BÜYÜK SIR

1571 Kelimeler
**************** Sabah oldu, Destina'nın hasta olduğunu, derse gelemeyeceğini söylediler. Anladığım kadarıyla bugün de boş boş geçecekti. Saatler saatleri kovaladı. Kendi çapımda oyalandım öylece. Bir ara köşkün en üst katındaki kütüphane odasına çıktım, kitapları inceledim uzun uzun. Resim malzemelerine baktım, sanırım bugüne kadar kimse elini bile sürmemişti. Tuval, yağlı boya, fırça ve diğer malzemeleri alıp odama getirdim. Biraz da onunla oyalandım. Gitarımı aldım, bir iki tıngırdatmaca, yok böyle de olmuyordu. Hemen dünkü yönteme başvurmalıydım, geceyi bekleyip Destina'yı görmeliydim. Eğer amcasına söylemiş olsaydı şimdiye postalanırdım. Bir sefer daha riske girmeye değer bir durumdu bu. **************** Gece olmuştu. Köşke girdim ve mutfaktan merdivene doğru yöneldim. Yukarı tam çıkacağım anda bir karaltı gördüm ve hemen mutfağa geri geçtim. Ardından fısıltı halinde konuşmacalar gelmeye başladı kulağıma. Kim geldi, kim konuşuyor hiçbir fikrim yoktu. Masa ile tezgah arasına saklandım; çünkü köşkten yalnızca mutfağın bahçesinden çıkabilirdim. Rahmi Bey sanırım su içecekti ve Ayşe Hanım da arkasından gelmişti. ''Ne oldu Rahmi, neden uyumuyorsun?'' Su içmek için mutfağa gelen adam su içmekten vazgeçti, çok şükür ben de yakalanmaktan kurtuldum. Bir oh çektim sessizce; fakat bir türlü bulunduğum yerden de uzaklaşamıyordum. ''Ayşe uyku tutmuyor, içim sıkılıyor.'' ''Ya söylesene ne olduğunu, işle ilgili bir problem mi var?'' '' Ayşe Avrupa'dan gelen mallar var ya...'' ''Evet!'' ''Onlara saldırı olmuş, hepsini yakmışlar.'' ''Ne , ne zaman?'' ''Bugün sabah oldu olay, o yüzden geç geldim köşke.'' ''Kim yapmış belli mi?'' ''Belli değil, daha araştırıyorlar.' ''Yaaa! Ölen ya da yaralanan yoktur inşallah.'' ''Ölen yok çok şükür; ama şoförlerden ikisi yaralı. Durumları iyi ama.'' '' Allah'ım sen koru Ya Rabbim!'' dedi ve biraz oluşan sessizlikten sonra Ayşe Hanım devam etti: ''Rahmi, şöyle salona gel de senle bir konuşalım.'' Babamın bahsettiği, elimiz armut toplamadı dediği olaylardan biri de bu baskın olmalıydı. Halamın hedeflerinden biri Rahmi Alkan'ın mal varlığını yok etmekti ve ona dair atılmış bir adımdı bu. Kapı dinleme gibi bir huyum yoktu; ama konuşulacakları da merak etmiyor değildim. Arkalarından sessizce ilerledim, kapıya yanaştım. Rahmi Bey ve Ayşe Hanım konu ne ise kimsenin duymasını istemediği bir konuşma yapacaklardı sanırım. Işık bile yakma isteği duymadan karanlığın ardına ikisi de kümelendi, kapıyı yarım açık bırakarak kimsenin olmadığından emin olup konuşmaya başladılar. (Müziği açabilirsiniz) ''Rahmi, biz iki gün önce mağazaya gittik ya...'' ''Evet!'' Biraz duraksadı Ayşe Hanım, soluğunu topladı ve devam etti: ''İşte orada Senem'i gördüm.'' ''Ne, nasıl?'' Omuzlarından tutup sarstı Ayşe Hanımı. Öfkeyle karışık korkusu karanlıkta bile yüzünden okunuyordu Rahmi Beyin. Herhangi bir cevap vermedi Ayşe Hanım, Rahmi Bey ise sesini biraz alçaltıp gözlerini yere indirdi. ''Geldi hı! Yıllar önce ettiği yemini gerçekleştirmeye geldi. Peki niye bana söylemedin böyle önemli bir mevzuyu?'' ''Ne yapayım, zaten kıza hapis hayatı yaşatıyorsun, aylık bir defa çıkmasına da mı engel olasın?'' ''Canı yanmasındansa çıkmayacak, hapis hayatı yaşayacak; yoksa onu nasıl korur kollarım. Baksana Senem'i görmenin hemen ardından mallarımız kundaklandı. Durmayacak, daha ilerisini yapacak. Geldiler ve başladılar ettikleri yemini gerçekleştirmeye.'' '' Çıkmayacak derken; zaten kız ayda bir sefer dışarı çıkıyor o da on adamla, bunu da mı engelleyeceksin? Rahmi, yıllarca zindan hayatı yaşattın Destina'ya ve bana. Bunun sonu yok, kaçmanın da saklamanın da manası yok.'' ''Sus! Dönüp dönüp açma aynı meseleleri. Nasıl başladıysak öyle devam edecek, anladın mı Ayşe?'' ''Nereye kadar Allah'ın cezası adam, nereye kadar ha? Bu kız yarın bir gün evlenecek, çoluğu çocuğu olacak, hepsi de aynı zulmü yaşayacak. Yapma Rahmi, bitir artık şu saçmalığı. Senem ortadayken bul ve konuş.'' ''Evet çıkmayacak eşi, çoluğu çocuğu artık neyi olursa çıkmayacak. Hesap kapanana kadar bu böyle devam edecek. Madem intikam almak için sahalara döndüler, ben de gerekeni yapacağım; ama bu süre içerisinde Destina asla ortada olmayacak. Onu asla tehlikeye atamam. Senemle konuşmak ise en son yapacağım şey.'' ''Rahmi bu kız sınava hazırlanıyor, az da olsa düşlediği hayalleri, beslediği umutları var.'' ''Ee başlarım hayallerine, umutlarına. Onun canının sağlığından başka hiçbir şeyin önemi yok benim için. Zaten o ucube öğretmeni de boşa aldık köşke.'' Rahmi Bey geldim geleli bana pek sıcak bakmamıştı. Azıcık yumuşak davranıyorsa o da Ayşe Hanımın hatırınaydı . Ucube ifadesi de zoruma gitmişti hani. O kadar da acayip bir insan mıydım? Tamam, normal standartlarda pek sayılmazdım; ama ucube ağır bir tabirdi. ''Senin ucube dediğin adam sayesinde kızımın yüzü güldü. Senin benim gösteremediğimiz cesareti o gösterdi. '' ''Gösterdi derken ne yaptı? Neyi ima ettin şimdi?'' Anam, Ayşe Hanım salepçi vakasını Rahmi Bey'e anlatmayaydı ya? İşte o zaman yanarım. ''Neyse bir şey ima etmiyorum.'' Ayşe Hanım ve seri bir şekilde konuyu kapattı. ''Ayrıca benim aklımda bir şey var Ayşe?'' ''Ne?'' ''Ahmet, bugün Destina ile ilgili duygularını açtı bana. Bu son olay baya korkuttu beni. En azından Destina'yı Ahmet'le yaparsak onu emniyete alırız?'' Ahmet mi? Duygularını Rahmi Beye mi anlatmıştı? Evet, sanırım Ahmet'e kafa göz dalma vaktim geldi. Şu an dişlerimi, yumruklarımı, kaslarımı yani sinir anında uyaran ne varsa her şeyi sıkıyor, Ahmet'i yatağında yastıkla boğmamak için kendimi zor tutuyordum. Ayşe Hanımın da yorumunu merak ediyordum ve daha iyi dinleyebilmek için kapıya iyice yanaştım. ''Ne Ahmet'i ya, Rahmi sen kör müsün? Kız Ahmet'in duygularını bildiği için köşkün içinde köşe bucak kaçıyor. Destina zaten zindan hayatı yaşıyor, daha fazlasını yapmana asla müsaade etmem.'' Kadının kolundan sıkıca tutan Rahmi Bey kaşlarını çatarak en sert ses tonuyla sözü devraldı: ''Destina Ahmet'le evlenecek, okulmuş, dersmiş, hocaymış bu safsatalar da bitecek. Onu korumamızın başka yolu yok Ayşe.'' Gözyaşlarına boğulan Ayşe Hanım işaret parmağını Rahmi Beyin kalbine bastırarak: ''Rahmi, onca yıl sizin günahınız yüzüne evladımı bağrıma bir el olarak bastım, yetmedi onunla birlikte hapis hayatı yaşadım.'' Şaşkınlıktan ağzım iyice açılmış, durduğum yerde ne yapacağımı karıştırarak bir odun kütlesi gibi kalakalmıştım. Ayşe Hanımın bir evladı mı vardı, yoksa ben mi yanlış duymuştum? ''Sus, bir duyan olacak.'' ''Susmayacağım, yıllardır susuyorum zaten, bıktım, anladın mı beni bıktım.'' ''Sesini kes!'' ''Bak Rahmi, kızımın hayatını daha fazla zindana çevirirsen Senem'in yıllar önce yapamadığını ben yaparım size. Allah şahit anneni de seni de yaşatmam. Gerçekten yaparım bunu.'' Ağlama krizine giren Ayşe Hanımı Rahmi Bey teselli etmeye çalışıyor diğer yandan da öfkesini kontrol etmekle uğraşıyordu. Peki bu kız kimdi? ''Tamam sakin ol. Ben ona kötülük eder miyim? Hem o benim de kızım.'' ''Kızım falan deme! Sen en büyük kötülüğü yaptın ona ve bana, Senem ahını almak için gelmiş, peki biz ahımızı nasıl alacağız senden?'' Duyduklarım karşısında iliklerim kemiklerimden çekiliyor, ayakta duracak gücüm azalıyordu. Kafama en zor matematik probleminden daha karışık bir problem yerleşmişti artık: Rahmi Bey ve Ayşe Hanımın kızı kimdi, yoksa Destina onların kızı mıydı? Yıllarca Destina'ya yalan mı söylemişlerdi? Eğer doğruysa nasıl yapmışlardı bu kötülüğü ona. Hiç mi içleri sızlamamıştı? Ağlamak ve ağlamamak arasında mücadele verirken yere mıh gibi çakılmış ayaklarımı hareket ettirmeye çalışıyor, duyduğum cümlelere karşı direkt ağzıma yapışan elimi nereye koyacağımı şaşırıyordum. ''Ayşe, ben Senem'e asla...'' Bir türlü bir yere yerleşemeyen elim yanımda bulunan sehpanın üzerindeki vazoyu devirmişti. Allah'tan kırılmadı vazo. ''Kim var orada?'' Belli ki onlar da ürkmüştü. Tedirgin tavırlarıyla konuştuklarını biri duydu mu diye merak ediyorlardı. Hızlıca çıktılar salondan. Peki ben ne mi yaptım? Mutfağa geçip tezgahın altına doğru hemen saklandım. Sağ olsun Simya yardımıma yetişiverdi. Suçu kendi üzerine almak için gecenin bu vaktinde köşkü gezintiye çıkmıştı. ''Aaa! Simya'ymış. '' ''Haydi Ayşe, zaten kafam bozuk, gece gece gerildim, yatalım bir an önce.'' ''O kafan bir gün kopar inşallah!'' ''Sus be kadın! Git dinlen şimdi, yarın konuşuruz.'' İkisi de söylene söylene çıktılar merdivenden. Onlar uyumaya gittiler; ama benim üzerime de öyle bir yük yüklediler ki. Hala duyduklarıma inanamıyor, bilen birine onaylatmadan kalbimdeki şüphenin gitmeyeceğine kanaat ediyordum. Babaanne, evet babaanne... Aslında sürekli tekrar ettiği 'Anne ve Baba' kelimeleriyle bunu mu kastediyordu? Sabaha bırakamazdım bu işi. Gündüz evin her yerinden biri çıkıyordu. Babaanne eğer uyanıksa bir ihtimal şimdi sorabilirdim. Hemen babaannenin odasına çıktım. Öyle sessiz hareket ediyordum ki, nefes alıp vermeye bile korkuyordum. Sessizce girdim odasına. Ne yapacağımı bilemedim önce. Kapısına vücuduma dayadım, yatağa bir ölüm suretiyle serilmiş, teni sapsarı kesilmiş kadını bir müddet öylece izledim. Yavaşça yanaştım yanına, aldım elini elimin içine. Sanırım uykusu çok hafifti. Hemen açtı gözlerini, döndü benden tarafa. ''Babaanne iyi geceler. Sana söyleyeceğim şeylere karşılık yine gözlerini açıp kapatıp cevap ver, olur mu?'' Açtı kapattı gözlerini ve ben devam ettim: ''Babaanne hani o gün 'Anne ve baba' diyordun ya, Destina'nın anne ve babasından bahsediyordun değil mi?'' yine açtı ve kapattı gözlerini. Elimi beklemediğim bir kuvvetle sıktı, gözlerinden yavaşça yaşlar inmeye başladı. Dudakları titriyor, göğüs kafesi inip inip kalkıyordu. ''Şşşş! Bak anlaşalım seninle, heyecanlanacak bir şey yok. Eğer rahatsız oluyorsan sormam bir şey. Rahat konuşalım diye geldim bu saatte. Sormayayım, gideyim mi?'' açılıp kapanmadı gözler. Kafasını zorla iki yana sallar gibi yaptı, 'hayır' dercesine. ''Peki, şimdi soruyorum asıl soruyu: Destina'nın annesi Ayşe Hanım, babası da Rahmi Bey mi?'' Açılıp kapandı gözler. ''Nasıl yani bunca zaman anne ve babasını ölmüş olarak mı bildi Destina?'' Acı bir şekilde yine gözler açılıp kapandı. ''Ya ölmüş amca ve yengesine mi annem ve babam diye ağladı bu kız?'' Açıldı ve kapandı göz kapakları yaşlarla. ''Nasıl yaptılar bunu, nasıl yalan söylediler? Peki sen ne yaptın babaanne, Desina'ya söylemeyi hiç denemedin mi?'' Kafasını zorla salladı, acı acı baktı yüzüme. ''Rahmi Bey engel mi oldu sana, söylememen için?'' Bu sefer gözler açılıp kapanırken ağzından da zor bela anlaşılan kelimeler yuvarlanıverdi: ''Destttna! Desstna! Korrru.'' Ağlıyordu babaanne. Kalp krizi geçirir diye korktum bir an. Rahatlaması için zorla su içirdim. Teselli edici cümleler söyledim. Bunların hepsini azami sessizlikle yapıyordum. Onu teselli ettim etmesine de beni kim teselli edecekti. Kendi derdimin yanında artık Destina'nın derdini de yüklenmiştim. Annen ve baban yanındayken başka insanların cenazelerine anne ve baba diye ağlamak... Hani hep annem diye üzülüyorum ya, babamın vefasızlığından dert yanıyorum ya, işte Destina'nın bulunduğu durum benden de vahimdi. Bu gece öğrendiğim bu bilgiyle sırtıma bir yük daha binmişti ve bunu halam ve babam asla duymamalıydı. *******************
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE