Yengen vuruldu… Sadece iki kelimeden oluşan ama insanı yerle bir edebilecek bir söz. Her zaman ki sakinliğimi korurken gözlerimin dolmaması için büyük bir savaş vermiştim. Bakışlarımı Uraz’a çevirdiğimde mimiklerimden bir şeyler anlamaya çalıştığını fark ettim ve hafifçe öksürdüm kendime gelmem gerekiyordu.
“Tamam İlyas geliyorum ben neredesiniz şimdi?”diye mırıldandım.
“******* Hastanesi çabuk gel.”telefonu kapattığımda ayaklandım ve burukça gülümsedim.
“Hasta ziyaretinin bu kadarı Urazcığım iyi günler.”bir şey demesine fırsat vermeden arkamı dönüp odadan çıktım. Odadan çıktığım an derin bir nefes çektim içime ve neredeyse koşar adım alt kata inip evden çıktım. İnsanların bakışlarını umursamadan arabaya geldiğimde direk bindim Mahurda bindiğinde oldukça şaşkın görünüyordu.
“Hanım abla ne oldu?”
“******* Hastanesine sür çabuk!”
“Peki Hanım abla bizden biri mi?”
“SORU SORMA!”yolculuk boyunca bir daha ağzını açma zahmetine bile girmemişti. Hastaneye geldiğimizde arabadan indim koşarak girdiğim hastaneden danışmaya ilerleyip yengemin nerede olduğunu öğrendiğimde hızlıca ameliyathanelerin olduğu bekleme yerine ilerledim. Akın’ı, babaannemi orada görünce direk yanlarına gelmiştim.
Babaannem anın korkusuyla duygusallığıyla bana ilerlediğinde bende için için kötü hissetmiştim. Birbirimize sarıldığımızda bakışlarımı Akın’a çevirdim bana ne olup ne bittiğini anlatacaktı ama önce babaannemi sakinleştirmem gerekiyordu. “Babaanne sakin ol bak yengem iyileşecek.”
“İyileşiversin gari bak iki dene goç gesivercem o iyileşsin.”şivesi konuşmasını tuhaf geliyordu bana onca zaman ege tarafına hiç gitmemiştim bile ama insan yine de doğduğu yerin ağzına alışmalıydı.
“Tamam babaanne hadi sen otur şöyle dua et tamam mı?”hastane koltuğuna oturttuğumda kafasını sallamakla yetindi Akın’ın yanına geldiğimde sertçe kolundan tutup kenara çektim ve kimsenin duyamayacağı bir şekilde konuştum.
“Ne oluyor teker teker anlat?”
“Bende anlamadım Aras’ın okul çıkışı oldu.”orospu çocuklarına bak bir de okul çıkışını beklemişler ulan o kadar çocuğun arasında silah çekmek ateş açmak ne demek!
“Aras nerede? Nasıl?”
“Nasıl olabilir şokta çok korkmuş acildeydi en son teyzem yanındaydı.”kafamı sallamakla yetindim ve hafifçe göğsüne vurdum.
“Burada kal gerisi bende.”hızlıca yanından ayrıldığımda acile indim. Arası aramaya başladım onu bulduğumda hızlıca yanına ilerledim beni gördüğümde korku dolu yüzüne kocaman bir perde inmişti kollarını açtığında hızlıca bana doğru geldi ve sarıldı.
“Şişşt sakin ol halacığım ben buradayım.”diye mırıldandım ve saçlarını okşadım.
“Ço-çok korktum hala.”kendime çekip iyice sarıldım sonrada kendimden ayırıp gözyaşlarını güzelce sildim ve gülümsedim.
“Korkma geçti artık.”
“Annem nerede sen biliyor musun?”kafamı salladım.
“Annen bir yere gitti ona önemli bir iş verdim geri gelmesi uzun sürecek o yüzden seni teyzeyle birlikte eve bırakacağız hadi.”elimi uzattığımda sorgusuzca tutmuştu. Teyzeme kısa bir bakış attığımda birlikte acilden çıktık.
“Mahur anahtarı ver.”sorgusuzca anahtarı attığında tek elimle kaptım ve Arası arka koltuğa oturttum. Teyzem de yan koltuğuna oturduğunda bende şoför koltuğuna geçtim kemerimi takıp arabayı çalıştırdığımda sürmeye başladım. Telefonumu alıp kulaklığımı taktığımda Şafağı aradım kısa sürede telefon açıldığında dikiz aynasından Arasa hafifçe gülümsedim.
“Şafak hastane güvenliği sende tamam mı tatlım?”diye mırıldandığımda hafif bir esneme sesi geldi.
“Tamam Ruhsar.”
“İyi günler.”diye mırıldanıp telefonu kapattım ve kulaklığı çıkartıp kenara bıraktım. Bu olayı bize gelen uyuşturucu kuryesine bağlıyordum ve acısını fena çıkartacaktım. Hızlı bir şekilde arabayı eve sürdüğümde güvenlikten geçip evin kapısına kadar getirmiştim onları.
“Hadi bakalım kakaolu sütünü iç ve uyku vakti tamam mı küçük adam.”diye güldüğümde oda gülmüştü.
“Tamam.”diye mırıldandı ve teyzemin peşi sıra oda inmişti. Onlar arabadan indiklerinde telefonumu alıp herkesi toplantıya çağıran Nedim abiyi aradım telefon ilk çağrı da açılmamıştı tekrar aradım ikincisinde açılmıştı.
“Alo, Nedim abi herkesi topla önemli bir konu var acil toplantı yapıyoruz.”
“Peki Ruhsar Hanım.”telefonu direk kapattığımda kenara bıraktım ve ellerimi direksiyonun üzerine koyup kafamı direksiyona yasladım. Derin bir nefes alırken yutkundum ve usulca ağlamaya başladım arabanın camları film kaplı olduğu için dışarıdan kimse ne yaptığımı zaten göremezdi. Bu kadar içime atmak yeterliydi biraz da kendimi rahatlatmam gerekiyordu.
İnsanları toparladıktan sonra Nedim abi nasıl olsa beni arardı. Arabayı evden çıkartıp sürmeye başladım bize yakın olan mezarlığa geldiğimde torpidoyu açtım ve içinde duran siyah şalı çekip aldım onu oraya attığım için baya buruşmuştu ama umursamadım. Saçımı taktığımda arabadan indim ve kapıyı kapatıp ilerlemeye başladım.
Hava kararmıştı hızlı adımlarla aile mezarlığını bulduğumda abimin mezarının başına geldim ve ellerimi mezarın kenarına yaslayıp mermere oturdum. “Kardeşin ilk günden çuvalladı ha?”bakışlarımı mezar taşına çevirdiğimde yüzümde buruk bir tebessüm vardı. “Haklısın tabi kimse bir sen değil ama sende çok şey kaybettin öyle değil mi?”
“Öyle.”bakışlarımı sesin geldiği yöne doğru çevirdiğimde Hacı dayı ile karşılaşmayı beklemiyordum hızlıca oturduğum yerden kalktığımda şaşkınca konuştum.
“Seni burada görmeyi beklemiyordum.”diye mırıldandım.
“Karıma iadeyi ziyaret yapıyordum.”
“Anladım.”diye mırıldandım.
“Konuştuklarını duydum abinde çok şey kaybetti ama bir şey kaybetmemenin de bir yolu var evlat.”dediğinde kaşlarımı çattım.
“Neymiş?”
“Sana dayı tavsiyesi aileni terk et acılarını görme ya da ailenle kal onları tek tek kaybetmeye hazır ol.”karşısına dikildiğimde gözümü kırpmadan korkusuzca konuştum.
“Ben bu korkunun esiri olmayacağım eğer bunun için savaşmam gerekiyorsa pekala neleri varsa üzerime gelebilirler.”dediğimde derin bir nefes aldı ve son bombayı da patlattı.
“Silahlar kayıp çalınmış olmalılar birisi bize ait depoyu patlatmış.”
“Ne?”
“Silahların yetişmesi için sadece iki günümüz var ve büyük bir kısmı kayıp.”
“Ne kadar büyük bir kısım?”
“Sizdeki toz kadar büyük bir kısım.”kaşlarımı çattım. “Buda demek oluyor ki toplantıdaki dost ya da düşmanın olan herhangi birileri bize ihanet ediyor demek depoların yerini öyle herkes bilmez evlat içimizde bir hain var.”
“Bu sızıntının hemen kapanması gerekiyor ben hainin kim olduğunu bulacağım merak etme silahları da öyle bir şekilde iki gün içinde kapatacağız açığı her şeyi halledeceğimden emin olabilirsin.”
“Sana güveniyorum sen abinin kardeşisin.”manidarca gülümsedim ve hafifçe sarıldım ondan ayrıldığımda mezarlığın çıkışına ilerledim.
Uluslar arası her ülkeye silah satıyorduk sevkiyata iki gün vardı ve silahlar ortada yoktu. Harika o silahları bir şekilde takas yapmam ya da yerine koyabileceğim takviye silah bulmam gerekiyordu ama önce sızıntıyı halletmeliydim. Eğer sızıntı varsa işlerin her daim kötüye gideceği anlamına gelir bu sızıntıdan kurtulmamız gerekiyordu.
Arabaya geçtiğimde arabada kalan telefonuma baktım Nedim abi üç kez aramıştı anlaşılan herkesi toparlamıştı. Arabayı çalıştırdığımda mezarlıktan çıktım ve sürmeye başladım toplantıların yapıldığı mekana geldiğimde kontağı kapatmadan indim ve kapıdaki korumaya attım anahtarı. Hızlı adımlarla toplantı salonuna girdiğimde Urazdan boş bıraktığım koltuğumu tekrar devraldım ve bacak bacak üzerine atıp oturdum.
“Toplantıyı neden acil istediğimi merak ediyorsunuzdur eminim. Beni tanıyanlar tanır konuyu uzatmayı da gereksiz edebiyatı da sevmem. Bugün bir tozcunun yolunu kestim mallarını aldım ve oda karşılık olarak aileme saldırdı depodaki silahlarımı çaldı. Şimdi diyeceksiniz ki depoyu nereden buldu? Sahi nereden buldu?”dediğimde ortamda büyük bir şaşkınlık yaşanıyordu herkes birbirleriyle bakışırken hepsinin mimiklerini tek tek takip ediyordum.
“Bunun bizle ne ilgisi var şimdi ortada bir ihanet olduğunu mu düşünüyorsun?”dedi Alper abi.
“Aynen öyle düşünüyorum.”son derece soğuk kanlı bir adamdı ve diğerlerinden daha rahat duruyordu.
“Bence mümkün depoların yeri özeldir toplantı üyeleri dışında kimse sevkiyat mallarının olduğu depoları bilmez.”dedi Doğan aferin lan işte dost dediğin böyle olur. Bakışları bana döndüğünde manidarca gülümsedim ve ayağa kalkıp ellerimi masanın üzerine koydum.
“Neyse ki Yedek depoda sevkiyata takviye edeceğimden fazla silah var yoksa bu tuzağa büyük düşmüş olurdum.”hafifçe gülümsedim ama gülümseme yüzünde donarken tek tek bütün yüzlerde göz gezdirdim. “Sizi uyarıyorum dostum musunuz düşmanım mı? Eğer o tozculara bulaşan onlarla iş birliği yapan bizi satan herhangi biriniz ise onu öldüreceğim! Bunu da açıkça söylüyorum.”herkes şaşırırken salonun çıkışına ilerlerken tekrar bağırdım. “TOPLANTI BİTMİŞTİR.”salondan çıktığımda aşağıya indim ve korumadan anahtarı alıp park ettiği arabama ilerledim.
Arabaya bindiğimde hızlı bir şekilde alandan çıktım ve ofise geldim ofise girdiğimde teknik işlerle uğraşan Ramizin odasına daldım. “Ramiz.”
“Ne oldu Ruhsar abla?”
“Toplantıdaki bütün büyü başların ve yardakçıların telefon dinlemesine alıyorsun hepsini hem de.”
“Niye ki?”
“Ne demek niye ki ya? Niye herkes benim kararlarımı sorguluyor yap diyorsam yap! Ortaya bir kıtır attım bakalım ilk kim yiyecek diye bekliyorum.”bilgisayar ekranında anlamadığım bir sürü şey yapıp birkaç kod girdi bu yaptığı yasa dışı hackerlık bazen başımızı yakacağını düşündürse de umursamadım adam işinin ehliydi sonuçta.
“Tamam abla konuyu biraz daha özet geçersen eğer ne aradığını takip ettiğim konuşmalarda bulabilirim.”
“Tamam. Silahlar çalınmış bende ortaya bir yalan attım başka silahlar var diye deponun yerini ifşalayanlar bunu da ifşalayacaktır.”
“Tamamdır abla bir gelişme olursa haber veririm ben.”
“Sağ ol.”odadan çıktığımda telefonum çalmaya başlamıştı telefonumu çıkardığımda sıkıntıyla anlımı ovdum Aykut arıyordu telefonu açıp kulağıma götürdüğümde sinirle sesine karşın yüzümü buruşturdum.
“Hani yarın seninle çatışmaya gidiyorduk hani bana sıkanlara sıkıyorduk nerede kardeşlik?”diye sitem ettiğinde derin bir nefes aldım ve kıçımı dışarıdaki koltuğun kenarına yasladım.
“Beni gelip ofisten alsana bunlar telefonda konuşulacak şeyler değil hala telefonda ne konuşulur ne konuşulmaz öğrenemedin Aykut!”diye sinirle soludum.
“Beni bağlamaz kardeş benim gizlim saklım yok.”gerizekalı kendini zorla içeriye attıracaktı.
“Aykut salak salak konuşma çık gel zaten işim başımı aşmış.”
“Ne derler bilirsin tedariksiz hacete giden domala domala taş ararmış.”göz devirdim.
“Off Aykut iğrençsin!”
“Tamam tamam kızma geliyorum.”
“İyi.”telefonu suratına kapattığımda kendi odama geçtim ve camın önünde duran çift kişilik koltuğa atlayıp kuruldum. Kafamı dağıtmak için biraz şarkı dinlemeye karar verdim telefonumla oyalanırken ne dinlesem diye düşünüyordum sonra rastgele tuşuna bastım artık bahtıma ne çıkarsa diye.
“Ahh güzel parça.”diye mırıldandım açılan İntizar’ın Ardına Bakmadan müziğiyle. “Çekip giden ben sensin, bana zulmü edensin. İnsafsız ardına bakmadan…”diye mırıldandım. Başımı koltuğa yaslarken hafifçe burnumu çektim ve anlımı kaşıyım tavanı izlemeye başladım. Takas için benimle iletişime geçip zaman mekan bilgisi vermelerini bekleyecektim muhtemelen bu sabahı bulurdu ama daha geç olmazdı.
“Akıp giden an değil sensin, bana ahlar edensin… İnsafsız ardına bakmadan.”diye devam ettiğimde odanın kapısı açılmıştı.
“Ne güzel mırıldanıyorsun lan.”Aykut’a göz devirdiğimde odadan içeriye girdi. “Zor bela da dinle bak efso.”
“Biliyorum Aykut sayende depresyona girip seninle birlikte otuz kez dinletmeseydin şarkıdan soğumazdım.”ayaklandığımda karşısına dikildim ve ellerimi ceketimi ceplerine soktum. “Eee nereyi basıyoruz?”
“Şu Ariflere ufak bir atış uyarısında bulunacağım sende gel birlikte uyaralım.”kolunu kıvırdığında koluna girdim ve birlikte ofisten çıktık resmen kol kola adam taramaya gidiyorduk.
Birlikte Aykut’un arabasına bindiğimizde onun deposuna geldik adamları hazırlanmıştı iki araba gidecektik. Elime bir makineli silah verdiğinde hafifçe kıkırdadı gerçekten sinir atmak için efsane bir yoldu. Arif’in mekanının ön girişine pusu kurmuştuk Aykut’un söylediğine göre Arif ortaklarıyla iş görüşmesi için çıkacaktı.
“Bir şey soracağım bu Arif’in aracının zırhlı olmadığından eminsin öyle değil mi?”
“Evet.”diye mırıldandı. “Geliyorlar!”dediğinde bakışlarımı yolun girişine çevirdim gerçekten de geliyorlardı. Aykut lakabının hakkını verip yolun ortasına atladığında her şey başlamıştı patlayan silahlar duran arabalar kırılan araba camları. Ortalık tam manasıyla mahşer meydanına dönmüştü arabaların içinde vurulan adamlar akan kanlar.
Aniden bastıran polis sirenleri ile birlikte ellerimizdeki silahları alıp arabalara geçmiştik şimdi sıra işin en heyecanlı yanındaydı kaçmak.
Telefonum arabanın içinde çalmaya başladığında hızlıca cebime tıkıştırdığım telefonumu çıkartıp zorla açmıştım telefonu kulağıma yasladığımda hafifçe güldüm. “Efendim.”
“İhanet edenin kim olduğu belli oldu boş deponun adını öttü hem de telefonda herif tam salakmış doğrusu bunca zaman nasıl açık vermemiş şaşırdım.”diyen Ramiz’e güldüm.
“Kimmiş peki?”
“Aç Recai.”gür bir kahkaha attım bu adamın lakabı bana hep komik gelmiştir. Lakabı gibi aç bir adamdır her zaman aç gözlüdür her şeyin fazlasını ister bunun için de herkese ihanet eder böyle bir adamın neden aramızda olduğunu hiç anlamamışımdır zaten.
“Tamam top bende artık ben halledeceğim.”telefonu kapattığımda ellerimi birleştirdim hafifçe kıtlattım.
“Bir şey mi oldu?”dedi Aykut polis sirenlerinden oldukça uzaklaştığında dikiz aynasından arkamıza baktığımda kimsenin peşimizde olmadığını fark ettim.
“Oldu içimizdeki sızıntıyı buldum yarın kafasını kopartmayı düşünüyorum ama beni huzursuz eden bir şey var oda silahlar çalıntı bana ait olanlar yani iki gün sonra sevkiyat var silahların takası için aramazlarsa cidden ne yapacağımı bilmiyorum.”diye sızlandım.
“Depoda fazladan silah var senin ne kadar açığın var?”dediğinde omuz silktim. “Bir konteynır.”dudak uçuklatan cinstendi hafif bir ıslık örttürdüğünde kafa salladı.
“Hallederiz bir şekilde.”hafifçe gülümsedim.
“Sağ ol.”telefonumla bu kez İlyas’ı aradım yengemin durumunu ne zamandır arayıp sormamıştım. Telefon üçüncü çalışında açıldığında telefonu kulağıma yasladım ve her zaman ki gibi patır patır konuşmaya başladım.
“Yengem nasıl?”
“Sana da merhaba Ruhsar.”
“Kısa kes İlyas yengem nasıl?”
“Durumu iyi ameliyattan çıktı yoğun bakımda şimdilik enfeksiyon riski geçtiğinde odaya alınacak.”
“Tamam işlerim bitti eve geçeceğim Arasla ilgilenmem gerek.”
“Tamam.”telefonu kapattığımda Aykuttan beni eve bırakmasını istemiştim. Beni eve getirdiğinde arabadan inip evime ilerledim evden içeriye girdiğimde Aras’ı salondan televizyon izlerken bulmuştum. Annesinin yokluğu onu babası gibi etkiliyordu babası yeni ölmüştü şimdi annesi de evde yoktu bu onu ürkütmüş olmalıydı.
Yanına geldiğimde hızlıca koltuğa atladım ve ona sarıldım. “Ne haber küçük adam.”yanaklarına öpücükler kondurduğumda gülmeye başladı.
“Ya hala ya!”elimden kurtulduğunda güldüm.
“Sen büyüdün de halaya mı artisleniyorsun ha küçük adam bak sen ne kadar büyürsen büyü benim küçük yeğenimsin duydun mu?”yüzündeki gülümseme buruk bir hal alırken yanıma geldi ve kolumun altına girip kafasını göğsüme yasladı.
“Annem de babam gibi gitmez değil mi?”diye sorduğunda endişelerimde haksız olmadığımı anladım.
“Hayır bir tanem gitmez.”
“Eğer giderse sen beni tek bırakmazsın öyle değil mi?”saçlarını okşadığımda bir öpücük kondurdum.
“Hayır tatlım asla bırakmam.”hafifçe gülümsediğinde iki kollarıyla bana sarıldı.
“Seni çok seviyorum hala.”
“Bende seni bir tanem.”saçlarını karıştırdığımda güldü. “Hadi birlikte film izleyelim olur mu?”
“Sonra da birlikte uyuyalım ama.”
“Tamam.”bacaklarımı sehpaya uzattığımda birlikte netflixten bir çizgi film açıp izlemeye başladık. Filmin yarısında Aras’ın canı patlamış mısır çektiğinde kalkıp hazırlamak zorunda kalmıştım elimde koca bir kova mısırla geldiğimde birlikte oturmuştuk. O mısırları döke saça yerken benim de her yanımı yağ etmişti.
Filmin sonunda ellerini yıkayıp dişlerini fırçalamaya gitmişti. Bende televizyonu kapattım etrafı toparlayıp sildiğimde bulaşıkları da toparladım ve yukarıya çıktım. Aras beni yatağımda beklerken kısa bir duş alıp geldim. Yatağa girdiğimde bana sarıldı bende ona sarıldım kısa sürede uyuduğunda tavanı izlemeye başladım.
Sabaha karşı zar zor uyumuştum. Bütün gece bir türlü uyku tutmamıştı sabah gözlerimi araladığımda Aras yoktu muhtemelen teyzem yanımdan alıp okula götürmüş olmalıydı. O olaydan sonra okuldaki güvenliği arttırmıştık. Komodinde çalan telefonumu aldığımda kimin aradığına bakmadan açtım ve kulağıma yasladım.
“Alo?”
“Uyuşturucuları silahların takas yapmak istiyorsan sana bu akşam için adres vereceğim.”