Ailesiz mutlu olamazsın derler. Paran olsa bile asla mutlu olamazsın para her şeyi satın alır elbet mutluluğu bile ancak sadece sahtesini alabilir ve bilirsiniz sahte şeyler asla orjinallerin yerini tutmazlar ve hiçbir zaman baki olmazlar. Bunca zamandır yaşadığımız şeylere rağmen bu kadar az kalmamıza rağmen hala mutluyduk.
Ne kadar saçmaydı öyle değil mi? Ailenin yarısından çoğu yok olmuş geriye kalan üç beş kişi onlarda azar azar yok oluyorlar ama yine de mutlular. Bu mutluluk birbirimizin sevdiklerimizin yanında olduğumuz için miydi? Bir sevgi sonucunda bu kadar acı verecekse eğer yaşanmak zorunda mıydı? Bazen bu tür sorularla beynimin içi dolup taşıyordu ve bir türlü baş edemiyordum.
Mafyalar o bu şu derken kendim olamıyordum en son ne zaman gerçekten kendimdim onu bile hatırlamıyordum. Bu işlerin bitmesini istiyordum bazen her şeyi siktir edip kaçıp gitmek hiç bir şey olmamış gibi yep yeni bir hayat kurmak istiyordum ama imkansız gibiydi. Yengem ölümden dönünce bu konuları tekrar düşünmüştüm onun toparlanmasını ve Arasın okulunun bölünmemesi için tatile girmesini bekleyecektim.
İşte o zaman bir karar verecektim onları dünyanın öbür ucuna güvenli bir yere yollayacaktım. Anne oğul sessiz sakin bir hayatın içinde mutlu mesut yaşayacaklardı. Arasın hayatında bir daha asla silahlar patlamayacaktı ve en önemlisi bizim yüzümüzden ölmeyecekti. Ailemden kalanların ölümü değil de Allah korusun bana en çok yeğenimin ölmesi koyardı.
Aras bana abimin emanetiydi ona en iyi şekilde bakıp koruyup kollamak gerekirse herkesi uğruna feda etmek benim görevimdi. Aras uğruna kimi öldürmem gerekiyorsa öldürürdüm gerekirse kendi kardeşimi de öldürürdüm çünkü hiç birimiz o ufaklık kadar masum değildik. Hiç birimizin cehennemde bile yatacak yeri yoktu.
Aldığım telefondan sonra planımı hazırlamıştım akşam silahları geri almaya gidecektik. Bu takas da ben olacaktım sadece bir de adamlarım İlyas gelmek istemişti ama izin vermedim bir de onun başına bir şey gelmesiyle uğraşamazdım. Belli etmiyorduk edemiyordum ama yeterince yaralıydım çok gülen çok alaya alan insanlar normal insanlardan daha çok acı çeker derlerdi doğruymuş meğer.
Sırtımda o kadar yük var ki sanki kendimi hepsinin altında eziliyormuş gibi hissediyordum. Artık gerçekliğe dönelim bence bu kadar düşünmek hem fazla hem de sağlığa zararlı doğrusu iyi boş yaptım yine günlük ciddiyet sınırımı doldurdum gibi. İnsanların beni takmamasının tek sebebi sadece kadın olmam değildi kimseyi iplemeyip herkesi alaya almamdı mesela en son en ciddi toplantıda olmuştum Urazı tehdit ederken bile surat ifademden oluk oluk alay akıyordu.
Ahh kızım Ruhsar dünyaya senden bir adet daha dengesiz ruh hastası gelmez emin ol. Canım kendim nasıl da manyamışım öyle yakında beni tımarhaneye kapatmasalardı iyiydi. Sahi böyle bir mafya babası duymuştum tüm ailesi ölüp geriye bir tek o kalınca kafayı yedi demişlerdi ama yalan mı gerçek mi bilmem. Bu gidişle benim de sonum Bakırköy Ruh Ve Sinir Hastalıkları olacaktı.
Takas saatinin yaklaştığını fark ettiğimde oturduğum koltuktan kalktım bizim çocuklar beni dışarıda bekliyordu. Yanlarına geldiğim zaman arabalara geçmelerini işaret verdim bende kendi aracıma ilerledim her zamanki gibi olması gereken yerde İlyas değil Mahur vardı bu gidişle ailenin benden sonraki lideri olarak bu adamı atayacaktım herif benimle bir çalışıyordu resmen.
“Mahur.”
“Efendim Hanım abla?”
“Ortalık biraz sakinleyince hatırlat da seni tatile göndereyim.”
“Peki Hanım abla.”kafamı cama çevirdiğimde daha yapacağım bir sürü şey vardı şu istihbaratçı ile görüşmem gerekiyordu. Takası yapacağımız boş araziye geldiğimizde yerimizi almıştık karşı taraf da kısa sürede geldiğinde malların sahibini beklerken yine o kadınla karşılaşmıştım anlaşılan bu malların sahibini ancak Aç Alper’i ezdiğimde bulabilecektim.
Kollarımı göğsümde birleştirirken hafif bir gülümseme vardı yüzümde. Karşımdaki kadının yüzünde de aynı gülümseme vardı. Bana doğru yaklaşmaya başladığında bende ona yaklaştım. “Takas için olay istemiyoruz güvendiğin adamlarından birine söyle tırı alsınlar bende kendi adamıma valizi almasını isteyeceğim.”dediğinde kafamı salladım.
“Ahmet tırı al.”dediğimde oda kendi tarafına çevirdi kafasını.
“Eren çantayı al.”takas sorunsuz bir şekilde hallolduğunda herkes mallarını kontrol etmişti biz silahları alıp onlardan uzaklaştığımızda arabada bıraktığım bombanın uzaktan kumandasını aldım. Valizin sert kumaşının arasına ince ince işlenmiş küçük ama kuvvetli bir bomba vardı o malları onların eline öylece bırakmayacağımı bilmeleri gerekirdi.
Kumandaya bastığımda gür bir patlama sesi duyulmuştu bomba küçüktü ama işlevi büyüktü. Ramiz sağ olsun teknikte iyi olduğu gibi bomba yapmakta da iyiydi. Boynumu hafifçe esnetirken keyifli bakışlarımı Mahura çevirdim. “Mahur bugün büyük bir badire atlattım yarın zaten sevkiyat var deponun yeri bu gece patlamazsa atlattık demektir.
“Büyük şanslıyız Hanım abla.”
“İnsan kendi şansını kendi yaratır Mahur.”
Artık gün içindeki 84457402 defa çalan telefonumu büyük bir sıkıntıyla açıp kulağıma yasladım. Sahiden bir iş kadını olsaydım eğer yemin ederim bu kadar aranmazdım ama yok yok yetemiyorum ben bin parça da olsam yetemem ne yapsam ben artık telefon kullanmasam mı?
“Alo?”keşke kim arıyor diye baksaydım neyse.
“Alo, Ruhsar hemen eve gel Aras rahatsızlandı hastaneye gideceğiz ama seni sayıklıyor.”diyen Safiye teyzemle derin bir nefes aldım.
“Hemen geliyorum yenge.”telefonu kapattığımda Mahura döndüm. “Eve gidiyoruz çabuk bas gaza!”hızını arttırdı trafiğin arasından ara yollara saparak çıktığımızda kısa sürede eve gelmiştik. Evin kapısını açıp içeriye girdiğimde koşar adım yukarıya Arasın odasına girdim küçük adam yatağın içinde kıvranıyordu.
“Ne oldu teyze?”dediğimde endişeyle bana döndü.
“Anlamadım bir anda ateşi çıktı yani ara ara hep böyle rahatsızlanırdı sürekli enfeksiyon kapardı bağışıklığı da biraz düşüktür ama hiç böyle olmamıştı ateşini düşüremedik kuzunun.”dediğinde göz devirdim.
“O öyle sirkeli bezle falan olmaz.”Arası kucakladığımda biraz zorlanmıştım epeyce ağırlaşmıştı halasının paşası. “Hastaneye gidiyoruz tamam mı? İstiyorsan sende gel ama ben başında olacağım.”dediğimde kafasını sallamakla yetindi.
“Bende Elyaf’’ın yanına gideyim babaannen yaşlı başına tek kaldı oralarda.”
“Tamam teyze.”onu orada bırakıp dikkatli adımlarla merdivenlerden indim ve arabaya ilerledim Mahur direk arka kapıyı açtığında kucağımda Arasla birlikte arabaya binmiştim. Mahur sürücü koltuğuna geçtiğinde arabayı sürmeye başladı. Kısa sürede en yakınımızdaki özel hastanenin aciline gelmiştik güvenlik önlemleri kısa sürede alındığında bir katı tamamen bize özel olarak kapattırmıştık.
Sonuçta Aras sıradan bir ailenin çocuğu değildi her ihtimali göze almak zorundaydım ve her türlü güvenliği de yaptırtmak zorundaydım. Aras’ı doktorlar muayene etmiş ve bir serum takmışlardı birkaç test yapmak istediklerini söylediklerinde onları onaylamıştım. Sürekli kemiklerinin ağrıması, sürekli hastalanması üstelik enfeksiyon kaparak hastalanması, bağışıklığının düşüklüğü, vücudundaki belli belirsiz morluklar ve bunun gibi birkaç şey daha vardı ne olduklarının belli olması gerekiyordu.
Hastane yatağında yatan Arasın elini tuttuğumda derince iç çektim ve beklemeye başladım kan vs tahlillerinin sonuçlarının gelmesini bekliyordum doktorların birkaç tahminleri vardı ama şimdilik bir şeyler söylemiyorlardı. Tahlil sonuçlarına göre daha net şeyler söyleyeceklerdi ki doktorunun beni odasına çağırdığını öğrendim.
Aras’ı bırakıp hemşireyi takip ettim ve doktorun odasına geldim. Doktorun kapısını hafifçe tıklattığımda odanın içine girdim oturmamı rica ettiğinde masasının önündeki koltuğa oturdum ve bacak bacak üzerine attım. “Tahlil sonuçları çıktı mı?”dediğimde kafasını sallamıştı.
“Bir kaçı ama ben sizinle bir şey konuşmak istiyordum acaba ailede herhangi bir hastalığı olan var mı?”dediğinde kısa bir düşündüm.
“Bildiğim kadarıyla yok.”diye mırıldandım. “Yengemin tarafında varsa onu bilemeyeceğim.”
“Pekala bir sürü test yaptık ama benim içimdeki şüpheye beni adım adım yaklaştıran bir şey var o yüzden bir test daha yapmak istiyorum Arasa acaba annesi veya babası buralarda mı?”
“Babası öldü annesi ise yoğun bakımda oğluyla ilgilenebilecek durumda değil ben zaten halasıyım sorun olmayacaktır.”
“Pekala Ruhsar Hanım sizinle açık konuşacağım.”dedi ve derin bir nefes aldı. “Aras için biyopsi yapmak istiyorum.”dediğinde kaşlarımı çattım sertleşen yüz hatlarımla birlikte ayaklanıp doktorun masasına iki elimi yasladım ve hafifçe üzerine doğru eğildim.
“Sen ne demek istiyorsun benim yeğenim kanser mi?”
“Ruhsar Hanım ben sadece test yaptır-“
“Kes sesini öyle bir şey yok tamam mı hemen şimdi başka bir hastaneye gidiyoruz!”tam arkamı dönmüştüm ki tekrar konuştu.
“Kaçıyorsunuz Ruhsar Hanım ailenizden çok kişiyi kaybettiniz bu yüzden kaçıyorsunuz.”dediğinde doktora döndüm.
“Kaçmıyorum.”
“Bazı şeyleri kaçmak için yaparsınız bazı şeyleri ise kaçamayacağını bildiğiniz için şuan kaçmaya uğraşıyorsunuz ama nereye gidersiniz gidin benim gibi biyopsi yapmak isteyeceklerdi buda artık kaçamayacaksınız demek oluyor izin verin yapalım bir şey çıkmaz bundan.”dediğinde gözlerim dolmuştu hızlıca silerken yutkundum.
“Peki sizce kanser mi?”anlını kaşıdığında yüzünü buruşturdu.
“Bence %90 öyle.”dediğinde ağlamamak için kendimi zor tutmuş dudaklarımı ısırmaktan bir hal olmuştum.
“Peki ne kanserinden şüpheleniyorsunuz yani mide mi? Nefes borusu mu? Ne?”
“İlik kanseri kemik iliği.”dediğinde duraksadım.
“Tamam yapın biyopsinizi izin veriyorum ne lazımsa yapın yeter ki o iyi olsun.”
“Pekala Ruhsar Hanım hemşireye gerekli talimatı vereceğim.”kafamı sallamakla yetinmiştim.
“Sonuç ne zaman çıkar peki?”
“Yarın akşam çıkmış olur patoloji uzmanımıza güvene bilirsiniz.”dediğinde kafamı salladım ve odadan çıktım. Korumaların olduğu yerden uzaklaştığımda karanlık boş koridora ilerledim elimle ağzımı kapatırken koridorun sonundaki çıkmaz yerde kendimi yere bırakmıştım dizlerimin üzerine düştüğümde hıçkırarak ağlamaya başladım.
Hiç kimse böyle bir hastalığı hak etmezdi hele ki küçük yeğenim. Herkesi kaybetmeye dayanabilirdim ama onu kaybetmeyi kaldıramazdım işte. O benim her şeyimdi biricik yeğenim abimin emaneti onu böylece kaybetmeyecektim hayır umudumuzu kesemezdik o hasta değildi sadece aptal birkaç test olacaktı o kadar hepsi bu.
Rahatla biraz Ruhsar Aras iyi olacak eğer eğer iyi değilse bile onun iyiliği için her şeyi yapacaktık birlikte yapacaktık hepimiz ilik verecektik biz bir aileydik mutlaka birimizin tutacaktı. Ya tutmazsa? O halde ben evlenecektim ve bir çocuk yapacaktım yengemin ikinci bir çocuk yapması söz konusu bile değildi Aras’ı zorlu bir doğumla dünyaya getirmişti ve ikinci bir hamileliği mümkün değildi.
Bacaklarımı kendime çektiğimde kafamı dizlerime yasladım ve usulca ağlamaya devam ettim. Ağzımdan birkaç tane hıçkırık kaçarken sarsılarak ağladım hep böyle tektim ve tek kalmıştım. Her ağladığımda her gözyaşımda yanımda kimse olmamıştı sanırım yurt dışında tek yaşamamın bedeli buydu yalnız kalmak.
Peki ya Aras cidden hastaysa ben evdekilere ne diyecektim? Off gerçekten neden böyle bir şey bizim başımıza gelmişti hayır kesinlikle isyan etmek gibi bir niyetim yoktu sadece neden diye düşünüyordum. Ailemizde bile olmayan bir hastalık nereden Arası bulmuştu böyle onun küçük masum bedeni böyle bir şeyi hak edecek hiçbir şey yapmamıştı.
Belki de onun suçu değildi bizim günahlarımızın bedelini ödüyordu belki de. Babasının öldürdüğü onca kişinin annesinin ezdiği onca insanın yetmemiş halasının amcalarının günahlarını da bu güçsüz beden üstlenmişti. Allah belamızı toptan vermişti yani o kadar kötülük yapıyorduk o kadar kötü işlere bulaşıyorduk bir yandan cezamızı da çekmeliydik.
Yaptığımız her şey yanımıza kalsaydı zaten çok absürt olmaz mıydı? Derin bir nefes al Ruhsar sakin ol kendini toparla birazdan yeğenin biyopsiden çıktığında sana ihtiyacı olacak onun yanında sağlam durman gerek o senin yeğenin Çağlayanların torunu. Tamam dik dur derin nefes al ve kalk evet kalk oturma yerde.
Ayaklandığımda lavaboya ilerledim lavabodan içeriye girdiğimde musluğu açıp yüzüme soğuk su çarpmaya başladım. Kendime gelene kadar buz gibi suyu yüzüme vurmuştum parmaklarım suyun soğukluğuyla uyuşurken ellerimi lavabonun kenarlarına koyup destek aldım. Dik dururken kafamı kaldırdım ve aynaya baktım karşımda yıkık bir Ruhsar görmeye alışık değildim derince iç çektim ve yutkunup güldüm.
Suyu kapattığımda biraz daha güldüm. “Sen Ruhsar Çağlayansın kendine gel!”evet tamamen delirdim aynadaki yansımamla konuşuyordum. “Kendine gel!”kendimi daha iyi hissettiğimde lavabonun kenardaki peçetelikten peçete alıp yüzümü ve ellerimi kuruladım. Lavabodan çıktığımda Aras’ın odasına ilerledim Aras’ı odaya getirmişlerdi belli ki biyopsi bitmişti hala uyuyor oluşu beni mutlu etmişti olan bitenin farkında değildi.
Sabaha kadar yanına durmuştum başka ne bir yere ne bir kişiyle konuşmuştum. Biyopsi sonucunun gelmesini bekliyordum kimseyle konuşmuyordum sadece yatağında kendini oyalamak için telefonumla oyun oynayan Arası izliyordum. Kimse beni aramasın diye telefonumu uçak moduna almıştım.
Şuanda kimseyle uğraşacak halim yoktu yeterince bertaraf olmuştum. Stresle bacağımı sallarken tırnaklarımı kemirmekten bitmişti. Biraz daha o sonuçlar gelmezse stresten kendimi yiyip öldürecektim o sonuçlar doğru düzgün çıkmazsa eğer ne yapardım bilmiyordum. Evdeki herkese bunu bildirmem gerekirdi herkesin test yapması gerekirdi bütün tanıdıkların herkesin ama herkesin onun yaşaması için cumhur başkasına bile test yaptırtırdım.
Saatler geçmişti bir gün geçmişti biyopsi sonucunu dakika sayarak bekliyordum resmen Aras gününü geçirmiş birlikte biraz bahçede gezmiştik yemeğini yemişti vs derken doktoru beni odasına çağırmıştı. Kalbim gümbür gümbür atmaya başladığında oluşan gerginlikle nefesimin kesildiğini hissettim Arası odada hemşire ile bıraktığımda hızlıca doktorun odasına ilerledim neredeyse koşar adım odasına geldiğimde kapıyı çalıp içeriye girdim.
Hızlıca doktorun masasının önündeki koltuğa oturduğumda sudan çıkmış balık gibi şaşkın görünüyordum. “Eee çıktı mı sonuçlar neymiş hasta değilmiş öyle değil mi?”
“Ruhsar Hanım biraz sakin olun kendinize hakim olun lütfen.”dediğinde derince yutkundum gözlerim dolmaması için zor durmuştum.
“Tamam sakinim.”derin bir nefes aldım. “Sakinim şimdi söyleyin sonuçlar nasıl?”
“Maalesef yeğeniniz kemik iliği kanseri çok üzgünüm.”dediğinde başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü sanki aslında bu ihtimale kendimi alıştırmam gerekirken boş bir umuda tutunmuştum. Gözlerimi yumarken yüzümü ellerim arasına aldım ve derince iç çektim annesi yoğun bakımdaydı oğlu hastaydı babaannem ve teyzem perişandı.
“Peki bizim yapabileceğimiz bir şey yok mu?”
“Tüm aile üyeleri örnek vermeli yüksek ihtimal eğer bir kardeşi varsa muhtemel iliği tutar bunun bir düşüğü akrabalardır son çare ise yabancılardır genelde akrabaların iliklerinin uyması daha olasıdır.”dediğinde kafamı salladım.
“Tamam herkesi yönlendireceğim getireceğim tek tek test yaptıracaklar yeter ki Aras kurtulsun başka bir şey istemiyorum ben.”
Doktorun odasından çıktığımda Aras’ın odasına geldim oradaki telefonumu alıp herkesi tek tek aradım ve bu hastaneye gelmelerini istedim. Onlara topluca bir açıklama yapacaktım tek tek konuşmak tek tek uğraşmak istemiyordum bir kere de yapacaktım ve bitecekti ondan sonra ise herkes ilik vermeye gidecekti.
Herkesin hastaneye gelmesini beklemiştim telefonum çaldığında Uraz’ın aradığını gördüm çağrıyı açmadım onunla uğraşamazdım üst üste üç defa daha aradığında dayanamayıp açmıştım. “Ne var Uraz?”
“Ruhsar kimse sana ulaşamıyor depolarda sorun çıkmış nasıl telefonlara bakmazsın!”dediğinde göz devirdim.
“İşim var hayati bir işim bir iyilik yap ve durumu sen çöz hani bu kadar çok lidercilik oynamak istiyordun ya hadi bakalım.”telefonu yüzüne kapattığımda cebime koydum bizimkiler tek tek gelmeye başladıklarında kendi adamlarımıza kadar hastane dolmuştu babaannem olup biteni benim ağzımdan dinlerken kadın nerdeyse yıkılmıştı.
Fenalaşmış ve bir serum sakinleştirici yemişti o uyurken aile üyeleri başta olmak üzere herkes tek tek ilik vermişti onun yaşlılıktan ve hastalıklarından ötürü ilik vermesi uygun bulunmamıştı. Herkes ilik örneklerinin çıkmasını bekliyordu adamları eski yerlerine geri göndertmiş bir gelişme de arayacağımızı söylemiştim.
Teyzem Arasın yanında otururken ben koridorda bekliyordum gelecek test sonuçlarını dört gözle bekliyordum. Saatler sonra sonuçlar çıktığında hiç birimizin iliğinin uymadığını söylemişlerdi yabancılardan da bir sonuç çıkmamıştı başka yaşayan akrabamız olmadığı için de sonuç çok düşüktü galiba aklımdaki şeyi yapmam gerekiyordu bir umutta olsa aileye yeni bir üye lazımdı Arası kurtarabilecek yeni bir üye.
Kardeşi olmazdı ama kuzeni olurdu bir yabancının iliğinden daha yüksek bir ihtimal olduğunu söylemişti doktor şimdi ise bana çocuk yapacak bir baba lazımdı ahh bana ne kadar yabancı şeylerdi bunlar. Siktir yeğenim için yapmam gerekiyordu ve ben sanırım bunu kiminle yapabileceğimi biliyordum.
Benim yerime oturacak kadar cesaretliyse ve bana kin beslemeyecek kadar mertse eğer Uraz bunun için doğru kişiydi. Cebimdeki telefonumu elime aldığımda titreyen ellerimle Urazın numarasını buldum ve çevirdim üçüncü çalışta açıldığında derin bir nefes aldım.
“Efendim Ruhsar?”
“Acilen buluşmamız gerekiyor.”dediğimde sitem etmişti.
“Demek sonunda sorunları önemsemeye başladın pekala buluşalım.”
“Veranda restoranında olur mu?”
“Tamam yarım saate oradayım.”telefonu kapattığımda koridordan çıktım ve alt kata indim hastaneden de çıktığımda tek başıma gideceğimi söyleyip arabaya aldım buluşacağımız yere sürmeye başladım. Kısa sürede buluşacağımız restorana geldiğimde Uraz henüz gelmemişti içeriye girdiğimde tüm soğuk kanlılığımla bir masaya yerleştim ve Urazı beklemeye başladım.
Parmaklarımla oynarken geldiğini fark etmemiştim sandalyesini çekip oturduğunda irkilmiştim. “Geldin mi?”bana şaşkınca baktığında kafasını salladı.
“İyi misin?”dediğinde zorla yutkundum elim ayağıma dolanırken bakışlarımı yüzüne çevirdim.
“Şey Uraz senin çok önemli bir şey konuşmam gerek yani bu sana çok tuhaf gelebilir biliyorum ama kabul etmezsen de anlarım yani.”hafifçe gülümsedi.
“Ne istediğini söyleyecek misin?”dediğinde kafamı salladım.
“Bebek yani benim hamile kalmam gerek.”kaşlarını çattı ve hafifçe güldü.
“Şimdi sen beni bu yüzden mi çağırdın benden hamile kalmak istediğin için mi?”kafamı olumsuzca salladım.
“Hayır bak yeğenim lösemi.”dediğimde yüzündeki gülümsemesi solmuştu. “Hiç birimizin iliği uymuyor yabancıların ki hiç uymuyor annesi yoğun bakımda komada ne zaman çıkar bilmiyoruz başka akrabamız yok yani benim bir şekilde onu kurtarmam gerekiyor küçük de olsa şansımı denemem gerekiyor ve bana yardım et lütfen.”kaşlarını çattığında birkaç dakika düşündü titreyen ellerimi tuttuğunda bakışlarını bana çevirdi.
“Bir şartım var.”
“Ne?”balıklama atlamıştım her saniye benim için altın değerindeydi.
“Benimle evleneceksin liderliği de birlikte yöneteceğiz.”Akın beni gebertecekti.
“Kabul ama ailenle yaşamam ayrı ev isterim.”hafifçe sırıttığında kafasını sallamakla yetindi.
“Tamam anlaştık.”bana elini uzattığında elini sıktım sanki bir çocuk yapmaktan değil de iş anlaşmasından bahsetmiştik gerçi bir nevi iş anlaşması gibi olmuştu bu.
“İlerde yani ayrılırsak malum bir çocuk yapacağız onun benimle olmasını isterim.”kafasını yine sadece sallamakla yetindi.
“Bir çocuğun yeri annesinin yanıdır o zaman bende şöyle bir şey söyleyeceğim eğer ilerde ayrılırsak çocuğum seninle kalır ama sen bu işlerden elini eteğini çekmiş olursan ancak.”derin bir nefes aldım.
“Kabul.”
“Yemek yer misin?”kafamı olumsuzca salladım.
“Aras o haldeyken yemek düşüne bilecek durumda değilim.”elini çeneme çıkardığında burukça gülümsedim.
“Acıyan yer farklıdır acıkan yer farklıdır sana da yemek söylüyorum ondan sonra Arası görürsün ve işlerimizi halledip eve geçeriz.”kafamı salladım. Karşıma geçip de bu adamla yeğenin için evlenip ondan çocuk yapmak zorunda kalacaksın deseler gür bir kahkaha atar yetmez onlarla ölene kadar alay ederdim be.
“Ailene bu durumu nasıl açıklayacaksın?”dediğimde garsona çoktan siparişleri vermişti.
“Orasını bana bırak peki sen?”
“Orasını bana bırak.”dedim onu taklit ederken. Yemeklerimizi yedikten sonra hesabı Uraz ödemişti birlikte kalktığımızda benim arabamı çocuklara aldırtmıştım onun arabasına bindiğimizde önce hastaneye geldim Uraz beni dışarıda beklerken Arası görüp gelmiştim. Birlikte acile girip evlenmek için gerekli sağlık testini vs yaptırıp çıkmıştık.
Nikah dairesine geldiğimizde yıldırım nikahı yapmak istemiştik biraz zorladığımızda nikahımızı yarım saat araya sıkıştırmışlardı birkaç imza atıp çıkmıştık. Bizim imzaladığımız sanki nikah defteri değil de bir iş sözleşmesi gibi olmuştu. Elimdeki nikah cüzdanından bakışlarımı çektiğimde yolu izlemeye başladım ve Uraza hitaben konuştum.
“Nereye gidiyoruz?”
“Otele gitmek istemezsin diye düşündüm bana ait ayrı bir rezidans vardı bazen kafa dinlemek için orada kalırım.”haklıydı otele gitmek istemezdim kendimi yeterince kötü hissederken bide hayat kadını gibi hissetmek istemezdim.
Büyük rezidansın önüne geldiğimizde arabayı dışarıdakilere teslim etti birlikte rezidanstan içeriye girdiğimizde elimi tutmuştu. İnsanlara sahte gülücükler saçarken asansöre ilerlemiştik onun dairesinin olduğu kata çıktığımızda asansörden inmiştik. Uraz rezidansın kapısını açtığında birlikte içeriye girmiştik üzerimdeki ceketi çıkartıp ayakkabılığa astığımda Uraz’a döndüm.
Bakışlarımız birbirini bulurken derin bir nefes aldım ve kafamı olumlu anlamda salladım. Kollarını bedenime sardığında dudaklarını dudaklarımla buluşturmuştu beni yönlendirip yatak odasına getirdiğinde öpüşmesine karşılık vermeye başlamıştım.
“Biliyor musun? Aslında çok güzelsin.”dediğinde hafifçe yutkundum. Üzerimdeki kıyafetleri çıkartmama yardım ettiğinde kısa sürede iç çamaşırlarımla kalmıştım. Üzerime çıkıp boynumu öpüp emmeye başladı derin bir nefes alırken yavaş yavaş aşağılara doğru indi ve südyenimden taşan göğüslerimi öptü.
Ellerini sırtıma götürdüğünde kopçamı açtı südyenim saniyeler içinde vücudumdan uçup gittiğinde Urazın iri ellerini göğüslerimde hissettim hafif bir şekilde inlediğimde dudaklarını göğüs ucumda hissetmiştim. Göğüslerimde biraz oyalandığında yataktan kalktı ve kendi gömleğinin düğmelerini açtı gömleğini çıkarttığında kemerini çözdü ve pantolonuna da veda etti üzerime çıktığında derin bir nefes aldım.
Tekrar öpüşmeye başladığımızda bel boşluğumu okşamıştı birbirimizi yeterince hazırladığımızda kilodumu çıkarmış ve oda kendi iç çamaşırından kurtulmuştu. Anlık bir sızlama ile içime doğru kaydığında dudaklarını dudaklarıma kenetlemişti sadece birkaç dakika içimi doldurup kaymaya devam etmişti.
Bir süre sonra içime doğru aktığında derin bir nefes aldım gece bizim için oldukça uzun olacaktı…
****
Sırtımı yatağa yaslamış tavanı izlerken yorganı çıplak göğüslerimin üzerine kadar çektim Uraz da yanıma uzandığında oldukça yorulmuş ve benim gibi terlemiş görünüyordu. Biz eve geldiğimizde yeni yeni akşam olurken işimizi ancak gün ayarken bitirmiştik ben şaşkınca Uraza dönerken hafifçe yutkundum ve psikopat bir şekilde güldüm.
“Biz ne yaptık?”dediğimde kafasını sallarken yüzünü buruşturdu.
“Bu geceden sonra hamile kalmazsan çok ciddiyim sende bir sorun var demektir Ruhsar bunca çaba boşa gitmesin ama öyle değil mi?”göz devirdim.
“Pislik herif.”diye sızlandım. Normalde de birden fazla ilişkim olmuştu böyle durumlara alışıktım ama zoraki bir sevişmeye değil daha çok içten gelerek sevgiyle yaptığıma alışıktım şimdi hazırlıksız bir şekilde isteksizce yapmak kendimi çok kötü hissettirmişti bana.
“İyi misin?”dediğinde kafamı olumsuz anlamda salladım.
“Bir bebeğim olduğunda iyi olacağım.”