuşmuş olsam da, iki günümü bu şekilde geçirmek çok iyi hissettirmişti. Özlediğim insanlarla özlemimi gidermiş ve Meriç'e biraz daha alışmaya başlamıştım. Hâla aklımda fazlasıyla soru olsa da, bugün hiçbirini umuramamıştım. Daha öğrenecek çok fazla şeyim vardı, Meriç bunların hepsini eninde sonunda bana anlatmak zorunda kalacaktı. Sonsuza dek kaçmasına imkan yoktu.
Herkes evlerine gitmek için kalktığında, uğurlamak için Bukre ile bizde aşağıya inmiştik.
" Sözümü önemsediğin için teşekkür ederim. Ve bu gece için de teşekkür ederim, gerçekten çok iyi vakit geçirdim." Kolumdaki saate baktım ve gülümsedim.
" Biraz emrivaki oldu ama." Bir an yüzünün sinirle gerildiğini fark etmiştim, çabuk sinirleniyordu.
" Eğer beni koruyacağını inanıyorsam, dediklerini de yapmalıyım değil mi? Bu gece beni kırmayıp geldiğin için teşekkür ederim, bende çok iyi vakit geçirdim çok iy geldi. " Sesimi olabildiğince yumuşatmaya çalışmıştım. Tekrar eski haline döndü ve gülümsedi. Arabaya bindiğinde gitmeden önce sevinçle el salladım.