7. BÖLÜM

2305 Kelimeler
Umut okuldan çıktından sonra soluğu mahallede aldı. Bugün Savaş'ın babasının ölüm yıl dönümüydü. her sene olduğu gibi bu sene kendi sessizliğine çekilmişti. Annesi Zehra Hanım evde kendi başına yasını yaşarken, Savaş ocakbaşının arkasında kendisi için yaptırdığı kulübede geçirirdi gününü. Umut dükkandan içeri girdiğinde başını garsona çevirdi. Ali gelen kişi ile arka tarafı işaret etti başıyla. Umut arkaya açılan kapıdan geçip küçük kulübeye ilerlerken ayağının altında kurumuş dallar çatırdıyordu. ''Kendini yine dışarıya kapattı.''dedi bir ses. Başını gelen sese çevirdiğinde İlhan abinin tabureye oturup sigara içtiğini gördü. ''Her sene alışır artık dediğimiz nokta da daha çok yabancılaşıyor sanki bu acıya.'' dedi Umut. ''Her ölümün kendisine göre acısı vardır bu hayatta Umut. Anne ayrı, baba ayrı, kardeş ayrı, eş ayrı, evlat apayrı. Her insan ayrı yaşar acısını. Dört sene çok uzun bir zaman dilimi gibi gelir kulağa. Ancak dört sene bir ölümün acısına alışmak için çok kısa bir süre.'' Umut sağ tarafında oturan adama baktı. ''Onu nasıl teselli etmem gerektiğini bilmiyorum. Her sene yanında oluyorum ama elimden gelen hiçbir şey yok.'' İlhan elinde ki sigarayı söndürüp yanında ki çöp kutusuna attı. ayağa kalkıp Umut'a baktı. ''Ölüme teselli olunmaz. Sadece yanında durman onun için yeterli olacaktır. Biz erkeklerinde bazen güçsüz düştüğümüz zamanlarımız olur. Dinlenmemiz gerekir. Nefes almamız gerekir. Bunun içinde ihtiyacımız olan tek şey sevdiğimiz koynunda dinlenmektir. onun nefesini soluklamaktır.'' İçeriye giden kapıdan çıkarken son kez konuştu İlhan abi. ''Yanına git Umut. Onun şu an senin nefesine ihtiyacı var.'' Umut gözden kaybolan İlhan abinin arkasından bakmayı bırakıp küçük ahşap kulübeye doğru ilerlemeye başladı. İçeride ki plaktan yükselen Müzeyyen Senar'ın sesi ile kapı girişinde durdu Umut. Savaş bir elinde rakı kadehi, bir elini başına yaslamış gözlerini tek bir odak noktasına kilitleyerek babasının en çok sevdiği sanatçıyı dinliyordu. Müzeyyen Senar'ın Önder Bey'in gönlünde çok farklı bir noktaya sahip olduğunu bilir Savaş. Savaş'ı onun sesiyle büyütmüştü. Her sene olduğu gibi bu sene de babasının en sevdiği sanatçının, en sevdiği şarkısıyla anıyordu. ''Elbet bir gün buluşacağız'' diyordu Cumhuriyetin Divası. Bu şarkının yeri bambaşkaydı. Önder Bey ve Zehra Hanımın binbir zorluklarla mücadelesini anlatıyordu adeta. Umut auslucarkadan sarıldı sevdiği adama. boynuna kondurduğu öpücük sonrası derince soludu nefesini. Savaş'ın dediğinin nefesini solumaya ihtiyacı var belki ama Umut'un sevdiği adamın yaşadığını bilmeye kesinlikle ihtiyacı vardı. Onsuz bir hayat hiçbir zaman düşünememişti. Düşünmek bile istemezdi. Savaş Umut'u kucağına çekti. beline sarılıp başını boynuna, kokusunun kaynağına gömdü. ''Bu şarkı annemle babamın şarkısı. Sanki onlar için yazılmış. Onlar için okunmuş. Tüm ümitlerin tükendiği anda birleşmişti iki aşık. Başını kaldırıp Umut'un gözlerine baktı. ''Annemle babam kaçarak evlenmiş. Her ikisi de birbirine kan davasıyla körü körüne bağlı olan iki aşiretin çocukları. Kaçarak evleniyorlar önce. İstanbul'a bu şehre kaçıyorlar. sonra aileler buluyor. babamın hiçbir yerde çalışmasına izin vermiyorlar. aylarca eve bir ekmek parası girmeden yaşıyorlar. ne zaman ki annem artık hastalıktan yatağa düşüyor, babam babasının kapısını çalıyor. adamın tek şartı ayrılıp benim emrettiğim kişiyle evleneceksin. Babam başta en başta hayır diyerek karşı çıkmış, annemin babasına gitmiş. Kızın çok hasta yardım et diye. Kızımı boşa, onu iyileştiririm deyince tüm umutları tükenmiş. bir gece annemin daha da kötüleşmesiyle, annemin babasını aramış kabul demiş. onunla boşanacağım ama önce iyileştir onu. annemi hastaneye yatırmışlar. taburcu olana kadar babam başında beklemiş. Annem hastaneden taburcu olduğu gün babam hiç gelmemiş. Dedem annemi almış eve götürmüş. Durumu anlatınca annem kabul etmemiş. Önder beni terk etmez demiş. Her gün kapı ağzında babamı beklemiş ama bir hafta sonrasında anneme boşanma celbi gidince o an yemin etmiş. bir daha babamı beklemeyeceğine dair. Bir ay sonra annemle babam mahkeme salonunda karşılaşmışlar. ikisi de çökmüş bir şekilde uzaktan birbirlerine bakıyorlarmış. Hakim adalet tokmağını vurmuş ve şiddetli geçimsizlikten dolayı boşanmalarına karar verilmiştir demiş. Neyin şiddetli geçimsizliği bu. birbirini delicesine seven iki aşığın boşanmasına sebebiyet veren tek şiddet ailelerinden geliyordu. Aradan aylar geçmiş. Annemi başka bir adama vermişler babamı başka bir kadına. Birbirine sevdalı iki yürek tek iken, ayrılmış ellerin olmuş. Annem kederli, babam kederli. ikisi de yeni evlenecekleri kişileri ne seviyor nede istiyorlar. Ölüm düşünseler Allah korkusu var. Kaderin oyunu mu yoksa ailelerinin mi bilinmez ikisinin de evleneceği gün aynı gün. İki ayrı konakta iki ayrı düğün. birinde damat acı dolu, birinde gelin. Son gece, evlenmeden son bir gece annemle babam buluşmuşlar. İki aşık son kez buluşmuşlar. İkisi de uçurumun kenarında son kez sarıldılar birbirlerine. O zaman babamın anlatırdı yılların en lüks aracı olan BMV E34 M5 varmış.'' Savaş'ın yüzünde yorgun bir gülümseme oldu. ''Babam annemin gözlerine bakıp ''Ah ulan o arabanın dili olsa da konuşsa'' derdi. Annem babamın öyle demesiyle kızarırdı. Neyse işte onlar son kez buluşmuşlar. arabadan yükselen ses Müzeyyan Senar'ın sesiydi. ''Elbet bir gün buluşacağız Bu böyle yarım kalmayacak İkimizin de saçları ak Öyle durup bakışacağız'' Babam o zaman şöyle anlatırdı. Benim her gece severek öptüğüm, şefkatle okşadığım bu saçları şimdi el okşayacak. Gelinimi, başkasına gelin eden bu ellere lanet olsun. Bizi birbirimizden ayıranlara lanet olsun. ama en çok bana olsun güçlü duramayışıma. O gece öyle lanetli bir geceydi ki... Sondu, imkansızdı artık. yüreğime kızgın demirler saplıyorlardı adeta. boğazımdan kezzap döküyorlardı sanki. sevdiğim kadını sonsuza dek kaybedişime ağlıyordum. Amber kokusunu son kez içime çektim. Son kez gül dudaklarını öptüm. Elbet bir gün buluşacağız Bu böyle yarım kalmayacak Elbet bir gün buluşacağız Bu böyle yarım kalmayacak İkimizin de saçları ak Öyle durup bakışacağız İkimizin de saçları ak Öyle durup bakışacağız Belki bir deniz kenarında El ele mâziyi konuşacağız Benim içimde yanar ateş var Sevgilim, ne zaman buluşacağız Belki bir deniz kenarında El ele mâziyi konuşacağız Belki bir deniz kenarında El ele mâziyi konuşacağız Benim içimde yanar ateş var Sevgilim, ne zaman buluşacağız Benim içimde yanar ateş var Sevgilim, ne zaman buluşacağız Belki bir gemi güvertesinde Sen beni unutmuş, için kupkuru Benim