AMARE | 14

1030 Kelimeler
Bir süre daha öyle durduktan sonra marketten su ve birkaç şey daha alıp çıkmıştık. İçimden Ali'nin suratına tükürmek gelmişti ama yapmamıştım. Arabaya bindiğimde Poyraz poşetleri bagaja koyup sürücü koltuğuna bindi. "Mete ve Sinem iyi anlaştılar" dedi gülümseyerek. "Evet bence de, iyi oldu Sinem'i çağırman. Çok tatlı bir kız" dedim ben de. "Öyledir" arabayı çalıştırdığında dizlerimi kendime çekip şarkı açtım ve dışarıyı izlemeye başladım. "Bu seni aldatan şerefsiz değil mi?" Diye sorduğunda ona dönüp başımı salladım. Ağzında bir şeyler geveliyordu. Direksiyonu tutan elleri sıkılaşmıştı. "Salla gitsin ya" dedim umursamazca. "Mesaj atarsa haberim olsun Lalin" dediğinde tekrar başımı salladım. Beni rahatsız etmesini istemiyordum daha fazla, ederse de Poyraz hallederdi. Kampa geldiğimizde inip poşetleri aldık ve çadırlara yaklaştık. Mete ve Sinem kahkaha atıyorlardı. Gülümsedim bu hallerine, çok tatlı duruyorlardı. Poşetleri koyup sandalyelere oturduk. "Ali'yi gördüm.” dedim tiksinir bir şekilde. "Bir şey dedi mi?" Mete yüzünü buruşturarak konuştuğunda başımı salladım. "Hala ona döneceğimi zannediyor!” "Hala neyin dönmesinden bahsediyor bu?" dedi Mete sinirle. Ardından devam etti. "Ben şununla bir görüşsem iyi olacak.” "Gerek yok, hallettim ben" dedi Poyraz arkasına yaslanarak. Mete bana baktığında başımı salladım. O da gülümseyip birasından bir yudum aldı. "Ee Lalin, çok tanışamadık. Kaç yaşındasın?" Dedi Sinem gülümseyerek. "Yirmi bir yaşındayım, sen?" dedim tebessüm ederek. "Ben de yirmi bir yaşındayım. Okuyor musun?" "Evet, psikoloji okuyorum 9 Eylül'de" "Aa gerçekten mi? Ben de 9 Eylül'de mimarlık okuyorum" dediğinde gülümsedim. "Ben seni hiç görmedim" dedim dudak büzerek. "Valla ben de görmedim, okullar açılınca beraber oluruz artık" dedi şirince gülümseyerek. Başımı salladım ben de, güzel olabilirdi. Yaklaşık bir saat kadar sohbet etmiştik, neredeyse güneş doğacaktı ve benim aşırı uykum vardı. Ateş de sönmüştü zaten, donmuştum. Bir şeyler atıştırdıktan sonra sandalyeme kurulup dizlerimi kendime çektim. Göz kapaklarım ağırlaşmıştı. Mete ve Sinem hala sohbet ediyorlardı, ne vardı bu kadar konuşulacak anlamıyordum. Biz evliydik, evleneli bu kadar konuşmamıştık! Kimseyi takmadan kulaklıklarımı takıp iyice mayıştım oturduğum yerde. Poyraz da yanımda oturmuş telefonuyla ilgileniyordu. Ben de daha fazla direnmeyerek kapattım gözlerimi, kalkıp çadıra gitmeye bile üşeniyordum şu an. Donmuş bacaklarıma sıcak bir el değince irkilmiştim. "Benim, uyu sen." dedi Poyraz. Mırıldanarak bir şeyler dedim ama ne dediğimi ben de anlamamıştım. Beni kaldırdığında başımı göğsüne dayadım. "İyi uykular" dedi Sinem kıkırdayarak. Neye kıkırdamıştı anlamamıştım. Sallanmamdan Poyraz'ın çadıra yöneldiğini anlamıştım. Ama gözlerimi açacak gücü kendimde bulamıyordum ben de açmamıştım tabii… Çadıra girdiğimizde daha iyi hissetmiştim, dışarıdan bir tık daha sıcaktı. Poyraz beni dikkatle yatırdığında geri çekilip çadırın fermuranı kapattı. Hafifçe gözlerimi aralayıp elimi gözüme götürdüm ve ovuşturdum, deli gibi yanıyordu gözlerim. Poyraz bana döndüğünde uykulu bakışlarımı ona çevirdim. "Susadım" dedim mırıldanarak. Dudağı kıvrıldığında tebessüm ettim, çok güzel gülümsemişti. Çadırdan çıktı ve birkaç saniye sonra elinde koca bir bardakla geri döndü. Yanıma oturduğunda elini omzuma koyarak beni doğrulttu, kör olmuştum sanki, yarım yamalak bakıyordum etrafa. Elinde ki suyu alıp bir dikişte bitirdim, içim yanmıştı. Poyraz bardağı elimden alıp beni yatırdığında ellerimle kollarımı ovuşturdum, donuyordum. Bir de çadırlarımız ağaçların altındaydı, gölgede olacaktı yani. Güneş doğmaya başlamıştı, etraf loştu, deniz durgundu ve usulca dalgalarını kıyıya vuruyordu. Bu sesle uyumak harika olacaktı. Poyraz bardağı kenara koyduktan sonra kalın yumuş yumuş bir battaniye çıkardı ve üstüme örttü. Gülümseyip battaniyeye sıkıca sarıldım ve arkamı dönüp gözlerimi kapattım. Uykum kaçmadan uyumak istiyordum. Poyraz yanıma yatıp üstünü battaniyeyle kapattı ve ellerini belime dolayarak beni kendisine çekti. Arkamdan sarılıyordu, kokusu burnuma dolduğunda gülümsemeden edememiştim. Sıcacık kolları, onun kokusu, dalga sesi.. Öyle güzeldi ki. Sıkıca sarılmıştı bana, minik bedenim kolları arasında kaybolmuştu. Burnunu saçlarımda gezdirip ufak bir öpücük kondurduğunda elimi karnımın üstünde ki eline koydum. O da ellerimizi kenetledi. Burnu ensemde geziniyordu, huylanmıştım. Oraya da ufak bir öpücük bıraktığında kıkırdadım. "İyi uykular meleğim" dedi fısıldayarak. "İyi uykular" dedim mırıldanarak. Ve kendimi huzurla uykuya teslim ettim. Gözlerimi kırpıştırarak yerimde huzursuzca kıpırdandım, uyanmaktan nefret ediyorum. Üstümdeki battaniyeyi atarak derin bir nefes aldım. Arkamı dönüp baktığımda Poyraz hala uyuyordu. Dudakları büzüşmüştü, çok tatlı duruyordu. Kıkırdayarak ona döndüm ve parmağımı yüzüne bastırmaya başladım. "Otobüs, kamyon, taksi, jip, biip" diye burnunda uzunca tuttum. Ne yapıyordum acaba ben? Burnunu kırıştırıp hapşırdığında gülerek yattığım yerden kalktım. Üstümde sweat vardı ve dışarısı çok sıcaktı. Valizi açıp getirdiklerime baktım. Altıma kot bir şort, üstüme de sütlü kahve renginde kısa kollu çıkardım. Poyraz hala uyuyurdu, omuz silktim. Giyinsem bir şey olmazdı herhalde. Önüme dönüp sweatimi çıkardım sonra da ayağa kalkıp şortumu çıkardım. Elime tişörtümü alarak hızlıca giydikten sonra şortumu da giyip düğmesini kapattım. Tam tişörtü içime sokuyordum ki çadırdan bir hışırtı geldi, arkamı dönüp baktığımda Poyraz'ın elini arkasına atıp film izler gibi beni izlediğini fark ettim. "İnsan bir ses çıkarır!" dedim homurdanarak. "Seni sessizce izlemek çok eğlenceli" dedi sırıtarak. Omuz silkip tişörtümü içime soktum. Poyraz elini uzattığında kalkması için tutup çekecektim ki onun beni çekmesiyle üstüne düştüm. Eli belimi bulurken gözlerini irileşmiş gözlerime çevirdi. Korkmuştum bir anda çekince. "Sabah sabah seni böyle görmek çok güzel oldu" diye mırıldanarak biraz daha çekti kendine. Bir şey demeden gözlerine bakmaya devam ettim. Vücudunun sıcaklığı gevşetiyordu beni. "Günaydın öpücüğü?" Dediğinde gülümsedim. Uzanıp dudaklarına buse kondurdum. "Günaydın öpüşmesi?" Dediğinde kıkırdadım. Eli kalçama yavaşça inerken kalp atışım hızlanmaya başladı. Yeni uyandığı için gözleri kısık, saçları dağılmıştı. Yeni uyanmasına rağmen çok seksi görünüyordu açıkçası. Uzanıp dudaklarımızı birleştiğinde beklemeden karşılık vermeye başlamıştım. Alt dudağımı emerken eli kalçama inmiş, hafifçe okşamaya başlamıştı. Bacağıma inen eli bacaklarımı yana açtığında kucağında oturur bir pozisyona gelmiştim. Öpüşmemiz derinleşirken titrekçe bir nefes aldım ve ellerimi saçlarına götürdüm. Vücudum ısınıyor, ellerim titriyordu. Elleri kalçamı bulup kendine biraz daha çektiğinde ufak bir inleme kaçtı dudaklarımdan. Daha sert öpmeye başlamıştım istemeden. Dudağını ısırıp kendimi ona sürttüğümde Poyraz inleyerek kalçalarımı sıktı. “Lalin… Dursak ya?” Dediğinde geri çekilip hafifçe gülümsedim. Acı çeker gibi bakıyordu. Elini saçlarıma götürüp önüme düşen bir tutamı kulağımın arkasına sıkıştırdı. “Başlıyoruz, sonu gelmeyince canım acıyor” dediğinde dudaklarımı birbirine bastırdım. “Üzgünüm.” “Sorun değil, bu bile çok hoşuma gidiyor.” “Belki…” Devamını getiremeyip sustuğumda Poyraz burnuma dokunup gülümsedi. “Belki ne?” “Belki bir ara… İleri gidebiliriz, yani en azından demeyebiliriz” “Sen nasıl ve ne kadar istersen” dediğinde kocaman gülümsedim ve dudaklarına öpücük kondurup üstünden kalktım. Anlayışlı olmasını seviyordum. Arkamı dönüp ona baktığımda gözlerimiz birleşmişti. Aramızda garip bakışmalar geçiyordu. Belki bir çok anlamı vardı o bakışların bilmiyordum ama bu adam bana çok değişik şeyler hissettiriyordu. Çok değişik şeyler.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE