Kan Bağı, Ateş Kalp Sabah – Malikânenin Şafak Vakti Rafael, sedirde dinleniyordu. Yaraları yavaşça iyileşiyor ama bedeninden çok, ruhu yorgundu. Neva başucunda oturuyor, Rafael’in ellerini avuçlarının arasında tutuyordu. Yanlarında, sessizce duran küçük ama dimdik bir çocuk vardı: Leon. İki yaşında gibi görünüyordu hâlâ… ama bakışları bir yetişkinin ötesindeydi. Sessizliği, gözlerinin derinliği, sezgilerindeki olgunluk… Onu “çocuk” diye tanımlamayı artık imkânsız kılıyordu. Neva oğlunun gözlerine baktı. > “Seninle gurur duyuyorum,” dedi kısık ama net bir sesle. “Bizi korudun. Babanı kurtardın. Ama… sen iyi misin?” Leon, başını hafifçe salladı. Gözlerinde o tanıdık şey parladı: kontrol. > “İyiyim… Ama içimdeki hâlâ orada. O karanlık ses… şimdi sessiz ama… hâlâ fısıldıyo