gönlümde hâlâ o arzu Sevgilim, ne zaman kavuşacağız Belki bir gemi güvertesinde Sen beni unutmuş, için kupkuru Belki bir gemi güvertesinde Sen beni unutmuş, için kupkuru Benim gönlümde hâlâ o arzu Sevgilim, ne zaman kavuşacağız Benim gönlümde hâlâ o arzu Sevgilim, ne zaman kavuşacağız Sevgilim, ne zaman kavuşacağız Sevgilim, ne zaman kavuşacağız Sevgilim, ne zaman kavuşacağız Son kez bedenini bedenime kattım. bizim vedamız o mahkeme salonunda değil o uçurumun kenarında oldu. bir daha hiç sevemeyecekmiş gibi sevdim. bir daha hiç dokunmayacakmış gibi dokundum. Kendime kattım, onda dağıldım. O an ne nişanlı olduğumuz, kişileri ne de ailelerimizi düşündük. o arabada, o kısacık anda sadece kendimize ait kıldık birbirimizi. son kez, ilkmiş gibi ama son kez. İnsanın sevdiğinden ayrıldığı o an dank ediyor insana. sınıra gelip, her şeyin bittiği, kaybettiğini fark ettiğin anda. Belki yıllar sonra saçlarımızda aklar, bir deniz kenarında buluşacaktık. Belki de bu dünyada son buluşmamızdı ve kavuşmamız ahir dünyaya kalırdı. gece güne devrildi, ay yerini güneşe bıraktı. Ve ben anneni sonsuzluğa bıraktım. ikimiz yine aynı gün farklı masalarda nikah masasına oturduk. Onun yanında başka bir adam benim yanımda başka bir kadın. Yemin etmiştim. O kadının ne eli elime nede gözü gözüme değecekti. İkimizde evlendik. Yıllar geçti. Ne ben o kadına kocalık yaptım ne de o bana karılık. her gece kendi odama geçtim. kapımı kilitledim ve yattım. başımı yastığa her koyuşumda annen aklıma gelirdi. başımı sağa çevirir ve orada ki boşluğa dalardım. bir zamanlar koynumda yatırdığım kadınım, şimdi başka bir adamın koynunda yatıyordu. bir zamanlar nefesinde, koynunda dinlendiğim yerde başka bir adam yer alıyordu. o an silahı alıp kafama sıkasım geliyordu. sonra bir haber yayıldı. Zehra kısır diye. O an anladım bir zamanlar benim yerim olan o mabed ilelebet benim kalacaktı. Çünkü bilirdim ki Zehram hamile kalabiliyordu.'' Umut anlamamıştı. Savaş'ın anlattığı o dönemde Savaş henüz yoktu diye biliyordu. ''Annem evliliklerin ilk yıllarında üç aylık hamile iken düşük yapmış. Annemin adı kısıra çıkınca ve ortalıkta kuma kelimesi dolaşırken dedem seçenek sunmuş, ister boşan gel benimle yaşa, istersen burada. Annemin canına minnet tabi o adamdan hemen boşanıp babasının evine geri dönmüş. bilmiyorum neden ama o zamanlar annemin anlattığına göre dedem verdiği kararlardan pişman olmuş. Annem eski annem değil, evin içerisinde dolaşan cansız bir beden sanki. sessiz, soluk, hastalıklı bir beden. O dönem, babamın evli olduğu kadın hamile olduğunu söylemiş. babam kendisinden olmadığına kesin emin ama gel gör ki bu haber çoktan annemin kulağına gitmiş. sevdiği adamın bir bebeği olacak. başka bir kadından bir bebeği. belki sevdiği adama benzeyen bir erkek çocuk yada annesine benzeyen bir kız çocuğu. hayaller kurduğu evliliğinde kendisinin yaşayamadığı mutluluğu başka bir kadının yaşıyor olması annemi yataklara düşürmüş. artık odasından dışarı adımını atmıyor. Yemek yemiyor hale gelmiş. Allah'ın verdiği acan kıymaktan korkan kadının aklında tek bir düşünce yer almaya başlamış. Onların buluşması ahirete kalacaktı. Babamların evinde ise kızılca kıyamet. Tabi o zaman Türkiye de DNA testi yok. Babam kabullenmemiş, babamın babası ise kabul edeceksin yoksa adımız çıkacak demiş. Gel zaman git zaman kadın hamileliğinin sekizinci ayında doğumu gerçekleştiriyor. Bebek erkek. O gün bebeğin doğduğu gün annem ilk defa dışarı çıkmış. Kardeşinin eline bir not vermiş önce. aylar sonra tekrardan duymuş sesini ev ahalisi. Dedem pişmanlıktan kavuluyor. kızına bir damla hayat vermek istiyor ama elinden gelen hiçbir şey yok. kendi eseriydi karşısında ki. Allahın emanetine hıyanet etmiş bir kuldu. kardeşinin eline tutuşturduğu kağıt ile ''Bunu Önderime ver.''demiş ve o uçurumun kenarına sevdiği adamla vedalaştığı o noktaya gitmiş. uçurumun kenarında usulca izliyor Fırat nehrini. . Babam hastahanede kendisinden olmayan bebeğin doğumu için beklerken dayımı görüyor. Elinde ki kağıdı uzatıp ''Bunu ablam gönderdi.''diyor.'' Umut sevdiğinin saçlarını okşarken merak duygusunu yenemiyordu. Böylesine bir derin sevdaya, öylesine bir acı maziye sahip olduklarını bilmiyordu Umut. ''Ne yazıyordu o kağıtta?'' ''Bu dünyada ben sana hiç ihanet etmedim. Sana kızgın değilim sevdiğim. Mutlu ol. Karınla, oğlunla mutlu ol. Bizim buluşmamız ahir dünyaya kaldı.'' biliyor musun o kağıt halen daha durur, babamın eşyalarının bulunduğu kutuda. O an babam yerinden fırladı. hiçbir zaman hissetmediği bir korku yüreğini sarmış. Ölüm Umut. Ölüm bu dünyada ki tek gerçek ayrılık. Annem uçurumun kenarında birazdan kavuşacağı Fırat'ın azgın sularını izlerken, arkadan gelen bir araba sesiyle dönmüş annem arkasını. Babam arkasından ona bakıyor. Yıllar sonra aynı noktada tekrar buluşmuşlar ama bu sefer kavuşmak için değil ayrılmak için. En arkada annemin ailesi. Babamın anneme bir adım atması ile annem kendisini Fırat'ın kollarına bırakmış. Annemin derdi ki, o kolların artık beni sarmasına izin veremezdim. O bedenin bana dokunmasına izin veremezdim. Orada ki izlerim silinmişti. Başkasının izlerini taşıyan o beden artık benim için çok uzakta. Babam için ise o anı anlatamazdı. Gözleri dolar ve ölüme koşan annemin gözlerinin içine bakarak ağlardı. O an hiç düşünmeden babam annemin peşinden atlamış. Dedem arama kurtarma ekibi çağırmış. Babam annemi yakalamış yakalamasına ama annemden tek bir kıpırtı bile alamamış. bir yandan annemi tutuyor, bir yandan Fırat'ın sularıyla savaşıyor. En sonunda babam anneme sıkı sıkıya sarılmış baygın bir halde bulunurken, annemin kolları iki yanda savrulurken bulunmuş. Annem dediğini yapmış, izlerinin silindiği o bedene hiç dokunmamış. Sonrası ise hastane yolu ve gerçeklerin ortaya dökülmesi ile sonuçlanmış. Babam anneme göre daha erken taburcu olmuş. babamın eşi aynı hastahanede yatarken, babam annemin odasının kapısından bir dakika bile ayrılmamış. Annem hastahaneden taburcu olmuş, annem babamın yüzüne dahi bakmamış. Babam dil dökmüş kapısında yatmış ben sana ihanet etmedim diye ama annem nuh demiş peygamber dememiş. babamın babası ise evine karısının yanına dönmesi gerektiğini söylemiş. dedem için önemli olan tek şey soyadı.'' Savaş başını iki yana salladı. ''Ne kadar bağnazca bir hareket. O dönem yurt dışında yaptırılan DNA testini yaptırmış sonucun negatif olduğunu görmesi ile boşanma davası açmış. Zaten milletin dilinde yine bir dedikodu dolanmaya başlamış. Aslında babamın eşi, o dönem şehir dışından gelen bir iş adamından hamile kalmış. Babamlar bu adamla iş anlaşması yapmış, evlerinde ağırlamış, misafir ettikleri adamdan bir başkası değil. Adam evli, kadın da evli olunca bir problem görmemiş hamile kalmasında. Gerçekler ortaya dökülünce namus davasına kadını ölüdürüp, bebeği ise biyolojik babası alıp eşiyle beraber bakacaklarmış.'' Umut hayretle başını iki yana sallamış. ''Böyle şeylerin sadece filmlerde olduğunu düşünürdüm. Annenle babanın gerçekten büyük bir aşka ev sahipliği yaptıklarını bilirdim, görürdüm bunu gözlerinde ama böylesine acı dolu bir geçmiş hiç tahmin bile edememiştim.'' Savaş biten kadehini doldurup yudumladı. ''Ben birbirini çok seven iki insanın meyvesiyim. Biliyor musun her çocuk anne babası için iyi ki der biliyorum ama ben birbirini böylesine bir aşkla seven iki insanın evladı olmaktan gurur duyuyorum Umut.'' ''Sonra ne oldu peki?''diye sordu Umut. ''Sonra babam kadına kaçması için yardım etmiş. bir insanın öldürülmesine göz yummamış. Zor olmuş ama oğluyla beraber kaçmasına yardım etmiş boşandıktan sonra. sonrasında babam, kendi ailesini der edip annemin kapısına dayanmış. Gündüz gecelere, geceler gündüze devrilmiş. Günler, haftaya, haftalar aylara devrilmiş. Annem babamı tam üç ay boyunca peşinden koşturmuş. tabi her şey açığa çıkınca annemde gün geçtikçe iyileşmiş. dışarı çıkmış, gezmiş, dolaşmış. her gezmesinde babam kuyruk gibi annemin peşi sıra dolaşmış. Dedem ise artık ses etmemiş. Kızının, babamı affetmesini beklemiş. Ve bir gece bardaktan boşanırcasına yağmur yağarken annem konağın kapısını açmış. babam yağmurdan mı, aşkından mı bilinmez sırılsıklam annemin önünde diz çökmüş. ''Evlen benimle!'' demiş. Tüm ev ahalisi dahil annemin vereceği cevabımı beklemiş. Annem başını sallamış ve ''Seninle evlenirim demiş.'' Sonrası ise mutluluk. Annem iki kez oturduğu o nikah masasına yine oturuyordu. Bu sefer mutluluktan. Her iki ailede artık inatlarından vazgeçerek evlatlarının yanında durmuş. Annemle babam kendisine acı veren o şehirde daha fazla kalamayıp bu şehre, Barış Mahallesine taşınmışlar. Bir sene sonra ise ben doğmuşum zaten. yıllar boyunca evimizden mutsuzluğun esamesi bile okunmazken, ölümün kapımızı çalması ile mutsuzluk baş köşemize oturdu.'' Savaş gözlerinden süzülen yaşlarla Umut'a sarıldı. ''Ben babamı çok özlüyorum Umut. Bu acıya alışmam gereken yerde ona olan özlemim daha da artıyor. içimde ki bu ızdıraba son veremiyorum.'' Umut sevdiğine sıkıca sarıldı. Ona teselli edecek, acısını geçirecek sözler edemezdi ama yanında olduğunu hissettirebilirdi. içinde ki ateşin, gözyaşları ile sönmesini bekledi. ateş küle döndü, göz yaşları dindi. yeşillere ev sahipliği yapan kızıllara dokundu usulca. Saaş gözlerini kapatıp sevdiği kadının dokunuşunu hissetti. her bir dokunuşta içinde ki yalnızlığın biraz daha kapandığını hissetti. '' Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber... Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?'' demiş Necip Fazıl Kısakürek. Ölüm bir köprüdür. Dostu dosta kavuşturur. Bir gün hepimiz bu yalan dünyadan göçeceğiz. Ve ahir dünyada buluşacağız. O zamana kadar Allah'ın verdiği sınavdan başarı ile çıkmamız için savaşmamız gerekiyor.'' deyip elinde ki kadehi alıp masaya bıraktı. ''Annenin yanına git. Senin ona, onun ise sadece sana ihtiyacı var sevgilim.''deyip dudağının kenarına küçük bir öpücük kondurdu. K.S.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE