10.BÖLÜM ZAYİAT

3056 Kelimeler
“KAFANI ÇIKARTMA!”diye bağırdığında iyi olduğunu anlamam uzun sürmemişti. Yerde sürünerek hızlıca kolonun arkasına geçtiğimde yaşadığım ani olayın etkisiyle hala elim ayağım titriyordu. Bileğimde tuttuğum toka ile saçlarımı hızlıca topladığımda etrafıma bakınıp silahımı nereye koyduğumu hatırlamaya çalıştım. Yerde sürünerek kenardaki şifonyerin önüne geldiğimde çekmecesini açıp silahı çıkardım salonun ön camından içeriye giren adamı indirdiğimde Uraz’a bağırdım. “İYİ MİSİN?” “İYİYİM.”dediğinde ardı ardına silah sesi gelmişti. “NE OLUYOR LAN NE OLUYOR?”diye bağırdığında bende aynı şok edici durumun içindeydim acaba yine kimin tavuğuna kışt demiştik de şuanda üzerimize kurşun yağıyordu. Camın kenarına yaklaşıp dışarıya ateş açtım görmeden sıkmak istemiyordum bir daha mermi almak için dünya yol sürünmem gerekirdi. Kısa bir duraksamada camın dışına çıkıp dışarıdaki iki adamı indirdiğimde hızlıca bahçedeki ağacın arkasına geçmiştim yerde yatan ölü adamın elindeki otomatik silahı aldığımda hızlıca öne atıldım. Karşıma çıkan adamları tek tek indirdiğimde Uraz’ın olduğu tarafın arkasına geçmiştim. Adamlar şimdi tam ortamızda kalmışlardı ama resmen kocamı kurşun yağmuruna tutmuşlardı Uraz da öyle bir yerde sıkışıp kalmıştı ki ne çıkabiliyor nede sıkabiliyordu. Hiç beklemedikleri bir anda arkadan saldırmaya başladığımda onlar önlerine dönene kadar hepsini indirmiştim hızlı adımlarla kırık camdan içeriye girdiğimde Uraz’ın yanına geldim. “Uraz!”yanına oturdum kolundan vurulmuştu sanırım kurşun hala içerideydi terden yüzüne yapışan saçları arkaya ittim. “Hemen ambulans çağıracağım.”dediğimde bileğimi tuttu. “Ambulans olmaz ambulans çağırırsan poliste çağırmak gerekir fazla bir şeyim yok kolum sadece kaldır beni.”dediğinde koluna girdim salona geçmiştik koltuğa oturduğunda telefonunu aldı evi temizleyip toparlamaları ve cesetleri almaları için birkaç adam çağırdığında bana döndü tekrar. “Kliniğe gidiyoruz.”kafamı salladım. “Gel.”koluna girdim birlikte evden çıktığımızda arabaya ilerledik arabaya bindiğimizde arabanın arka koltuğunda duran hırkamı alıp Urazın koluna bağladım ve sertçe sıktım daha fazla kan kaybetmemesi gerekiyordu. Bende arabaya bindiğimde çalıştırıp sürmeye başladım hızlıca evden çıktığımızda bizim bildiğimiz kliniğe sürdüm. Pis işlerimizi yaparken yaralanan olursa eğer polis kaydı olmaması açısından önemliydi. Kliniğe geldiğimizde yine Uraza yardım etmiştim klinikten içeriye girdiğimizde bizi tanıdıkları için hiçbir şey sormadan veya söylemeden kayıt bile tutmadan almışlardı. Uraz müşahade odasına girdiğinde bende kapının önündeki koltukta oturuyordum telefonumu çıkardığımda hızlıca Akın’ı aradım. “Alo?”sıkıntılı sesini duyduğumda hafifçe dudaklarımı ısırdım. “Yarım saat önce üzerimize yağmur yağar gibi kurşun yağdı Akın.”dediğimde derin bir of çekti. “Size de mi?” “Size de mi derken?”dediğimde kısa bir sessizlik oluşmuştu. “Lider olarak iki taraflı tarandık burada da işler karışık evdeki herkes tedirgin ama kimsenin burnu bile kanamadı sizde durum nasıl?”dediğinde göz devirdim. “Uraz kolundan vuruldu ben iyiyim.”diye mırıldandım sonra da bombayı patlattım. “Ben hamileyim ama merak etme bebekte iyidir yani bir sorun hissetsem bana yansırdı sanırım.”diye sızlandım. “N-ne? Hamile misin cidden mi? Kızım salak salak konuşma git bebeğini göster tövbe tövbe nereden bileceksin sen müneccim misin? Yürü git yeğenimi göster.”göz devirip güldüm. “Tamam başımı daha fazla eşeleme gidip gösteririm.”diye mırıldandım. Telefonu kapattığında kalkıp içeriye ilerledim ve kadın doğumu görmek istediğimi söyledim. Aradaki açıklıkla beni aldıklarında sedyeye uzanıp karnımı açmıştım doktor Hanım jeli karnıma döktüğünde cihazı gezdirmeye başlamıştı. “Maşallah üç haftalık minicik bir bebeğimiz görünüyor ekranda.”parmağıyla ekranın bir köşesini gösterdiğinde kaşlarımı çattım. “Ne kadar küçük be?”dediğimde gülmüştü. “Büyüyecek annesi.”cihazı çekip elime anlamsız ultrason resimlerini tutturduğunda bebeğin hangi nokta olduğunu çözmeye çalışıyordum bana peçete uzattığında karnımı silip kalktım ve üzerimi düzeltip resme bakmaya devam ettiğimde bana bir reçete uzattı. “Al bakalım burada vitaminlerin yazıyor.”dediğinde kafamı salladım. “Teşekkürler.”kapıdan çıktığımda peşi sıra seslenmişti. “Hey daha bilgilendirme yapmadım.”dediğinde omuz silktim. “Gerek yok.”odasından çıktığımda Urazın olduğu yere geldim hala içerden çıkmamıştı. Bir süre daha beklediğimde içeriden sedyeyle çıkmıştı elini tuttuğumda birlikte asansöre binmiştik. Şimdi elini tuttuğumu gören herkes yanlış yargılardı seviyorum aşığım zannederlerdi ama kötü anında herkes belli etmese de en az bir kişinin varlığını hissetmek ister. Bu insana güç verir. Birlikte odaya çıktığımızda omzundaki askıyla kliniğin rahat yatağında uzanıyordu. Bende koltukta bacaklarımı uzatmış ayılmasını bekliyordum yaşanan olaylardan sonra kurşun kolundaki kemiğe gelmişti yani hem vurulmuş hem de kolu kırılmış gibi bir şey olmuştu acısının iki katı olması çok normaldi uyumayı hak ediyordu. Hastane odasında kalmak canımı çok sıkıyordu hastaneler resmen insanın ruhunu daraltıyordu. Adım da Ruhsar tam ruhum çekiliyor arkadaş. Uraz uyansa da eve gitsek bu Akın da şimdi bana bir şey demez hamile olduğumu da söyledim çenesini bıçak açmaz bunun ama ben İlyası konuşturturum. Telefonumu çıkarıp İlyası aradığımda üçüncü çalıştan sonra telefon açılmıştı. “Alo?”dediğinde hızlıca konuştum. “Alo? İlyas bu bizi tarayanlar kim Akın biliyorsa sende bilirsin.”dediğimde derin bir nefes almıştı. “Ya abla bak hamileymişsin zaten elimi eteğimi çekeceğim diyorsun ister-“ “Sana soran olmadı öt lan beni tepene dikme baykuş gibi!”diye cırladığımda bakışlarımı Uraza çevirdim maşallah öküz gibi uyuyordu. “Ya tamam kulağımı sikme söyleyeceğim.” “Terbiyesiz.” “Neyse Sabri Karaman gibi görünüyor biliyorsun tır olayının karşılığını verdiklerinde büyük bir darbe vurmuştuk onlara karşılığını böyle vermiş onlarda.”dediğinde hafifçe dudaklarımı ısırdım. “Tamam.”diye mırıldandım. “Sen Akına bana söylediğini söyleme de durduk yere kemiklerini kırmasın.” “Niye kırsın ki?”dediğinde göz devirdim. “Salak mısın? Sence ben ona değilde niye sana soruyorum? O bana söyler mi? Şimdi gidip ona ben ablama şöyle şöyle dedim dersen kemiklerini kırar senin azıcık aklın varsa sus o yüzden.”diye mırıldandım ve telefonu suratına kapattım. Bazen gerçekten İlyasın aklının çalışmadığını düşünüyorum bence çalışmıyor da yani biz iki zeki kardeş ve bomba bir kuzenin üzerine bu safoz nerden geldi onu da bilmiyorum bence İlyas evlatlık ama neyse. Karnımı okşarken yarım ağız gülümsedim. “Sen sakın bu salak Dayına çekme olur mu? Bir çenesi düşük sır tutamayanla daha uğraşamam.”diye mırıldandım. Bugün ki hesabı ben kesecektim bizzat gidip o Sabriyi gebertecektim ne demek karnımda bebeğim varken bizi taramak. Evet bende az manyak değilim karnımda bebekle taranmaya korkuyorum da adam öldürmeye gitmeye korkmuyorum. Pekala yavrucuğum sen sakın anneni örnek alma sen yurduna vatanına hayırlı bir evlat olarak yetiş sıradan bir insan olarak yaşa bir tanem. Oturmaya devam ederken bir anda dingonun ahırına dalar gibi biri dalmıştı odaya üzerimdeki şoku atlatıp gelene baktığımda göz devirdim. Urazın kardeşi Alaz her alana dalmakla meşhur olduğu gibi hastaneye dalmakla da meşhur olmaya çalışıyordu galiba. “Yavaş lan ayı.”diye sızlandığımda yüzünü buruşturdu. “İnsan bir haber verir ofisinize gitmesek hiçbir şeyden haberimiz olmayacak.”diye sitem ettiğinde omuz silktim. “Abinizi merak ediyordunuz madem arasaydınız ayrıca o ne biçim güvenlik lan üzerimize yağmur gibi kurşun yağdı resmen.”diye bağırdığımda derin bir nefes aldı. “Merak etme güvenlik işi Yankı da.”kafamı sallamakla yetindim. Yankı Urazın en küçük erkek kardeşiydi ondan sonra Alaz geliyordu ve en büyük olarak da Uraz vardı. Bir de Urazın deli arkadaşı beni her seferinde çileden çıkaran Yamaç vardı. Neyse ki Yamaç bir akıllılık edip buraya gelmemişti şimdi beni sinir ederi ve bende dayanamazdım. “Sen nasılsın?”dediğinde hafifçe anlımı kaşıdım. “İyiyim iyi gibiyim yani bilemiyorum anın şokunu atlatınca kendimi biraz tuhaf ve tedirgin hissettim ama iyiyim.”elini omzuma koyduğunda destek olurcasına sıktı. “Teşekkürler abimin yanında olduğun için yenge.”pekala ilk defa bana yenge diyordu bunu yabancılamıştım ve garipte de gelmişti bana Ruhsar diye seslenmesini daha çok seviyordum gerçekten birinin yengesi olmaya hiç alışık değilim. “Bana Ruhsar de yenge deme gerçekten kendimi çok tuhaf hissediyorum ve bu duyguyu sevmedim.”diye sızlandım. “Tamam nasıl istersen öyle olsun.”dediğinde kafamı salladım.  “Fazla zayiat var mı? Ne orada ne bizim tarafta?” “Güvenlik pert sizin tarafta da öyle gibi görünüyor birkaç adam da yaralı.” “Anladım.”parmaklarımla oynamaya başladığımda kafamı koltuğa yasladım. “İstersen seni bize bırakayım abimin uyanacağı yok gibi sürünme buralarda.”dediğinde omuz silktim. “Beklerim ben sorun değil.”daha fazla konuşmamıştı ayaklarımın dibine oturduğunda gözlerimi yorgunlukla kapattım. Kulaklarımda hala patlayan silahların sesleri vardı sağır olmadığıma dua etmem gerekirdi o kadar patlayan silahın içinde kulaklarım çınlamıştı hatta acımıştı. İnsan can havli olunca elinden gelenin en iyisini yapmaya uğraşıyordu. Sabah oldukça erken kalkmıştık yorgunluktan gözlerim kapanıyordu bir süre sonra koltukta uykuya dalmıştım. Ne kadar zaman geçmişti bilmiyorum tek bildiğim ara ara bölünen uykumla birinin kucağında taşındığımdı. O kolla beni Uraz taşıyamayacağına göre kardeşi Alaza taşıtmış olmalıydı soğuk bir yatağa değdiğimde titremiştim. Üzerime sıcacık bir battaniye örtüldüğünde iyice mayışmış ve kaldığım yerden uyumaya devam etmiştim. “Ruhsar.”adımın bilmem kaçıncı kez seslenilmesiyle gözlerimi araladığımda Urazın yüzüne araba farı tutulmuş tavşan gibi baktım. “Hı?” “Akşam yemeği hazır.”dediğinde hafifçe diklendim etrafa baktığımda bizim evimiz olmadığını gördüm ama bu evi de tanıyordum Urazın annesinin eviydi. Uraz yataktan kalktığında yanıma gelip sağlam kolunu girmem için uzattı. Koluna girip ayağa kalktığımda birlikte odadan çıkmıştık merdivenleri inip aşağıya indiğimizde yemek odasına girdik. Herkes Urazı görmesiyle gülümseyerek bakmıştı ama beni gören gözlerdeki ışık sönmüştü işte ben böyleydim birilerinin ışığını söndürmekte üstüme yoktu. Urazın annesi Selma Hanım benden pek haz etmiyordu tabi benim de oğlumu vursalardı bende vuran kişiden haz etmezdim. Esra ve Nalan da anneleri gibi düşünüyorlardı aramızda pek gelin görümce ilişkisi de yoktu zaten merhaba merhabaydık ikisiyle de. Yankıyla fazla bir muhabbetimiz yoktu ama içtenliğime ve akşam geldiğinde onunda önüne bir tabak yemek koymama beni benimsemişti. Alazla ise daha aktif bir ilişkimiz vardı Alaz ve Yamaçla daha dost canlısıydık. Urazın babaannesi Mahfiruze Hanım da benden pek haz etmese de torunun hatırına benimle iyi geçiniyordu kısaca ailedeki halim bu yöndeydi. Urazla birlikte sofraya oturduğumda herkese iyi akşamlar dilemiştim onlarda bana dilediklerinde birlikte yemeğe başlamıştık. Urazın kız kardeşi Esra servis yaparken bana da yemek koyduğunda hızlıca yemeğe başlamıştım. Kasemdeki çorbayı bitirdiğimde Nalan güler yüzle tabağımı almıştı onların bu neşeli güler yüzlü anlayışlı tavırları garip gelirken ne olduğunu anlamaya çalışıyordum ki Mahfiruze babaanne sonunda ötmüştü ağzındaki baklayı. “Güzel gelinim hamileymişsin.”diye mırıldandığında derin bir nefes aldım. “Evet.”diye kestirip attığımda herkes heyecanla bakıyordu hayır yani niye heyecanla bakıyorsunuz ben bu kadar heyecanlanmamıştım. “Eee kaç haftalıkmış ya da aylık?”diye sordu Selma Hanım onun yüzü biraz daha katıydı bu bebek bile affettirememişti beni hoş af dileyen yoktu zaten. “Üç haftalık.”diye söylendim. “Ya acaba kız mı olur erkek mi?”dedi Nalan. Bunu bende merak etmiştim ama hiç düşünmemiştim sağlık olsun deyip kestirip atmıştım. Ama merak ediyordum kızım olsa bana benzese minik minik dolaşsa etrafta bütün hayatımı renklendirse tatlı tatlı gülse harika olurdu. Yada bir oğlum olsa yine bana benzese dünyalar yakışıklısı olsa anne anne diye bacaklarımda dolansa kocaman sarılsam ona ne güzel olurdu. Derin bir nefes alırken iç çekerek yemeği yemeğe devam ettim. Tatlıya geçtiğimizde burma kadayıfla bakışmaya başladım acayip severdim dudaklarımı ısırmayı bırakıp tatlıyı yemeğe başladığımda o güzel tadı beni mesut etmeye yetmişti her gün bu tatlıdan yapacaklarsa eğer ben hep bu evde kalabilirdim yani Selma Hanım’ın suratını da çekebilirdim hep. “Güzel olmuş mu yenge?”diyen Nalan’a baktım. “Çok güzel olmuş Nalancığım.” “Afiyet olsun yengem.”dedi Nalan ve elimi tuttu. “İnşallah çok mutlu olursunuz.”dediğinde hafif bir tebessüm sundum. “İnşallah.”dedi Uraz bakışları bana dönerken. “Hiç sanmıyorum ama.”diye mırıldandım usulca Uraz beni anladığında alttan alttan gülmeye başlamıştı başını iki yana olumsuzca salladığında sırtını sandalyeye yaslayıp anlını ovdu ve tekrar bana döndü. “Uslanmazsın sen.”omuz silktim ve bacak bacak üzerine atıp rahatça tatlıma odaklandım tatlımı bitirdiğimde salona geçmiştik. Esra herkese tepsiyle çay getirdiğinde Uraz ikimize de almıştı çayımı Urazdan aldığımda koltukta rahatça oturup içmeye başlamıştım aralarında ufak bir aile sohbeti dönüyordu ama ben katılmaktan çok dinliyordum. Uraza göre yarın eve dönecektik aslında bana göre de öyleydi ama annesi Selma Hanım oğlunun biraz daha burada kalmasını istiyordu tabi benimle göndermeye gönlü razı değildi oğlunu bir kez vuran bir daha vururdu. Şuan torununu karnımda taşıdığımı varsayarsak oğlu adı altında benim de gitmemi istemiyordu gözümün içine içine pis pis bakıyordu eğer biraz daha böyle bakmaya devam ederse cinnet geçirip yatmaya gidecektim. Beni niye kaldırdıysa zaten hayır yani ben niye kalktım ki yatıp zıbarsaydım bu yüzleri çekmek zorunda kalmazdım. Neyse en azından sadece annesi suratsız onu da klasik gelin kaynana ilişkisinden varsayarsak eğer her şey normaldi öyle değil mi? Yani normal olmalıydı sonuçta oğluna topu topu birkaç kurşun sıkmıştım ölmüş müydü hayır hala kanlı canlı yanımda duruyor bu kadar kine ne gerek var. “Eee gelin bunca olaydan sonra ne oldu da böyle evlenebildiniz.”Selma Hanım yılan dilini bana sokana kadar her şey iyiydi. “Bunca olaydan sonra birbirimizden etkilendiysek demek ki?”diye imasına karşılık verdiğimde zorla yutkunmuştu. “Yani oğlumu vurduktan sonra gelip evlenmekte biraz tükürdüğünü yalamak olsa gerek.”diye üste çıkmaya çalışmıştı. “Yoo ben oğlunuza yerimden kalkmazsa onu vuracağımı zaten söylemiştim onunla evlenmek bambaşka bir fikirdi.”diye kestirip attığımda bana cevap verememenin hüznünü yaşıyordu. Kapı çaldığında Nalan kalkıp bakmaya gitmişti birkaç dakika sonra geri geldiğinde bakışları bana döndü. “Yenge bir gelsene kardeşin seni istiyor.”dediğinde bardağımı bırakıp ayaklanmıştım kapıya geldiğimde İlyasla karşılaştım. “Ne oldu?”dediğimde ayakkabılarımı giyip evden çıkmıştım. “Yapman gereken bir şey var Akın abi dedi bir mesele varmış. Bizim barların olduğu sokağı biliyorsun bizden ayrı bir mekan vardı işte Hacı dayı bize bir kadın gönderdi kızını uyuşturucuya alıştırmışlar falan filan çömezlere bırakırsak hepimizin adını çıkarır işi batırırlar dedi sen halledecekmişsin.” “Çömezler ne yapıp da bu kadar kolay bir işi batırmaya kalkışmışlar ki?”dediğimde omuz silkti. “Barı basmışlar.”tükürcüğüm boğazıma kaçarken kendime zor gelmiştim kahkahalar gülmeye başladığımda göz devirdim. “Bu kadar kolay bir şeyi bu kadar zor halletmek nasıl bir zeka acaba?”diye sızlandığımda tekrar İlyas’a döndüm. “Şu barın sahibini yakalayıp gönderin buraya bir hesabını göreyim.” “Tamam abla ben çocuklarla gönderirim.”kafamı sallayıp içeriye girdim salona ilerlediğimde Alaz’ı yanıma çağırdım. “Efendim yenge?”dediğinde hızlıca konuştum. “Bizim çocuklar bana bir adam getirecekler ezmeden misafir edin gelince de bana haber verin.” “Evde bir yere mi alalım?”dediğinde kafamı olumsuzca salladım. “Dışarıda bir yere alın mümkünse gözden ırak.” “Tamam yenge.”dediğinde salona dönmüştüm. Bıraktığım çayımı aldığımda kaldığım yerden içmeye devam etmiştim iki saatin sonunda herkes yatmak için odalarına giderken Alaz beni yanına çağırmıştı birlikte adamı aldıkları sebze bahçesi tarzı yere geldiğimizde Alaz’ın çektiği sandalyeye oturdum ve bacak bacak üzerine attım. “Eee ne haber Nihat?” “İyidir abla.”derken yüzündeki yediği yumruk izine bakıp yüzümü buruşturdum. “Ya abla vallahi biz uyuşturucu işinde yokuz İlyas abiye de dedim kız zaten yapışmış mekana gitmiyor.” “Lan Nihat bizim uyuşturucuya dair kırmızı bile değil kapkara simsiyah bir çizgimiz var o çizgiyi geçen ölüyor biliyorsun öyle değim mi? Senin canın ölmek mi çekti?”üzerime vuran soğukla kollarımı okşadığımda Alaz üzerindeki ceketi çıkarıp omuzlarıma bırakmıştı. “Abla vallahi kıza biz bir şey yapmadık ya ekmek kuran çarpsın.” “Şimdi bir çarpılacaksın gözümün önünde tövbe tövbe ya!”biraz durdum ve yutkundum. “Madem öyle bir işin yok niye İlyastan kaçtın da gözünün ortasına damga gibi yedin yumruğu?” “Ben İlyas abiyi tanımadım ki abla vallahi sonuçta gece hayatı bar işletiyoruz her türden insan geliyor.”omuz silktim. “Biz senin dostun muyuz yoksa düşmanın mıyız Nihat yada şöyle sorayım dostun mu olalım düşmanın mı?”dediğimde etrafına yutkunarak baktı. “Ben dost olmayı tercih ederim abla vallahi bak ver elini öpeyim.”dediğinde yüzümü buruşturdum. “Daha diyeceklerim bitmedi!”derin bir nefes aldığımda devam ettim. “Git al o kızı güzelce nazikçe şiddetsiz gözünü korkut git anasının kucağına bırak bende seni şimdilik görmezden geleyim ama bir daha böyle bir olayla karşıma gelirsen senin o küçük kafanı kopartırım!”dediğimde elimi tutup üzerini öpmüştü. “Eyvallah abla sen nasıl dersen öyle olsun İlyas abiyle Akın abiye çok selamlar.” “Üff tamam git hadi gözüm görmesin seni.”başımdan savdığımda çıkartmışlardı ayağa kalktığımda Alazla birlikte eve ilerlemiştik içeriye girdiğimizde teşekkür edip ceketini vermiştim. Yukarı odaya döndüğümde Uraz yatakta dördünü uzatmış beni bekliyordu yanına gelip kenarda duran pijamalarımı aldım üzerimi değiştirdiğimde yatağa çıktım ve yanına uzanıp kafamı göğsüne koydum. “Çok beklettim mi?”dediğimde kafasını olumsuzca salladı. “Yoo çok beklemedim.”hafifçe güldüğümde sıkıca belimi sarmıştı birlikte biraz konuştuktan sonra uykuya dalmıştık. Sabaha karşı odanın kapısı yumruklanmaya başladığında sızlanarak kalkmıştım Uraz benden önce kalkıp kapıyı açtığında Alaz konuşmaya başladı. “Abi bir sorun var polis gelmiş.”dediğinde kaşlarımı çattım. “Sebep?”diye sordu Uraz. “Bilmiyorum bir şey demiyorlar.”dedi Alaz. “Ama seni almaya gelmişler hazırlanırsan.” “Tamam sen çık ben geliyorum.”hızlıca yataktan kalktığımda Urazla birlikte bende hazırlanmıştım peş peşe odadan çıktığımızda aşağıya inmiştik. “Buyurun memur bey beni sormuşsunuz?”dedi Uraz. “Evet Uraz Bey hakkınızda yakalama kararı var.”diyen memurla birlikte bileğine kelepçeleri geçirmişlerdi Urazın annesi Selma Hanım arka tarafta sinir krizi geçirirken memura döndüm. “Neden alıyorsunuz peki?”dediğimde bana dönmüştü. “Bize sadece yakalama kararını uygulamamızı söylediler sebebini karakoldan öğrene bilirsiniz.”dediğinde kafamı salladım. “Peki bir tek Uraz’ı mı alıyorsunuz?”dediğimde kafasını olumsuz anlamda sallamıştı. “Uraz Aykırı, Akın Çağlayan, Doğan Kıraç isimleri gibi birkaç kişi daha.”dediğinde kafamı salladım anlaşılan büyük başları topluyorlardı klasikti bir neden söylemelerine gerek yoktu karakolda mutlaka bir suç uydururlardı. Uraz’ı alıp götürdüklerinde Alaz şaşkınlıkla bana döndü. “Yenge bizde gidelim mi?”dediğinde elimi kaldırıp onu durdurdum. “Bizim gitmemizin bir faydası olmaz avukatları yönlendir.” “Tamam da niye?” “Belli ki gitsek bir işe yaramayacak baksana bir suç unusuru bile bildiremediler görünen o ki ezmeye almışlar biz bir şeyler yapmaya çalışsak da salmazlar.” “Ne olacak peki böyle elimiz kolumuz bağlı duracak mıyız?”dediğinde ona döndüm. “Durmayacağız birlikte ofise geçelim herkes başı boş kaldı birilerinin ipleri eline alması gerekiyor içerde olanların yerine uzlaşması gereken kişi benim size kalsa önünüze geleni tarayıp geçecekmiş gibi duruyorsunuz.”dediğimde hafifçe güldü. “Aslında aklımdan geçen tam da buydu.” “Harika bir daha olmasın belli ki Sabri sandığımızdan daha büyük uyuşturucu bağlantıları olan birisi hatta ve hatta İstihbaratı etkileyecek kadar sağlam bağlantıları olan.” “Bizim bu kadar iyi bağlantılarımız var mı peki?”dediğinde yüzümü buruşturdum. “CİA bağlantım bok gibi adamları doğduğuna pişman ettim bana asla karşılıksız yardım etmezler başka istihbarat büyüklerinden dostlarım var onlarla görüşe bilirim bizimkileri şimdilik kimler aldırdı bilmiyorum ama CİA ile de uzlaşmam gerekirse eğer bunun için birinin üzerinden gidebilirim yani en az abimler kadar dışarıdaki bağlantılarım iyi."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE