Ela Öztürk Ömer ile sarılmış sessizce otururken zihnim bana eziyet ediyordu. Fadime hanımın sözleri tek tek aklımda yankılanırken sessiz kalmak gittikçe zorlaşıyordu. Ömer’i daha fazla öfkelendirmemek için tek kelime etmesem de içimdeki fırtına ruhumu hırpalıyordu. Mantığımın acımasız sözleri en az Fadime hanımınkiler kadar can yakıcıydı. “Şuri sessizsin.” Ömer fısıldar gibi konuşsa da sesindeki öfkeyi net bir şekilde duydum. “Düşünüyorum canım.” Derken ses tonumu sabit tutmaya çalıştım. Eğer şu an içimdeki yıkılmışlığı fark ederse işler çok daha karışık bir hal alırdı. Ömer’i sakinleştirmek için iyi numarası yapmak zorundayım. “Üşüdün mü?” Sorusu ile başımı iki yana salladım. Şu an içimde öyle bir ateş vardı ki soğuğu hissetmiyordum. Oturduğumuz yamacın karanlık ve dipsiz uçurumu s

