bc

Ölümle Yaşam Arası

book_age18+
354
TAKİP ET
4.1K
OKU
dark
opposites attract
friends to lovers
mafia
heir/heiress
drama
bxg
serious
city
highschool
musclebear
surrender
actor
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Suç, Adalet ve Aşk; bir gün birileri bu üçünün bir arada yaşanacağını söylese, bir taraflarımla çok güzel gülebilirdim, ama bunun tam olarak da benim başıma geleceğini nereden bilebilirdim. En çok da imkansız gibi gelen şey insanın başına geliyordu. Çünkü imkansız diye bir şey yoktu.

Bileklerimden akan ılık sıvının, elimdeki ağır metali taşımamı zorlaştırıyordu. Sırtımı yasladığım duvar, artık yok gibiydi, beni dimdik ayakta tutabilecek bir cismin olmayışı, ellerimden kayıp giden silahla tamamen savunmasız halimi kalan son gücümü kullanarak duvarın arkasından çıkarak kendimi öne attım.

Etrafımdaki sesler artık yoktu, insanların hepsi yok olmuş gibi silah sesleri uğultu gibi geliyordu. Karşımda bana nefretle bakan adam elindeki silahın namlusunu bana doğrultarak bir iki adım yaklaştı. Gözlerindeki nefreti buz kesen vücuduma daha da hissetmiştim. Acımıyordu, gözlerini kırpmadan beni vuracağını biliyordum. Bildiğimi de biliyordu, çünkü beni vurması bir ilk olmayacaktı. Tam da kalbimin üzerine doğrulttu namlunun ucunu, iki omzumdan vurulmam acıtmamıştı. Hala içinde kurşun olmasına rağmen üstüne bastığım bacağım acımamıştı. Belki de birazdan kalbime saplanacak ve nefesimi kesecek o kurşun da acıtmayacaktı. Ama onun bakışları, acımasızlığı çok yakmıştı canımı..

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
1. Bölüm | Sil Baştan
"Komiserim, sesimi duyuyor musunuz?" kulaklıktan işittiğim ses ve gördüğüm görüntüyü aynı anda kavrayamıyordum. Gözümün önünde düşen cesetler, namludan çıkan kurşun sesleri ve tam karnımdan akan oluk oluk kanlar... Bilincim yerindeydi ama görüşüm net değil, işittiğim ise kesik kesikti. Bu görevi atlatmadan bana uyku yoktu. Dizlerimin üzerine çökmüş öylece bekliyor nefesimi kontrol etmeye çalışıyordum. Aldığım kesik kesik nefesler yeniden ayağa kalkmama engel oluyordu. Derin bir nefes çekip doğrulmaya yeltendiğimde karnımdaki ağrı daha da şiddetleniyordu. Bulunduğum konumda da yardıma ulaşabilecek kimse yoktu. O kadar ilerlemiştim ki en az 1 kilometre aramızda vardı. "Ses ver artık, yalnız başına gittiğin yetmiyormuş gibi, sakın bana vuruldum deme" kulaklıktan duyduğum sert ses ile kendime geldim. Hiçbir şeyi umursamadan nefesimi tuttuğum gibi ayaklandım. Elimde tuttuğum silahım ile etrafı tarayıp saklandığım duvarın arkasından temkinli bir şekilde çıktım. Hemen önümde çatışan iki tarafa baktım. Sadece 5 dakika soluklandığım duvarın arkasında, adamların sayısı azalmıştı. Yaklaşık 2 saattir buradayız ve sayısı azalan adamlarla deponun arka kapısına doğru ilerledim. Arkada hiç adam kalmamıştı. Hepsi ön tarafı korumak için oraya gitmişti. Adam sayısı fazla olup aklı olmayan biriydi Köksal Demir. Deponun kapısını sert bir tekme attığımda kapı hemen açılmıştı. Ama karnımdaki sızı kendini daha da belli ediyordu. Soluklarım yavaşladığını hissettiğimde çoktan yapmam gereken şeyi yapmadığımı fark ettim. Ne kadar küçük bir sıyrık olsa da kanı durdurmalıydım. Üzerimde deri ceketi çıkarıp bir köşeye attıktan sonra kazağı çıkarıp sporcu atletimle kalmıştım. Şu an bunu sorun edecek durumda değildim. Hızlı bir şekilde karnıma kazağı sarıp silahımı da aldım ve deponun içinde ilerledim. Yukarıdan gelen bağırma sesleri ile oraya yöneldim. Hiç adam kalmaması işime gelmişti. Bu halimle onlara daha fazla direnemezdim. Ama yukarıdaki adamların işine rahatça bakabilirdim. Seri adımlarla merdiveni çıktıktan sonra uzun bir koridor karşıladı. Sesler koridorun sonundan geliyordu. Tam bu sırada silah sesleri de kesilmişti ve sesleri daha net duyuyordum. "Bütün işi mahvettin Köksal sana güvendik şerefsiz.." diye arkası kesilmeyen hakaret ve küfürlerin Köksal olduğunu düşündüğüm adamın sesi bölmüştü. "Kes sesini piç ben olmasam sen bir hiçsin. Alışverişi Türkiye'de yapalım diye tutturan sendin asıl tüm bunların sebebi sensin. Hatta sen beni kandırdın, sen o Türk hükümetine çalışıyorsun değil mi lan? Sen beni tuzağa düşürdün orospu çocuğu seni de, aileni de yaşatmayacağım." duyduğum sözlerle yerimde bekledim. Karşısındaki adamdan ses gelmedi bir süre, Köksal tekrar öfkeyle bağırıp ne dediğini anlayamadan ardı ardına 8 el ateş edildi. Silahımı daha sert kavrayıp odaya doğru son adımı attığım gibi kapıyı sertçe açtım ve silahımı karşımdaki adama doğrulttum. Yerde kanlar içinde yatan adam ve karşımda öfkesiyle bana aynı saniyede silahını doğrultan Köksal Demir vardı. Geri adım atmadım aynı keskin bakışlarla ona karşılık verdim. Beni hızla taradıktan sonra yüzüne alaycı bir ifade takıp bana doğru bir adım attı. Onu durduran silahımın namlusu oldu. Tam alnının ortasına bastırdım. Bu hareketim hoşuna gitmiş gibi kafasını eğip gülümsedi. Birazdan ölümü elimden olacağından habersizdi. "Buralar sana göre değil küçük kız, zarar görmek istemiyorsan çek o silahı ve defol burdan" ilk başta takındığı alaycı ifadesi ile konuşmaya başlasa da sonlara doğru tehdit ve korkunç olduğu düşündüğü yüz ifadesi ile bana bakıyordu. Yerimden bir santim kıpırdamadan durdum. Siyah kazak kanımdan epey ıslanmış ve kan akışını durdurmamıştı. Bir 10 dakika daha idare edebilirdi. Aşağıdan gelen gürültü ile buraya girdiklerimi anladık. Köksal'ın yüz ifadesi anında korku bürüyünce bu defa eğlenen taraf bendim. 50'li yaşların başındaki adam ne yapacağını bilemez halde etrafına bakınca artık daha fazla durmadım ve harekete geçtim. Köksal tam ne yaptığını bilmeden arkasını dönerken seri hareketlerle tekmeyi eline geçirdim ve silahının yere düşmesini sağladım. Tek vuruşta sertçe yere düşen silah ile neye uğradığını şaşıran Köksal'a gülümsedim ve hiç zaman kaybetmeden yumruğumu yüzüne indirdim. "Sen biz kadınları çok hafife almışsın Köksal" diyerek son anda savurduğu yumruktan kurtardım kendimi. Tam bir yumruk daha atıyordu ki ters dönüp yumruğunu yakaladım. Bileğinden tuttuğum elini çevirip kendimi yüzünü görebilecek konuma getirdim. Elinin bükülmesiyle acıyla inledi. Kendini toparlamak adına diğer elini saçıma götürdü. Son anda kafamı eğip elinden kaçarken bir iki adım geri giderek karnına tekmeyi vurdum. Bu darbeyle de yere yığılan Köksal küfürler yağdırıyordu. Arkamdan duyduğum gürültülü adım sesleri ile kendimi bırakmıştım en sonunda. Vücudum o kadar halsiz kalmıştı ki kendimi yanımda duran koltuğa atmayı düşünürken bir kolların arasına bulmuştum. Ağır hareketlerle kafamı çevirdiğimde Baş Komiser Savaş olduğunu gördüm. Çatık kaşlarının arasından bana bakarken bütün vücudumu taramaya başladı. Gözleri karnımdaki yarada takılınca kaşlarını iyice çattı. "Sana kaç defa söyleyeceğim bizden bağımsız hareket etme diye" o böyle söyleyince yine bir azar yiyeceğimi anlamıştım. Tam kendimi savunamaya geçmiştim ki. "Haklısınız Baş Komiserim ama-" diyemeden lafımı bölerek beni yavaşça koltuğa bıraktı. "Aması yok Bade, bekle burda birazdan sağlık ekipleri gelir" diyerek yanımdan hızla ayrıldı. Yerde yatan Köksal'ı kelepçeleyip götürüyorlardı. Tam anlayamadığım bir şeyler söylüyordu. Ama o kadar yorgun düşmüştüm ki bilincim kapanıyordu artık. Görüşüşüm bulanıklaşıp tamamen karanlık oluncaya kadar direndim ama göz kapaklarım kendiliğinden kapandı. . . . Gözlerimi ağır ağır aralarken burnuma gelen koku ile yüzümü buruşturdum. Mesleğimin en sevmediğim yanıydı. Hastane...Ne kadar iyileşmek için geliyor olsak da kokusundan nefret ediyordum. Küçüklüğümden beri aşığı olduğum mesleğimin her ay bir kaç defa burada biteceğini tahmin etmemiştim. Bu hafta da tam 3 defa gelmiştim. Sakar değildim, sadece kendimi nasıl oluyorsa her seferinde çatışmanın ortasında buluyordum. Çekiyor mu beni bilmiyorum ama bu yaralanmalarımın sonu bir gün gelecekti o da ölümle. Tehlike seven bir yanım var sanırım. Bütün çatışmalara en önde girdiğim için sürekli Baş Komiser Savaş'tan azar işitiyordum. En sonunkin de bir daha kafama göre hareket etmeyeceğim diye söz vermiştim ama yine olan olmuş daha büyük hasar almıştım. Bu defa görev uzaklaştırması vermezdi umarım. Vermez ya, işime ne kadar bağlı olduğumu bilir öyle değil mi? Bu olayları yaşadım her günüm neredeyse böyle aksiyon ve tehlike dolu geçerdi. Hiçbir zaman tozpembe hayallerim olmadı. Kendimi hep lacivert üniformaların içinde hayal ettim. Bu kurduğum hayali de gerçekleştirdim. Polislik görevimde tam 3 yılımı doldurdum. İlk girdiğim yıllarda benimle çaylak diye dalga geçenleri hiç unutmuyorum. Çok hırs yaptım ve dedim ki en yükseğe kadar pes etmeden tırman. Ve 3 yılda bunu da başardım. Komiserlik rütbesine kadar yükselmiştim. Şimdi içinde bulunduğum ekip de Savaş Başkomiserim de vardı ve onun önüne geçmek çok zordu. Çok mantıksal ve planlı bir insandır. Benim aksime. Bade Yamanoğlu Kendimden bahsetmeyi oldum olası sevmezdim. Ama mesleğime dair bütün gün konuşabilirim. Evet ben mesleğime aşık bir Türk Polisiyim. 3 yıldır bu kutsal görevde vatanıma hizmet etmekten gurur duyuyordum. Bazen yaptığım şımarık bir çocuğun yaptıklarına benzese de kendi bildiğini okuyan, inatçı bir yapımın olduğundandı hepsi. Liseden beri bu yolda bana ilham olan bir tanecik arkadaşım Yağmur. Onun babası polisti. Zaten hayran olduğum meslek olmasından Yağmur ile ilk tanıştığımızda babasının Polis olduğunu öğrenince çok mutlu olmuş ve çok güçlü bir arkadaşlığımız olmuştu. Kendisi de babasının mesleğini çok severdi. İkimiz bir olup bu yolda adım adım ilerledik. Aynı lisede, aynı üniversitede okuyup şimdi farklı merkezlerde görev yapıyorduk. Tek temennimiz aynı şehirde olmamız. Beyaz tavana öylece bakıp düşünürken kapım sert bir tıklatılmayla açıldı. Bende aynı hızla kafamı kapıya çevirmemle karşımda oldukça sinirli Savaş Başkomiseri görmeyi beklemiyordum. Bir kaç gün izin verir diye düşünürken buraya kadar azarlamak için gelmiş olamazdı. Ben yavru kedi bakışları atarken, o kapıyı kapatmış yanıma doğru büyük adımlarla ulaşmıştı. "Bade, sana en sonunda başını belaya sokacaksın demiştim" dediklerini anlamayarak kaşlarımı çattım. Savaş neyden bahsediyordu. "Neyden bahsediyorsunuz Başkomiserim en fazla bir kaç görev uzaklaş-" dememe kalmadan sinirle kaşını iyice çattı. Sözümü bölerek öfkeyle konuştu. "Ne demek görev uzaklaştırması, onunla kalsa yine iyi... Seni başka bir ekipe veriyorlar. Senin için farklı şeyler planlıyorlar haberin olsun. Hazırlıklı ol." diye sonlara doğru sesini azaltmıştı. Ne demek farklı şeyler planlanıyor. Bunun büyük bir suç olmadığını herkes biliyordu. En önde girip çatışmam canımı tehlikeye atardı evet ama arkadaşlarımı ve vatanımı asla tehlikeye atacak bir durum değildi. Aklımdan geçenleri Başkomiser Savaş'a söylecekken benden önce konuşmaya başladı. "Bak Bade acısı tatlısı ile seninle 3 yıldır aynı safta savaşıyoruz. Ben bir defa yaralansam sen 3 defa yaralanıyorsun. Bu böyle olmaz ekipçe ilerlemeyi bilmelisin. Sonunun nereye varacağını bilmem ama seni zorlayacaklar ona göre davran tamam mı?" Savaş komiser bir şeyler biliyordu ve söylemekten kaçınıyordu. Ne olduğunu sorsam da bana söylemeyeceğini biliyordum. Ama ne kadar tartışsak da bana bu uyarıyı büyük bir ciddiyetle yapıyorsa kesinlikle arkasında dediği gibi farklı şeyler dönüyordu. Minnetle kendisine bakıp boğazımı temizleyip konuştum. "Teşekkür ederim Başkomiserim beni düşündüğünüz için... ama böyle görevlerde isteyerek kendimi ileri atmam tamamen kontrolümün dışında gerçekleşen bir şey, adrenalin tamamen kanımda kol geziyor. Ama dediğiniz gibi dikkat edeceğim" söylediklerim ile kafasını aşağı eğerek odadan seri adımlarla çıktı. Beni düşüncelerimle yalnız bıraktığını düşünürken kapım yeniden çalındı ve içeri daha yavaş hareketlerle Emniyet Amirimiz Mehmet Gürsoy içeri girmesiyle ayaklanacağım sırada amirim eliyle işaret etti ve kalkmamı istemedi. Bu üstlerimize saygı göstergesiydi ne halde olursanız olun amiriniz ve müdürünüze saygılı olacaktınız. Elinde kırmızı dosya ile gelip tam yanımdaki sandalyeye oturdu. Duvardaki gördüğüm saatle küçük bir şok geçirmem bir olmuştu. Saat gece yarısını çoktan geçmiş 4ü geçiyordu ve bu saatte neydi bu kadar önemli şey.

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
570.6K
bc

MENZİL 🧭🧭🧭

read
4.5K
bc

AŞKLA BERDEL

read
94.9K
bc

Ağanın Sözde Karısı

read
93.7K
bc

ÖTEKİNİ SEVMEK

read
1.5K
bc

EFSUN: AĞANIN GELİNİ

read
68.1K
bc

CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)

read
60.5K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook