19.BÖLÜM SIYRILMA

2372 Kelimeler
Ruhsar Çağlayan olarak her işte olduğu gibi bu işten de sıyrılmanın bir yolunu bulmuştum. Netice de ben bu işlerin kadınıydım kimse benden iyi plan yapamazdı. Her şeyimi önceden hazırlamıştım hatta aylar öncesindendir bunu planlıyorum desem yeridir. Uraza öldüğü yerde hiç dokunmamıştım yukarı kata çıktığımda banyoya girip önceden hazırladığım ilk yardım çantasını almıştım. Aşağıya indiğimde sofrayı devirdim ortalığa bir güzel boğuşma süsü verdim ve silahı gelişi güzel yere attım. İlk yardım kutusunu açıp bir serum aldım ve damar yolumdan becerip taktım elimi sıkmaya başlarken yarım saat içinde bir torba kan doldurmuştum kan tamamen bana ait olmalıydı ki bu işte benim bir parmağım olmadığı kesinleşsin. Dolan kan torbasından birazcık avucuma kan döktüğümde gelişi güzel duvara doğru fırlattım sanki kafama bir darbe almışım da kanı duvara fırlamışçasına bir izlenim vermişti. Kalan kanı yere döküp iyice yaydığımda ellerimle kanın üzerine basıp tek tek parmak izlerimi çıkardım ve kanlı ellerimi yerdeki sehpaya koydum. Bir şekilde darbe alıp buraya düşüp kan kaybettikten sonra sehpaya tutunup kanlı ellerimle kalktım izlenimi. Ve bana güzel bir silah gerekiyordu evet. Sehpada duran kalın küçük vazoyu elime aldığımda gözlerimi yumup dişlerimi sıktım ve içimden üçe kadar saymaya başladım. Bir. İki.. Üç… Vazoyu kafamın belirli bir noktasına sertçe indirdiğimde kafamın yarılmasına sebep olacak bir yara oluşturduğuma emin oldum ve kanlanan vazoyu bir kenara gelişi güzel bıraktım. Tekrar hızlıca yukarıya çıktığımda orada bıraktığım çantama yönelecektim ki önce banyoya girip kanlı ellerimi yıkadım ve saçlarımı yolmaya başladım yolduğum saçlarımı peçetenin üzerine bıraktım onlar bana lazım olacaktı. Aynada kendime bakıp suratıma sert bir tokat patlattığımda dudağım patlamıştı. Eğer bir boğuşma yaratmak istiyorsam bunun delilleri gerçekçi olmalıydı şimdilik bunlarla yetinecektim. Tek tek kolumu karnımı sıkıp morarttığımda dayak yemiş izlenimi bırakmaya çalışıyordum tamamen hallettiğimde kendime pansuman yaptım. Kafamdaki yarığın ciddi bir şey olmadığını fark ettiğimde çantadaki saç boyasını aldım. Saç açıcısını saçlarıma sürdüğümde simsiyah saçlarım bir nebze olsun açılmıştı ama kafamdaki yarık yanmıştı. Bunu umursamadan saçlarımı yıkadığımda açık kumral bir saç boyası sürdüm saçlarımı güzel bir tonda yıkadığımda hızlıda kuruttum ve üzerimdeki kanlı kıyafetleri çıkartıp çantaya tıkıştırdığım kapşonlu ve pantolonu çıkartıp giydim. Saçlarımı atkuyruğu yapıp topladığımda aynada kendime baktım kaçmış kurtulmuş süikastı yapanı bulmak için gizlenen intikam isteyen Urazın karısı Ruhsar izlenimi bırakıyordum. Eski kıyafetlerimi sırt çantama tıktığımda buraya gelmeden önce kasadan aldığım dolarlarda göz gezdirdim bunlar beni eperce idare ederdi. Çantamda ek bir silah daha vardı bunu da kendimi korumak için kullanacaktım ve motor anahtarı buda evin az ilerisinde ki ağaçlıkta gizlenen motora aitti. Çantamdan lens aldığımda aynaya yaklaşıp gözlerime mavi lensi taktım ve yine çantamdan aldığım şapkayı kafama geçirdim. Elime eldivenleri takıp güzelce banyoyu temizlediğimde sırt çantamı aldım ve koşar adım aşağıya indim. Cep telefonumu salona gelişi güzel fırlatıp attığımda kırmıştım. Ortalığı öylece bırakıp eldivenli ellerimle kapıyı açtığımda evden çıktım ve ağaçlık alana koşturdum. Biraz ilerisinde motora bindiğimde anahtarla motoru çalıştırdım ve sürmeye başladım kısa sürede uzaklaştığımda ana yola çıkmıştım hızlı bir şekilde ortalığı terk ederken İstanbuldan çıkıp Tekirdağ yakınlarında ucuz bir pansiyona sahte kimlikle giriş yapmıştım. Birkaç gün ortalıktan kaybolma fikri akıllardaki her şeyi soru işaretine bağlayacaktı. Buradan birkaç gün içinde çıktığımda kocasının katilini öldürüp dönmüş biri olarak herkesin gözünde kahraman olacaktım. Oynadığım oyun bu yüzden önemliydi Urazı başkası öldürmüş gibi davranıyordum çünkü bir sebebim vardı. Kan davanı kanından olmayan birine aldırırsan senden dava güdemezler bende bu yüzden kanımı başkası almış gibi davranıyordum. Ailemin başına başka bir bela açmak istemediğim içindi bu çabam.  Pansiyona girdiğimde çantamı gelişi güzel atıp yatağa uzandım. Kafamdaki yarık acısa da umursamamaya çalıştım ve karnımı sevdim. “Annenin oyuncu olması gerekirmiş bir tanem inşallah benim yaptığım bu psikopatlıklar sana da geçmez de.”diye sızlandım. Benden çıkacak çocuk da bana benzerse yemin ederim çekeceğim vardı. “Sen sakın bana benzeme bak böyle uysal şirin güzel sakin bir çocuk al annen bir eşkıya daha dünyaya getirmek istemiyor.” Kafamı yastığa yasladığımda gözlerimi yumdum birkaç dakika sonra uykuya daldığımda kendimi hiç olmadığım kadar rahat hissetmiştim. Sabah gözlerimi araladığımda hızlıca eşyalarımı toparlayıp pansiyon ücretini ödeyip ayrılmıştım. Bir cafeden tost ve meyve suyu aldıktan sonra tıkınıp motora bindim ve bir başka pansiyonun yolunu tuttum. Sürekli yer değiştirme sebebim de kolay kolay yakalanmamaktı başka ücra bir pansiyon bulduğumda sahte kimlikle kayıt yaptırıp odaya geçmiştim. Sırt çantamdan eski tarz tuşlu bir telefon çıkardığımda kullan at hattı takıp Akın’ı aradım telefon üç çalıştan sonra açılmıştı. “Ne var lan ne?”diye telefonu açtığında göz devirdim. “Benim Ruhsar.”dediğimde ses kesilmişti. “Ruhsar deli misin kızım sen? Her yerde deli gibi seni arıyoruz öldün sandık gerizekalı Urazı öldürmüşler evdeki kan senin çıktı neler oluyor?”dediğinde sinirle soludum. “Bağırmadan konuş ve benimle konuştuğunu bir daha sakın belli etme.” “Tamam sende konuş.” “Abimi Uraz öldürmüş bunca zaman bunu çözmeye çalışıyordum istediğim bilgiyi elde ettiğimde güzel bir plan kurdum ve Urazı öldürdüm şuan kimse bu olayı benden bilmesin diye çabalıyorum.” “Oyun kuruyorsun yani aferim lan sana aileden biri daha zeki çıktı en sonunda sende İlyas gibi olaydın var ya vururdum seni.”dediğinde hafifçe güldüm. “Ben muhtemelen yarın falan ortaya çıkarım o zamana kadar herkesle beni ara bilmiyormuş gibi davran rol kes yani. Neyse ben seni Yare ve Aras için aramıştım ne oldu testin sonucu vs falan?” “Test pozitif çıktı Yare bugün Arasa ilik verecek yengem Efsunun burada olduğundan haberdar değil hala dönörü şimdilik alelade biri zannediyor.” “Öyle zannetmeye de devam etsin Akın zaten ruh hali iyi değil iyice kafayı yer.”dediğimde bana hak vermişti. “Aynen öyle neyse görüşürüz o halde çok uzatma ama babaannemin yüreğine inmek üzere.”dediğinde sırıttım. “Bir şey olmaz ona eski toprak o.”vedalaşıp telefonları kapattığımızda yatağa kurulup akşama kadar televizyon izlemiştim. Küçücük pansiyonda canım sıkılırken aklıma bir şey gelmişti bir aralar buraya kaçan bize yanlış yapan bir adam vardı onun işini görüp geri gidebilirdim. Pansiyondan çıkıp bir araba kiraladığımda kullan at hattıyla Mayayı arayıp bana o adamı bulmasını istemiştim. Adamı kısa sürede bir eğlence merkezini kapattırmış alem yaparken buldurmuştu adamı. Onun kapattığı merkeze geldiğimde arabadan inip şapkamı taktım ve silahımı alıp direk mekanın önündeki iki korumayı indirmiştim. İçeriye girdiğimde hızlıca üzerime gelen adamları tek tek indirmeye başlamıştım sütunun arkasına geçtiğimde ortalık büyük karışmıştı. Takla atarak yerde yuvarlanıp diğer sütunun ardına geçtiğimde uzanıp adamı vurmuştum. Hep dizilerde mi şov yapacaklardı biraz da ben şov yapayım. Tek tek adamları indirdiğimde o İshakın yanına ilerledim silahı kafasına diktim. “Şişşt İshak naber lan özledin mi beni?”dediğimde şaşkınlıkla baktı. “Hanım abla senin burada ne işin var yani sen benim gibi birini vurmak için kalkıp tee buraya gelmezsin.”diye kendince şaşırdığında haklıydı ben bunun gibi beş para etmez insanlar yüzünden buraya kadar gelmezdim. “Ya aslında gelmezdim doğru ama yolum buraya düştü canım da sıkılmıştı dedim ki o kadar gelmişim bir İshakı bulup vurayım da can sıkıntım geçsin.”dediğimde korkudan titremişti. “Hanım abla yapma ben ettim sen etme.”bu adam zamanında İlyası dolandırmış hepimizi feci rezil etmişti ilk başta baya peşinde koşmuşlardı ama sonra başka dişli bir düşman çıktığında mecbur bunun peşini bırakmışlardı. “Sus lan senin yüzünden zaten hepimiz rezil rüsva olduk koskoca Çağlayanları dolandırmak neyin kafasıydı Allah aşkına ya.” “Abla ya-“kafasına tek kurşun sıkmıştım daha fazla yalvarmasına dayanamayacaktım. Polis sirenlerini duyduğumda hızlıca mekandan çıktım ve arabaya binip eve dönüş yoluna sürmeye başladım. Birkaç saatlik bir yoldan sonra Akınlara geldiğimde evin ışıkları cami avlusu gibi yanıyordu. Arabalardan anladığım herkes buradaydı. Saçımı başımı dağıtıp arabanın içinde birkaç dakika ağlamaya başladığımda arabadan inip bitik bir tavırla eve ilerledim kapıyı çaldığımda kapıyı Safiye teyzem açmıştı. Beni gördüğünde gözleri kocaman olurken hafifçe bağırdı. “Ruhsar!”herkesin bakışları kapıya toplanırken bütün millet ayaklanırken beni içeriye almıştı o karmaşada babaannem bir yandan teyzem bir yandan diğerleri bir yandan derken resmen arada kaynamıştım. Olan biteni illa sorup soruşturacaklardı herkes benimle hasret giderip iyi olduğuma emin olduklarında sonra Akın beni odaya çıkartmıştı Urazın kardeşi Alazda geldiğinde olan biteni öğrenmeye çalışıyorlardı. “Neler oldu yenge konuşsana?”dedi Alaz. “Urazla aramız bozuktu düzeltmek istemiştim dağ evinde sürpriz hazırladım akşam yemek yemek için çağırdım. Sanırım birileri onu takip etmişti bizim yemeğimizin sürdüğü sırada bir adam girdi Urazı daha masadayken vurdu adamı tam hatırlayamıyorum çünkü gözümün önünde perde indi sanki aramızda bir boğuşma gerçekleşti kafama sert bir şeyle öyle bir vurdu ki görüşüm bozuldu. Sonra beni taşıdığını hissettim beni kuytu bir yerde ölüme terk etti. Gözlerimi açtığımda çok kan kaybetmiştim ne kadar olmuştu bilmiyorum o adamı soruşturdum biraz. Canım çok yanıyordu bebeğimin babası gözümün önünde öldürüldü o adamı bulmak istedim saçlarımı değiştirdim lens taktım o adamın peşine düştüm başka biriymişim gibi aramaya çalıştım ama fazla bir sonuç vermedi.”ellerim titrerken gözlerimden bir sürü yaş akmıştı. “Onu bulamadım.”diye titreyen sesimle konuştuğumda Alazında öfkeden ve hüzünden gözleri dolmuştu. “Tamam güzelim sakin ol.”beni kendine çeken Akın olmuştu kafamı göğsüne bastırdığında kulağıma fısıldadı. “Aferin sana zeki kız.”hafifçe sırıttığımda direk ifademi düzeltip hıçkırarak ağlamaya başlamıştım Akına sarıldığımda Alaz daha fazla bu ifadeye dayanamayacağı için odadan çıkmıştı. O odadan çıkar çıkmaz Akın benden ayrılmış bende gözlerimi silmiştim. “Ben bu işin ortaya çıkmaması için elimden geleni ardına koymayacağım merak etme ama senin şimdi ne yapacağını merak ediyorum sonuçta hamilesin?”dediğinde omuz silktim. “Sahte kimlik ve pasaportla yurt dışına çıkacağım yedi sülaleme kadar yetecek param var hesaplarımda bebeğimi orada sakin bir hayatta büyütmek istiyorum.”dediğimde anlayışla kafasını salladı. “İyi edersin zaten burada çocuk mocuk büyümez giderken şu Efsun ve Yareyi de kendinle birlikte götür.”kafamı salladım. “Tamam Akın sen uçak bileti sahte pasaport vs hallet.” “Tamam yarına elinde olur.” Odadan çıktığında boynumu esnettim ve banyoya ilerledim üzerimdekileri soyup yine aynanın karşısına dikildim ve neredeyse üç ayı devirecek karnımı izlemeye başladım hafif bir çıkıntı oluşmaya başlamıştı. Karnımı elimle severken gülümsedim ve fısıldadım. “Acaba cinsiyetin ne olacak?”diye sızlandığımda güldüm. “Sağlıklı ol ve manyak olma da başka bir şey istemem.”duşun suyunu açtığımda ılınmasını bekledim ılınan suyun altına girdiğimde güzel bir duş almıştım. Uzun uzun yıkanıp gevşediğimde havluya sarılıp çıktım ve odanın içindeki dolaba ilerledim dolaptan misafir pijaması aldığımda üzerime giydim en yakın zamanda yeni dolap düzmem gerekiyordu o evdeki hiçbir eşyamı geri istemiyordum. Muhtemelen yurt dışına yerleştiğimde kendime bir dolap düzerdim bir daha buradan oraya taşı yapamazdım. Abim Efsunları başıma kilitlediğinde göre anlaşılan birlikte yaşamamızı ve onlara göz kulak olmamı istiyordu pekala hayır demezdim en azından bebeğimi yalnız büyütmezdim. Yatağın yorganını kaldırdığımda altına girdim. İlik meselesini falan da artık Akınlar halletsin yorgunluktan geberiyordum daha da bir şey yapamazdım artık. Gerçi belli de olmaz her an her halt edebilirdim yani. Kafamı yastığa yasladığımda bir an bile pişman olmadığımı fark ettim. Dişe diş kana kan intikam intikam! Abimi öldüren şerefsizi öldürmekten pişmanlık duymuyordum bebeğimden de pişmanlık duymuyordum duyduğum tek pişmanlık onunla sevişmiş olmaktı. Neyse ne bunu bilemezdim en azından ilk başta buna inanmıyordum. Sonradan yavaşça emin olmaya başladım o Uraz rahmetlinin de arkasından konuşmuyorum ama tam itin tekiydi. Öldürdüğün adamın kardeşini karın olarak almak kaçıncı seviye lan bence tamamen seviyesizlik ona en çok yakışan şeyde seviyesizlik oldu.  Artık uyumam gerek evet bunu kafana koy gözlerini kapat ve dinlen. Ölü gibi uyu böyle biri gelip seni sürükleyerek kaldırana kadar uyu. Tamam şimdi bunu yapacağım evet uyuyacağım pekala. Yatakta yan dönüp bacaklarımı rahatça açtığımda kafamı yastığa gömmüştüm. Kısa sürede rahat yatağın üzerinde uyuya kalmıştım. Gözlerimi bir daha babaannem beni dürtüklediğinde açabilmiştim kafamı kaldırıp kısık gözlerimle ona baktığımda kolumu cimcirdi. “Ahh babaanne ne yapıyorsun ya?”diye cırladığımda güldü. “Kalkıver bakiyim kahvaltı hazırlayıverdik hadi dıkını ver acık sonra hastaneye geçivercez bugün Arasın ilik nakli var.”dediğinde kafamı salladım. “Bana yengemin kıyafetlerinden bir şeyler getirsene babaanne benim burada  kıyafetim yok doğru düzgün.” “Getireyim kuzum.”içeriye gittiğinde birkaç dakika sonra gelmişti elinde yengemin kıyafetlerinden vardı yatağın üzerine bıraktığında çıktı odadan. Bende ayaklanıp odanın içindeki banyoya girdiğimde ellerimle yüzümü yıkadım rutin işlerimi halledip çıktığımda babaannemin getirdiği kıyafetlere bakarken güldüm. Ne kadar mütevazi böyle kapalı kıyafet varsa yani yengemin dolabında bulabildiğini getirmişti utanmıştı demek ki canım babaannem benim. Siyah kadife botları giydiğimde pantolon olarak siyah deri dar pantolonu giydim üzerime de siyah bol tişörtü giydiğimde saçlarımı tarayıp aşağıya indim. Doğrusu onca zaman siyah saç kullandıktan sonra açık kestane tarzı güzel gelmişti. Değişiklik iyiydi ama siyaha dönmeyi planlıyordum, merdivenleri birer ikişer indiğimde mutfağa girdim. Herkes kahvaltı yapıyordu yengem bile buradaydı bende sofraya geçtiğimde hep beraber tıkınmaya başladık onlar aralarında konuşuyorlardı ama benim başımda ince bir sızı vardı daha çok kendimi dinliyordum.  Kahvaltıyı ettiğimde Akın bana sahte kimlik ve pasaport getirmişti. Gideceğimiz istikamet İtalya’ydı. İtalya da yaşayacağımız evi de ayarlamıştı ev bugün döşenip ayarlanmıştı ve akşam için iki uçak biletimiz vardı biri benim sahte kimliğimin adına diğeri de Efsunun adınaydı. Kendi adımı yine kullana bilecektim tek fark soyadım farklıydı. Buda anlaşılmamaya yeterdi oturma belgemizde çoktan hazırlanmıştı kısaca bizi eve götürecek arabaya kadar her şey hazırdı. Bugün öğleden sonra Yareyi alıp toparlanacaktık ve havalimanına gidecektik. Akın, yengem, Aras ve ben hastaneye geçtiğimizde İlyas Yare ve Efsunu bizden önce göndermişti. Arası hastaneye yatırdığımızda Akınla ayrıldık ben Efsunların tarafıyla ilgilenirken oda Arasın tarafıyla ilgileniyordu. Yareden çoktan ilik alınmış ve Arası operasyon için hazırlamaya başlamışlardı. Ben Efsunların yanına geldiğimde Yare hastane yatağında uyuyordu yanına geldiğimde küçük elini tutup ufak bir öpücük kondurdum. “Çok canı yanmış mı?”diye sorduğumda Efsun kafasını olumsuzca salladı. “Pek bir şey anlamadı ama yine biraz ağlamıştı zor uyudu.”dediğinde Arası görmek için odadan çıktım Arasın odasına geldiğimde daha yeni götürmek için odadan çıkıyorlardı yetişip elinin üzerini öptüğümde bana gülücükler saçarak bakmıştı. “Seni göremeyeceğim sandım hala.”dediğinde yüzümü buruşturdum. “Hiç olur mu kuzum.”yanağını öptüm bu kez ameliyat haneye kadar eşlik etmiştik ameliyat haneye girdiğinde bizde dışında oturmaya başladık.  Birkaç saat içerisinde Arası sağ salim gördüğümüzde içimiz rahatlamıştı. Doktor iliğin iyi yönde ayak uyduracağını düşünüyordu ilaçla birlikte bir süre hastanede kalacaktı ama lösemi iyi derecede gerilemişti. Ben Efsun ve Yare ile birlikte hastaneden çıktığımda önce onların kaldığı eve gelmiştik sabahtan toparladığı eşyalarını aldığımızda havalimanına ilerledik. Havalimanına gelip biletleri kestirdiğimizde birlikte uçağın giriş kapısına ilerledik havalanmaya bir saat vardı yaklaşık bir saat beklediğimizde uçağın kapıları açılmıştı. Hep beraber uçağa ilerlediğimizde koltuklarımıza geçmiştik. Uçağın cam tarafına oturmuştum Yareyi kucağıma aldığımda Efsun uçak korkusu olduğu için biraz uyumak ve sakinleşmek istemişti bende karşı çıkamamıştım. Kucağımda Yare varken camdan dışarıyı izlemeye başlamıştık uçağın kemer ışıkları yandığında kendiminkiyle birlikte bebek kemerini de takmıştım. Uçak havalanmaya başladığında Türkiyeye son kez baktım. Son defa bir daha buraya dönmeyecektim…
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE