11.BÖLÜM RESTLEŞME

2263 Kelimeler
“Abimleri almışlar biz ise seninle ofise gidiyoruz yenge ne iş?”diye sabahtan beri arabada bin beş yüz elli ikinci dırdırını dinliyordum. “Ofise gidince ne yapacağımı göreceksin zaten.”onun dırdırlarına daha fazla kulak asmadan telefonumu alıp Emre ve Yıldız’a ofise gelmelerini mesaj attım onlara burada ihtiyacım olacaktı CİA bağlantısı için Mayayı kullana bilirdim onun da gelmesi gerekiyordu ama şahsi işlerinden ötürü birkaç ay ortalıkta olmayacağını söylemişti. Birlikte ofise geldiğimizde arabadan inip içeriye ilerledim Şafaktan kahve istediğim de odaya geçmiştim. Alaz arabayı park edip peşi sıra yanıma geldiğinde kahvemde gelmişti oda bir tane kahve istediğinde Şafak kısa sürede getirmişti. Alazın sabırsızlıklarını kulak ardı etmeye çalışırken stresten bacağımı sallamaya başlamıştım. Yarım saat sonra ikisi de birlikte geldiklerinde ayağa kalkmıştım birlikte selamlaştığımızda Alaz hiçbir şey anlamamıştı karşılıklı oturduğumuzda direk konuya girmişti. “Abimleri ve eşimi almışlar.”dediğimde Alazın gözleri kocaman olmuştu. “Ya yenge bunlara niye anlatıyorsun meseleleri.”dediğinde göz devirdim. “Bir dinle Alaz.”bakışlarımı tekrar onlara çevirdim. “Emre Altan ve Yıldız Sayer bizim uluslar arası ilişkilerimizi yöneten iki uluslar arası avukat ama gördüğün bildiğin diğer avukatlara benzemezler bütün yurt dışı bağlantılarımız ve ilişkilerimiz onların üzerinden aynı şekilde buradaki istihbarat ilişkilerimizde. Bu gibi durumlarla istihbaratla direk uzlaşmaya oturmayız biz onları yollarız onlarda ortak biz nokta bulmaya uğraşırlar duruma göre gereği neyse de yaparız.”dediğimde Alaz anlayışla kafasını sallamıştı. “Ruhsar tam olarak kimleri almışlar?”dedi Yıldız. “Büyük başları toplamışlar şimdilik benim için önemi olan üç isim var. Akın, Uraz Aykırı, Doğan Kıraç onların çıkması gerek.”Doğan bizim için kıymetli bir aile dostu ve de kıymetli bir arkadaşımızdı onu orada bırakamazdım Akınla iş yapıyorken üstelik biz dostlarımızın değerini biliriz. “Kim aldı diye düşünüyorsun sence? Yavuz olamaz o Akın’ı salmak için zaten uzlaşmıştınız.”dedi Emre haklıydı benden onda şüphelenmiyordum. “Bende ondan şüphe etmiyorum aklımdaki daha büyük bir isim bence en az Yavuza denk birisi yaptı bunu.”dediğimde Alaz girdi konuşmaya. “Gidip görüşecek misiniz?”dediğinde ikisi de Alazı onaylamıştı. “Gidip görüşeceğiz eğer bir uzlaşmaya varamazsak önemli dostlarımızı ve ilişkilerimizi araya sokacağım yine olmazsa en basiti tehdit aile veya çocuk.”dedi Yıldız her zaman ki yapılan şeydi bizim canımız yanıyorsa onların ki de yanardı. “Kimin aldığını araştıracağız haberdar ederiz Ruhsar.”dedi Emre. “Bekliyorum bu durum fazla sürmemeli.”dediğimde ikisi de ayaklanmıştı el sıkıştığımızda ofisten çıkmışlardı. “Şimdi ne yapıyoruz yenge?”dediğinde ellerimi ovuşturdum. “Son durum hakkında pek bir bilgim yok en son ne yapıyordunuz veyahut nerede kalmıştınız gibisinden bir son durum özeti lazım bana.”diye mırıldandığımda tekrar koltuklara geçmiştik. “Bana bunları anlat ki birlikte bir şeyler yapabilelim artık.” “Tamam nasıl istersen.”dediğinde anlatmaya başladım. “Tüm meselemiz Sabri yenge.”dediğinde göz devirdim. “Ne Sabriymiş adamı bir ayda onca kişi bitiremediniz mi? Eşek başı mısınız siz? Her şeyi benim mi yapmam gerek.”diye sızlandım. “Ya kızma yenge biz bu teslimat transfer işleri falan yine zora girince bu Necminin bileti kestik gel gör ki Necminin yerine kardeşi Harun geçti oda Sabriyle Necmiden daha yakınmış öyle öyle derken olaylar fena patladı. Sabri yüzünden Necmiyi vuramıyoruz Sabriyi zaten CİA ilişkileri yüzünden öldüremiyoruz muhtemelen abimler de Sabri yüzünden içerde.”dediğinde derin bir nefes aldım. “O halde Sabriyi bitirmenin bir yolunu bulmamız gerek buda demek oluyor ki Sabriyi bizden bilinmeyecek bir şekilde başkasına bitirtmek.”dediğimde bakışları bana döndü. “Kime?” “Gürcüler diye düşünüyor baya bir şey feda etmemiz gerekir ama fakir bile kalabilir.”diye alay ettiğimde gülüp göz devirmişti. “Gürcülere neden yaptırıyoruz? Bizden bilinse de o kadar çok şey kaybetmeyiz bence biraz sıkışırız sadece.”dediğinde omuz silktim. “Sana bu yaşananlar çocuk oyuncağı gibi mi görünüyor? Benim bu işi gürcülere yaptırmak istememdeki sebep riski sıfıra indirmek sonuçta ne derler bilirsin. Kan davanı kanından olmayan birine aldırırsan eğer senden dava güdemezler.”kafasını hafifçe salladığında bana hak vermişti ayaklandığımda oda ayaklanmıştı. “Ne oldu?”dediğimde omuz silkti. “Abim içerideyken seni tek bırakamam yenge.”kafamı salladım. “Bak şey diyeceğim benim bu klinikteki bebek muayenem bilinmesin hatta mümkünse karnım belli olana kadar gideceğim hiçbir muayene bilinmesin bu önemli.”dediğimde kafasını salladı. “Tehlike almak istemiyorsun haklı olarak.” “Kim almak ister ki?”dediğimde hak vermişti hamile bir kadın olarak bu bebeğe çok ihtiyacım varken asla onu riske edemezdim sonuna kadar haklıydım gerekirse muayenelere de gitmezdim yeter ki kimse hamile olduğumu anlayıp beni bebeğimden vurmaya çalışmasın. Eğer hamile olduğum anlaşılırsa göz dağı vermek için en ön sırada beni kullanırlardı her iki aileye de karşı. “Nereye gidiyoruz?”dediğinde derin bir nefes aldım. “Ben yeğenimi görmeye eve gidiyorum seni bilmem.” “İyi bende seninle geleyim o zaman.”dediğinde kafamı sallamakla yetindim birlikte ofisten çıktığımızda Alaz önden ilerleyip arabayı park ettiği yerden çıkarmış ve önüme kadar getirmişti. Arabaya bindiğimde emniyet kemerimi taktım istikamet bizim evdi ofisle aralarında fazla mesafe yoktu. Eve vardığımızda güvenlikten geçip içeriye ilerlemiştik arabayı girişe bıraktığımızda arabadan inip eski evime ilerledim. Kapıyı çaldığımda teyzem açmıştı içeriye geçtiğimde hızlı adımlarla salona ilerledim babaannemlerle biraz hasret giderdiğimde yukarıya çıkmıştım. Aras’ın kapısını tıklatıp içeriye girdiğimde güler yüzle yanına ilerledim beni gördüğünde yüzündeki gülümseme kocaman bir hal almıştı. Yatağından çıkıp kucağıma atladığında kollarımı ona sarmış yanaklarına öpücük kondurmuştum. “Bir tanem nasılsın?” “İyiyim halacığım seni çok özledim.” “İki gündür seni görmeye gelemedim hemen özledin mi?” “Özledim.”dediğinde güldüm ve elini tutup karnıma götürdüm. “Benim karnımda senin için bir hediye var.”diye mırıldandığımda gözleri parlamıştı. “Hediye mi? Yoksa bebek mi?”dedi büyük bir neşeyle. “Evet bebek.” “Yaşasın! Benim de bir arkadaşım olacak.”yatağına çıkıp zıplamaya başladığınca hafifçe güldüm. “Annen nerede bir tanem?” “Yine yatıyor.”diye mırıldandı yüzü düşerken. Yengem komadan çıktığından beridir hiçbir zaman eskisi gibi olamamıştı yaşadığı olay o anın ve yoğun bakımda geçirdiği birkaç günün psikolojisi ile birlikte komada kaldığını öğrenince psikolojik durumu ciddi derece de zedelenmişti. Ne kimseyle doğru düzgün konuşuyor ne oğluyla ilgileniyor ne de odasından çıkıyordu sanki hayattan kopmuş gibiydi durumu Arastan bile beter görünüyordu yani Arasın hastalığının ciddiyetini görünce insanın ona değil de yengeme acıyası geliyordu. “Annen biraz hasta ama iyileştiğinde eminim seninle eskisinden daha çok ilgilenecek.”dediğimde burukça gülümsedi. “Biliyorum hala ben zaten anneme hiç kızmıyorum onu anlıyorum o epeydir yoktu ben yanında değildim çok etkilenmiş annem yanımda olmayınca bende kendimi çok boş hissediyorum.”dediğinde kafamı salladım. “Bende senden uzakta öyle hissediyorum küçük bey.”hafif çıkmış saçlarını okşadığımda sırıtmaya başlamıştı. “Saçların uzasın da yine karıştırıp bozabileyim.” “Yaa hala yapma!”diye kızdığında gür bir kahkaha attım. “Yaparım ben senin halanım ne istersem yaparım.”tekrar boynuma sarılıp yanaklarıma sıralı öpücükler kondurduğunda karnımdaki bebeği daha çok istediğimi düşündüm eğer karnımdaki bebek de Aras kadar tatlı ve bana düşkün olacaksa eğer bir tane daha yapmayı düşünebilirdim bu tatlılık nasıl böyle bir kenara atıla bilirdi ki bence her kadının yaşaması gereken bir duyguydu. “Tamam istediğini yap sen beni üzecek bir şey yapmazsın yani.”dediğinde kafamı salladım. “Yapmam bir tanem hadi ben annene bakayım sonra birlikte yemek yeriz olur mu?” “Tamam hemen git gel o zaman.”dediğinde odasından çıkmıştım yengemin odasına girdiğimde kapıyı tıklattım herhangi bir ses gelmediğinde içeriye girdim. Yengem yatağında öylece yastığına sarılmış duruyordu ne bir tepki veriyor ne de konuşuyordu yanına ilerlediğimde yatağın bir ucuna oturdum ve elini tuttum bakışları bana döndüğünde irkilmişti varlığımı bile yeni fark etmişti. “Sen mi geldin? Ne zaman geldin?”dediğinde omuz silktim. “Yarım saat olmuştur hala yatakta ne işin var kalksana?”dediğimde hafifçe yutkundu. “Yorgunum.” “Neyin yorgunluğu bu yenge içerde hasta bir çocuğun var onunla ilgilenmelisin farkındasın öyle değil mi?”dediğimde kafasını eğdi. “Ben şu anda kendime bile bakabilecek durumda değilim Ruhsar.” “Farkındayım ama en azından çabala böyle ruh gibi durma hadi kalk!”onu yataktan zorla kaldırdığımda banyoya sokmuştum. Elini yüzünü soğuk suyla yıkattığımda kendine bir nebze gelmişti ilaçlarını içmesine yardım edip dolabını açtım ve birkaç parça kıyafet aldım kıyafetleri ona attığımda resmen zorla üzerini bile ben değiştirtmiştim. Koluna girdiğimde aşağıya indirmiştim onu sofraya bıraktığımda bozuntuya vermemesini tembih edip hızlıca yukarıya çıktım ve tekrar Arasın odasına girdim. “Aras hadi yemeğe.”dediğimde güler yüzüyle ayaklandı. “Annem de inecek mi?” “İndi bile bir tanem.”dediğimde elimi tutup neşeyle beni merdivenlere sürüklemişti birlikte aşağıya indiğimizde hızlıca gidip annesine sarılmıştı. Yanına oturduğunda hiç olmadığı kadar mutlu duruyordu annesi yanında ruh gibi dursa bile umurunda değildi sonuçta yanındaydı buda Arasa yetiyordu. Babaannem tabaklarımızı doldurduğunda gülümseyerek hasret kaldığım yemeklerin tadına çatlayana kadar bakmıştım. Yengem yemeğini bitirip odasına çekildiğinde Arasta oyuncaklarıyla oynamak için gittiğinde babaannemle teyzeme karşı konuşmaya başladım. “Şu yengemi az zorlayın bir etrafa karışsın yatağından kalksın öyle ya da böyle düzelecektir ama kendi haline bırakmayın.” “Dinlemiyor ki aha bir sen çıkara bildin yatağından kahvaltıya bile kaldıramadık.”dedi Safiye teyzem. “Sabah annem kafasına bastonla vurmayı bile denedi.”dediğinde babaanneme yok artık dercesine baktım. “Ald darafı şansımı deneyi verdim gari zati kalkmadı.”dediğinde kıkırdadım. “Kızı bastonla döverek mi kahvaltıya kaldırmayı denedin maşallah babaanne sana.”babaannem beni takmazken çayını içmeye devam etti. “Neyse sen daha sık uğra da bari en azından sen zorlayınca kalktı.”dedi teyzem. “Merak etme uğrarım zaten.”diye mırıldandım ve babaanneme döndüm. “Ben hamileyim.” “Aboo! Gız ne deyiveriyon sen bebemiz mi oluvercek şimdi bizim bir dene daha?”diyen babaannemin konuşma tarzı beni güldürürken hızlıca bana sarılmıştı. “Ahh kuzum canım benim ne kadar mutlu oldum anlatamam.”teyzem de diğer tarafımdan bana sarıldığında iki taraftan sevgi pıtırcığı olmuştum. Bende ikisine sarıldığımda içimde oluşan o sıcacık duyguyu hissetmek bana iyi gelmişti. “Oyy guzumun guzusu oluvercekmiş de yeni haberimiz oluveriyomuş gari.”hafifçe karnımı okşadığında tebessüm ettim. “Kız niye geldiğinde söylemedin.”diye sitem eden teyzeme döndüm. “Söyledim işte ne istiyorsun benden geldiğimde başımda bin türlü şey vardı unutmuşum söylemeyi hem ben İlyasa dedim o söylemedi mi?”dediğimde ikisi de göz devirmişti. “Görüverdin mi o gıt akıllıyı hiç söyleyiveriyor mu bize? Onun o saçlarını tek tek yoluvericem tek tek.”dediğinde babaannemin elini tutup öptüm. Kafamı dizlerine koyduğumda küçükken yaptığı gibi saçlarımı okşamaya başlamıştı. Kendimi ona bıraktığımda sadece teyzeme bakıyordum babaannem ince ince saçlarımı okşarken yine içim sıcacık bir hasretlik duygusuyla dolmuştu. “Guzum benim Allah bebenin bahtını da senin bahtına benzetivermesin inşallah analı babalı büyümek nasib oluversin ona.”dediğinde derince iç çektim. “Amin babaannem.” “Amin annem.”dedi teyzem. “Ben biraz daha burada yatayım mı babaanne?” “Yat guzum.”dediğinde kafamı iyice yerleştirmiştim. Annemle babamı o kadar özlemiştim ki onlardan kalan boşluk ara sıra bir sızlıyordu o ara sıra da tam bu ana denk gelmiş gibiydi. Hamile insanlar duygusal olur derlerdi sanırım bu duygusallık beni erken sarmıştı ya da bebeğim rahmime düştüğü andan beri sarmaya başlamıştı bilemiyorum. Babaannem saçlarımı okşarken sürekli bir geçmişe gidip geliyordum sürekli birkaç kare canlanıyordu gözümün önünde hasretle bakıyordum o birkaç kareye o kadar özlüyordum ki. Elimde olsa o birkaç kareyi tekrar yaşamak isterdim babamın bana ilgi gösterdiği nadir birkaç anı annemin saçlarımı her sabah her sabah tarayıp güzelce örmesini. Babaannemin başımı küçükken ki gibi dizlerine yaslayıp saçlarımı sevmesini dedemin her eve geldiğinde bana çikolata getirmesini amcalarımın evin tek kızıyım diye beni başlarının üzerinde taşımalarını o kadar özlemiştim ki. Babamlar üç kardeştiler benim iki amcam vardı küçük amcam hiç evlenmemişti ortanca amcamın ise oğlu Akındı. İki amcam da beni başlarının üzerinde taşırdı evin tek kızı tek prensesi olduğum için baya kıdemliydi anlayacağınız. Herkesin kucağından kucağına gider bir dediğim iki edilmezdi tabi babam hariç ona karşı ben yok gibiydi bana ilgi göstermeye o kadar korkardı ki ben yokmuşum gibi davranırdı. Babam ne kadar ben yokmuşum gibi davransa ortanca amcam tam tersini yapar beni daha çok bağrına basardı sanki babamın değil de ortanca amcamın kızı gibi olurdum. Mesela bir yere bizi eğlenmeye götürselerdi babamda yanımızda olsaydı beni hep amcamın kızı zannederlerdi. Babam yere düştüğümde beni hiçbir zaman kaldırmazdı kendim kalkmamı beklerdi ama amcamın veya bir başkasının yanında yere düşsem beni kaldırmaları birkaç saniye bile sürmezdi. Babam kendince bir önlem alıyordu ne kadar sevmez ne kadar umursamazsa gün gelir beni kaybettiğinde o kadar az üzülür o kadar az yıkılır zannediyordu ama öyle olmamıştı. Babam ölmeden önce daha ilk okula giderken bir defasında kaçırılmıştım beni bulduklarında nasıl korktuğunu gözlerinde görmüştüm bana öyle bir sarılışı vardı ki yaşadığım hiçbir gün beni böyle sarmamıştı. İnsan her ne kadar umursamıyormuş gibi davransa da sevmediğini iddia etse de kendi canından kanından bir parça olanı bir yana kadar görmemezlikten geliyordu. İnsan hiç evladını sevmez miydi? Annem beni seviyordu amcam ve babaannemde öyle ama babam beni seviyorken sevmemezlikten geliyordu. Hissedemediğim bir şey için mutlu olamıyordum abim de biraz babam gibiydi çok katıydı çok kuralcıydı hatta bazen babamdan da kötü olabiliyordu. Abimi özlemiştim ama diğerleri kadar değil Reha abim benim için fazla bir rolü olmayan tek kişiydi aramızdaki yaş farkı yüzünden de pek anlaşamazdık neredeyse aramızda on yaş vardı ve beni hep küçük bir çocuk olarak görürdü. Beni çocuk olarak gören İlyası bebek olarak görürdü tabi. Bunların yanı sıra bize hiç güvenmezdi ona göre ağzımızdan kaçırırdı beni işlerinden olabildiğince uzağa yollayıp en kolay şeyleri bana bıraktırtmıştı. İlyası desen yanında şoförü olarak gezdirirdi şuan İlyasın Akının yanında hala şoför ve koruma olarak gezindiğine yemin edebilirdim. Abimle Akın bunu İlyası eğitmek ve işi öğretmek için yaptıklarını söylerlerdi babam bu işlere ilk bulaştığında babamda onu yanında şoförü olarak gezdirirmiş. Ama benim bebeğim onlar gibi olmayacaktı ben bebeğimin her şeyini düşünecektim gerekirse doğduğunda yurt dışına gidecektim ve kendi bebeğimle Arası güven içinde büyütecektim…
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE